İçeriğe geç

KANLI SÖZLEŞME

Bölüm 12 · 2 dk okuma

KANLI SÖZLEŞME

Bölüm 12

12. BÖLÜM: KURŞUNUN BEDELİ VE KONAĞIN YIKILIŞI

Karahanlı konağının o devasa, taş avlusu bir anda ölümcül bir sessizliğe gömülmüştü. Mateo’nun gözleri dönmüş, elindeki ağır demir silahı Leyla’nın şakağına dayadığı o saniyede zaman sanki durmuştu. Zühre Hanım dehşetle ellerini ağzına götürürken, Nehir korkuyla bir adım geriye çekilmişti. Kaan ve Boran ise ne yapacaklarını bilemez bir halde oldukları yerde kaskatı kesilmişlerdi.

Leyla, omzuna saplanan o ani ve keskin sızıyla nefesini tuttu. Mateo’nun panikle tetiği çektiği o salisede, silahın patlama sesi konağın yüksek duvarlarında sağır edici bir yankı uyandırdı. Kurşun havayı yararak geçerken, Leyla’nın omzundan sızan sıcak kan beyaz elbisesini hızla kırmızıya boyadı. Genç kızın dizlerindeki bağ çözüldü; gözleri kararırken, yavaşça mermer zemine doğru yığıldı.

Mateo, elindeki dumanı tüten silaha bakarak bir an şaşkınlıkla geriledi. Amacının onu öldürmek olmadığını, sadece bu cehennemden kaçmak istediğini kekeleyerek açıklamaya çalıştı:

"¡Yo no quería disparar! ¡Ella se movió!"

(Ben ateş etmek istemedim! O hareket etti!)

Ancak artık kelimelerin, İspanyolca çırpınışların hiçbir hükmü kalmamıştı.

Baran Asaf Karahanlı’nın içindeki o buzdan duvarlar, Leyla’nın yere düştüğü o saniyede paramparça oldu. Gözlerini kan bürümüş bir panter gibi ileri atıldı. Mateo’nun ne olduğunu anlamasına bile izin vermeden yaka paça havaya kaldırdı ve mermer sütunlara büyük bir şiddetle çarptı. Mateo’nun elindeki silah yere düşerken, Baran’ın boğazından kopan o gürleyen ses avluyu inletti:

"Seni bu topraklarda diri bırakırsam namussuzum! Senin o aldığın nefesi bu avluya haram edeceğim!"

Baran, kanlar içindeki Mateo’yu korumaların üzerine fırlattı. "Atın o iti zindanın en derin yerine! Canından parça parça almadan gebermesine izin vermeyin!" diye kükredi.

Ardından bir solukta Leyla’nın diz çöktüğü yere ulaştı. Leyla’nın omzundan akan kanları ve rengi solmuş yüzünü gördüğünde, hayatında ilk defa kontrolü tamamen kaybettiğini hissetti. Elleri titreyerek Leyla’yı kollarının arasına aldı; avuçlarına bulaşan o sıcak kan, Baran’ın dünyasını tepetaklak etmeye yetmişti.

Leyla, gözleri yarı açık bir halde, soluk soluğa Baran’ın yüzüne baktı. Dudaklarından dökülen fısıltı, tüm avludaki gürültüyü bastıracak kadar derindi:

"Seni bu topraklarda diri bırakırsam namussuzum! Senin o aldığın nefesi bu avluya haram edeceğim!”

Baran, kanlar içindeki Mateo’yu korumaların üzerine fırlattı. "Atın o iti zindanın en derin yerine! Canından parça parça almadan gebermesine izin vermeyin!" diye kükredi.

Ardından bir solukta Leyla’nın diz çöktüğü yere ulaştı. Leyla’nın omzundan akan kanları ve rengi solmuş yüzünü gördüğünde, hayatında ilk defa kontrolü tamamen kaybettiğini hissetti. Elleri titreyerek Leyla’yı kollarının arasına aldı; avuçlarına bulaşan o sıcak kan, Baran’ın dünyasını tepetaklak etmeye yetmişti.

Leyla, gözleri yarı açık bir halde, soluk soluğa Baran’ın yüzüne baktı. Dudaklarından dökülen fısıltı, tüm avludaki gürültüyü bastıracak kadar derindi:

“Ben... ben bunu istememiştim...”

Baran, Leyla’nın saçlarını alnından geriye doğru iterken, sesindeki o demirden ton yerini acı dolu bir yalvarışa bırakmıştı:

"Kapa çeneni, Leyla! Bana bak! Burada ölmeyeceksin! Beni duyuyor musun? Beni bırakma!"

Baran Asaf, Leyla’yı sıkıca kucaklayıp ayağa kalktı. Avludaki herkes bu dehşet manzarayı nefesini tutarak izliyordu. Baran, Leyla’yı arabaya yetiştirmek için konağın kapısına doğru koşmaya başladığında, genç kızın kanı Karahanlı konağının o kadim taşlarına damla damla dökülüyordu. Kanlı sözleşme artık kağıt üstünde değil, can pahasına mühürlenmişti; ve o konağın duvarları, bu kurşunla birlikte baştan aşağı sarsılıyordu.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.