İçeriğe geç

KARA AĞA (MARDİN SERİSİ 1-2)TAMAMLANDI

Bölüm 16 · 12 dk okuma

KARA AĞA (MARDİN SERİSİ 1-2)TAMAMLANDI

Bölüm 16

14.BÖLÜM

Selamun aleyküm canlarım ❣

Veto oy sınırı 30 oy

Veto yorum sınırı 700 Yorum

Keyifli okumalar canlar ❣

Inşallah bölümü beğenirsiniz 🙈

Akşam olmuştu hâlâ Ağamız eve gelememişti. Evdekilerde bir hâl vardı. Ben yanlarına gidince konuşmayı bitiriyorlardı. Bir hâl vardı ama dur bakalım yakında kokusu çıkardı.

Burçin yukarı kattaki kendilerine ait olan odadan hiç çıkmamıştı. Ela yengem desen patlayacak bomba gibi ortalıkta dolanıyordu. Sinirden bir kaç kez oğluna bağırmıştı. Bu halleri hiç normal değildi.

Akşam yemeğinde sadece evin kadınları olarak sofrada biz vardık. Erkeklerden ne haber, nede ses seda vardı. Yemek zamanında herkes yeminli gibi ne yemek yediler, ne sohbet ettiler.

Geceye doğru herkes odasına çekilmişti.

Buradaki çiftlik evi herkesin şahsi odası olacak şekilde yapılmıştı. Ama ben gene de ayaklarımın beni salondaki kanepeye götürmesine izin verdim. Telefonumu çıkarıp saate baktım. Çoktan geceyi geçiyordu. İlk kez Kara kendi koyduğu kuralı çiğnemişti. Ne garip ama...Onun bu konularda hep net bir çizgisi olmuştur. Saat yedi dedikten sonra herkesin evde olması gerektiğini söylerdi. Bir senedir bu kuralı çiğnediğine hiç şahit olmamıştım, ta ki bugüne kadar.

Elimdeki telefonla biraz daha oyalandıktan sonra gözlerimi uykunun kucağına bıraktım.

*******

İlk bir ürpertinin ardından vücuduma sarılan sıcak kollar ile gözlerimi açmaya çalıştım ama tanıdığı olduğum koku ile kedi gibi daha çok sokuldum. Kulağıma gelen sesi ile uykunun kollarında onu dinliyordum.

"Burada niye uyuyorsun inatçı keçi. Gel bakalım odamıza çıkalım. " Havalandığımı hissedince kollarımla, Kara'nın boynuna sarıldım. Kafamı Kara'nın boyun girintisine koydum.

Ben uykulu uykulu Kara'nın kucağında odamıza çıkarken. Kara Ağanın en son söylenmesiyle gözlerimi açtım. "Yerin rahat mı Hanım Ağam?"

"Sen kilo mu aldın? Belim ağrıdı seni taşımaktan. " dediğinde bu sözlerini duyunca hemen gözlerimi açtım.

"Ne kilo alması be !" dedi kızgınca.

"Sen uyumuyor muydun?"

"Uyuyordum. Tabi her zaman ki gibi her güzel anları bozmak gibi bir huyun var be adam."

"Hangi güzel anı bozmuşum ben Hanım Ağam?"

"Ne güzel uyuyordum. Yok kilo mu aldın sen, hee kilo aldım ben!" Arkamdan gelen Nizo Ananın öksürük sesiyle heyecanla arkamı döndüm.

"Hayırdır çocuklar, bu sesler ne?"

"Şey ana şey...Kara'ya sor ana tüm sesleri o çıkartı. "

"Tamam kızım sen odana çık, oğlum sende gel bakalım yanıma. "

Sinsice sırıtarak Kara Ağaya bakıp merdivenleri çıkmaya başladım. Merdivenleri çıkmayı bitirince arkama baktım. Ne Kara vardı nede Nizo Ana. Ne çabuk ortadan kayboldular bunlar. Odamın kapısının önünde biraz durdum düşündüm. "Acaba ne konuşacaklar?"

