Kanlar akıyordu gözlerinden. Ama kan akan gözlerinden bile belli olan bir güzellik görünüyordu. Güzel bir kadındı. Kısa boylu ama cesur melek yüzlü bir kadın... "Baarııış! Hadi kalk. Daha ilk günden tembelliğini görürlerse ne olur? Pişt bana bak bi kontrol et bakalım altını ıslanmış mısın?" dedi ve burnundan güldü. Uyandığında kimse yoktu." Ne oluyor" diye mırıldandı. Birinin onunla dalga geçtiğini düşündü sesin kendi sesine benzemesini görmezden gelmeye çalışarak. O an aklına geldi. Altını ıslanmışmıydı? Battaniyeyi yavaşça kaldırarak korkuyla baktı. Çok azdı ama eğer uyanmasaydı rezil olabilirdi. Korkmuştu.
Kalkıp kimseye görünmeden tuvalette üstünü değiştirdi. Çıktığında gardiyanlar girmiş sayım yapmak için herkesi uyandırıyorlardı. Barış da gelince sayım yapıldı ve herkes bir yere doğru götürüldü. Barış Doğan abiyi bulup
"Bizi nereye götürüyorlar?" dedi kulağına fısıldayarak. Doğan abi umursamazca
" 6 ayda bir sağlık kontrolü yapılır. Senin de gelişine denk geldi." dedi. Herkes bir kapının önünde sıraya dizildi. Sıra yavaş yavaş ilerledi. Her koğuş farklı zamanlarda çıkıyordu. Sıra Barış a geldi.
İçeriye girince karşısında düz saçlı, ortalama, güzel bir kadın çıktı
"Merhaba, siz Barış olmalısınız. Şöyle oturun, ben sizi muayne edeceğim"
Barış kadının dediğini yaptı. Gömleğinin üst düğmelerini açarken Savaş sabahki gibi yanında belirdi
"Naber bro?"
Barış , Savaş ı görmezden geldi ve sadece tedirgin bir şekilde yan gozle baktı. Barışın duvara doğru tedirgin bir şekilde bakması doktorun da dikkatini çekmişti.
"Barııışş! Beni görmezden gelemezsin. Bro, sen aslında bunu indirirsin. Öldürsene. Melike yi öldürdüğün gibi öldür. Nolucak olum"
Barış bıkkınlıkla kısık ve sinirli bir sesle fısıldadı
"Bi sus! Kadının yanında da konuşma be!"
Doktor geldi ve Barış a garip bir şekilde geldi. Barış i muayne ederken Savaş hala Barış la konuşuyordu
"Söylesene, isteyerek öldürdüm. Bana yalvardı, acımadım desene olum"
Barış bağırarak Savaş a döndü
"Ne konusuyon lan sen? Ne diyorsun!"
Doktor korkuyla geri çekildi. Barış sakinleştirici bir tonda ayağa kalktı ve doktora doğru ilerledi
"Kusura bakmayın. Sakin olun. Size zarar vermem sakın..."
Savaş belirdi. "Amma yalancısın he. Ya saçmalama! Öldürürsün sen bunu ya! Hadi be bro, iyice sıktın sen he!" Savaş Barış 'ın hareket etmediğini görünce burnundan hafifçe güldü "İşte, babam beni bu yüzden daha çok seviyor! Ben senin gibi beceriksiz değilim. Ben olsam çoktan öldürmüştüm. Sen? Ailemizin yüz karası!" diye babaları Zahit in Barış a söylediği sözle bitirdi cümleyi. Barış sinirle
"Ben miyim beceriksiz! Kımin başarılı kimin başarısız olduğu gayet de belli oluyor!
Barış kendini fark etti. Durdu, doktora baktı. Karin korku içerisinde Barış a bakıyordu. O sırada gardiyanlar gerdi.
"Bir şey yapmadım!"
diye bağırdı Barış kendisini almaya çalışan gardiyanlara. Gardiyan
"Lan ne bağırıyon o zaman! Yürü!"
bağırarak konuşurken doktorun sesi yükseldi
"Bana bir şey yapmadı... Diğer mahkumları iptal edin. Benim müdürle konuşmam lazım. Hücreye de atmayın"
"Doktor hanım emin misiniz? Bakin bu sizi tehtit ettiyse söyleyin cezası neyse verelim" Doktor Barış a bakarak
"Cezasını siz vermeyeceksiniz... Ben müdürle konuşmaya gidiyorum" dedi ve çıktı.
