İçeriğe geç

KAPTAN /milbar/

Bölüm 1 · 4 dk okuma

KAPTAN /milbar/

Bölüm 1

1.

SELAMMM İLK DEFA DOĞRU DÜZGÜN HİKÂYE YAZMAYA ÇALIŞIYORUM. ANLAMSIZLIKLAR, YAZIM HATALARI İÇİN ŞİMDİDEN KUSURA BAKMAYINNN🤍(amatör bir voleybolcuyum çoğu şey yanlış yazdıklarımın)

Küfür uyarısı.

Son manşeti de Alperen'e attıktan sonra, Ege Hoca'nın sesi kulaklarımı doldurdu."Toplanın!" Koşarak sıraya dizildiğimizde kafamda soru işaretleri vardı, henüz ısınmayı tam olarak bitirmemiştik. "Yeni bir sporcu katılıcak aramıza" Ege hoca, bana bakarak konuştumuştu. Muhtemelen kaptan olduğum içindi. Yeni gelen çocuk pasördü. Pasör mevkisi boştu zaten. Uzun bir çocuk yanıma geçtiğinde az kalsın çığlık atıyordum. Uzun, sarışın bir çocuktu,çiçek kokuyordu, nasıl oluyor bilmiyorum ama mis gibi çiçek kokuyordu. Ege hoca'ya tekrar döndüğümde Ege hoca bizi tanıtıyordu. Sıra bana gelmişti. "Bu da Barış. Takımın kaptanı ve liberosu." Hayatım boyunca bu cümle için çalışmıştım. "Ben de Milan, kaptan adayıyım."Öksürdüm, bir iki kez, Alperen sırtıma bir kaç kez vurdu ve anca kendime gelebildim. Kaptanlığın elimden giderse asla toplanamazdım. Zirâ annem de toparlanamazdı, annemin şu hayatta inandığı tek bir kişi kalmıştı oda bendim. Şimdi gelipte karşısına,ben kaptanlığı kaybettim diyerek çıkarsam yıkılırdı. Herkes çoktan dağılmış, ısınmaya devam ediyordu ama ben yerimden kıpırdamıyordum. Nasıl kıpırdayacaktım ki? Kaptanlık elimden gidebilirdi, yeni bir kaptana ihtiyacımız yoktu. Yoksa var mıydı? Bunu Ege hocayla konuşucaktım. Ahmet Emre bana seslendi. "Hadi kanka geçsene yerine!" Isınma bitmişti. Maç yapıcaktık. Altıda yerimi aldığımda takıma kısa bir göz gezdirdim. Ahmet Emre, pasör çaprazındaydı. Diğer pasör çaprazında Alperen vardı. Pasör de Oğuzhan vardı. Smaçör de Arda ve Efe vardı. Libero da ben vardım. Karşı tarafta ise Pasör de Milan, libero da Can, pasör çaprazlarında Miraç ve Batu vardı. Smaçörlerde Kemal ve Aykut vardı.

Milan, bu takımda ilk maçının olması stresiyle elleriyle oynuyordu. Kemal topu aldı ve servis çizgisine geçti. Topu yüksek bir şekilde havaya attı ve sıçrayıp smaç servis attı. Top başarılı bir şekilde havalanırken Kemal tuttuğu nefesi verdi. Top soluma geldiğinde bir adım sola kaydım ve manşetimi pasöre yüksek bir şekilde attım. Oğuzhan topu parmak pasla Arda'ya yükselttiğinde Arda adımlamasını aldı ve smaç vurdu. Top Can'ın manşetiyle tekrar havalandı ve Milan plase ile ilk sayıyı aldı. İlk sayının günahı olmaz sonuçta.

Anterman bitmişti, yorgunlukla çantamı omzuma astığımda Milan'ın arkasından bakıyordum, onu ne zaman görsem gözlerim ona takılıyordu.

Sınıfta sırama oturduğumda Milan'ı en arkada ki sırada gördüm. Bizim sınıftaymış demekki. Bakışlarım Ayberk'e kayınca nefesim kesildi. Her zaman aşırı yakışıklı olduğunu düşünmüştüm. 9. Sınıftan beri ondan hoşlanıyorken onun bir kez bile beni fark etmememiş olması beni mahvediyordu. Heteroseksüel olmadığına emindim ama beni neden görmediğini bilmiyordum. Bu dönem okula Ümit diye bir çocuk geldi. Ve ne hikmetse Ayberk onun etrafından ayrılmaz oldu. Onda olupta bende olmayan şey neydi? Bunu düşünmeden durumıyordum.

Ayberk kolunu, Ümit'in omzuna attığında göğsüme bir öküz oturdu.

Beni nasıl görmezdi? Neden ya?

Okul bittiğinde çantamı aldım ve aceleyle çıktım. Acele etmemi gerektirecek bir durum yoktu ama ediyordum işte. Ara sokağa girdiğimde önce adım sesleri duydum sonra burnuma arzularımı açığa çıkaran çiçek kokusu geldi.

Milan'ın geldiğini anladığım için arkamı döndüm. Elinde bir defter tutuyordu. Defter benimdi. İçinde Ayberk'e karşı olan duygularım vardı.

"Oğlancı olduğunu tahmin etmiştim zaten."

Defteri sertçe elinden çekip aldım.

"Kes sesini! Utanmıyor musun lan defter karıştırmaya? Şerefsiz!"

Gözlerini devirdi ve omuz silkti.

"Tabii ki de utanmıyorum."

Yakasını sertçe tuttum ve onu duvara yasladım.

"Derdin ne lan senin benle? İlk günden ne diye beni rahatsız ediyorsun?"

"En azından dört senedir seni arkadaştan öte görmeyen biri için kendi mi paralamıyorum? Çok edebî yazmışsın defterine, yazarlık düşünür müsün? Yoksa kahrından ölmek mi senin tercihin?"

Yakasını bırakıp dişlerimi ve yurmuklarımı sıka sıka ordan uzaklaştım.

İstanbul'dan nefret ediyordum, bir şehirde ulaşım bu kadar zor olmamalıydı.

Okula vardığımda omuzlarım çantanın ağırlığı yüzünden sızım sızım sızlıyordu. Ayrıca başımda ağrıyordu, parol içmiştim ama bir sike yaramamıştı.

Sınıfa söve söve çıktığımda bu aptal parolların hangi salakta işe yaradığını düşünüyordum.

Çantamı sırama koydum ve en azından elimi yıkamak için lavaboya yürümeye başladım.

Koridordan döndüğümde Ümit ve Ayberki öpüşürken gördüm. Hızla dolaba yaslanıp kendimi sakladığımda kalbimdeki ağırlık asla geçmeyecek gibi geliyordu. Koşar adımlarla lavaboya gittim ve kendimi ilk kabine kilitledim. Önce bir kere hıçkırdım ve sonrası çorap söküğü gibi geldi. Hıçkırıklarım zamanla kesik kesik aldığım derin nefeslerimin boğazımda düğümlenmesiyle, çıkan yüksek seslerle devam etti. Elimi ağzıma götürmeye cürret etmedim çünkü zaten nefes alamayan bedenimi elimle kapatırsam ölürmüşüm gibi geliyordu. Ama sanırım bunun ne elimle ne de nefeslerimle alakası yoktu...

KISA OLDU FARKINDAYIM TAMAM MI😭😭😭SADECE HAYATIMDA İLK DEFA YAZMAYA ÇALIŞIYORUM VE BİR BÖLÜMÜ YAZMAK BİLE İKİ GÜN FALAN SÜRDÜ ÖZÜR DİLERİM GUYS.

Bölüm sonu

1 yorum