İçeriğe geç

Kar Kadar Beyaz

Bölüm 7 · 2 dk okuma

Kar Kadar Beyaz

Bölüm 7

🤍 7 🤍

Bilincimi kaybetmemeye çalışırken kapının açılma sesiyle birinin bana seslenişini duydum.

"Leydim!" Dedi. Bu duyduğum son sesti. Kurtulmuş muydum? Peki en başta neden buraya atılmıştım? Ben onlara hiçbir şey yapmamışken neden sevilmeyen ben oluyordum? Lanetli beyaz bir ucube olduğumdan mutlu olmaya hakkım yok muydu? Benim tek istediğim sadece sevilmekti...







Gözlerimi yavaşça araladım. Başımda Nuray bekliyordu. Endişeli gözleri benimkiyle buluşunca bir anda rahatlamıştı.







"Leydim! Sonunda uyandınız!" Dedi ve elimi tuttu. Yatağımdan doğruldum. Başımda hafif bir ağrı vardı. Aldırmamaya çalışarak ona sordum.







"Bana ne oldu?"







"Leydim... Yemeğinize uyku ilacı koyulmuş. Marki de aynı sebepten baygındı. Neyse ki sizi buldum ve hemen şövalyelere söyledim. Sarı saçlı bir şövalye sizi buraya kadar getirdi. Siz uyanmadan kısa bir süre önce Marki uyandı. Bunu planlayan 4 hizmetçinin adını hemen verdim. Marki bu durumu halledecek hiç merak etmeyin!" Dedi beni rahatlatmaya çalışarak.







"Teşekkürler Nuray... Sana borcum var"







"Hayır leydim! Marki söyledi yeni işimi! Baş hizmetçiniz olarak bu benim görevim!" Dedi ciddiyetle. Kafamla onu onayladım sadece. Sonra yatağımdan kalktım. Nuray itiraz etti ama dinlemedim. Koridora çıktım. Çınarın odasına doğru baktım. Ona gidecektim ama önce şövalyeyi bulup teşekkür etmeliydim. Demir o kişiyi tanıyor olmalıydı.







Merdivenleri indim ve bahçeye çıktım. O sırada ağacın oradan Demir koşarak yanıma geldi.







"Leydim... İyi olduğunuza sevindim!" Dedi. Nefes nefese kalmıştı.







"İyiyim Demir..." Dedim kısık bir sesle. Çabucak şövalyeyi bulup teşekkür edip Çınara nasıl olduğunu sormak istiyordum.







"Buna sevindim! Sizi odanıza kadar götürdüm ama odada kalmama izin yoktu. Ben de pencereden baktığınızda beni görün diye ağacın yanında zıplıyordum." Dedi utanarak. Beni kurtaran kişinin Demir olması şaşırtmıştı. Zaten beni çok fazla kişi sevmiyordu. O yüzden beni kurtaran şövalyenin o olmasını tahmin edebilirdim ama nedense edememiştim.







"Teşekkürler Demir... Sayende kurtuldum"







"Hiç önemi yok leydim! Derslerini aksatmamanız yeterli!" Dedi ve koşarak gitti. Nuray bana tuhaf tuhaf baktı. Neyse ki soru sormamıştı. Ben de fark etmemiş gibi yaparak içeri geçtim. Direkt olarak üst kata çıktım. Nuray da peşimden gelmişti. Kapının önüne geldiğimde hala yanında olduğunu görünce Nuraya gidebileceğini söyledim. O da emredersiniz diyerek gitti. Sanırım benimle dolaşmasını Çınar emretmişti.







Kapıyı tıklattım ve yavaşça açtım. Masasında oturan Çınar kağıtlardan kafasını kaldırıp kapıya baktı. Ben olduğumu anlayınca hızlıca yanıma geldi. Ne söyleyeceğini bilemiyor gibiydi. Konuşmaya gerek duymadan bu sefer ben ona sarıldım. Gözyaşlarımı serbest bıraktım. Bu üzüntü ağlaması değildi. Rahatlama ağlamasıydı. Onun yanına gelene kadar kendimi güvende hissedememiştim. Zaman dursun istedim. Durmayacağını bilsem bile...







O da ağladı beni görünce. Birkaç damla gözyaşı saçlarıma döküldü. Daha sıkı sarıldım ona sanki bırakırsam kollarımdan toz olup kayacakmış gibi. Çınar da buna karşılık beni kollarıyla nazikçe sarmaladı. Huzurlu bir rüyanın ortasında birlikte uyanmaya karşı direniyorduk...

Bölüm sonu

16 yorum