İçeriğe geç

KARA AĞA (MARDİN SERİSİ 1-2)TAMAMLANDI

Bölüm 18 · 13 dk okuma

KARA AĞA (MARDİN SERİSİ 1-2)TAMAMLANDI

Bölüm 18

16.BÖLÜM

Oy sınırı 70 oy🎈

Yorum sınırı 800 yorum🎈

Ve biran önce sınırlar dolsun yeni bölümü yayınlayım canlar ❣

Keyifli okumalar ❣

Çiftlik evinde akşam ki misafirler için hazırlıklar bitmeye başlamıştı. Beyaz mutfak masasında elindeki peçeteleri katlayarak kenara koyarken Pınar'ın ona seslenmesiyle başını masadan kaldırdı.

"Beyaz yenge fırındakini çıkarıyorum?" Beyaz fırından süre dolduğunu belirten alarm sesiyle Pınar'ın sorusunu anlamıştı.

"Tamam ben çıkarırım."

Pınar kafası ile yengesini onayladı. Su bardakları ile dolu olan tepsiyi alarak mutfaktan çıktığında, Beyaz' da fırındaki tepsiyi alarak tezgaha koydu.

"Beyaazz !" Beyaz mutfağa giren küçük afacan ile tebessüm etti.

"Efendim Berfin?" dedi içten bir bakış ile.

"Ben ve Mirza acıktık. Annem sinirli, bağırdı bize. Babaannemde mutfağa saldı." dediğinde Berfin, Beyaz daha çok gülümsedi ona.

"Yaa bir bakalım size ne versem. Çorba içer misin?" dedi

"Hayııır.."

"Tamam. Ekmek arası bir şey hazırlayım mı?"

"Hıhı."

Beyaz hazırladığı iki tane küçük ekmek arasını Berfin'e uzattı. Berfin'in kızaran yanaklarını görünce, eğilip elinin tersiyle yanaklarına dokundu. "Berfin sen koştun mu?" dediyalandan kaşlarını çatarak.

"Hayıır."

"Bak kuzum terlemişsin, ateşinde var. Eğer koştuysan söyle bana. Ela yengem seni böyle görürse üzülür ama?"

"Koşmadım sadece Mirzayla oyun oynadık ."

"Tamam gel üstün değiştirelim."

"Anneme demek yok ama?"

"Tamam yok. Gel buraya bakalım prenses."

Beyaz Berfin'in de elini tutarak mutfaktan çıktı.

"Ama bunu Mirzaya verelim."

Berfin'in diğer elinde gösterdiği ekmek arasına bakıp tebessüm etti.

"Tamam ama Mirza nerde?"

"Salonda babaannemin yanında."

"Tamam sen merdivenlerden çıkadur bende bunu Mirza beye verip geliyorum küçük hanım."

Beyaz salona girerek elindeki ekmek arasını Mirzaya verdi. Salonda Asi ve Pınar sofrayı hazırlarken Burçin, Nazende Nizo Hanımın yanında oturuyordu. Nizo Hanım Beyaz'a sordu.

"Berfin nerde kızım?"

"Ana o biraz terlemişte üstünü değiştireceğim."

"Koşmuş mu?"

Nizo Hanımın yüreği ağzına gelmişti. Haklıydı da.

"Yok Ana sordum koşmadım diyor."

"Tamam kızım sen Elaya söyle, aletiyle bir ölçsün."

"Tamam Ana."

Beyaz salondan çıkıp merdivenleri elindeki ekmek ile yarılayan miniğe yetişti.

*************************

Berfin'in üstünü değiştirince odadan çıkarak yan odada olan Ela yengesinin yanına gitti. Kapıyı tıklattı.

"Buyur."

Beyaz kapıyı açarak içere girdi. "Yenge Berfin terlemiş aletini alıp bir gelsen."

Ela panikle yatağın üstünden kalkıp çekmecedeki aletini aldı. "Nerde, iyi mi?"

"Odasında ,üstünü değiştirdim."

Ela hemen Berfin'in yanına gitti. Beyazda Elanın peşinden odaya girdi. "Yardıma ihtiyacın var mı?"

"Evet şunu tutar mısın?"

"Tabi."

Ela titreyen elleriyle aleti Berfin'in koluna takmaya çalıştı.

