Nehir, küçük parçalara böldüğü sebzeleri tencereye eklerken çok ciddiydi, sanırsın atomu parçalıyor hanımefendi.
"Yarım saat ocakta pişsin sonra diğerlerini ekleriz." Deyince, Kerim elindeki tavayı ocakta türlü hareketlerle çevirirken bana bakarak sordu: "Alınma ama sen yemek yapmasını bilmiyor musun Mira?"
Nehir benden önce lafa atlayıp "Bilmiyor." dedi. Nehir'e inat olsun diye "Hayır, yemek yapmasını biliyorum." Dedim.
Kerim tavayı bırakıp ocağın altını kısınca sordu: "Mesela kaç yemek yapmasını biliyorsun!"
Ben tam cevap verecektim ki Nehir yine benden önce davranıp "Tam dört tane!" dedi. Kerim ve Nehir bakışarak gülmemeye çalıştılar. Tam birbirlerini bulmuşlar!
Nehir'in gülmesi Kerim'in hoşuna gitmiş gibi adam sormaya devam etti: "Şu seçkin yemeklerini merak ettim. Dört tane olduğuna göre iddialı bir şey olsa gerek!"
Madem onlar benimle alay ediyorsa o zaman ben de onlarla dalga geçerim. Boğazımı temizleyip kendimden emin bir şekilde parmaklarımı açarak sayıyordum: "Salçalı makarna, peynirli makarna, yoğurtlu makarna bir de sade makarna... "
"Yani sadece bir yemek biliyorsun o da makarna, öyle mi?"
Alaylarını umursamadığımı belli etmek için Kerim'in söylediğini başımla onayladım.
Yemek pişerken sohbet etmeye devam ederken bu arada çılgın ikili ben yokmuşum gibi bakışıyorlar. Sonra benim varlığımı fark etmiş olacaklar ki kendilerini toparlayıp yemek yapmaya devam ediyorlar. Nehir, "Kerim bana tezgahtan yağı uzatır mısın?" dedi.
Adam tezgahtaki yağın gözünün önünde olmasına rağmen bulamamış gibi etrafına bakınarak arıyordu. Hadi aşıksın anladık da salak mısın be adam, yağ şişesi gözünün önünde duruyor!
Yağı uzatmak için Kerim'e verdiği süreyi çok bulan Nehir, sinirle tezgaha doğru gelip şişeyi alayım derken Kerim'de o sırada, sonunda görmüş olduğu yağ şişesini eline alıp birden arkasını dönünce bu ikili çarpıştılar. Yağ halının ortasına yayılmaya devam ederken sanki her şey ağır çekimdeymiş gibi yavaş hareket ediyordu. O an, mutfakta oluşan yağ felaketinin farkında değillerdi. Birbirlerine bakmayı sürdürüyorlardı.
Baktım bunların gözlerini ayrılacağı yok ben de yalandan bir öksürük sesiyle yaşanan romantizimlerini böldüm.
Romantizim tarafı tartışılırdı çünkü mutfağım yağdan bir olmuştu. Nehir ve Kerim, anlık bir şaşkınlık yaşadıktan sonra, yüzlerinde beliren ifadeler kayboldu.
Az önce benimle alay ettikleri için ben de onlarla alay ederek konuştum: "İşte size mükemmel bir yemek yapma becerisi örneği! İkisi de aynı anda bir şey ararken, sonuç bu!”
Nehir'in sinirli tavrı ve Kerim'in şaşkın bakışları, o anın neşeli bir hale bürünmesini sağlıyordu. Yağın yerde yayılmasını fark eden Nehir, sinirli bir şekilde "Bu senin hatan Kerim!" diye bağırdı. Kerim ise hala şaşkın bir şekilde etrafa bakınıyordu. Mira, bu komik olayın sona ermemesini istiyordu.
Nehir sakinleşmeye çalışarak, “Tamam, sorun yok şimdi burayı temizleyeceğiz! Kerim, bana yardım et!” dedi.
Kerim, Nehir’in çağrısına hemen yanıt vererek hızla hareket etti. O an için şaşkınlığı yavaş yavaş kaybolmaya başlamıştı ama hala ne yapması gerektiği konusunda net bir fikri yoktu. Nehir, sert bir şekilde elini uzatarak temizlik malzemelerini aldı ve Kerim’e uzattı.
Kerim konuyu hemen kapatmak istedi: "Bence Nehir, sen tam bir aşçı olabilirsin ama mutfak kazalarına karşı dikkatli olmalısın!"
Nehir, gülümseyerek ona dönüp "Sana mı soracağım Kerim? Bak, daha tezgahı temizleyemedik!" dedi. Hepimiz gülmeye başladık. Kerim, "Elimden geleni yaptım!" diye yanıt verdi.