"Ne biliyim iç ses."

"Konaktaki herkes burada Beyaz."

"Eeee ne olmuş iç ses?"

"Sen daha iyi biliyorsun."

"Gıcık!"

"Sensin gıcık, konakta birilerin infaz emri veriliyordur gene silahı kimin tuttuğunu sen benden daha iyi bilirsin."

"Susar mısın lütfen iç ses. Kara değişti bir kere."

"Sen öyle san. Aşağı inersen konuşmaları kulaklarınla duy."

"Ama nasıl ineceğim şimdi aşağıya, Nizo Ana yada Kara'ya yakalanırsam onlara ne diyeceğim?"

"Kızım Beyaz sanki susadın sen."

"Evett susadım ben."

"Aaaa mutfak aşağıda değil mi?"

"Evet."

"İyi o zaman sen bir gidip su içte gel."

Beyaz sessizce su içmek için geldiği yolu tekrar, aşağı mutfağa gitmek için yürüdü.

Salonun önünden geçerken gelen sesler ile durdu.

"Anne bu dediğini yapamam."

"Yapacaksın Kara!"

"Neden anne?"

"Evladım senin yüzünden o hâlde!"

"Peki ben evladın değil miyim?.."

Nizo hanım kendine yöneltilen soru ile durdu. Böyle bir soru beklemiyordu. "Ne.."

"Anne..Ben senin oğlun, evladın değil miyim?..

Beyaz kaşları çatılarak salonun kapısına doğru yaklaştı. Kulakları duyduklarına inanamadı. Gözleriyle de görmesi lazımdı. Gerçekten yanlış mı duymuştu? Yoksa gerçekten Kara Ağa son söylediği kelimede ses tonu ağlamaya yakın mıydı?

Kafasını kapıdan içeri doğru yaklaştırdı.

Kara Ağa arkası dönük Nizo Anaya bakıyordu. Nizo Ana Kara'ya doğru yaklaştı.

"O nasıl sözdür Kara gözlüm. Duymayım bir daha böyle sözler. Sen benim ilk göz ağrımsın."

"O zaman niyedir Ana, niye onları koruduğun kolladığın gibi beni niye kollamadın? Niye yanımda değil hep seni karşımda görüyorum." herkes gibi Kara'nın da sabrının sonuydu ve oda artık içinde büyüyen bu acıyı salmak istiyordu.

"Oğlum sen büyüksün, onlar daha küçük onlara abi olm-"

"Onlara abi olmam gerek değil mi?"

"Öyle oğlum. "

"Ben büyüğüm, onlar küçük.."

"Sen büyüksün, büyük gibi davran Karam."

"Bu sözleri daha bana sekiz yaşındayken söylemeye başlamıştın. Peki anne ben sekiz yaşında da büyük müydüm?.. Dediğin gibi olsun Ana."

Kara Ağa kanepede ki ceketini aldı. Beyaz hemen panikle mutfağa doğru gitti.

"Kara oğlum. "

Kara salondan çıktı. Annesinin ona seslenmesine cevap vermeden merdivenlere doğru baktı. İç çekip kapıya doğru yürüdü. Kapıyı çekip arkasında ona bekleyen iki kadını bırakıp arabasına bindi.

************

Beyaz mutfaktan sesler kesilince çıktı. Salonda Nizo Ananın ağlama sesini duyunca Nizo Ananın yanına gitti. "Anne?"

Nizo Ana Beyaz'ın seslenmesi ile telaşla yanaklarındaki göz yaşını sildi. "Kızım sen uyumadın mı?" dedi.

"Yok Anne uyku tutmadı. "

"Karayı bekleme...Çıktı O.. "

Beyaz gidip Anne bildiği kadına sarıldı. "Ağlama ama Anne."

"Ben...Galiba yanlış yapıyorum kızım..."

"Anne sen neyi yanlış yapıyorsun?"

"Anneliği..."