"Tamam yenge ben yaparım sen bir nefes al."

"Annem koştun mu sen?"

"Hayır anne koşmadım.."

Beyaz taktığı alet ile geri çekildi. Ela kızına öyle bir sarıldı ki kaybetmek istemiyormuş gibi...Bir anne olarak korkması normaldi. Eğer çocuğunun kalbinde ritim bozukluğu son noktaya geldiyse, koşması bile yasak olan bir çocuğun için bu endişesi çok normaldi. Bu yüzden yüreğin ağzındaydı Ela'nın.

Beyaz, Ela'nın kızına sarılışını hasret dolu gözleri ile birlikte izledi.

Ela Beyaza bakarak konuştu. "Teşekkür ederim..Sağ ol.."

"Sen çok iyi bir annesin bunu bil olur mu?"

"Ama aciz ve çaresiz bir anneyim.."

"Ama yine de evladından vazgeçen bir anne değilsin.." Beyaz akan göz yaşlarını hızlıca sildi.

Ela diğer kolunu açarak Beyaz'ı çağırdı. "Gel buraya küçüğüm.."

Ela yirmi beş yaşında olduğu için ve bu evin ilk gelini olduğundan dolayı küçüklerine abla gibiydi Cihangir Ağa ile arasında bir yaş vardı. Kara en büyük abiydi ama Beyaz daha on dokuzuna yeni basmış bir kızdı. Burçin ise ondan üç yaş büyüktü, Nazende ile arasında bir yaş vardı.

Ela yengesi 25 yaşında, Burçin 22 yaşında, Nazende 21 ,Beyaz ise 19... Ondandı Ela yengesi ile arasındaki bağ. Belki yüreği arada annesini özleyince abla bildiği kadına sarılması da bundandı... Hasret kalmıştı yürek....

***********

Kara tekrar mezarlığa dönerken Kartalın arabayı çalıştırdığını gördü. Arabanın camından Gülü gördü. Kara daha fazla burada durmak istemediği için Kartal ile peş peşe çiftlik evine doğru yola düştüler.

Kara Ağa telefonunun çalmasıyla ekrana bakmadan açtı.

"Kara." gelen ses Cihangir'e aitti.

"Söyle Cihangir." dedi tok bir sesle Kara.

"Ne yaptın hallettin mı?"

"Evet hallettim. " dedi kendinden emin bir şekilde. Kara'ydı bu biri bir şey yapar ve her zaman haleden taraf Kara olurdu.

"Nasıl yani Aşiret büyükleri en son öy_" Daha lafını tamamlayamadan Cihangir, Kara araya girdi öfkeli sesiyle. "Cihangir açtığın pisliği kapatmaya çalışıyorum kapat telefonu." dedi.

"Senin yüzünden ben elimi kana buladım. Sana kim dedi Ağalıktan çekil bana ver diye!" Cihangir de en az Kara kadar öfkeliydi ve kızgındı. Yaşadığı her şeyin sorumlusu olarak Kara'yı görüyordu.

"O sesini alçalt Cihangir! Ağalığı sana verdikleri zaman adın gibi sende biliyordun elinin kana bulunacağını!" Gerçeği herkes biliyordu. Ağaysan çok kez elin kana bulanacak.

"Sana da, doğduğun güne de lanet olsun Kara!" dedi Cihangir. İçindeki suçluluk ateşiyle abisini de yakmak istemişti ve telefonu kapattı.

Kara o ateş ile elindeki telefonu yanındaki koltuğa fırlattı.

*************

KARTAL'DAN...

Arabayı park edince yan koltukta ağlamaktan uyuyan Güle baktım. Seneler onu ne çok değiştirmişti. Elimi kaldırdım yüzüne gelen saçını kenara çektim ama kızaran gözlerini görünce hem üzüldüm...Hem sinirlendim.

"Ne vardı o piçe aşık olmasan. Sanki aşık olacak başka adam kalmadı, gittin o piçi sevdin." dedim acı bir sesle. Onu sevdiğini bilmek kalbime kızgın bir hançeri batırıyordu.

"Affet beni yada affetme ama asla vazgeçmeyi düşünmüyorum...Ben Kartal Yıldırımım istediğimi elinde sonunda alırım Gül Yıldırım. Boşa kendini hırpalıyorsun."

