Selamun aleyküm canlarım
Nasılsınız?
Niye bu kadar geç kaldınız be veto erken dolar diye bekledim hatta bölümü yetiştiremem diye korktum 😅😂🙈
Ama şükür bölüm hazır keyifli okumalar.
Veto oy sınırı 60 oy
Veto yorum sınırı 700 yorum🙈
Beyaz göz yaşları içinde kendini zar zor sandalyeye bıraktı.
Saniyeler sonra gözünün önünde öylece cesedin nasıl kaldırıldığına, avlunun kan olan yerinin yıkanmasına gözleriyle şahit oldu..
Kara konaktan çıkacağı zaman mutfaktan gelen sesler ile korumalardan birine seslendi.
"Mutfakta kim var?"
"Ağam bizim çocuklar dışarıda, yarısı defin işlemleriyle uğraşıyor. "
"Tamam sen işine bak."
Kara Ağa içine düşen şüpheyle mutfağa doğru yürüdü. Beyaz masada kafasını gömmüş sessiz, sessiz ağlarken Kara'nın mutfağa girdiğini fark etmedi.
Kara Ağa şaşkın bir şekilde Beyaz'a baktı.
"Beyaz.."
***********
"Annee?"
"Söyle Asi?"
"Ablam ne zaman gelir?"
"Reyyan mı, okulu tatil olunca gelir."
"Yok be Ana, o inek ablamı sormuyorum. Gül ablamı soruyorum. O gargamelle gitti baya oldu gelse artık. "
Nizo Ana düşündü..
Kara ile Gül'e anneliğini yapmamış mıydı?..
Kara büyüktü. Bazı konularda ona hep sen abi oldun sorumluluğu vermişti. Ya Gül onunda Karadan farkı yoktu galiba.. Ona da sen abla oldun sorumluluğu çok erken vermişti galiba.
Reyyan şehir dışında liseyi kazanınca ona güvenip bu başarısını desteklemişlerdi. Pınar desen Reyyan'ın izinden gidiyordu. Asi desen o da evin tekne kazıntısı olmuştu. Evin neşesi, bücürüydü..
Nizo Ananın gözleri geçmişin tozlu sayfalarına gitti.
"Annee!"
"Ne oldu Gül niye bağırıyorsun."
"Anne şu abime bir şey de ya kaşımı patlattı. "
"Gül çabuk git, elini yüzünü yıka. Mihriban teyzene söyle kaşına pansuman yapsın. "
"Ama Anne sen yapsan.."
"Kızım bak Asi akşam uyumadı. Ayakta zor duruyorum. Hadi Gül. "
Nizo Ana gözleri dolarak geçmişin tozlu sayfalarından kurtulup ayağa kalktı. Gülü arayıp sormak istedi. Telefonu odasında olduğu için yukarı odasına çıktı.
*****************
Beyaz Kara'nın sesiyle kafasını masadan kaldırdı. Şuan hissettiği duygular, korku, panik ve pişmanlıktı. Yakalanma korkusuyla ayağa kalktı. Sonra yaşananlar gözünün önüne gelince, Beyaz öylece baktı yere.
Bir insan ölmüştü..
Bir evlât..
Bir eş..
Belki bir baba..
Zalim Kara Yıldırım tarafından bir ocağa daha ateş düşmüştü.. Bunların yanında Beyaz'ın Kara'ya olan son umut kırıntıları da ölmüştü..
"Sen burada ne arıyorsun?!" Beyaz kızaran gözlerini Kara'nın ellerine dikti.
"Yıkanmışsın...Peki yıkanınca geçiyor mu?"
"Ne geçiyor mu?"
"Katil olduğun, ellerindeki kan yıkanınca geçiyor mu?.."
"Beyaz burada senin ne işin var, bak ne gördün bilmiyorum ama anlatmama izin ver."
Beyaz titreyen elini kaldırarak Kara'yı susturdu. "Dinlemek istemiyorum."
"Beyaz.."