Nehir arada sırada kıyafetine bulaşan yağı hatırlatıp öfkeyle Kerim'e bakmaya devam etti.
"İkimizde aynı anda çarpışmamıza rağmen neden senin üzerine yağ dökülmedi Kerim?" Dedi, arkadaşım galiba Kerim'in bilerek böyle yaptığını zannediyordu.
"Ne demek istiyorsun yani yağı bilerek mi üzerine döktüm?" Diye kendini savundu Kerim.
Nehir, alaycı bir gülümsemeyle “Başka bir açıklaman yok gibi!” dedi. Kerim bu durum karşısında ne yapacağını bilemedi, yüzündeki şaşkınlık ifadesi yerini komik bir savunmaya bıraktı."Şimdi yine bütün suç benim mi oldu?"
O sırada, Nehir bir şey düşünmüş gibi durdu ve elini enseye koyarak, “Bunu başka bir gün düşünebiliriz. Çok geç oldu ve ben gerçekten açım!” dedi. Hemen ardından gülmeye başladı.
İkili arasındaki bu tatlı atışma, mutfaktaki karmaşaya biraz neşe katıyordu.
Nehir, temizlik malzemelerini alıp komik dans hareketleri yaparak yağ izini takip ediyordu. Sonunda, temizlik işini bitirdiklerinde hem mutfak hem de ruh halimiz biraz daha düzenlenmişti.
Nehir, “Tamam, artık pişirmeye devam edebiliriz!” dedi. Ben de “Harika! O zaman ne pişireceğiz? Bakalım benim makarna bilgim burada devreye girebilecek mi” diye yanıtladım.
Kerim ocağın üzerine bakınca yemekten çıkan dumanlara doğru hızla koştu. Ocağın altını kapattı. Kapağı açıp yanık kokusunu almamak için burnunu tıkadı.
"Ne oldu Kerim, yoksa yemek yandı mı?" Diye sordu Nehir.
Yaptığı yemeğin yandığını gören adam, sinirle "Koku da mı almıyorsun Nehir? Bak yandı işte!" Dedi ve üzüntüyle tencereye baktı.
Nehir, aniden açılan tencereye yaklaşarak "Belki hala kurtarabiliriz," dedi. Kerim ise üzüntüyle tencereye baktı, bir yandan da yanmış olan yemeğin tadını hayal etmeye çalışıyordu. Şu an, aşçılık kariyerinin bitişinin eşiğindeydi.
"Nasıl kurtaracağız ki? Duman her yeri sarmış durumda!" diye yanıtladı Kerim. Nehir, ciddiyetini koruyarak ona moral vermeye çalıştı. “Şimdi yapmamız gereken tek şey, altını kapatıp yenisini hazırlamak! Düşünme, sadece hareket et!”
Kerim, “Eğer güzel bir şey çıkaramazsak, hepimizi buradan sitemkar bir şekilde kapının önüne koyarım!” diye şakayla karışık tehdidini savurdu. Kendimi tutamayıp bir kahkaha attım.
Nehir, hızlıca yeni bir tencere aldı ve taze sebzelerle birlikte yeni bir yemek pişirmeye karar verdi. Nehir, bana dönerek "Makarna yapalım, senin uzmanlık alanın değil mi?" dedi.
Kerim araya girerek, “Belki de bu sefer yapmaya çalışacağımız o dört makarna tarifinin hepsi aynı anda olmamalı.” diye espri yaptı. Nehir ona bakarak “Kendini çok akıllı sanıyorsun ama elinde sadece bir yemek türü var!” diyerek karşılık verdi.
Kerim bir gülümsemeyle, “Artık sadece salçalı makarna yapıyorsun değil mi?” dedi. Nehir, "Hayır, Kerim! Bu sefer biraz farklı bir yemek yapmayı düşünüyorum!" diyerek yeni bir tarif bulmak için buzdolabına doğru ilerledi.
Mutfakta gülüşmeler eşliğinde çalışmaya başladık. Nehir taze malzemeleri hazırlarken, ben de makarnayı kaynar suya atmak için ocağın yanına doğru gittim. Kerim arada sırada taze sebzeleri doğramasına yardım ediyordu ama aynı zamanda bir yandan komik yorumlar yapmaya devam ediyordu.
“Makarna yaparken sadece su kaynatılıyordu değil mi?” diye sordu Kerim, şakayla.
Önündeki yemekle ilgilenen arkadaşım, “Evet, işte şimdi oldu!” dedi.
Sondaki faciaya rağmen yapılan yemeğin sonunda masaya oturmadan önce Nehir gidip duş aldı. Ona temiz kıyafetler verdikten sonra giyinip masaya oturdu ve birlikte yediğimiz yemeğin tadını çıkardık.