Kapımı açarak aşağı indim. Kara abimde arabasından inip bana doğru geldi.

"Çekil kenara!"

Neye sinirliydi bu?

"Hayırdır abi?"

"Yok bir şey! Kara'yı nasıl çıldırtalım diye bugün hepiniz anlaştınız mı!"

"Ne oldu abi? Kim canını sıktı?"

"Sen gerizekalı bir kıza mukayyet olamıyorsun. Sonrada yurt dışına çıkacağım diyorsun!"

Kara abinin bana birden gerizekalı demesinden anlamıştım. Siniri bana değildi.

"Tamam abi sakin ol Gül uyuyor."

"Nasıl davranacağımı sana mı soracağım Kartal! Hem sakinim ben!" Açtığım kapıyı hızlıca kapatmasıyla Gül sıçrayarak uyandı. Kara abide yaptığının sonra farkına vardı.

"Hay elimin ayarına s****"

Kapattığı kapıyı tekrar açtım. Bugün spor giyindiğim için üstümdeki montu çıkartıp Güle uzattım.

"Korkma bir şey yok. Al bunu üstüne giy. "

Gül bir bana, bir uzattığım monta baktı. Sonra görmezden gelerek emniyet kemerini açmaya başladı. Kemeri açınca ona doğru uzattığım montu geri itti. Arabadan indi. Gözlerini ışığa birden çıkınca yumdu, ovaladı. Belki o kadar ağladığı için güneş ışınları gözlerini acıtmıştı.

Kara abi Gül'ün dışarı çıkmasıyla alnındaki pansumanı görmüştü.

"Bir dakika dur orda." Gül yürürken onu durdurup kendine doğru çevirdi. Çenesinden tutup alnındaki yaraya baktı.

"Kartal açıklama yapman için sana kaç saniye vermemi istersin!"

Ben Kara abinin bu sözleriyle derince yutkunurken Gül abisinin elini çenesinden itti.

"Sana bir açıklama yapmak zorunda değil! Unuttun mu ben onun nişanlısıyım, belki bir hafta sonrada eşi olacağım. Bana istediği gibi davranır. Zaten genellikle yaralarımı sizin göremeyeceğiniz yerlerime yapardı. Bak hakkını yiyemem buna çok dikkat ediyor, bu seferki böyle oldu. Hem benim için abi gibi davranmaktan vazgeç. Benim abim öleli çok oldu. Onun yerini de kimse dolduramaz hele sen asla Zalim Kara Yıldırım. "

Gülün sözlerinin bitmesiyle yanağının yana düşmesi bir oldu. Gül yana düşen yanağıyla bana baktı. Dolan gözlerini kaçırdı benden. Kara abiden böyle bir cevap beklememiştim.

"Defol Gül eve git gözüm görmesin seni."

Kara Ağa elini indirip yumruk yaptı. Gül kızaran yanağını tutup abisine baktı. "Böyle yapınca benim haklı, senin haksız olduğunu onaylıyorsun abiciğim."

Gül son sözlerini bastırarak kurmuştu. Gül yanımızdan çekip giderken Kara abinin sözleriyle ikimizde şaşırmıştık.

"Kartal akşama gelmeyin. Git amcama, yengeme söyle kendilerini akşam gelerek yoramasınlar."

Gül adım atmayı kesti. Durdu öylece. Ben hemen lafa girdim, Kara abimi ikna etmem şartı. "Abi yapma."

"Yaptım bile Kartal. Sabah bir memur bir hoca ile gelin."

"Anlamadım abi?"

"Sabah gelin nikahı kıyın. Gülü de alın gidin. Yeterince beklediniz."

Güle baktığımda sanki bir an dengesini kaybetti. "Abi emin misin?"

"Eminim Kartal."

Gül, Kara abinin bu sözlerine tekrar dönüp yanımıza geldi. Ağlayarak iki cümle etti. "Senden nefret ediyorum Kara Yıldırım.."

Bana döndü. Gözleri öyle bir doldu ki. Kalbini gösterdi. "Buranın sahibini öldürdün ya en çok da senden nefret ediyorum.."

Arkasını döndü. Eve doğru hıçkırıklar içinde yürüdü.