Beyazın ağzından dökülen kelimeler ile birlikte mutfaktan çıktı. "Keşke dönmeseydim Van dan...Keşke gelmeseydim."
***************
Nizo Ana Kartalı arayacağı sıra Pınarın elini tutarak merdivenlerden çıktığını gördü. Telefonu cebine atıp kızına seslendi.
"Ne oldu kuzum?"
"Şey Anne biraz elimi kestim banyodan ilk yardım çantasını alacağım. Yara bandı vardır inşallah."
"Bakayım uzat elini. Ah kızım dikkat etsene. Buna yara bandı olmaz gel benimle pansuman yapalım. "
"Abartma anne. Çocuk değilim artık ben yaparım. "
"Düş önüme Pınar. "
**********
Avluda kimsenin kalmaması ile birlikte Beyaz giriş kattaki banyoya gitti. Beyaz derince nefes aldı. Elini yüzünü yıkadı. Banyodan çıktı. Konağın kapısını açınca kenardaki iki koruma şaşkın bir hâlde ona baktı. Beyaz ne diyeceğini düşünürken, kahya tam zamanında gelmişti. Beyaz konağın kapısını çekerek arabaya doğru yürüdü. Arabanın arka tarafı geçip oturdu.
"Gidelim mi Hanım Ağam?"
Kahyanın aynadan ona bakarak sorduğu soruya kafasını sallayarak cevapladı. "Hıhı."
"Hanım Ağam listedeki her şeyi aldım. Sizde konaktaki alacağınızı aldınız mı?"
Kahya zeki adamdı. Beyaz'ın elinde bir şey göremeyince, Beyazın unuttuğunu düşünerek lafı dolandırarak sormuştu. Beyaz elinin boş olmasıyla, kahyaya baktı. "Evet bende aldım evden alacağımı. Gidelim artık. "
"Tamam Hanım Ağam. "
"Biraz müzik açsana. "
"Tamam Hanım Ağam. "
Beyaz arabada giderken kendine güvenemedi. Ağlama ihtimaline karşı arabada müzik çalsın istedi. Ama nerden bile bilirdi ki acısına tuz döker gibi bir türkü açılacağını. Kazancı Bedihten Yeşil ördek gibi daldım göllere türküsü ile gözleri çoktan dolmaya başladı.
Yeşil ördek gibi daldım göllere
Yeşil ördek gibi daldım göllere
Sen düşürdün beni dilden dillere
Başım alıp gidem gurbet ellere
Ne sen beni unut ne de ben seni
Sen düşürdün beni dilden dillere
Başım alıp gidem gurbet ellere
Ne sen beni unut ne de ben seni
Sevdiğim, cemalim, güneşim, mahım
Sevdiğim, cemalim, güneşim, mahım
Seni seven aşık çeker ezvahın
Getir el basayım kelamullahın
Ne sen beni unut ne de ben seni
Seni seven aşık çeker ezvahın
Getir el basayım kelamullahın
Ne sen beni unut ne de ben seni
Bu sözler bu ezgi yarasına öyle bir dokunmuştu ki..
Yolculuk boyunca gizlice incilerini akıttı Beyaz..
************
Çiftliğe gelince eliyle yüzünü gözünü silip arabadan indi. Kahyada eline poşetleri alarak eve doğru yürüdüler.
Zile bastı kapıyı Asi açtı.
"Ohoo neredesin sen yenge? Evde seni aramaktan ayaklarıma kramp girdi."
"Ne oldu Asi neden beni aradın."
Asi konuşacağı sıra Burçin arkadan lafa girdi. "Beyaz nereye gittin sen ?"
Beyaz kahyada ki poşetleri alarak içeri girdi. "Kara çağırdı işlerim vardı. Sorun mu var Burçin?"
"Yooo ne sorun olacak. Tabi Kara Ağam çağırdıysa ."
"Bana baksana Burçin ."
"Baktım Beyaz."
"Nedir sendeki bu hâl? Hayır, sen niye iki gündür bana böyle davranıyorsun?"
