Araca bindirip götürdüler.İnanmamışlardı. Barış arabada hala hastanede olanları düşünüyordu. Gerçekten görmüş müydü Savaş'ı? Hayır olamazdı, bu sadece aşırı stresten gördüğü bir sanrı olabilirdi ancak.
Mapus hayatı ona göre değildi. Ama alışacaktı bir şekilde. Çok fazla düşmanı vardı bu yüzden dikkatli olmalıydı. Girdiği andan itibaren gözler Barış a dönmüştü. Bakışları üstüne çekmeye alışkındı ama bu bakışlar tanidigi bakışlara benzemiyordu. Hiç kimse ne tanışmaya ne yanaşmaya yeltendi. Dışlanmıştı. Ama buna alışkındı, zaten hayatı boyunca hep arka planda olmuştu. Şimdi olmazsa da çok sıkıntı değildi. Ancak bir şekilde burdan kurtulması gerekiyordu. Bir ömür bekleyemezdi. Babasının da onu buradan çıkaracağı yoktu. Her zamanki gibi kendi işini kendisi halledecekti.
Bu gün Temmuz'un 16 sının Cuma günü 2021 di. Bunu aklında tutmalıydı. Bunları düşünürken yanında birini hissetti. Adam gözünü dikmiş Barış a bakıyordu. Normalde böyle tiplerden korkmazdı ama başına bela almamak için onu çok süzmedi.
Adamı kısa süreliğine süzmüş olsada onun hangi suçtan buraya girebileceğini neler çektiğini anlamıştı. 50 60 yaşlarındaydı. Belli ki bir sevdiğinin canını yakmıştı. Çektiği acıları saklayan bir pala bıyık ama o pala bıyığın bile kapatamayacağı büyüklükte bir çizik vardı yanağında. Eski olduğu belliydi. Yara kahverengine dönmüştü artık. Ama ağır bir yara olacak ki geçmemişti. Uzun zamandır burda olduğu anlaşılıyordu. Belki de yaranın geçmemesinin sebebi buydu. Gençlikte yaptığı hatalar belki de yüzüne yansımıştı. Ancak keşke gençlikte yapılan hataları saklayabilseydik. Her sey için çok geçti, özellikle de pişmanlık için...
Bir an Mine yi düşündü. O güzel gülümsemesi. Ela rengi gözleri. Heyecanlanınca kesilen nefesi. Eli eline deydiği zaman hep kalbi hızlanırdı. Belki de Barış kendi kalıbı hızlandığı için onununun hızlandığını düşünmüştü. Barış hep Mine'ye layık olmaya çalışmıştı. Ancak Mine nin sadakatsizliği bitirmişti bu büyük aşkı...
Aklına geldi; şu an bunları düşünmenin vakti değildi. Bir ömür bunları düşünemezdi. Kalkıp o incelediği adama sordu.
"Merhaba, telefonlara nerden ulaşıyoruz?" Adam burnundan güldü
"Telefonla konuşmak için belirli günler vardır. Perşembe günü." Barış morali bozulmuş bir şekilde iç çekti
" Ben Doğan." dedi adam. Sesinde ilgiç bir samimiyet vardı. Çekinerek
"Barış. Barış Yesari" Doğan kaşlarını çatarak
"Yesari mi? Hee ben seni hatırladım. Şu kadın katili." dedi tezbihini çekerek
"İsteyerek mi yaptın?"
"Efendim?"
"İsteyerek mi yaptın yoksa kendinden mi geçmiştin?"
"Sarhoştum" dedi. O sırada yanında Savaş belirerek
"Yalan söyleme olum. Ben seni polise vermek istedim diye bira şişesiyle vurdun ya kafama. Aklın yerindeydi."
"Hayır"dedi Barış. Adam anlamaz gözlerle baktı daha sonra
"Olum kardeşine de mi acımadın. Sarhoş olsa bile insan kardeşini atar mı 32. kattan aşağa. Üstüne bir de kılık değiştirip ben Savaş diye gezmişsin. Hiç mi korkmadın hiç mi biri anlar demedin?" Barış iç çekti
" Çok sarhoş ve sinirliydim. Bir de ben çocukluktan beri psikologlara falan gidiyorum. Bir an kendimi kaybetmişim."
"E olum psikologlara gittiysen seni tımarhaneye göndermeleri gerekmiyor mu?"
"Gerekiyor da işte heyetin önüne çıktım bu deli değil dediler." Bir süre etrafi sessizlik kapladı. Bunu Barış bozdu
"Ee abi sen neden buraya düştün?" Adam iç çekti. Daha hızlı tezbih çekmeye başladı. Bıyığını düzeltti ve anlatmaya başladı.
"Bak oğlum ben senin gibi zengin yerlerinden buraya düşmedim. Benim dışarıdaki hayatım buradan daha zordu. 6 yaşında çalışmaya başladım. Okula başlayınca okuldan sonraya gitti. Ya polislerden gizli simit satardım ya otosanayode çalışırdım. Yaz sıcağı, kar, kış, yorgunluk demeden hep çalıştım. 3. sınıfta okulu bırakıp tüm günümü işte geçirmeye başladım. 19 yaşında güzel nazik bir kadına vuruldum. O da beni sevdi, evlendik. Ben böyle anlatıyorum ama evlenme kararımızla evlenmemiz arasında uzun zaman var. Yani hiç birine kolay ulaşamadım. Daha sonra güzeller güzeli bir kızımız oldu. Nilüfer. Ona prensesler gibi baktım. Istediği şeyleri almaya çalıştım. Kızımız her geçen gün büyüdü. 16 yaşına geldiğinde çalışmama rağmen eve çok geç geldiğini ders notlarının düştüğünü gördüm. Bir gün merak edip gizlice takip ettim. Ve onu gördüm. Kızımı alkole alıştırmış. Ona verdiğim parayla alkol alıyordu. Daha sonrasında kızıma..." Barış elini Doğan ın dizine koydu. Doğan gözünden bir damla yaş akıtarak devam etti.
"Ben de kızımı o halde acı çekerken görünce bıçak çekip saldırdım. Ama bıçağı ona değil kızıma saplamışım. Ve şimdi o serbest ben içerde. Bu mudur adalet!" Barış gerçekten üzülmüştü. Teselli için bir şey söylemek istiyordu ancak ağzından bir kelime dahi çıkartamıyordu. Kelimeler boğazında düğümlendi. Yutkundu ve sonun da konuştu
" Başın sağ olsun abi Senin kaç yıl kaldi?"
"10. Sen de sanırım müebbet" Barış kederle başını salladı...