İçeriğe geç

KARA AĞA (MARDİN SERİSİ 1-2)TAMAMLANDI

Bölüm 15 · 10 dk okuma

KARA AĞA (MARDİN SERİSİ 1-2)TAMAMLANDI

Bölüm 15

13.Bölüm

Veto sayısı 130 oy

Yorum sınırı 100 Yorum.

Beni buradan ve instagram hesabından takip etmeyi unutmayın canlar.

Vee burada yaptığınız yorumları orda paylaşıyorum haberiniz olsun canlarım.

Orda anket yapıyorum hangi kitaba bölüm istiyorsanız orda takip etmeyi unutmayın.

Keyifli okumalar canlar 😍❣

Kara Ağa karşısındaki kanepede üstüne kendi ismi gibi bir beyaz battaniyeyi örtmüş, iki büklüm uyuyan Beyaz'a baktı. İçinde oluşan bu his, bu duygu.. Hasret kaldığı bu duygu karşısında gülümsedi. Mutlu olmuştu, hem de çok. Ne yapacağını bilmez bir halde orda öylece bekledi. En sonunda elindeki ceketi kanepenin kenarına bırakıp dışarı çıktı.

Kapının önünde durdu. Van da bıraktığı adamlardan birini yanına çağırdı. "Buyur Ağam. "

"Bana neden haber vermiyorsunuz!"

"Ağam aradık ama telefonun ilk çekmedi, sonrada ulaşamadık Ağam sana. Ama Cihangir ağabeye haber verdim. Hanım ağamın bizimle geldiğini söyledim. "

Kara Ağa adamının söylediklerini dinlerken bir taraftan da cebindeki telefonu çıkarıp baktı. Kapanmıştı. Bozuntuya vermeden konuşmasına devam etti. "Tamam tamam neyse. Beyaz'ı zorla buraya getirmediniz değil mi!" dedi. Kara b unu istemiyordu kendi isteği ile gelsin istemişti.

"Yok Ağam."

"Nasıl geldi anlatsana koçum. "

"Haa Ağam şöyle oldu. Biz otelin çıkışında sizin dediğiniz gibi bekledik. Ama bugün sabah Beyaz hanımım otelden çıkışını yaptırdı. Sonra bir taksi çağırdı. Ben Mardin'e geri dönmeyecek diye düşünüp adamlara arabalara geçmesini söyledim. Sonra otelden çıkış işlemlerini bitirince yanımızdan geçip gitti, taksiye bindi. Ama taksi bir süre hareket etmedi. Biz Beyaz hanım gidene kadar orda durmamızın daha doğru olacağını düşündük ama Beyaz hanım beş dakika sonra tekrar taksiden inip yanımıza geldi."

"Yanınıza gelip ne söyledi?" Beyaz'ın ne dediğini merak etmişti Kara ve her ayrıntıyı da öğrenmek istiyordu. Nasıl fikri değişmişti her şeyi öğrenmek istiyordu.

"Ne bekliyorsunuz hâlâ mal mal, bavullarım orda alsanıza dedi."

"Nasıl yani, buraya taksi ile mi geldi?"

"Ağam ben Hanım ağam taksiyi çağırınca, Mardin'e gelmeyecek diye düşündüm. Sonra bize öyle deyince, sizin taksi ile memlekete dönmenize kızabileceğinizi söyledim ama bizi dinlemedi. Hemen sizi aradım ama ulaşamayınca Cihangir ağabeye haber verdim durumu."

"Cemo şimdi benim karım, Van dan buraya herifin biriyle mi geldi!"

"Haa yok Ağam, taksici herif değil avrattı."

"Avrat?"

"Taksici kadındı Ağam. Hanım ağam sizin bu duruma kızacağınızı tahmin etmiş ki ,duraktan kadın şoför istemiş. "

"Tamam Cemo gözüme gözükme, adamları da al şirkete dönün. Cihangir Ağanızın yanından ayrılmayın bana her şeyi haber verin."

"Tamam Ağam."

Cemo adamları toplayıp arabalara binerken Kara Ağa ona seslendi. "Cemo!"

"Buyur Ağam. "

"Sen bir daha düşünme Cemo tamam mı?"