"Nasıl davranıyormuşum?" Asi iki ateş arasında kalmış gibi bir Beyaz yengesine bir Burçin yengesine baktı.
"Şimdi hiç kadın kavgası çekemem, kavga ederseniz sizi ayırmam, hani bunu bilin de öyle kavga edin."
Burçin ve Beyaz kaşlarını çatarak Asiye baktı. "Asi şu poşetleri mutfağa götür. "
Beyazın sözleriyle Asi poşetleri alarak mutfağa doğru yürüdü. Bu sırada da kendi kendine konuşuyordu.
"Pınar ablam ne demişti; Büyüklerin işi karışma. Evet karışmak yok Asi. Ama gargamel ile uğraşmadan olmaz."
Asi mutfağa girdi. Burçin, Beyaz'a hiç bir şey söylemeden yanından geçip o da mutfağa gitti.
Beyaz ,Burçin'in arkasından bakıp sinirle yukarıya odasına çıktı. Yaşadıklarını atlatmak için güzel bir banyo işini görürdü.
**************
Gül arabada giderken hiç konuşmadı.
Kartal bir yola bir Güle bakıyordu.
"Eee konuşmayacak mısın?"
"....."
"Tamam sen nasıl istersen öyle olsun ben seni senelerdir bekliyorum, biraz daha beklerim."
"....."
"Asi sana çok düşkün biliyorsun değil mi?"
Gül hafifçe kaşlarını çatarak Kartala baktı.
"Çatma hemen kaşlarını, biliyorum seni, anlıyorum da ama yaşadıklarını bu hikayede en masum olanlara ödetme ." Gül kafasını Kartaldan çekip dışarıya baktı.
"Bak Gül sorunları susarak halledemezsin."
"Ben derdimi konuşarak, ağlayarak kimseye anlatamadım. Bu saatten sonra da benden iki kelam laf beklemesin kimse. Zira konuşarak kimseye derdimi anlatamadım. Anlamadı da kimse."
"Ben anlarım seni ama.."
"O zaman akşam yemekte nişanı at. Beni anladığına o zaman inanırım."
Kartal ,Gülün sözleriyle aniden frene bastı.
Gül emniyet kemerini takmadığı için öne doğru sertçe savruldu.
Kartal gözleri topraklı yolda direksiyonu sıkarak konuştu. "Bak Gül bu dediğini asla yapamam olmaz!"
"Ahh.." Gülün acı çeker gibi sesiyle Kartal hemen Güle döndü.
Gül kafasını kaldırdığında alnındaki acıyla sızladı.
"Gül ne oldu!"
"Bırak çek ellerini dokunma bana."
"Ama alnın kanıyor. "
"Bırak ben hallederim. "
"Olmaz benim yüzümden acı çekiyorsun. Akıllı dur."
Kartal arabadan indi. Bagajdan yardım çantasından bir iki malzeme alarak , Gül'ün kapısını açtı.
"Ne yapıyorsun Kartal?" Kartal , Gül'ün alnına doğru eğildi. Elindeki malzemelerle pansuman yaptı .
Gülün burnuna gelen Kartalın parfüm kokusuyla Kartalı göğsünden itti. "Nefes alamıyorum biraz öte gitsene."
"Tamam bitti zaten."
Kartal geri çekilirken Gül'ün yaralı alnına bir buse kondurup geri çekildi. "Öpme beni!"
"Neden?"
"İstemiyorum dokunma bana, bir daha yapma bunu."
"Ama bir hafta sonra hem Allah katında, hem resmiyette eşim olacaksın."
"Eee ne olmuş yani?."
"Bir buseden daha fazlasını yaşayacağız, o zaman ne yapacaksın. "
"Kartal sapıtma öteye git. Evlenince ben istemediğim halde bana dokunacak mısın?.."
Kartal kendi de iyi biliyordu. Gül istemediği sürece on asla dokunmazdı.
Somurtarak Gül'ün kapısını kapattı. Elindeki malzemeleri bagaja attı. Şoför koltuğuna geçip oturdu. Ne Gül konuştu ne de kendi. Merkeze kadar sessiz bir yolculuk yaptılar. Kahvaltı için geldikleri mekanda sessizce kahvaltı yapmaya başladılar.