"Abi sen Güle sinirinle öyle diyorsan ama bu şekilde doğru olmaz."

Kara Abi ,Gülün içeri girmesiyle boğazıma yapıştı.

"Kes lan! Sen asıl Gül'ün söylediklerinin hesabını ver!"

Gülün söylediği yaraları soruyordu. "Abi...o sadece kazaydı.."

**********

Zilin çalmasıyla Asi koşarak kapıyı açmaya gitti.

Gül ağlayarak içeri girdi.

"Abla bu hâl ne, ne oldu, kafandaki ney?" Gülün gözü hiç bir şey görmüyordu. Merdivenlerden hızlıca odasına doğru çıktı.

**********

Kara ,Kartalı saltıktan sonra eve gireceği zaman babası ve kardeşleri gelmişti.

"Hoş geldin baba."

"Hoş bulduk oğul. "

Hiso Ağa içeri girerken gider kardeşleri de babasını galip etti. Cihangir dışında. Kara tersçe Cihangire baktı sonra oda içeri gireceği sıra Cihangir bunu engelledi.

"Kara Ağa konuşacaklarım var!"

"Benim yok Cihangir Ağa!"

Kara Ağa sinirle içeri girdi. Annesinin onları karşılaşmasıyla ,gözleri Beyazı aradı.

"Hiso Ağam nasılsın iyisin değil mi?"

"İyiyim hatun iyi. Kara oğlum sıkıntıyı giderdi çok şükür. "

Nizo Ana gözleri şefkatle Kara'ya baktı.

"Oğlumuz hiç bizi zorda koymadı. Paşam benim." Kara annesinden aşinası olmadığı kelimeleri duyunca dönüp annesine baktı.

"Öyle hanım öyle."

Hiso Ağa salona doğru yürürken Nizo Ana bir taraftan konuşuyordu. "Akşama misafirler var erken geldiğiniz iyi oldu. Ailecek önce biz bir aramızda konuşalım."

Kara Annesine cevap verdi. "Yok akşama misafir gelmiyor."

Hiso Ağa kaşlarını çatarak oğluna döndü baktı. "Niye gelmiyordur oğul. Ben en son kardeşimle konuştuğumda yoldayız diyordu. "

"Ben Kartal'la konuştum. Yarın nikah kıyılacak akşama da Gülü alıp giderler.

Nizo Ana lafa girdi. "Oğul bu kadar erken mi?"

"He Ana yeterince beklemediler mi? Bir sürü derdimiz var bir de Gül ile uğraşamam. "

Hizo Ağa Kara'yı tersledi.

"Olmaz öyle şey. Benim kızım gelinliğiyle çıkacak bu evden."

"Baba inan bana Gül için böylesi iyi. Milleti toplamaya gerek yok. Gülün sağı solu belli değil. Sadece yarın akrabalar gelsin giysin gelinliğini kıyılsın nikâhı çıksın evinden."

Hizo Ağa sinirle Kara'yı ve diğer oğullarını bahçeye çağırdı.

"Gelin peşimden." Herkes duyduklarına şaşırmıştı. Pınar Annesine dönüp baktı.

"Anne ne olacak şimdi ablam yarın gidiyor mu?.."

Nizo hanım yüreğine düşen hisle kızına baktı.

"Sen Asiyi de al odana çık. "

Gelinlerine de dönüp baktı. "Hadi sizde yemekleri ısıtın, çayı demleyin."

***************

Gül banyoya girmiş aynada öylece kendi yüzüne baktı. Kapının tıklanması ile banyodan çıktı. Odaya giren annesiyle gözlerini kaçırdı.

"Kuzum nasılsın?.."

Gül annesine cevap vermeden pencerenin önündeki divana oturdu. Bakışlarını annesinden çekip ellerine baktı.

"....."

"Kartal ile bugün günün nasıl geçti?.."

"......"

"Neden konuşmak istemiyorsun Annem benimle?.."

"...."

"Bak abin bir şeyler dedi.."

"...."

"Sen ne istiyorsun Annem ?"

Gül bakışlarını ellerinden çekip annesine baktı.

"Bunu sormak için çok geç kalmadın mı Anne?.."

Gül divandan kalkıp yatağına uzandı.

