İçeriğe geç

Kar Kadar Beyaz

Bölüm 2 · 2 dk okuma

Kar Kadar Beyaz

Bölüm 2

🤍 2 🤍

"Ne olursa olsun seni düzelteceğim..." Dedi kararlılıkla. Gözlerimiz ilk defa tül olmadan buluştu. Gözleri çok güzeldi. Elleriyle parmaklarımı tuttu. Tam söze girecekken konuyu değiştirmek için ben ondan önce davrandım.

"Çınar sen ailenin tek çocuğu musun?"







"Hayır, bir ablam var. Adı Çiğdem" dedi. Durumumdan alakasız aniden ona soru sormam onu şaşırtmış olmalıydı.







"Ben görünüşümü düşünmemek için... Farklı konu..." Dedim saçmalayarak. Kafasıyla beni onayladı. O sormadan ben de ona kendi kardeşlerimi söyledim.







"Biz 6 kardeşiz. Ece, Aysel, Ekin, Tamer, Sinem ve Ben. Ece ablam bir prenses biliyorsundur."







"Evet biliyorum... Peki kitap okumayı sever misin?" Dedi merakla. Bu soruyu sormasından onun sevdiğini varsaydım ve ona göre cevap verdim.







"Evet severim..." Dedim gözlerimi kaçırarak. Halbuki her bir kelimeyi okurken 5 saat düşünüyordum. Bana gülümsedi. Tahminimde yanılmamıştım kitap okumayı seviyordu. Elimden tutarak beni kütüphaneye götürdü. Kocaman bir odaydı. Bir ya da birkaç odayı birleştirip bu odayı yapmış olmalıydı. Evin büyük bir kısmını kütüphane oluşturuyordu. Bu kadar çok kitap arasında hızlıca ilerledi Çınar. Ben kapının önünde beklerken gözlerim onu takip etti. Hiç durmadan kafasında belli olan bir noktaya ilerledi. Daha sonrasında elinde mavi kapaklı bir kitapla döndü.







"Bu kitabı okumuş muydun? Okurken çok duygulanmıştım, eğer okumadıysan okuyabilirsin. Eminim çok seveceksin" Dedi gülümseyerek.







"Okumadım..." Dedim ve kitabı elime alıp inceledim.







"Güzel! Eğer bana ihtiyacın yoksa ben çalışma odama gidiyorum. İstersen şimdi okumaya başla ya da başka bir kitap alıp da okuyabilirsin" dedi aceleyle.







"Tamam" dedim sıkkınlıkla. Bir Marki olduğu için işleri yoğun herhalde dedim. Benim yapacak hiçbir şeyim yoktu. Kitabı yanıma alıp, kafama şapka geçirip bahçeye çıktım. Camdan gördüğüm o devasa ağaca kadar yürüdüm. Yukarıdan çok yakın görünse de ağacın olduğu yer hafif tepelikti. Gölgesinde oturup kitabı açtım. Karşıda birkaç şövalye konuşuyordu. Sanırım antreman arasında filanlardı. Onları umursamadan kitabıma döndüm. Okumaya çalıştım. Birkaç kelime sonra pes ettim. 8 yaşımdan beri okuma anlamında hiç gelişme kat etmemiştim. Başarısızlığım yorgunluğumu arttırmıştı. Kendimi uykunun rahatlığına yavaşça bırakmıştım.







Bir erkek sesiyle gözlerimi araladım. Sanırım bana sesleniyordu.







"Hey! Neden benim antremanımı izliyorsun? Kaç saat oldu gitmeyecek misin?"







"Üzgünüm..." Dedim. Kafamdaki tülden dolayı onu izlediğimi düşünmüş olmalıydı. Uyuduğumu fark etmemişti. Ayağa kalktım. Yüzüne bakmadan eve dönüp iki adım attım. Lakin o şapkamı bir anda başımdan çekti ve beni kendine döndürdü.







"Biri konuşurken dönüp gitmek kabalıktır."

Bölüm sonu

18 yorum