"Olur mu Anne öyle şey? Bana Anneliği yapan kadın sensin. Van da bile aramadığın gün, saat yoktu. Sen bana öz annemden daha çok annelik yaptın. Anneliği bende ilerde senin gibi iyi yapsam yeter Ana . "

"Yok kızım yok. İlerde sen benim gibi anne olma.. Bugün hatamı daha iyi anladım. Ben nasıl bir yanlış yaptım yavruma.."

"Nizo Anne.."

Nizo Ana gözünden akan yaşları silerek ayağa kalktı. Yürüdükçe geçmişe yolculuk yapmıyordu sanki. Omuzlarındaki, kalbindeki yük ile nefes alamayacak gibi oldu. Duvardan tutundu. Beyaz hemen koşarak Nizo annenin koluna girdi.

"Anne iyi misin? Hastaneye gidelim mi?"

"Odama kadar bana yardım etsene kızım. "

"Emin misin anne?"

"Eminim Beyazım. Hadi bana odama kadar eşlik et."

"Tamam Anne.."

**************

Beyaz Nizo Anayı odasına kadar çıkarıp tekrar aşağı salona geçip oturdu. Kanepenin kenarında duran telefonunu görünce eline aldı saate baktı. Saatin 05:00 olduğunu görünce şaşırdı. Saat ne çabuk geçiyordu. Saat 01:00 gibi uyumuş olsa Kara Ağada eve 04:30 gibi falan gelmiş olması gerekiyordu. Niye bu kadar geç gelmişti...Neler dönüyordu?

Nizo Ananın son hâli gözünün önünden gitmiyordu.

Hele o gözlerindeki pişmanlık, suçluluk duygusu neyin nesiydi?..

Beyaz aklındaki binlerce soru işaretli olan sorularını şimdilik bir kenara bıraktı. Esneyerek arkasına doğru uzandı.

Uzaktan gelen sesler ile gözlerini açtı. Üzerine örtülen battaniyeye baktı. Çevresine baktı uykulu gözler ile kanepede oturmuş roman okuyan görümcesini görünce tebessüm etti. Anlaşılmıştı üzerine kimin battaniye örtüğünü.

"Günaydın Gül. "

Gül kafasını romanından çekti. Beyaz'a tebessüm etti. Sonra tekrar romanını okuyamaya devam etti. "Anladım sende günaydın demek istedin. "

Üstündeki battaniyeyi kenara doğru atıp ayağa kalktı. Telefonundan saate baktı. Saatin 08:00 olduğunu görünce hızlıca battaniyesini katlayıp banyoya doğru yürüdü. İşlerini halledince hızlıca mutfağa girdi. Mutfakta Ela yengesi ,Burçin, Nazende ve iki küçük görümcesini gördü. Pınar ve Asi

"Günaydın."

İki görümcesi ve eltisi Nazende ona tebessüm ederek cevap verdi. "Günaydın Beyaz."

"Günaydın Yenge."

"Günaydın Yenge. "

Ela yengesi ve Burçin den cevap alamayınca şaşırdı. Bozuntuya vermeden oda kahvaltı hazırlanmasına yardım etmeye başladı.

Çalan zil ile küçük görümcesi erkek Fatma olan Asi. Kapıya bakmak için mutfakta çıktı. "Hayırdır koçum neye geldin?"

"....."

"Bas geri şuan evin erkeği benim. Ve seni içeri almıyorum."

Pınar gülerek kardeşinin peşinden gitti.

"Ben bir evin erkeğine bakayım yengelerim. " Pınarın sözleri ile hep birlikte gülmüştük. Bu kızın sonunu çok merak ediyordu.

"Asi gelen kim?"

"..."

"Cevapta vermiyor ya rabbi!"

Pınar söylenerek Asi'nin yanına gitmişti.

"Asi çekil bakalım kapıdan."

"Abla işine bak sen. Ben burayı hallediyorum. "

Pınar, Asi'yi kenara çekerek kapıyı açtı.

Karşısında müstakbel eniştesi Kartal'ı görmeyi ne istiyordu, nede bekliyordu.

