İçeriğe geç

KAPTAN /milbar/

Bölüm 2 · 5 dk okuma

KAPTAN /milbar/

Bölüm 2

Kırgınlık

KANKA SELAM AMK, NABER? BOK GİBİ BİR BÖLÜM DAHA SİZİ BEKLİYOR ÇÜNKÜ BU KIZ KİTAP YAZAMIYOR 🤍🩷 AMAA SİZ BUNU GÖRMEZDEN GELEBİLİRSİNİZ DEĞİL Mİ? Lütfen gelin çünkü inanılmaz zevk alıyorum.

Küfür uyarısı btw

2 AY

Ayberk'e kırgın olmak haddimiydi bilmiyorum ama çok kırgındım. Böylesine kırılacağımı ne olursa olsun tahmin etmemiştim. Ayberk'le aynı yerde bulunmamak için resmen kaçıyordum. Ayberk ise bu gereksiz çabamdan bir sik anlamayıp eskisi gibi devam ediyordu. Arkadaşmışız gibi.

Aslında bir yandan haklıydı, hiç bir şeyden haberi yoktu ve ben bu durumdan çok rahatsızdım. Ondan hoşlanmam bile doğru hissetirmiyordu. İçimdeki bu duyguları söküp atmak, hiç yaşanmamış gibi davranmak istiyor ama yapamıyordum. Antermandanlar da sıçıp batırmırmıştım. Kaptanlığı daha kolay veremezdim amk. Tabii öyle bir konuşma henüz geçmemişti ama kaptırcaktım bu gidişle. Gerçi Milan'da kaptanlığı elimden almak için her türlü şeyi deniyordu.

Anterman için salona indiğimde ağrıyan omuzlarıma küfür etmekten başka çarem yoktu. Tek temennim bu dönem uzun süreli bir oyuncu olup sakatlanmamamdı. Annemin de dediği gibi; kendimi çok yoruyordum, zorluyordum. Ama bundan başka mutlu olabileceğim bir yöntem bilmiyordum. Aklıma gelmiyordu yani. Ben manyak gibi ders çalışsam, gecemi gündüzüme katsam yine düşüncelerimden kurtulamazdım. Voleybol bile tam anlamıyla düşüncelerimi kenara bırakmama yardımcı olmasada ben voleybolu bırakamazdım, kahrımdan ölürdüm. Soyunma odasına girip ellerimle kıvırcık saçlarımı düzelttim. Sağ omzumda ki çantayı sinirle dolabıma attım. Dolabımı da kilitledim ve tam çıkıcakken soyunma odasında bir ses yükseldi.

"Pişt!"

Söverek arkama döndüğümde önce sadece belinde bir havlu olan bedenini, sonra suratını görüş açıma aldım.

Duştan çıkmasından kaynaklı ıslak ve alnına dökülen sarı saçları,hafif kızarmış yeşil gözleri ve ona aşağıdan bakmama sebep olan uzun boyu.

Gerçekten yakışıklı biriydi, çok yakışıklı biriydi. Eşşiz bir sanat eseriydi o. Çok yetenekli bir ressamı getirsek, ikinci bir Milan çıkaramazdı. Onu bu konuda çok kıskanıyordum. Benim aksime çok yakışıklıydı. Ama içimde bir yerlerde onu kıskanmamamı söyleyen bir şey vardı. Sanki Milan'ı kıskanmak yerine sadece izlememem gerekiyormuş gibi. Ama ben bundan ne çıkarmam gerektiğini bilmiyordum.

"Ee, şey. Ben, şey..."

Ağzımda gevelemeye başladığımda sustum. Kendimi daha da rezil edemezdim amına koyayım.

"Barış kendini açıklamak zorunda değilsin mal mısın sen?"

Evet ya, ben malın önde gideniyim. Hepiniz zekisiniz bir ben aptalım siktiğimin dünyasında. Ama ben bu laflara alışmıştım. Gördüğüm tüm muamelelere,zorbalanmalara.

Donuklaştığımı gören Milan, boğazını temizledi ve konuşmak için ağzını açtı.

"Ben yanlış bir şey mi dedim? Özür dilerim Barış."

Sandığım kadar da ukala değildi galiba.

Bugüne kadar benden özür dileyen tek kişiydi. Gözlerinde gördüğüm egonun arkasında bir şey görmeye çalıştım ama hayır, göremiyordum. Kolluklarımı alıp siktirip gittim, çıktım soyunma odasından. Arkamda şaşkın bir Milan bıraktığıma emindim ama aldırış etmedim. Bende en az onun kadar şaşkındım çünkü.

Sahaya girdiğimde Efe hoplaya zıplaya yanıma geldi ve kolunu omzuma attı.

"Naber?"

Ağız ucuyla güldüm ve Efe'nin saçlarını karıştırdım.

"İyi, sen?"

Efe'nin küçük bir çocuk edasıyla gününğ anlatmasını gülerek dinlemeye başladım.

(bu hocanın adı neydi amk???)

Ege hoca sahaya giriş yaptığında, Efe'yle birbirimizden ayrıldık ve sıraya geçtik.

Herkes sıraya geçtiğinde -Milan dışında- Ege hoca ısınmaya başlamamızı söyledi.

"Hocam, Milan'ı da beklesek olur mu?"Ağzımdan çıkan söze ben bile şaşırırken, takımdakilerin şaşırmaması elde değildi.

"Öyle mi Kaptan'ım? Benide mi beklesek?"

