Avluya düşen o ölümcül sessizlik, Mateo’nun nefes sesleriyle bölünüyordu. Leyla, şakağına dayanan soğuk demir silaha rağmen en ufak bir korku belirtisi göstermedi. Gözlerindeki o ateş, Mateo’nun bu zavallı ve hastalıklı cesaretine karşı tamamen bir nefrete dönüşmüştü. Başını hafifçe yana çevirdi ve dişlerinin arasından İspanyolca olarak bağırdı: "¡Estúpido! ¿Qué crees que estás haciendo? ¡Sáqueme este maldito fierro de la cabeza y lárgate de aquí!"
(Aptal! Ne yaptığını sanıyorsun? Şu lanet demiri kafamdan çek ve defol git buradan!)
Mateo, Leyla’nın bu sert tepkisi karşısında sarsıldı ama kolunu daha da sıkılaştırdı. Gözlerinde canice bir parıltıyla karşılık verdi: "¡Vengo a salvarte, Leyla! ¡Este hombre no te ama, te tiene prisionera en este infierno de piedra!"
(Seni kurtarmaya geldim Leyla! Bu adam seni sevmiyor, seni bu taş cehennemde esir tutuyor!)
Leyla, Mateo’nun yüzüne doğru küçümseyen bir gülüş fırlattı ve İspanyolca sözlerine devam etti:
"¡El único infierno aquí eres tú y tu obsesión enfermiza! ¡No necesito que me salves! ¡Prefiero morir en este maldito lugar antes que irme contigo, vete al infierno, Mateo!"
(Buradaki tek cehennem sensin ve senin hastalıklı takıntın! Kurtarılmaya ihtiyacım yok! Seninle gitmektense bu lanet yerde ölmeyi tercih ederim, cehenneme git, Mateo!)
Baran Asaf, masanın başından ayağa kalktığında, üzerindeki o sükûnet tamamen kaybolmuştu. Gözleri kan bürümüş bir halde Mateo’nun üzerine doğru bir adım attı. Sesindeki o buz gibi ton, avludaki herkesin kanını dondurmaya yetmişti:
"Leyla’ya dokunduğun o ellerini, birazdan bu avlunun taşlarına gömeceğim, İspanyol," dedi Baran Asaf, Türkçe olarak kükrerken. Ardından kararlı adımlarla aradaki mesafeyi kapatmaya başladı.
Mateo paniğe kapıldı, silahı biraz daha bastırarak İspanyolca çığlık attı: "¡Detente! ¡No des un paso más o juro que le disparo!"
(Dur! Bir adım daha atarsan yemin ederim ateş ederim!)
Leyla ise aniden dirseğini arkaya doğru sertçe Mateo’nun karnına geçirdi. Mateo acıyla nefessiz kalıp sarsıldığında, Leyla var gücüyle onun elindeki silaha abandı ve İspanyolca son darbeyi indirdi:
¡Imbécil!"
(Aptal!)
Silah havaya doğru patladığında, avludaki Karahanlı korumaları birdenbire harekete geçti. Baran Asaf bir panter gibi atılarak Mateo’nun yaka paça üzerine çöktü; demir gibi elleriyle İspanyol’un boğazına yapışırken, kan davasının ve kıskançlığın ateşi konağın ortasında tüm şiddetiyle patlamıştı.