Gardiyanlar Barış i hücresine geri yerleştirdiler. Barış yatağında oturmuş doktorun ona neler yapacağını düşünüyordu. O sırada Doğan abi konuştu
"Evlât, iyi misin? İçeriden sesler geliyordu. Ben kaç senedir buradayım bir kere iptal edilmemiştir muayne. Doktora bir şey mi yaptın?" Barış iç çekerek
"Yok Doğan abi... Kadına zarar vermedim... Zaten versem canlı çıkmazdım buradan..." Kadın katillerine içeride yapılanları engelleyen Doğan abinin hücredeki saygınlığındandı. Doğan abi
" E o zaman?" O sırada gardiyan girdi.
"Barış Yesari! Gel buraya!" diye bağırdı ve Barış ı bir yere götürdü.
"Nereye gidiyoruz?"
"Gidince görürsün" Barış sinirle iç çekti. Biraz sonra Müdür odasının kapısı göründü. Önünde de Savaş. Tam odaya gireceklerken Barış durdu
"Ne duruyon ölüm ilesene!" Gardiyan batırınca Savaş " Ben buna iyice kıl oldum he! Bi samarla kendine gelir bu bir daha da sana bulaşmaz. Yap bunu!" Barış ağzında geveledi
" Yapamam!" Savaş aşağılar bir şekilde konuştu "Beceriksiz!" Barış öfkeyle nefes verdi
"Çekil şuradan" Gardiyanın sesi yükseldi
"Lan yürü! Ne bekliyon!"
Barış Gardiyana korkutucu bir şekilde baktı. Onu öldürebilir miyim diye düşünüyordu. Içeriden bir ses geldi
"Ne oluyor orada!" Gardiyan Barış ı kolundan sürükleyerek içeriye getirdi. Garsiyan
"Kusura bakmayın müdürüm. Bu herod bir türlü girmek bilmedi!" dedi. Müdür Barış i küçümser bir bakışla süzdü. Daha sonra küçümser bir şekilde gülemseyerek
"Otur, otur..."
dedi. Barış müdürün gösterdiği yere oturdu. Müdürün bir diğer karşısında da doktor dikkatli ve endişeli bir şekilde Barış a bakıyordu.
"Barış bey, sizi bir haber vermek için buraya çağırdık... Size bir dava daha açmaya karar verildi. Kesin değil ama başvurular yapıldı. Kısa süre içerisinde haber gelir. "
"Peki, bu karara varmaksızın sebebi nedir? Yani neden yeniden dava açma gereği duydunuz?"
dedi Barış. Aslında içten içe hoşuna gitmişti. Artık daha dikkatli davranabilecekti. Ancak nedne böyle bir karara varıldığını merak etmiyor değildi. Doktor iç çekti
"Bir durumdan şüpheleniyoruz. Size doğru olan cezanın verilip verilmediğinden. Bu süre altında da gözlem altında tutunacaksınız"
"Nasıl yani?"
"Yani, daha sık doktorlarla görüşeceksiniz ve görüşmeler, telefon konuşmaları kısıtlandırılacak."
"Ben... Anlamıyorum. Görüşmelerim neden kısıtlanıyor?"
"Barış Bey bunları konuşmak için gerçketen erken. Biz sadece olabileceklere karşı önlem almaya çalışıyoruz. Ama sizin de bu süreçte bize yardımcı olmanız gerek. En önemlisi de dürüst olmanız. Şimdilik verebileceğimiz bilgiler bunlar. 2 gün sorna tekrar görüşeceğiz zaten." dedi. Gardiyan yine Barış ı kolumdan tutup kaldırdı ve hücreye doğru götürdü. Kafasında milyarlarca soru vardı. Bir şeyden şüpheleniyordu ama emIn değildi. Her şey gibi bunu da zamanla öğrenecekti...