Daha doğrusu Kartal yapıyordu. Gül dışarıyı seyrediyordu.
" Yemeyecek misin?"
"..."
"Tamam akşama kadar beraberiz illaki acıkırsın Gül hanım. "
"Afiyet olsun Kuzen." Gül tanıdığı ses ile kafasını sağ tarafa çevirdi .
Devrim yanında Toprakogullarının kızı Nisa ile birlikte karşısında duruyordu. Kartal çatalını sinirle masaya bıraktı.
"Kuzen hayırdır?"
"Seni Kuzen kategorisine alan kimse, Kartal soruyu üstüne alma."
"Devrim bas git işine. Eşinde yanında ne güzel gidin başka mekanda kahvaltı yapın. "
Devrim, Kartalı görmezlikten gelerek Güle baktı. "Eee Gül mutlu musun?"
"O nasıl?... Siz abi?"
"Duyduğuma göre bir hafta sonra düğünün varmış. Amcam öyle diyordu."
"Abi. Ben.."
"Gül sus konuşma." Gül Kartal'ın ona söylediğini duymadı bile. Şuan içinde yaşadıkları.. Yıkımdan başka bir şey değildi.
Devrim Gül'e bakarak konuştu. "Şu ailede sevgiye, aşka olan inancım tek sendin...Sende şimdi evleniyorsun. Yazık gerçekten yazık. "
Gül gözlerinden akan yaşlar ile Devrim abisine baktı. "Abi sus...Lütfen sus..." diye bildi sadece.
"Bazen diyorum kardeşim iyi ki ölmüş. Seni şurada, şöyle, şu piçle otururken görseydi emin ol o da ölmeyi tercih ederdi. Çünkü bunu görmesi ölmekten daha kötü. "
"Lan Devrim senin var ya ben." Kartal sinirle masadan kalkıp kafasını Devrime geçirdi. Devrim ile Kartal bir birlerini yerken herkes onları ayırmak için mücadele ediyordu.
Gül gözlerinden akan yaşlar ile oradan ayrıldı. Kafasının içinde dolanan sözler ile nereye gittiğini bilmeden yürüdü sadece yürüdü.
Bazen diyorum kardeşim iyi ki ölmüş. Seni şurada, şöyle, şu piçle otururken görseydi emin ol oda ölmeyi tercih ederdi.
Bazen diyorum kardeşim iyi ki ölmüş. Seni şurada, şöyle, şu piçle otururken görseydi emin ol oda ölmeyi tercih ederdi.
Bazen diyorum kardeşim iyi ki ölmüş. Seni şurada, şöyle, şu piçle otururken görseydi emin ol oda ölmeyi tercih ederdi.
*************
Kara çiftliğe gelmiş tam içeri gireceği zaman çalan telefonu ile durdu.
"Hay Kartal bugün bir sen eksiktik." Telefonu açarak kulağına dayadı.
"Abi.."
"Söyle Kartal işim var."
"Abi...Gül Yok."
"Nasıl yok! Sabah kahvaltıya gideceğiz demedin mi!"
"Abi geldik biz ,Devrim piçi geldi. Salak salak konuşunca ortalık karıştı. O sırada baktım Gül yok."
"Hay ben senin de. Devriminde. Kapat telefonu adamlara haber vereyim." Kara sinirle adamlara haber verdi.
***************
"Yok abi nerde bu kız?"
"Nerden biliyim benim yanımdan kaybolmadı Kartal."
"Abi hep Devrim salağının suçu."
"Ne dedi o mal?!"
"Abi salak salak konuştu işte. Her zaman ki Devrim."
"Tamam sen adamları al yanına şu tarafa bak."
"Tamam abi."
"Cenk sende gel bizde yukarıya bakalım. "
"Tamam Ağam. "
Kartal yanına adamları alarak aşağı tarafa doğru bakmaya gittiler. Kara Ağada Cenk ile birlikte yukarıyı aradı.
