İçeriğe geç

Kar Kadar Beyaz

Bölüm 1 · 3 dk okuma

Kar Kadar Beyaz

Bölüm 1

🤍 1 🤍

Yolculuk çok uzun sürmüştü. Üstelik saçımın etrafa değmemesi için dikkatli olmam gerekiyordu. Şu an saç rengim normal biriymişim gibi hissettiriyordu. Kömür kokusu olmasaydı, saçımı sürekli bu şekilde boyayabilirdim.

Artık çok fazla ev görmemeye başlamıştım. Bu yüzden varmak üzere olduğumuzu anladım. Bir Markinin evi nasıl olur merak ediyordum. Babam bir Dük olduğundan onun evi kadar büyük olmasını beklemiyordum tabii ki. Belki onun evi, babamın evinin yarısı kadardır.

Araba durduğunda içimi bir heyecan sarmıştı. 7 yıllık nişanlımı ilk kez yüz yüze görecektim. Derin bir nefes aldım ve tül dikilmiş şapkamı dikkatlice kafama geçirdim. Ardından adımımı dışarı attım. O bütün hizmetçileriyle kapıda beni bekliyordu. Ailesi olmadan karşıladığına göre, anne ve babasını ya kaybetti ya da beni kabul etmek istemiyorlardı. Sakince ona doğru yürüdüm. Heyacandan olsa gerek, kalbim deli gibi çarpıyordu. Beni gördüğünden beri yüzünde hafifçe bir gülümseme belirmişti. Gülümsemesine karşılık versem de o göremiyordu tülden. Ama babamın dediğini yapana kadar bu tülden kurtulamazdım.

"Hoşgeldiniz Leydi İlkkar Toprak"

"Hoşbuldum Marki Çınar Kızılgün"

"Size evi gezdirmemi ister misiniz?"

"Biraz yorgunum aslında... İlk önce dinlensem olur mu?" Dedim kısık bir sesle. Kömür kokusunu her an alabileceğinden hızlı olmalıydım. Şu an bahçede olduğumuz için fark etmesi zordu. Ama geçen her dakika ihtimal artıyordu.

"Tamam... Size odanızı göstereyim..." Dedi ve parmak uçlarımdan hafifçe tutarak bana eşlik etti. Tülden görebildiğim kadarıyla üzülmüş gibiydi. Ondan hoşlanmadığımı düşünmüş olmalıydı.

Merdivenlerden çıktık ve soldaki koridora döndük. Sağ taraftaki ikinci kapıyı açtı ve bana döndü.

"İşte burası sizin odanız. Benim odam da üç kapı yanda. Sağ koridordaki ilk kapı da benim çalışma odam. Bir şey ihtiyacınız olursa lütfen söyleyin..." Dedi kibarlıkla. Resmi konuşmak bana göre aramızı daha da soğutuyordu. Ona yakınlaşmak istiyordum. Bu yüzden ani bir hamle yaptım. Yanımdan geçip gidecekken kolunu tuttum.

"Bana İlkkar diyebilirsiniz." Dedim çekingenlikle.

"Eğer siz bana ismimle seslenirseniz, ben de size seslenirim."

"Teşekkürler Çınar" dedim memnuniyetle. O da karşılık olarak gülümsedi ve yanımdan ayrıldı. Yanımda kalan birkaç hizmetçiye yalnız kalmak istediğimi söyleyip odama girdim. Odam çatı katındaki eski odamın 5-6 katı filandı. Bu oda da büyük bir yatak, yumuşak bir halı, güzel bir avize, komodin, büyük camlar vardı. Bu camlardan büyük ve görkemli ağaç rahatlıkla görülebiliyordu. Güzel bakıldığı barizdi. Sanırım aile için bir önemi vardı.

Saçımın kokusu artık beni rahatsız etmeye başlamıştı. Hemen gidip yıkandım. Saçımın her bir teli bembeyaz olana kadar yıkadım. Artık özüme, o sevilmeyen halime, geri dönmüştüm. Temiz kıyafetlerimi giydim. Aynanın karşısında durdum. Diğerlerinden çok farklı görünüyordum. Bu halimi kabul etmem Meliha teyze sayesindeydi. Hizmetçi olmasına rağmen beni bu halimle kabul edip büyüttü ve okuma yazma öğretti. Benim için bir şeyler yapan tek kişiydi. Bana kendimi sevmemi söylerdi hep. Ben yapamamıştım. Hatta o öldükten sonra bile bir süre böyle devam ettim. Ama yalnızlığım beni sevebilecek tek kişinin kendim olduğunu göstermişti.

Kapıyı yavaşça açtım. Meraklı hizmetçiler hemen kapıya toplandı. Beyaz saçımı görünce gözleri korkuyla büyüdü. Bazıları çığlık attı. Sesi duyan Çınar koşarak yanımıza geldi. Beni görünce o da şaşırdı. Odaya girdi ve kapıyı kapattı. Beni yatağıma oturttu, kendisi de karşıma sandalye çekti.

"Ne oldu sana İlkkar?"

"Bilmiyorum..." Dedim kısık bir sesle. Yalan söylemek istemiyordum ama babam gerçeği söylersem, Çınarın beni geri göndereceğini söylemişti. Buradaki hizmetçilerin çığlıkları ve Çınar'ın şaşkın bakışları bunun bir kanıtıydı aslında. Ona kendimi sevdirirsem, belki yalan söylediğim için beni affederdi.

"Çınar lütfen beni düzelt!"

Bölüm sonu

242 yorum