"Tamam Ağam. "

***************

Beyaz gözlerini açtı ve üzerinde ki beyaz battaniyeyi kenara doğru atıp, oturur pozisyona geldi. çoktan akşam olmuştu ve salonun ışıkları da yanmıyordu. Kaç saat uyuduğunu bilmediği için ne ara akşam olduğunu da anlamamıştı. Saati merak edince yastığın altındaki telefonunu aradı. Eline değen soğuk metal ile telefonunu eline aldı. Orta tuşa basarak saatin kaç olduğunu öğrenmek istedi.

Ekranda gördüğü 23:00 ile gözleri kocaman oldu. "Yuh ben bu saate kadar uyudum mu?!Ah Beyaz otelde dün sabaha kadar oturup Kara'yı düşünürsen böyle olur işte."

Beyaz hemen kanepeden kalkıp karanlıkta yolunu bulmaya çalıştı. Karnının guruldamasıyla kaşlarını çattı. "Ha bir sen eksiktin midem!"

Beyaz duvardaki tuşa basarak ışıkları açtı. Gözleri ışığa karşı kamaşsa da zamanla aydınlığa alıştı. Etrafa bakarak konuşmaya başladı. "Of ya ben koca evde tek başıma mıyım?.." diye söylendi. Mutfak tarafına giderken gözüyle evin her köşesinde Kara'yı aradı ama maalesef ondan bir iz bulamadı. Mutfağın ışığını da düğmeye basıp açtı. "Ağamız ortalıkta gözükmüyor! Aman ne şaşırdım! Ağa bozuntusu ne olacak. "

Beyaz söylenmelerini bir kenara bırakıp yemek yemek için mutfakta keşfe çıktı. Dolaplarda bir şey bulamamanın üzüntüsüyle tezgahın üzerindeki ağzı kapalı tepsiyi açtı.

Gördüğü soğan kebabı ile iştahı daha çok arttı.

"Ah ben seni yerim ama." Soğan kebabının muhteşem kokusunu içine çekti.

Siz hiç buna inanır mısınız? Anıları kokularıyla anımsamak... Bazen harikadır, insanı hiç beklemediği bir yerinden yakalar ve inanılmaz mutlu eder. Aynı huzuru, aynı masumiyeti hissedebilmek ne kadar güzeldi. Ama bazen de bir anda insanın tüm psikolojisini alt-üst edebilir. Uzakta olanın, imkansız olanın, artık bitmiş olanın parfüm kokusunu duymak gibi...

Beyazın şuan aklında iki tane anısı canlanmıştı.. Biri küçükken annesinin yaptığı soğan kebabı ile ailecek yaptıkları akşam yemeğiydi..

Onu bırakıp giden ailesi.. Diğer anısı evlendikten sonra köye gittiklerinde Kara'nın kendi elleri ile yaptığı soğan kebabı yemeği..

Onunla da ilk kez o gün aile gibi bir sofra başında oturmuşlardı.. Beyaz dolan gözlerini açtı.. İki aile dediği guruptan şuan kimse yanında yoktu.

Yalnızdı gene Beyaz.

Çekmeceden aldığı çatalla, tepsiyi de kucağına aldı. Yemek masasına geçip oturdu.

Her soğan kebabını ağzına atarken gözlerini sımsıkı yumdu o özlediği ailesini tekrar hatırlamak istedi. Özlemişti, hem de deliler gibi. Gözlerinden akan yaşları umursamadan yedi, karnını doyurmak değildi amacı. Ruhunu, kanayan kalbinin acısını dindirmekti...

Şuan ne çok bir omuza ihtiyacı vardı saatlerce ağlamak için... Elindeki çatalı yavaşça masaya bıraktı. Gözleri gene geçmişe dalıp gidiyordu.

"Oğlum sen o ağaca nasıl çıktın?"

Kara Ağa konuşarak mutfağa girmesiyle, Beyaz sesin geldiği tarafa döndü..

Kara Ağa mutfağın ışığının açık olması ile kaşlarını çatarak etrafa baktı.