Aradan geçen iki saat içinde kimse Gül'ü bulamamıştı.
Kartal yere oturmuş dertli dertli düşünüyordu. Aklına gelen bilgiyle yerden kalktı.
"Abi sen adamları al git. Bende Gülü bulup gelirim."
"İki saattir benim bulamadığım kişiyi sen mi bulacaksın Kartal?"
"Abi eminim gene oraya gitti."
"Nereye?"
*************
"Kartal emin misin burada olduğundan."
"Eminim, her yere baktı adamlar. Burada da yoksa .Gül Mardin de değil o zaman abi. "
Kara, Kartal'ın peşinden mezarlığa girdi. "Buraya niye gelsin kız?"
"Geçende buraya gelmişti. "
"Geçen?.."
"Abi boş ver sen şimdi onları."
Kartalın aile kabristanına doğru yürümesine karışmadan, Kara Ağada Kartalı takip etti.
Kartal boş olan kabristana baktı. Şaşkınlıkla etrafına baktı. Burada olması gerekiyordu Gülün. Nereye gitmişti bu kız?..
Kara Ağa sinirle telefonu cebinden çıkarırken, Kartal'a sordu.
"Kartal hani buradaydı Gül?!"
"Abi bilmiyorum...Gene ona gelmiştir diye düşündüm. "
"Efendim Ağam?"
Kara telefondan Cenk'in kendine seslenmesiyle konuşmaya başladı.
"Cenk hemen adamların sayısını artır. Gülü arayın burada Gül falan yok."
"Tamam Ağam. "
"Haa birde hastanelere, otobüs terminallere baktır.
"Tamam Ağam hemen baktırıyorum."
Kara telefonu kapatıp mezarlıktan dışarı çıktı. Arabasına binip kabristandan ayrıldı. Kartalda mezarlıktan ayrılacağı sıra uzaktan gelen ağlama sesi ile o tarafa doğru yürüdü. Mezarlığın ikinci giriş kapısından geliyordu bu ses. Bu taraftaki kapı nadir kullanılırdı. Kartal kapının dışına çıkınca yerde sırtını demir kapıya vermiş ağlayan Gül'ü gördü.
"Gül?"
"..."
Gülün tek tepkisi, tek cevabı ağlamaktı. "Tamam gel hadi gidelim.
Gül'ün Kartal'ı duyduğu yoktu. Kartal, Gülü kucağına aldı. Gül hiç yapmayacağı bir şeyi yaptı. Kartalın göğsüne iyice sokulup hıçkırarak ağlıyordu. Kartal bu durum karşısında sadece verdiği tepki yutkunmak olmuştu.
Kartal arabaya doğru yürüdü. Gül'ü şoförün yan koltuğuna koydu. Kapıyı örtünce hemen Karayı aradı. "Ne oldu Kartal!"
"Abi Gülü buldum.."
"Nasıl, nerde buldun?"
"Abi eve getiriyorum gelince konuşuruz. "
"Tamam. Evdekilere kaybıyla ilgili bir şey söyleme. Haberleri yoktu."
"Tamam abi."
Kartal kapanan telefon ile şoför koltuğuna bindi. Kendinin emniyet kemerini takmadan önce, Gül'ün emniyet kemerini taktı.
"Neden ağlıyorsun?.."
"O bana küsmüş, artık beni mezarında istemedi...
Kartal boğazında ve kalbinde oluşan yumru ile arabayı çalıştırdı.
*************
Beyaz banyoda suyu açtı. Artık rahattı kimse onu duyamazdı burada.
Özgürce ağladı.
İçindekileri atana kadar, ağlamanın özgürce olur mu demeyin olurdu ya elbet. Olmaz mı..
*********
İki kadın ağladı bugün. Yürekten ağlıyordu..
Şair Can Yücel ne diyordu mısrasın da.
Bir kadını ağlatmak çok zor değildir aslında.
Kadınlar her şeye ağlayabilir; bir filme, bir şarkıya, bir yazıya...
