"Ah hadi ama şaka yapıyor olmalısın" Gülerek biramdan bir yudum aldım. "Hayır! Bak gerçekten az kalsın ayılara yem oluyordum!" Dahada gülmeye başladım." Gülmesene bunları gerçekten yaşadım." Yalandan ağlıyormuş gibi yapdım, ve göz-göze gelince aynı anda kahkaha attık. Bardağımdaki son yudumu içtim ve ayağa kalktım " beni çok mutlu ettin ama şuanda gitmem gerek, her şey için teşekkürler" Mekandan çıkmak için yürümeye başladım ama kolumdan tutan bir kol buna engel oldu"James Bırak gitmem lazım" kafamı çevirdiğimde James yerine,sarhoş bir adam kolumu tuttuğunu fark ettim. "Bize iki bira, hemen!" Ağzı yamularak konuşan adam, beni çalışan olarak zannetmişti, Ne tesadüf ama!
" Özür dilerim bey efendi ama ben burada çalışmıyorum" kolunu çekmesini umuyordum çünki sıkı tutmuştu çekemiyordum. " Umrumda değil güzel bayan, iki bira hemen!" Kolumu dahada sıkmaya başlayınca sinirlendim. James olan salak beni izliyordu, ama sinirliydi. Yaklaşmaya başlayacakken, yumruğumu onun suratına geçirdim. Neden kavgayı o, başlatsınki?
Adam burnunu tutarak, yüz kızartan küfür ett. Ayağa kalktı ve kolumdan tuttu," Genç bayan için bu hareketler doğru değildir! Ama şimdi hak ettiğini vericem" tokat atacakken James kolunu tuttu " Dedi sarhoşluğu, kadınları aşağılamayı erkeklik olarak gören adam" bana göz kırptı ve adamın karnına bir tekme attı. Adam acı içinde yere yığılırken hem sarhoşluğu yüzünden hemde acı yüzünden ayağa kalkamadı. O vakit biz hemen mekandan çıktık. Sarhoş adamın son söylediği söz şu oldu " sizin canınızı çok yanacağım ama, bundan haberiniz olmayacak!"
Herhangi bir evin çatısında oturmuş soluklanıyorduk. "Yine birlikteyiz havuç kafa " Gözlerimi devirdim ve on baktım, "seni ahmak zaten gidicem" dedim ve sırt üstü uzandım. Bulutlar sinirimi bozuyordu. " Ama nereye? Birlikte çok şey yaşadık". Telaşla bana baktı. Bulutlara bakmaya devam ediyordum " Bilmiyorum" gerçekten bilmiyordum. James sinirli bir şekilde konuşmaya başladı" Ne demek bilmiyorum? İnsan gittiği yeri bilmezmi?" Oturak vaziyyeti aldım," Bazen insan nereye gittiğini bilmez, kendini dalgalı bir denize bırakır, nereye çarpacağını bilmez, neyin onu acıtacağını bilmez. Bir bakmış kendisini karada bulmuştur ha?" Tekrar bulutlara baktım, gecenin karanlığına karışmışlardı. James bana baktı ve sonra saçını düzelterek bana baktı " haklısın kabalık ettim, özür dilerim" gülümseyerek pişman dolu gözlerine baktım " özrün kabul oldu ahmak" gülerek saçını dağıttım. " Violet benim ailem yok, dostum dahi yok" bir şey demeden ona baktım. "Yani anlayacağın, o dalgalı denize seninle beraber atlarım. Sonu nereye vuracağını bilmesem de. Zaten evimde yok bir birimize ev oluruz yol arkadaşı olarak düşün" elini alnına koydu kelimeleri doğru seçmek adıyla. Tekrar bana baktı " biliyorum tanışalı daha iki saat olmadı ama bir birimizi koruduk, arkadaşın olmak istiyorum, nereye gideceğini bilmesem bile" gülümsedim. Ve tabiki o konuşurken biraz düşündüm güvenmek konusunda. "Tabiiki yol arkadaşım ola bilirsin ama" yalandan üzgünmüş gibi yaptım. "Ama ne?" , " ayılara yem olma riskin var" elimi ağzıma götürdüm ve kıkırdamaya başladım.
Maceralarımızın ardından yola koyulduk. Hava karanlıktı ormana doğru gidiyorduk ama umrumda değildi. Çok güçlü olduğum için değil, gerçekden umrumda değildi. Tekrar kar yağmaya başlamıştı, karda yürümek benim için zor olsada kendimi güçlü gösteriyordum. Ama tıkanmıştım,yılların acısıyla.
Çok tıkanmıştım, 10 yaşımda ölümü tatmıştım, sözle değil gözlerimle, hemde en yakınımdan annemden. Saatlerce annemin ölüsüyle kalmıştım, ve bu beni baya depresyona sokmuştu uykularımı bozmuştu. Babamı annemi kardeşlerimi öldüren acımasız alçak Wartina krallığı bunun bedelini iliklerine kadar hiss ettireceğim.
İstemsizce akan göz yaşımı hemen sildim ama James görmüştü. "Hey iyi misin?" Sesimi düzelterek " evet iyiyim,neden?" , "çok sessizsin, normalde susmasını bilmezsinde" espirisine gülerken koluna yumruk attım " hadi sallanma gidecek çok uzun yolumuz var"
Yol boyunca konuştum ve en sonunda bir gölün yanına geldik. "İşte dinlenmeye güzel bir yer" , " ama arkamız orman! Daha doğrusu dört bir yanımız orman!" Şaşırmış gözlerle bana baktı " ne oldu ayılara yem olmaktanmı korkuyorsun küçük çocuk? Korkma." Gözlerini devirip söylenmeye başladı. " Hayır tabikide ve ben çocuk değilim! Tamammı?" Kavga ederek güzelce büyük bir ağacın altına uzandık. James biraz tırsada belli etmiyordu bu çok komikti. Gökyüzündeki ay'a bakarak uykuya daldım.