"Aaa enişte sen mi geldin?" dedi Pınar

"Evet baldız ben geldim de şu erkek Fatma beni içeri almıyor." dedi karşısında duvar gibi duran Asi'yi göstererek Kartal.

"O şaşkınlıktan ne yapacağını şaşırmıştır enişte. Beklemiyorduk seni?"

Asi gıcık olduğu eniştesine bakarak konuştu. "Abla sanki istiyorduk da bir de beklemiyorduk diyorsun."

"Asi sus." dedi Pınar.

"Abla sen geç şu tarafa bakalım. Hayırdır bro sen neye geldin?" Pınar kapının arkasına savrulmasıyla şok olmuştu. Bu erkek Fatma da gerçekten bazen erkek gücü de oluyordu.

Kartal sinirle elini kapıya yaslayarak konuştu. "Gül'ü almaya geldim."

"Ablam evde yok."

"Asi!"

Pınarın onu uyarmasıyla bıkkınca konuştu. "Tamam be abla."

Asi Kartal'a dönüp gözlerini kısarak konuştu.

"İzin vermiyorum."

"Hizo Babam izin verdi."

"Ne! Sana inanmıyorum gargamel."

"Asi!

"Erkek Fatma."

"Gargamel."

"Erkek fatma."

"Gargamel suratlı. "

Pınar kardeşinin ağzını kapattı. "Enişte sen içeri gir."

Kartal sırıtarak içeri girdi. Pınar'a bakıp konuştu.

"En sevdiğim baldızım, şu erkek Fatma'ya da biraz kibarlık öğretsen hiç fena olmaz."

Pınar ağzının içinde söylendi. "Aman ne mutlu oldum. Sevgimiz hiç karşılıklı değil sanki ama neyse."

"Kim erkek fatmaymış?"

Nizo Ananın merdivenlerden inerken sorduğu soruyla Kartal kızarmaya başladı. Pınar, Asiyi de alarak mutfağa geri döndü. "Şey Anne günaydın. "

"Günaydın oğlum. "

"Anne sen iyi misin?"

"Iyiyim oğlum. "

"Yüzün öyle demiyor ama anne. "

"Ben iyiyim oğlum, Annen ,Baban nasıl?"

"Tamam Anne sen nasıl diyorsan. Onlarda iyi Annemin selamları var akşama size gelecekler. Hayırlı işi daha fazla uzatmayalım diyorlar. İki sene yeterince bekledik diyorlar."

"Haklılar...Hayırlısı Oğlum. Sen niye geldin?"

"Anne Hizo Babam izin verdi Gül'ü almaya geldim. Bir kaç işimiz varda."

"Tamam oğlum. Gül salondadır gene bak."

"Tamam Anne sağ ol. "

Nizo Ananın aklı akşamki olayda kalmıştı. Aklındaki düşünceler ile mutfağa doğru yürüdü. Kartal Nizo Ananında gözden kaybolmasıyla salona doğru yürüdü.

Gülün koltukta kitap okuduğunu görünce bir süre onu izledi. Gül kitabı okurken tebessüm etti.

Hoşuna gitmişti o söz. Birinin onu izlediği hissine kapıldı. Kitaptan kafasını kaldırdı. Telefon ile onun fotoğrafını çeken bir Kartal görmeyi beklemiyordu.

Sinirle kitabı kapatarak ayağa kalktı. Kartal'ın yanından hızla geçerken kolundan birden tutulmasıyla durdu.

"Günaydın müstakbel eşim. "

**********

Pınar mutfağa doğru yürürken Asiye kızıyordu.

"Asi bak küçüksün demeyeceğim kızacağım sana."

"Niye abla ya.."

"Bak küçüğüm, büyüklerin işine o tokmak burnunu sokma "

"Niyeymiş?"

"Bak küçüğüm, bunlar bizim boyumuzu aşan şeylerde ondan."

"Ama Gül ablam gargamel suratlıyı istemiyor...Ben eski konuşan bana hikayeler anlatan ablamı özledim."