Siyah hareler, bir çift yaşlı siyah harelere denk gelince kaşlarını çatmayı bırakıp, Beyaz'a baktı. Beyaz bir Kara'ya birde Kara'nın kucağındaki kedi yavrusuna baktı!

Masadan kalktı yavaşça.

"Neden ağladın?!"

Kara Ağanın sert ama sakin olmaya çalışarak sorduğu soru karşısında, Beyaz yüzünü silerek cevap verdi. "Ağlamadım ki.." Ses tonu ve gözleri tersini söylese de Beyaz, Karaya gerçekleri söylemedi.

"Beyaz."

Kara Ağanın ona seslenmesi ile konuyu üsteleyeceğini anlayan Beyaz konuyu değiştirmeye çalıştı. "O kedi yavrusu ne?"

Kara Ağa, Beyazın üstüne gitmek istemedi. "Arka bahçede buldum annesi yoktu ortalıkta, korkmuş bende eve getirdim. "

"Onu koruyacak mısın?"

"Evet. Dışarda mı bıraksaydım?"

Beyaz akan göz yaşlarını umursamadan Kara'nın yanına gitti. "Ne oldu niye ağlıyorsun?"

Beyaz, Kara Ağanın kucağındaki kedi yavrusunu alıp kenara koydu.

"Ne yapıyorsun Beyaz?"

Beyaz, kediyi yere bırakıp Kara'nın göğsüne sarıldı. Ağlarken bir taraftan da konuştu.

"Onun annesi yok. Benim ailem yok. O korkmuş inan ban bende korkmuyorum ailemin yanımda olmaması.. Beni de korur musun?" daha fazla içinde çığ gibi büyüyen bu derdini.

Kara Ağa kolları arasında hıçkırıklar ile ağlayan karısına hiç bir tepki veremedi. Beyaz o kolların kendini sarıp sarmalamasını ne çok istemişti ama Kara böyleydi işte..

Merhamet, şefkat, sevgi onun kitabında yoktu. Gene acıyan sol tarafı ile Karadan uzaklaştı. Yaşlı gözleri ile Karaya baktı. "Bir kedi yavrusuna gösterdiğin şefkati bana da göstereydin ,belki çok farklı bir hayat yaşardık biliyorsun değil mi?.." dedi içinden geçen her şeyi.

Beyaz , Kara'nın yanından geçip salona gitti.

Kara, Beyazın gitmesiyle elini sol tarafa koydu. "Bu kadar hızlı atma.."

*****************

Beyaz salondaki ışığı kapatıp kanepeye uzanmış kafasına kadar battaniyeyi çekmiş ağlamasına devam ediyordu. Kara Ağa kedi yavrusuna biraz süt hazırlayıp koyduktan sonra Beyaz'a bakmak için mutfaktan çıktı. Salonun yanan ışığın söndüğünü görünce karanlığa doğru baktı.

Kesik kesik ağlama ve hıçkırık seslerini duyunca salona doğru yürüdü. Kapanan ışığı açtı. "Beyaz?" Beyaz , Kara'nın ona seslenmesiyle ağlamasını bıraktı, hıçkırıkları sustu.

"..."

"Burada mı uyuyacaksın?"

"...."

Kara derin bir nefes alarak yaktığı ışığı kapattı. Beyaz uzaklaşan ayak sesleri ile tekrar ağlamasına devam etti. Ağlamaktan gözleri acıdı. Boğazı tahriş olsa da ağlamayı kesmedi..

Ta ki battaniyesi havalanıp iki çift kolun kendine sokulması ile Beyaz yaşlı gözlerini açıp arkasından ona sarılan Kara'yı itti. "Git istemiyorum seni." dedi Beyaz ama Kara tepki vermedi.

"Kara bırak sarılma bana, çek ellerini. Artık senin karşında susmayacağım. Ben artık eski pısırık, korkak, kimsesiz Beyaz olmayacağım. Hele senin karşında asla. Öyle olursam gene eskisi gibi acı çeken ben olurum.."

Beyaz , Kara'nın ona cevap vermeden dinlemesine sinir olmuştu. Kafasını omzuna koymuş, ellerini belinden geçirip sarılmış adama dönebildiği kadar dönüp sinirle konuşmaya başladı. Bu konuşması sırasında Kara'nın gözlerinin içine baktı.