***************

Beyaz pencerenin önünde, tülün arkasından bahçedeki tartışmayı izliyordu.

Ne olmuştu acaba? Kara hararetli hararetli ne konuşuyordu?

Çok merak etmesine de gerek yoktu. Bu Karaydı... Pencereden çekileceği sıra Kara'nın da eve doğru yürüdüğünü gördü. Kara durdu kafasını yukarı kattaki pencerelerine baktı. Beyaz yutkunarak hemen geri çekildi. Görmüş müydü Kara onu, niye pencereye bakmıştı?..

Hemen hızlıca odadan çıktı. Kara ile aynı orda da baş başa kalmak istemiyordu. Merdivenlerden inerken son basamakta Kara ile karşılaştı. Yüzünü başka tarafa çevirip yanından geçeceği sıra Kara önüne geçti. "Düş önüme seninle konuşmam gerekenler var. " dedi.

"Benim yok." Beyaz bu sefer diğer taraftan geçmek için hamle yapınca Kara Ağa tarafından bu hamlesi de engellendi.

"Çekil önümden. Mutfağa gideceğim, birazdan misafirler gelir."

"Misafir falan gelmeyecek."

"Neden, Nizo Ana geleceğini söyledi. Gülün düğün tarihi belli olacaktı . "

"Oldu zaten."

"Ne zaman?"

"Yarın. "

"Nee!?"

"Saçmalama. Daha düğün için hiç bir hazırlık yapmadık. Kınada öyle. "

"Gerek yok."

"Buna sen mi karar veriyorsun!?"

"Evet. Artık çoluk çocuk tribi çekemem. Herkes bundan sonra kendi derdine baksın. "

Beyaz Kara'nın bu haline sinirlenip gözlerini devirdi ve içinden kendi kendine söylenmeye başladı.

"Haa! Çoluk çocuk tripi çekemezmiş beyefendi! Gül benden bir yaş büyük, ama koynuna çocuk almaya gelince hiç şikayetin olmuyor! İşine geldiği gibi davranıyorsun Kara bey!" dedi içinden.

Beyaz kafasını yerden çekerken Nizo Ananın arkadan sesini duydu.

"Beyaz! Odana git. Ne derdiniz varsa odanızda halledin. Herkesin içinde değil!"

Beyaz kafasını anlamayarak Kara'ya çevirdi. Sinirden kızarmış gözlerle ona bakıyordu.

Ne olmuştu bu adama birden siniri tepesine çıkmıştı?

Yok canım.. Beyaz kızım sen içinden düşündüğüne emin misin?..

Karanın gözlerinden alevler yükseliyordu.

Beyaz'a öyle bir bakışı vardı ki Beyaz yer yarılsa da içine girsem diye dua ediyordu.

Kara sinirle elini merdivenlerin sapına vurdu. Beyaz korkudan sıçradı. Kara önünden çekilip merdivenleri çıkınca Beyaz bakışlarını mutfak kapısında öylece kalan kayın babasına, kayınlarına ve eltilerine baktı.

Sıçtın sen Beyaz..

Hızlıca arkasını döndü Kara'nın arkasından odaya girdi.

"Çık dışarı!"

"Kara ben öy_" kendini anlatmasına bir izin vermeden Kara bağırarak susturdu Beyaz'ı.

"Çık dedim sana!" Beyaz odada da daha fazla kalamayınca çıktı.

Rezil olmuştu herkes her şeyi duymuştu.

*************

"Hadi Mirza babana git oğlum. "

"Ela konuşmayacak mısın benimle?"

Ela kıyafetleri çantaya koyarken Cihangire baktı. "Bugün Berfin iyi değildi. Yarın doktora gidelim olur mu?"

Cihangir panikle sordu. "Ne oldu, Berfin iyi mi?"

"Şuan iyi korkma, Beyaz fark etmiş Allah razı olsun."

"Tamam gidelim.."

"Şu çantayı da al. Arabaya koy, bende Berfin'i alayım eve dönelim. " Buz gibi bir sesiyle Ela.

"Artık benimle böyle mi konuşacaksın?" Dedi Cihangir acı dolu sesiyle. Karısının ona karşı öyle soğuk olması canını yakıyordu.