"Bak küçüğüm hiç kimseye ne olursa olsun lakap takmak ayıp. Bir daha duymayım. Bu konuya Babam, Annem, Gül ablam ve abilerim ilgilenir. Ben sana hikaye okurum tamam mı?"

"Tamam! Söz bir daha lakap yok."

"Aferin küçüğüm sana. Hadi doğru mutfağa yardıma."

*******

"Bırak kolumu Kartal." diyerek kolunu Kartal'ın elinden kurtarmaya çalıştı Gül ama başarılı olamamıştı.

"Babamdan izin aldım dışarı çıkmak için. " Gül bu sözlere üzülmüştü.. Artık bir şeylerin mücadelesini vermek istemiyordu. Herkes onun bu çığlıklarına kör sağır dilsiz olmuştu.

O zaman Gülde bundan sonra onlara karşı öyle olurdu. "Tamam dışarda bekle.."

Kartal şaşkınlıkla Güle sordu. "Gelecek misin?.."

Gül sessizce kafasını salladı. Başka çaresi yoktu ki.

************

Nizo Ana mutfaktan bahçeye çıktı. Sessizce köşedeki divana geçip oturdu.

Gözünün önünde küçük Kara Ağa canlandı.

"Anne hadi gelsene oynayalım?"

"Dur oğlum kardeşine bakıyorum. Babana söyle onunla oyna. "

"Ama anne hep seninle oynuyorduk bu oyunu.."

"Kara! Babana git söyle kardeşinle ilgileniyorum. "

Üzgün bir hâlde arkasını döndü Kara Ağa sonra gözden kayboldu geçmişin izleri...

Nizo Ana düşündü en son ne zaman Karaya ilgi göstermişti, onunla şöyle Anne oğul dertleşip konuşmuşlardı?..

**************

Nazende sofrada konuşmaya başladı.

"Ana akşama misafir mi var?"

"Hee varmış kızım sabah Babanız haber etti."

"O zaman hazırlık yapmaya başlayalım anne?"

"Tamam kızım siz yapın bir şeyler. Eksik bir şey varsa dışardaki kahyaya söyleyin gidip getirsin. "

"Tamam Anne."

Beyaz merakla sordu.

"Kim geliyor akşama misafir anne?"

"Kartal ve ailesi kızım artık düğün tarihini koyalım derler. Haklılarda."

**************

Ela evin büyük gelini olmasıyla iş bölümü yapmıştı.

"Ben ana yemeği yapıyorum. Burçin sen tatlıyı al. Nazende sende çorbayı, Pınar sen salatayı, Asi sen ortalıkta dolanma kafi. Beyaz sende yemekten sonra çayın yanına atıştırmalıklar yap."

"Bir dakika ya Ela yenge ben niye ortalıkta dolanmayacakmışım?"

"Asinin sorusu dışında soru soran var mı?" dediğinde Ela hiç kimsede ses çıkmadı.

"Güzel. Herkes iş başına eksik olan malzemeleri liste yapın kahyaya verin. "

"Senin soruna gelince Asi, en son yaşanan olayları hatırlıyorsun değil mi?"

Asi en son mutfakta çıkardığı kargaşayı hatırlayınca

"Ben televizyon izleyecektim zaten. Size kolay gelsin bayy." dedi ve hemen orayı terk etti.

***********

"Beyaz şu listeyi kahyaya ver alıp gelsin. "

"Tamam Nazende ver. "

Beyaz , Nazende den aldığı liste ile mutfaktan çıktı. Aklına gelen düşünceler ile üstüne montunu alarak evden çıktı.

"Buyur Hanım Ağam. "

"Alınması gereken bir kaç şey var kahya.

"Tamam Hanım Ağam hemen alır getiririm."

"Tamam benimde konaktan alacaklarım var beni de konağa bırak. İşin bitince alırsın geri."

"Konağa mı Hanım Ağam?!"

"Evet."

"Ben getirirdim Hanım Ağam sen yorulma. "

"Sağ ol kahya ben kendim alır gelirim. Nizo Ana bana dedi."