"Duyuyor musun beni! Artık susmayacağım senin karşında anladın mı!!

"Anladım. Sen duy artık beni."

"Nasıl?"

Kara ,Beyazın elini tutup kendi kalbinin üstüne götürdü.

"Duy artık, gör gerçekleri.." Beyaz elini Kara'nın göğsünden çekti.

"Sen zalimsin, zalimlerin kalbi olmaz ki."

"Doğru olmaz. Korkak olmaya devam edersen benim hiç kalbim olmayacak."

"Ben korkak değilim artık. Artık eski Beyaz olmayacağım!"

"Olma zaten bunu isteyen kim? Hatta benim karşımda, kimsenin karşısında susma. Böyle olman için bir senedir elimden gelen mücadeleyi de verdim. Korkma, kimsesiz bile olsan. Kimsesizlerin kimsesi olan bir Rabbin var senin."

"Ne? Anladım nasıl bir senedir mücadele verdin?"

"Bunların hepsinin cevabı sende."

"Ne diyorsun hiç bir şey anlamıyorum Kara?" Şaşkındı Beyaz ve hiç bir şeye anlama veremiyordu.

"Bir sene boyunca yaşadıklarımızı hatırla cevaplar orda."

Beyaz ,Karayı itip kanepede kaktı.

"Tamam anladım ben. Bu yaşadıklarım kesinlikle rüya. Senin gizemli gizemli konuşman, bana böyle bakan gözlerin...Ne çok isterdim gerçek olmasını.."

"Ben sana hep böyle baktım ama bu bakışları bir senedir görmeyen sendin. "

"Saçmalık, ben bir senedir değişmen için artık zalim biri olmaman için elimden geleni yaptım ama sen hep aynı Kara Ağaydın, hiç değişmedin ve bana hiç böyle bakmadın.."

"Demek ki görmedin Beyaz, unutma ki görmekle bakmak arasında ince bir çizgi vardır. Sen bana hep zalim bir adam olarak baktın .Bakmak şahitliği, görmek ise derinliği ifade eder. Bakmak bilinçli çaba gerektirir. Bakmak bir göz hareketi, görmek ise bir şuur faaliyeti... Bakmak bir eylem, görmek ise fark etmek! Sen beni ne duydun nede fark ettin . "

Beyaz düşündü ama hiç aklına Kara'nın bu sözleri hiç mantıklı gelmiyordu. Derin bir nefes alarak konuştu. "Peki bu cevaplara ulaşınca canım yanar mı?.."

"Bilmem belki biraz."

Ortamda yankılanan telefon sesi ile Kara kanepeden kalkarak, cebindeki telefonu çıkardı. Kulağına doğru dayadı. "Söyle. "

"Tamam geliyorum, ben gelene kadar polisten önce ortalığı toplayın ." Kara Ağa telefonu kapatıp pantolonun cebine attı.

Beyaz kollarını göğsünde sarmış Kara'nın bu haline güldü. "Beyaz be-"

"Dur ben tahmin edeyim. Gene ortalık karışmıştır ve Ağamız oraya gideceksin değil mi?"

"Beyaz bu önemli bir mevzu, bende şuan burada kalmak istiyorum ama gitm-" yine Beyaz Kara'nın konuşmasını bitirmesine izin vermeden araya girdi.

"Gitmen gerek bunu diyeceksin değil mi! Hah şaşırmadım. Git hadi sen ellerinde masumların kanı olan bir zalimsin. Hadi Git bekletme kurbanlarını. Son konuşmasından şu kadarcık ya, şu kadarcık sana inanmak istedim. Ben senin de dediğin gibi keşke bakmış olsam ama unutma ki ben bir sene boyunca seni çok iyi tanıdım...Ben seni çok iyi gördüm bildim be adam.. Sen hep zalim, merhametsiz, vicdansız biri olarak kalacaksın bende tıpkı tüm Mardin'in ağzında olduğun gibi." Beyaz sözlerini bitirip tekrar kanepeye uzandı. Battaniyeyi başına kadar çekip cenin pozisyonu alarak yattı.

