Hava kararana kadar, hiç bir eğitime girmedim. Eğer dövüş eğitimim yoksa, diğerleride yoktur benim için.
Bir çok kez eğitimler için hizmetçiler gelsede, reddettim. Tanrı aşkına kıyfet giyme eğitimi nedir ya? Böyle eğitimi bulanın Allah belasını versin!
Hava kararmıştı,kar şiddetlenmeye başlamıştı. Kardan nefret ederim. Odada biraz tur attım ve tekrar, tekrar tur atarken dolabım gözüme çarptı. Ah daha önce neden aklıma gelmedi? Dolabı açtığımdan sonra eğildim, kutuya koyduğum kıyafetleri çıkardım. Eğer Kral Hery beni evlendirmeye çalışıyorsa yapamayacak, kendi sımarık kızını evlendirsin, banane.
Bedenime tam olan, simsiyah kıyafetlerimi giyinmiştim. Kapşonlu pelerinimi taktım ve ihtiyacım olan şeyleri aldım, kılıcımı belimde olan kın'a yerleşdirdim. Evet! Hazırım şimdi saraydan çıkmam lazım. Tam çıkacakken durdum, masama yaklaştım tüy ve mürekkep götürdüm, yazamaya başladım. Bitirdiğimde yatağıma bıraktım, hızlıca odadan çıktım.
Odanın penceresinden çıktığımda, borular yardımıyla aşağı inerken ağaca zıpladım, sonraysa sarayın uzun duvarlarına. Oh be sonunda kurtuldum. "Hey sen! Dur orada!" Ah hadi ama ağzımı açmamalıydım, ama ağzımı açmamıştım. Muhafizlar yanıma koşarken onlardan önce davrandım. Öyle bi hızlı koşuyordumki, arkamdan üç köpek olsa böyle koşmam. Kendimi ara sokaklara saldığımda izimi kayp ettirmiştim, kar sayesinde zor görüyorlardı bende aynı şekilde.
Ara sokakta duvara yaslanmış, nefes-nefese kalmıştım. "Sakinleşe bilirsin gittiler" sağa doğru kafamı çevirdim, başımı biraz yukarı kaldırdığımda, kajve renkli saçlı, uzun boylu, ela gözleri olan adamla göz göze geldim. Bağıracakken duvara sıkıştırıp ağzımı kapadı,"Şşt bağırma geri zekalı yakalatacaksın bizi" kurtulmaya çalışırken karnına tekme attım. "Bana dokunma, geri zekalı derken ben senden kat-kat zekalıyımdır ve biz diye bir şey yok tamammı?!" Eğilerek karnını tutan mal bana baktı "tamam sakin ol havuç kafa" saçım açıkta kalmıştı, umursamadan yaklaşarak salağın gömleğini tuttup kendime çektim " bana havuç kafa deme" diyerek bıraktım "tamam pekala, havuç kafa" gömleğini tutup çektim yumruk atacakken hâlâ sırıtıyordu. "Buradan sesler geliyor hadi bulmamış lazım hırsızı" bir-birimize baktık,aynı anda "koş! Yakalandık!" Dedik, koşmaya başladık.
Ara sokaklar çok karışıktı, hiç ezberleyemiyordum. Muhafızlar arkamızdaydı, ama uzaktalardı. Çıkmaz sokağa çıkmıştık salak adam duvardan çıktı, uzun olduğu için rahattı. Elini bana uzattığında "Hadi çabuk ol!" Diye bağırdı onun yardımıyla çıktım ve başka yerlere doğru koştuk.
Kurtulduk! Şükürler olsun! Başımı salak adama çevirdim "fena değilsin" dedim, "tabiki ben olmasam şu anda yem oluyordun havuç kafa" gözlerimi devirdim, tekrar baktım "yinede saol salak adam", "Benim adım James, James Brown" elini uzatarak. "Bende Violet, soy ada gerek yok" kıkırdadım. "Çok güzel tanışma değilmi Violet?", "Bundan iyisi olamaz James Bown" adını uzatarak söyledim. İkimizde güldük,"susadım"dedi gülmesini keserek,"bende susadım", " iyi bir mekan biliyorum" ayağa kalktı, elini bana uzattı, onun yardımıyla ayağa kalktım.