"Benden korkmadınız mı?" Dedim şaşkınlıkla. O ise suratında sahte kızgınlıkla bana bakmaya devam etti.
"Hayır... Neden korkayım?" Dedi merakla. Ben ise kafamı parmaklarıma çevirdim. Parmaklarımla oynamaya başladım.
"Ailem bana beyaz lanetli bir ucube olduğumu söyledi..." Dedim gözyaşlarım yanaklarımdan akarken. Kafasını görüş açıma girecek şekilde eğdi ve yumuşak bir ses tonuyla konuştu.
"Onlar senin değerini anlayamamış... Bu senin suçun değil... Sen bazı insanlar için hala normalsin... Yani en azından benim için" dedi ve parmağıyla kendini göstererek otuz iki dişini gösterek sırıttı. Hafifçe gülümsedim. İlk defa bir arkadaş edindiğimi hissettim.
"Adınızı öğrenebilir miyim?" Dedim merakla.
"Ben Demir. Sizin adınız nedir?"
"Ben de İlkkar. Memnun oldum"
Adımı duyduğu anda önümde eğildi. İlk başta anlam verememiştim. Daha sonra bir Dük kızı olduğumu hatırladım. Bu zamana kadar Dük kızı olmam hiçbir işime yaramadığı için unutmuştum.
"Leydim... Ben çok... Özür dilerim... Cezayı hak ediyorum" dedi tedirginlikle. Benimle resmi konuşmaması beni rahatsız etmemişti. Ama bana bir iyilik yapabilirdi.
"Bana okumayı öğret..." Dedim fısıldayarak. Kafasını yerden aniden kaldırıp suratıma anlamsız bir ifadeyle baktı.
"Leydim, okuma bilmiyor musunuz?"
"Biliyorum... Ama çok yavaşım. Bana hızlı okumayı öğret. Sana verdiğim ceza bu."
"Peki leydim... Ne zaman öğretmemi istersiniz? Bir şövalye olduğumdan çok yoğunum. Siz bir zaman belirtirseniz o zaman gelmeye çalışacağım"
"Sabah ne zaman antrenmana geliyorsun?"
"Gün doğumundan biraz önce"
"Güzel... O zamandan biraz daha erken gel. Sabah erkenden öğrenmek gibisi yok!" Dedim mutlulukla. İtiraz edecek gibi görünüyordu. Ama ona fırsat vermeden yerden şapkamı alıp eve doğru yürüdüm. Arkama baktığımda çoktan geri gitmişti. Kabullenmesine sevinmiştim. Lakin ona ne söylediğimi hatırladım. Ailemin benim bu görünüşümü bildiğini dolaylı yoldan ona söylemiştim. Hemen geri dönüp ona söyleyecek iken yeşil gözlü bir hizmetçi beni durdurdu.
"Leydim! Marki sizi yemek odasında akşam yemeğine bekliyor"
"Tamam..." Dedim ve Demir ile yarın konuşmaya karar verdim. Umarım Markiye bugün bir şey anlatmaz.