En az erkekler kadar yani!
Ama bir kadını yürekten ağlatmak zordur.
Eğer bir kadın yürekten ağlıyorsa , ağlatan onun yüreğine
ulaşmış demektir. Ama o yüreğin değerini bilememiş olacak ki
ağlatan, gözünü bile kırpmadan teker teker satılır iğne derini
yüreğe! İşte o zaman koca bir yumruk gelir oturur bopazına
kadının. Yutkunamaz, nefes alamaz; çünkü o koca yumru
canını cok acıtır.
Gözleri buğulanır kadının sonra.
Ağlamayacağım, der içinden. Ama engel olamaz iste. Çünkü
yüreğine ulaşmıştır birileri ve iğneler saplamaktadir...
Bu acıya ne kadar karşi koyabilir ki bir kadın. İnce ince süzülür
yaşlar gözünden; önce birkaç damla, sonra bir yağmur sesi...
Ve kadın ağlar; hem de çok!
Sanmayın ki gidene ağlar kadın ! Gidenin giderken koparttığı
yerdir onu ağlatan , orada bıraktığı yaradır. O yaranın hiç
kapamayacağını , kapansa bile izinin kalacağını bilir kadın; o
yüzden ağlar. Ama bilir misiniz, ağlamak kadınları olgunlaştırır.
Her damla, daha çok kadın yapar kadınları. Her damla bir
derstir çünkü.
Bazen kadinlar ağladığında çoğu insan, ağlama niye ağlıyorsun
ki, değmez onun için derler.
Bilmediklerindendir böyle demeleri.
Çünkü yürekleri acıyan kadınlar ağlamazlarsa, ölürler.
İçlerindeki zehirdir onları öldüren! Ağlayarak zehirden kurtulur
kadınlar, o irini temizler yaralarındaki!
Çünkü bilirler, o irin temizlenmezse iltihaba dönüşür yaraları.
Dönüşmemesi lazımdır oysa. O yüzden de bolca ağlarlar .
Zaman geçer sonra.
Kadınlar kendilerine sarılmayı öğrenirler. Umarım öğrenirler,
yoksa ruhlar sapkın yollara çarpar kendini. Sapan ruhların
doğru yolu bulması da yeni açılan demektir. Bunu bilir kadınlar,
o yüzden eninde sonunda öğrenirler kendilerine sarılmayı...
Çok ağlayan kadınlar, bir çok şeyden vazgeçen kadınlardır
aslında.
Her damla olgunlaştırır kadınları evet ama olgunlaştıkça o
safça inandıkları aşk gerçeği onların gözünde küçülür.
Küçüldükçe değerini yitirir ve işte o zaman kendilerine sarılıp,
yeni bir kadın yaratırlar kendilerinden.
Güçlü, yenilmez, mağrur ve aşka inanmayan...
Insanlar soruyorlar çoğu zaman neden bu kadar çok bekar
kadın var diye; hepsi kariyer derdinde olan. Çünkü inançlarını
yitirdi o kadınlar. Zamanında yüreklerine o kadar çok iğne
saplandı ki, o kadar çok ağladılar ki! Artık kendilerinden başka
bir doğru olmadığına inanıyorlar, o yüzden kendilerine
sarılıyorlar.
Çünkü biliyorlar ki sarıldıkları adamlar onları hak etmedi; hem
de hiçbir zaman!
Hep bir çıkarları oldu sarıldıkları adamların.
Ee o zaman niye sarılsınlar ki!
Niye sarılalım ki!
Etrafınızda yürekten ağlayan bir kadın varsa
bilin ki olgunlaşıyordur
Bilin ki, gerçekleri kabul etmeye başlamıştır.
Bilin ki, artık aşkın olmadığına inanmıştır.
Bilin ki, sarılacak tek bir doğrusu kalmıştır.
O da kim, ne diye sormayın artık. Çok ağlayan kadınlar, eninde
sonunda kendilerine sarılırlar çünkü!
🌱
Inşallah bölümü beğenmişsinizdir ❣🙈