"Nizo Ana öyle dediyse tamamdır Hanım Ağam. "

*************

Beyaz konağa gelmesi ile arabadan indi. Dışarda gördüğü birden fazla araba ile kaşlarını çattı. Doğru düşünmüştü her ne kadar kalbi ona inanma o değişti dese de, kalbi yanılmıştı.

Derin bir nefes alarak kapının yanındaki korumalara bir şey demeden içeri girdi.

İçeri girince konağın köşesinde toplanan masayı gördü. Yavaş yavaş aşiret büyükleri geliyordu. Beyaz etrafta Kara'nın yokluğunu fırsat bilerek ona en yakın olan mutfağa girdi.

Mutfakta kimsenin olmaması ile derin bir nefes aldı. Pencereden dışarı baktı. Kara Ağanın içerden çıkması ile Beyaz dikkatlice onları dinledi.

"Tamam Ağalar karar bellidir."

"Kara Ağa biz seni değil Cihangir Ağayı karşımıza istiyoruz. Nede olsa Ağa odur artık. "

"Aziz Ağa ha onun sözü, ha benim sözüm, ne fark eder?"

"Olmaz artık Kara Ağa. Bizim Ağamız Cihangir, hatayı yapan da odur. Hesabı verecek olanda o."

Kara Ağa sinirle belindeki silahı çıkarıp masaya koydu. "Hayırdır Ağalar. Kendi başınıza Ağa mı kesildiniz?"

"Yok Ağam olur mu öyle şey? Aziz Ağa acısından öyle konuşur. "

"Aziz Ağa acına veriyorum bu sözlerini, bir daha olursa sonunun ne olacağını bilirsin."

"Tamam Ağalar iki tarafta acısı ile ne dediğini bilmez biz bu toplantıyı sonra yapalım. "

Kara Ağa kafası ile onayladı. "Doğru dersin Hikmet Dede ."

Herkes kalkıp giderken Kara Ağa, Aziz Ağaya seslendi.

"Aziz Ağa iyi sakla öyle bir sakla ki ben bulmayım. Bulursam affının olmayacağını iyi bilirsin. " Aziz Ağa sinirle konaktan çıktı. Diğer Ağalarda Aziz Ağayı takip etti.

Kara boşalan avlu ile masadaki silahını aldı. Silahının ucunu üç kere sertçe masaya vurdu. Cenk içeri girdi. "Ağam dediğini bulduk. "

"Getirin. "

Cenk dışarı çıktı. Yanında üstü başı kan olmuş koruma ile döndü. Kara Ağanın ayaklarının dibine bıraktı. "Adamların hepsine söyle avluya gelsinler."

Cenk elindeki telefon ile adamlara bilgi verdi. Anında avlu adamlar ile doldu. "Bakın bu hepinize ibret olsun."

Kara Ağa sözlerinin ardından silahı yerdeki korumaya doğrulttu.

Ve geriye kalan

Bir el ateş..

Bir ceset..

Bir kalp kırıklığıydı..

Beyaz ellerini ağzına kapatmış gözleri dolu dolu bir yerdeki ölen korumaya birde Kara Ağaya baktı. Gözlerini sımsıkı yumdu incileri yüzünden süzülerek yere akıyordu.

Az bir şey olan umudu.. Karanın değişmiş olabilir umudu.. Yerdeki koruma gibi ölmüştü..

Çewa sebra te te

Tu ser min de nate

Welate xurbete

Wez mame hesrete

Çewa sebra te te

Tu ser min de nate

Welate xurbete

Wez mame hesrete

Welate xurbete

Wez mame hesrete

Yara min ji min dûre

Sebra min be te nate

Welate xurbete

Wez mame hesrete

Yara min ji min dûre

Sebra min be te nate

Welate gurbete

Wez mame hesrete

Yara min ji min dûre

Sebra min be te nate

Welate xurbete

Wez mame hesrete

Yara min ji min dûre

Sebra min be te nate

Birîna min kure

Yara minji min dûre

Hevale min tenbûre

Saza min hew...

.

.

.

Bölüm sonu

51 yorum