İçeriğe geç

Kar Kadar Beyaz

Bölüm 11 · 2 dk okuma

Kar Kadar Beyaz

Bölüm 11

🤍 11 🤍

"Ne?" Diyebildim sadece. Çok şaşırmıştım.

"7 yıldır nişanlıyız zaten... Üstelik birbirimizi çok seviyoruz... Bu yüzden evlenmemizde bir sakınca göremiyorum" dedi açıklayarak. Tanıştığımızdan bu yana çok uzun zaman geçmemişti ama birbirimize duyduğumuz sevgiden şüphem yoktu. 7 yıldır nişanlı olduğumuzdan kimse itiraz da edemezdi. Gerçekten kabul etmemek için bir sebebim yoktu.

"Evet... Hadi evlenelim!" Dedim sevinçle. Mutluluktan yerimde zıpladım. Çınar da bu hareketime güldü.

"İlkkar hep böyle gül olur mu? Seni üzgün görmek beni kahrediyor"

"Ben de seni hep mutlu görmek istiyorum Çınar..." Dedim ve gülümsedim.

"Gerçekten öyle mi?" Dedi merakla.

"Evet"

"O zaman... İlkkar... Yarın benimle ablamın balosuna gelir misin? Kendim gidecektim ama... Onu seninle tanıştırmak istiyorum. Biliyorsun o benim için çok önemli."

"Evet, biliyorum... Merak etme seninle geleceğim..." Dedim gülümseyerek. Kalabalık ortamları sevmesem de Çınar için gidecektim. Ablasının beni seveceğinden şüpheliydim. Ama o Çınarın ablası olduğuna göre önyargılı olmamam gerekiyordu. Ona karşı elimden geldiğince pozitif ve sevecen olmaya karar verdim. Umarım beni sever...

Çınarın işleri dolayısıyla yanımdan ayrılmak istemese de ayrıldı. Ben de kendi başıma kalmıştım. Pencereden dışarı bakıp ağacı izlemeye başladım. Yanımda bir ayak sesi duydum ve hemen kafamı o yöne çevirdim. Gelen kişi Nuraydı. Elinde bir çay tepsisiyle gülümseyerek yanıma geldi.

"Leydim, iyi görünüyorsunuz... Barıştınız galiba" dedi ve çay tepsisini masaya koydu. Önce bana bir fincan çay verdi ve yanıma oturdu.

"Evet Nuray... Barıştık... Hatta en yakın zamanda evlenmeye karar verdik!" Dedim mutlulukla. Ama o benim kadar mutlu olmamıştı. Tuhaftı. Nurayın benimle yakın olduğunu düşünüyordum.

"Ne oldu Nuray? Neden böylesin?" Dedim. O ise kafasını kendi çayına çevirdi. Bardağıyla oynarken konuşmaya başladı.

"Leydim... Bu habere sevindim... Ama benim size bir şey itiraf etmem gerek..." Dedi. Hala bana bakmıyordu. Bu beni çok germişti. Sakince onu dinlemeye devam ettim. "Ben aslında sizi odaya kapatan o dört kişinin planını biliyordum... Ama sustum. Çünkü... Çünkü ben de Markiyi seviyordum..." Dedi ve yutkundu. Ağlamamaya çalışarak devam etti. "Sizin ona layık olmadığınızı düşündüm ve yaşananlara göz yumdum. Ama vicdanım buna el vermedi. Sizi kurtardım ve onların ismini verdim... Bana ne kadar inanırsınız bilmiyorum ama sizin yanınızda kalmak istiyorum... Markiyi unutacağım, söz veriyorum" dedi ve sonunda bana baktı. İkimizin de gözleri dolmuştu. Ne yapacağımı bilemiyordum. Onu kaybetmek istemiyordum ama bana Çınarı sevdiğini söylüyordu. Her ne kadar unutacağını söylese de kalbi o kadar kolay vazgeçebilir miydi?

Bölüm sonu

22 yorum