"Zaman ver bana Cihangir. Alışmam lazım galiba artık senin de bir canavara döndüğüne.." Ela odadan çıkıp Berfin2in odasına girdi. Beyazı Berfin'in başında bulmayı beklemiyordu.

"Senin burada ne işin var kuzum?"

"Kara beni odadan kovdu.."

"Neden?.."

"Duymadığını söyleme abla."

"Ha hatırladım."

"Bir şey demeyecek misin?"

"Yanlış yaptın kızım. Bak odanızda ne konuşursanız orda kalır. Ama sen ailesinin içinde onu çok küçük düşürdün.. Hem birde erkeklik gururunu ayaklar altına aldın. Kardeşleri, Annesi ,Babası bile buna şahit oldu."

"Yaa ne olmuş. o hep yapıyor bunu."

"Ama ben hiç Karanın böyle bir şey yaptığını hatırlamıyorum."

"Ne yaptım ya ben onları içimden düşünüyorum sandım. Hem önümde Kara vardı nerden biliyim herkesin bizim kavgamızı dinlediğini. Nizo ana bile ilk kez bana bağırdı.."

"Bak Kara herkesin içinde sana şöyle dese hoşuna gider miydi?"

"O zaten pek iyi şeyler demiyor ki bana."

"Beyaz ben seni ailenin yanına saldığım hâlde niye dönüp dolaşıp koynuma geldin, Abinden dört yaş büyük olan benim koynuma niye girdin dedi mi sana?"

"Diyor! Niye döndün geri diye başımın etini yemişti."

"Peki bunu hiç bizim yanımızda dedi mi?" dediğinde Ela, Beyaz bir süre düşündü ve hiç demediğini anladım.

"Yok demedi.." dedi pişmanlık dolu bir sesle. O zaten bunu bilerek yapmamıştı.

"İşte karı koca arasında o kadar şey olur, biter ki gene de bir olurak o odadan çıkarlar. Aynı bir senedir sizin de yaptığınız gibi."

"Tamam ben Kara'ya öyle dememeliydim. Onu sübyancı gibi, salakça bir şeyle suçladım. Hatalıyım.."

"Bak Kara abiyi senden öncede tanıdım. Ona ne dersen kabul eder herkes ama bir hırsızlık, iki ırkçılık ve sübyancılıkla suçlamak yanlış olur. Hem sen değil miydin üç aylık evliyken bile sana el sürmemişti. Hâlâ da sürmezdi sen o konuşmayı yapana kadar. Bak bu aralar kocanı hiç sevmiyorum. Bir evladımın geceleri nefes alış verişlerini kontrol ederken diğer yavrumun gelecekte severek yapması gereken hakkını o elinden aldı. Ama sen bu konuda haklı değildin kuzum.." dedi Anaç bir şekilde Ela. Ona yol gösteren ve her zaman doğru olanı söyleyen kişiydi Beyaz için.

"Nasıl bir dakika Mirza ile ilgili ne karar verdi?." dedi şaşkınca Beyaz. Olanlardan haberi yoktu.

"Burçin'in bebeği kız olursa.. İnşallah olmaz yoksa oğlum ilerde Amcasının bu kararını uygulamak zorunda kalacak." dedi ağlamaklı bir sesle Ela.

"Şaka yapıyorsun!"

"Haberin yok muydu?."

"Yoktu ,o kalas bana bir şey anlatmıyor ki! Van'a geldi gitti ama bu konulardan hiç bahsetmedi."

"Nee !Kara Ağamız Van'a mı geldi?"

"Evet.."

"Utanma utanma bak Beyaz sen çok fenasın haa, kız yoksa biz kalpsiz dediğimiz Ağamız kalbini sana çaldırmasın?."

"Yok be abla nerde...O odunda kalp ne gezsin. Bana karşı hiç merhametli halini görmedim bile seven adam başka olur.."

"Olur olmasına ama bunu aşık anlar. Sende onu sevmiyorsun sevseydin belki aşık olup olmadığını bilirdin. "

"Ben onu sevmeyi çok oldu bırakalı.."

.

.

.

.

.

.

...

Hatam varsa affola 🎈

Ve biran önce sınırı doldurun lütfen iki güne yeni bölümü hazır etmeyi düşünüyorum.

Allah'a emanet olun canlarım ❣🥰❣

Bölüm sonu

51 yorum