İçeriğe geç

Kanlı Maskeler

Bölüm 17 · 3 dk okuma

Kanlı Maskeler

Bölüm 17

On Yedinci Bölüm

Yemek sonrası, oturma odasına geçtik ve birlikte film izlemeye karar verdik. Bu sefer, gerilim dolu bir film yerine komedi filmi seçtik. Birlikte güldük, eğlendik ve korkularımızı bir kenara bıraktık.

Bu komedi filmi, başlangıçta pek de ilgimizi çekmiyordu ama zamanla kahkahalarımıza neden olan bir dizi absürt sahne ile bizi sardı.

Film ilerledikçe, özellikle ana karakterlerin yaşadığı komik kazalar ve beklenmedik durumlar bizi kahkahaya boğuyordu.

"Bu komedi filmi güzeldi. Bazıları küfür ve çirkin hareketler sergileyerek komedi çektiklerini zannediyorlar. Ben küfürü komik bulmuyorum. Yerinde yapılan küfür neyse ama sürekli yapılması hoş değil. Aksine rahatsız edici. Yine bazıları küfürü havalı olmakla bir tutuyor. Onlara da ayrı bir gıcığım." Dedi Nehir.

Sanki yıllardır bu konuşmayı yapmak için bekliyordu.

Nehir'in bu konuşması, içimde bir gülümseme oluşturdu. Onun düşüncelerine katıldığımı söyleyerek ona hak verdim. "Evet, kesinlikle katılıyorum. Komedi, küfür ve çirkin hareketlerle değil, zekice ve mizahi bir şekilde yapıldığında gerçekten komik olabiliyor. İnsanların sürekli küfür etmeyi havalı bulması ise gerçekten rahatsız edici."

Kerim de konuşmaya katıldı. "Kesinlikle öyle. Komedi, insanları güldürmek ve eğlendirmek için yapılıyor. Küfür ve çirkinliklerle değil, zekice ve mizahi bir dille yapıldığında daha etkileyici olur. Bu tarz komediler, insanları rahatsız etmek yerine mutlu etmeyi hedefliyor." dedi.

Birbirlerine göre olan bu ikilinin konuşmalarını can kulağıyla dinliyorum.

Nehir, gülerek "Evet, tam olarak bunu demek istemiştim. İyi ki hepimiz aynı fikirdeyiz." dedi.

Film bitince, bir süre sohbet ettik. Nehir, komedi filmlerinin yanı sıra diğer ilgi alanlarını da paylaştı. Müzik, kitaplar, seyahatler... Hepsiyle ilgili heyecanlı bir şekilde konuştu. Onun enerjisi sabaha kadar süreceğe benziyordu.

Kerim ise sessizce dinliyor, ara sıra gülümseyerek Nehir'e katılıyordu. Yeni evimde kendimi daha da güvende hissediyordum.

Ardından onları yalnız bırakıp odama gitmeyi düşündüm. Bu fikri onlara söylemeden gerçekleştirdim.

Odama geçtiğimde, içimde hala Nehir ve Kerim ile geçirdiğimiz keyifli zamanın etkisi vardı. Rahat bir şekilde yatağıma uzandım ve düşüncelere daldım.

Yine gittiğimin farkında bile olmamışlardır kesin.

Nehir ve Kerim'in dostluğu, benim için çok değerliydi. Onlarla birlikte olmak, korkularımı unutmama ve güçlenmeme yardımcı oluyordu. Yeni bir başlangıç yapmıştım ve bu süreçte onların desteğiyle daha da ilerleyebileceğimi biliyordum.

Madem Emir yoktu ben de oyalanacak bir şeyler bulmalıydım. Düşüncelerim arasında, yeni evimde yapmak istediğim değişiklikler ve hedeflerim vardı. Bu evi kendi tarzıma göre dekore etmek, yeni hobiler edinmek ve kendime daha fazla zaman ayırmak istiyordum.

Uzun bir süre düşüncelere daldıktan sonra, yavaşça uykuya daldım. Nehir ve Kerim bu gece yanımda oldukları için rahat uyudum.

Rüyalara dalarak gözlerimi yumdum. Sabah vakti bir düğünde olduğumu gördüm. Herkes çok sakindi ve müzik çalmıyorken bile insanlar oynamaya devam ediyordu. Etrafta gezinirken gelin ve damadın olduğu tarafa geldim.

Karşımda beyazlar içinde duran kızı tanıyordum. Yanındaki adam Kerim değildi. Nehir, gelinlik içinde muhteşem görünüyordu. Yanındaki adamın kim olduğunu bilmiyordum. Ona bakınca kötü bir his içimi kaplamıştı. Nehir neden Kerim'i bırakıp bu adamla evlendi diye düşünürken hava kararmaya başladı. Nehir gelinliğini toplayıp koşmaya başlayarak havuzun içine atlayıp kayboldu. Küçük havuz birden kocaman bir okyanyus hâline gelerek dalgalanmaya başlıyordu.

Havuzun okyanusa dönüşmesiyle birlikte, dalgalar hızla yükselip alçalmaya başladı. Karanlık gökyüzü ve dev dalgalar korkunç sesler çıkarıyordu. Nehir'i aramaya çalıştım ama suyun derinliği arttıkça, görüş mesafem daralmaya başladı ve Nehir’i bulmak imkansız olmuştu. Nehir’in kurtarılması gerekiyordu, ama suyun içine girmekte tereddüt ediyordum. Bir an cesaretimi topladım ve derin dalgalara atladım. Suya düştüğüm an, dev dalgalar beni hızla çekti.

Karanlık suyun içinde, Nehir’i bulmak için çabalarken, gözlerim giderek daha da karanlıklaşmıştı. Derken biri beni ayak bileğimden tutarak aşağı çekmeye çalışıyordu. Gözlerimi birden açınca karanlık okyanusun yerini yumuşak bir sabah ışığı vardı.

Rüyaların kısa sürdüğüne kesinlikle inanmıyordum. Yani tüm bu gördüklerim 10 saniyeden kısa sürede mi gerçekleşmişti? Kesinlikle hayır! Ben biraz daha zorlasaydım Arka Sokaklar'ın sezonunu bile çekerdim.

Kabus görmeme şaşırdım. Bugün gerçekten kendimi mutlu hissediyorum. Neşeyle mutfağa doğru ilerlerken Kerim ve Nehir'in koltukta sarmaş dolaş uyuyakaldıklarını gördüm. Yok artık deve!

Bölüm sonu

5 yorum