Kara Ağa elleri yumruk olmuş bir şekilde karşısındaki duvara baktı.

Tekrar çalan telefon ile telefonunu eline aldı. Kulağına dayadı.

"..."

Telefonun ucundaki adamımın sözleri ile telefonunu nasıl kapattığını bile bilmeden evden koşarak çıktı. Beyaz sertçe çekilen dış kapının sesiyle hıçkırıklarını tutmayı bıraktı.

************

Beyaz sabaha doğru üstündeki ağırlıkla gözlerini açtı. Daha güneş yeni doğmaya başlıyordu .

Üstünde ahtapot gibi sarılan Kara'yı görünce ona kırgın bile olsa özlemişti onu..

Uykulu numarası yaparak yüzünü ona dönerek Kara'ya daha çok sokulup gözlerini kapatıp uyudu.

Uyurken yaptıklarımızdan sorumlu değildik değil mi?

****************

Beyaz uzaktan kulağına gelen sesler ile yüzünü buruşturdu. Bu seslerde neyin nesiydi? Tüm aşiret eve mi toplanmıştı. Gözlerini açtı. Etrafta baktı kimde yoktu.

Kara da yoktu.. Rüya mı görmüştü?.. Odaya giren kaynanası ile gözleri kocaman oldu.

"Rojbaş kızım." Yatakta nasıl kalktığını bilmeden ayağa kalktı Beyaz.

"Ro..rojbaş anne." dedi şaşkın bir sesle. Kara'nın annesi gelmişti.

"Gelmene çok sevindim, galiba dün geceden beri tek seni burada görmek beni mutlu etti."

Ela yengesinin gelmesi ile daha şaşırdı. "Anne kahvaltı hazır." sanırım tüm konak buradaydı diye geçirdi içinden.

"Tamam kızım siz yapın ben biraz dinleneceğim."

Beyaz giden kaynanasının arkasından öylece baktı. Bakışlarını Ela yengesine çevirdi. "Yenge Kara nerde?"

"Cehennemin dibine kadar yolu var." Beyaz hâlâ nelerin döndüğünü çözemiyordu. Neler olmuştu onun yokluğunda?..

"Bu arada hadi kahvaltı hazır gel."

"Afiyet olsun size ben aç değilim. "

"Sen bilirsin." Beyaz, Ela yengesinin bu değişen haline bir anlam vermedi. Kanepenin üstündeki battaniyeyi katlayarak elini yüzünü yıkamak için aşağı kattaki lavaboya doğru gitti. Miyavlayan kedi sesi ile akşam olanlar geldi gözünün önüne..

Daha sonra bahçeden gelen sese doğru yürüdü. Gül bahçenin bir köşesine mahzun bir şekilde oturtmuş. Kucağına aldığı kedi yavrusunu seviyordu.

"Aynı abin gibisin Gül.. " Gül yengesinin ona seslenmesiyle başını kediden yengesine doğru çevirdi.

"Neden öyle dedin?" dedi merakla.

"Hiç öyle işte ikinizde yanlış şeylere ilgi gösteriyorsunuz da ondan belki?"

"Bu kedi yavrusunu abimin eve aldığını söyleme. "

"Söyledim bile."

"Şaşırdım."

"Seni bu yüzden çok seviyorum fazla konuşmuyorsun ama karşında ki kişinin ne demek istediğini hemen anlıyorsun. " Gül kucağındaki kedi yavrusu ile ilgilenmeye devam etti. Beyazla fazla bile konuşmuştu.

Sevmezdi bir kere fazla konuşmayı gereksiz görürdü, konuşurken bile yorulan bir yapısı vardı. En son yaşadıklarından sonra tamamen dilsiz kesilmişti ailesine.

Az öz kafiydi ona. Beyaz görümcesinin bu haline garip bir şekilde tebessüm ederek içeri girdi.

.

.

.

.

.

.

Selamun aleyküm canlar 🙋‍♀️

Inşallah bölümü beğenimizsindir.

Oy ve yorumlarınızı eksik etmeyin Allah'a emanet olun 🥰😘😘❣❣🌸

Bölüm sonu

53 yorum