Milan'ın sinir bozucu sesini duyunca öfledim. Arkamı döndüm.

Gözlerimi devirerek, elimde ki topu sertçe ona fırlattım. O ise gülerek ona gelen topu havada tutarak parmağında oynattı. Omuz silkip önüme döndüğümde top uzaktan gelip sepete girmişti.

Anterman bittiğinde çantamı almak için dolabıma ilerlediğimde dolabımın kilitinin kırıldığını fark ettim. Aceleyle içini açtığımda çantamın orda olmadığını gördüm. Dolabın üst kısmına baktığımda ise okul formamın kesildiğini anladım. Kim neden yapmıştı bunu ya? Aklıma gelen ihtimalle donup kaldım. Antermanlara asla geç kalmayan Milan, bugün geç kalmıştı ve aptal aptal sırıtıyordu. Resmen burnumdan tüterek sınıfa çıktım, Milan'ı gördüğüm gibi kolundan tuttum ve boş bir sınıfa soktum. Yüzüne bir yumruk attım, ardından bir tane daha, Milan daha şoktan çıkamamışken bir yumruk daha attım.

"Yavşak! Pisliksin oğlum sen! Senden de bu beklenirdi zaten!"

Patlayan dudağını tuttu ve aceleyle konuştu.

"Ne? Ben bir şey yapmadım!"

Sinirim daha da harlanırken anneme bu konuyu nasıl açıklayacağımı düşünüyordum.

"Sikerim lan yalanını? Ne saçmalıyorsun sen!?"

Milan, ona bir yumruk daha atıcakken elimi tuttu.

"Barış, ben gerçekten bir şey yapmadım. Ne olduğunu söylesene sen bir."

"Çantam yok gerizekalı! Çantamı almışlar, üstüne formamı kesmişler."

Sinirle konuştuğumda suratıma baktı ardından koşarak sınıftan çıktı.

Peşinden koştuğumda,Milan'ın sınıfa girdiğini gördüm. Bende sınıfa girdiğimde önce, Milan'ın Ümit'e yumruk attığını,sonra da küfür ettiğini görünce, Milan'ı çektim ve suratına baktım.

"Ümit yaptı,Barış."

İKİ AY ÖNCE, 12 EKİM.

Ümit'den.

Yaslandığım duvardan, yeni gelen çocuğu ve Barış'ı dinliyordum.

Bunu öğrenmeye ihtiyacım vardı. Ayberk'le aralarında ne olduğunu öğrenmem lazımdı.

"Derdin ne lan senin benle? İlk günden ne diye beni rahatsız ediyorsun?"

Barış'ın sesi sinirli geliyordu, çok sinirli geliyordu. Milan az önce elinde ki bir defterle Barış'ın yanına gitmişti. Barış ise büyük bir sinirle defteri elinden alıp onu duvara yaslamıştı. Devamında ne olacağını merakla dinlerken gözlerimi bile kırpmamaya çalışıyordum.

"En azından dört senedir seni arkadaştan öte görmeyen biri için kendi mi paralamıyorum? Çok edebî yazmışsın defterine, yazarlık düşünür müsün? Yoksa kahrından ölmek mi senin tercihin?"

Duyduğum sözlerle sinirli bir şekilde elimi duvara vurdum.

"Kaltak." kendimce mırıldandığım da konuşmanın devamı sikimde bile olmamıştı. Koşarak sevgilimin yanına gittim.

"Aybeeekr!" Ayberk gülerken bana baktığında ona sarıldım.

"Ya bu Barış ne iyi çocuk! Bence daha yakın olmalısın onla, bu devirde onun gibi çocuklar çok bulunmuyor." Ayberk, asla Barış'a o gözle bakmazdı, bu da Barış'ın canını yakmam için harika bir fırsattı.

Ama aklımda daha harika planlar vardı.

5 GÜN SONRA. 17 Ekim.

Barış'ın geldiğini gördüğümde biraz bekledim. Çantasını koyup lavobaya doğru ilerlemeye başlayınca, Ayberk'i kolundan tuttum ve lavaboya gitmek için kullanılan koridora gittik. Tuttuğum kolundan onu kendime çekip öptüm. Göz ucuyla Barış'a baktığımda hızlıca gittiğini gördüm.

Ayberk'ten ayrılıp güldüm.

GÜNÜMÜZ/12 KASIM

Barıştan

Ümit'in anlattıklarıyla beraber ağzım açık kaldı. Nasıl bu kadar kötü olabilirdi? İmkan veremiyordum. Gerçi bu olaydan sonra benim yaptığım şeylerede anlam veremiyordum...

KANKA BİR BÖLÜM DAHA BİTTİ. BU SEFER BİRAZ DAHA UZUN YAZDIM BANA BİR ALKIŞ ALABİLİR MİYİZ? BİDE BEN BU UYGULAMADA SİZİN OKUYUO, OKUMADIĞINIZ NİYE GÖREMİYORUM😭😭😭YANİ BEĞENMEDİĞİNİZ DIŞINDA GÖRÜNMÜYOR MÜ? HERR NEUSE BİDE BEN KAYDETMEYİ UNUTUYORUM SÜREKLİ BAŞTAN BÖLÜM YAZIYORUM ÖZÜR DİLERİM YANİİ🤍🤍

Bölüm sonu

1 yorum

  • COOOOKKKK GUZEL OLMUS ACIL DEVAMINI YAZ MUKEMMEEELLLLL

    1Yanıt