İçeriğe geç

Kanayan Yara

Bölüm 4 · 13 dk okuma

Kanayan Yara

Bölüm 4

4. Bölüm

Bi hayli kırgınım.. Kime olduğunu, neden olduğunu bilmeden.. Belki hayata, belki kendime, belkide dilimden düşmeyen keşke'lere ... ~Can Yücel~

Çok heyecanlıydı o akşam Yıldız. Bütün gün gece olmasını beklemişti ve şu anda buradaydı, sevgilisi; Sarp'ın evinde.Sarp'ın abisi bir parti veriyordu evde. Liselilerin olduğu bir parti. Anne ve babası o akşam evde olmayacaktı. Sarp abisinden izin alıp Yıldız'ın da partiye gelmesini istemişti ve abisi bunu kabul etmişti. Yıldız çok ama çok mutluydu. Neden olmasın ki? Sevgilisinin evine ilk defa geliyordu. Genelde bir yük olduğunu düşündüğü için buna cesaret edemezdi ama çok istemişti Sarp. Onu seven bir insan için bunu yapamaz mıydı? Belki de bir kereliğine yük olmadığını hissederdi. Bunu hak etmiyor muydu? Sadece yüklerin altında ezilmek zorunda mıydı? Bir kereliğine mutlu olmaya hakkı yok muydu?Gereken cevabı almadan önce aklında bu düşünceler vardı Yıldız'ın.Beraber evin salonunda, kanepede oturuyordu Yıldız ve Sarp. Sarp Yıldız'ı kolunun altına almıştı ve ona sarılıyordu. Yıldız bundan rahatsızdı ama Sarp'ı üzmek istemediği için sesini çıkartmıyordu. Etraf çok kalabalıktı. Yıldız bundan da nefret ediyordu. Kalabalık gürültü demekti. Korkunçtu. O bu hissi sevmiyordu. Zaten yalnızlığa alışan bir insandan bir anda kalabalığa karışmasını isteyemezdin. Yıldız bir süre yerinde rahatsızca kıpırdandı. Üzerinde çok kısa olmayan, siyah bir crop ve siyah kot pantolon vardı. Bunları giymesini isteyen Sarp'tı. Çünkü kendisi nerede ne giyeceğini pek bilmeyen bir kızdı. Ona öğreten kimsesi olmamıştı çünkü.Sarp bakışlarını Yıldız'a çevirdi. Onun rahatsız olduğunu fark edince kaşlarını çattı. Rahatsız edici bir bakış olduğunu düşündü Yıldız. Başını başka tarafa çevirince Sarp çenesinden tutup başını kendisine çevirdi. Aynı bakışlarla Yıldız'a bakarken Yıldız öylece durmaktan başka birşey yapamıyordu. Rahatsız edici olmak istemiyordu. Sarp kısa bir süre sonra konuştu."İyi misin?"Etraf çok gürültülüydü. Abisi tüm sınıfı çağırmış olmalı ki, hem şarkı sesi hem de gençlerin bağırışları yüzünden Sarp'ın sesi bile zor duyulmuştu. Yıldız ilk önce etrafına baktı ama hemen bakışlarımı yere çevirdi. Sarp çenesini hala tutuyordu. Başını hafifçe aşağı yukarı saklarken hala yere bakıyordu. Sarp onun bu haline hafifçe kıkırdadı. Keyif alıyordu onun bu halinden. Çenesini bırakır bırakmaz Yıldız'ın ilk hamlesi biraz uzaklaşmak olmuştu. Bunu kendi isteğiyle yapmamıştı oysaki. Refleksti. Yıldız utançtan bakışlarımı kaldıramazken, Sarp bir elini onun elinin üstüne koydu. Yıldız sadece dizinin üstündeki elinin üzerine konan ele baktı. Bu da onu rahatsız ediyordu. İğreniyordu. Bir insan sevgilisinden iğrenir miydi? O zaman neden sevgili diye bir kavram vardı? Bu his Yıldız'ın tüylerini diken diken ediyordu."Odama çıkalım mı?" Dedi Sarp bir anda, sesi yumuşacıktı, "orada daha rahat takılırız, film falan işlerin, olur mu?" Yıldız hala aynı yere bakıyordu. Başını hafifçe aşağı yukarı salladı. Sarp gülümsedi. Yıldız çantasını alacağı sırada Sarp ondan önce davranıp çantaya uzandı. Yıldız'ın tuttuğu elini bırakmadı, aksine daha sıkı tuttu ve onu ayağa kaldırdı. Yıldız bunu yapmasına izin verdi. Bakışları hala yerdeyken Sarp'ın elini tutmaya devam etti. Sarp çantayı eline alıp sıkıca tuttu. Siyah bez çantası onun elleri arasındayken Yıldız rahatlamak adına derin bir nefes verdi. Hızlı bir şekilde salondan çıkıp merdivenlere ilerlediler. Merdivenleri tek tek çıkıp Sarp'ın odasına geldiklerinde, Sarp kapıyı Yıldız için açıp biraz kenara çekildi, ama hala tuttuğu rli bırakmamıştı. "Önden bayanlar" derken gülümsüyordu Sarp. Yıldız ona bakıp zorlukla gülümsedi. Onun elini tutmaya devam ederken, Sarp elini kaldırdı ve bir prensesmiş gibi davranıp onun odaya girmesini sağladı. Yıldız ilk defa eve geldiği gibi Sarp'ın odasını da ilk defa gördüğü için şaşırmıştı. Beklediğinden daha genişti. Sarp onu izlerken, içeri girip kapıyı kapattı. "Beğendin mi?" Diyen sesi yumuşak olmasına rağmen, soğuktu. Yanlış birşey vardı sesinde.Yıldız buna aldırış etmedi. Odaya bakmaya devam ederken "Beklediğimden daha güzel" dedi. Sarp onu etkilenmiş bir şekilde izliyordu. Seviyordu Yıldız'ı. Onun için herşeyi yapacak kadar. Kahve gözleri normal değildi. İnsanı ona çekmeye zorluyordu. Saçları ipek gibiydi. Kendisi ise bir melek kadar zarifti. Onu görmek istiyordu her zaman. Ama herşeyiyle."Güzel..." Diye kendi kendine mırıldandı Sarp. Çantayı yatağın üzerine fırlattı. Yıldız şaşkın bakışlarını ona çevirdi. Yatağın üstüne attığı çantayı umursamamıştı."Efendim?" Dedi sadece. Az önceki söylediği şeyi kastetmişti. Sarp bunu önemsemedi. Yıldız'a yaklaştı yüzündeki sinsi gülümseme ile. Yıldız'da gülümsüyordu ama korkak bir gülüştü bu. Yatağın ucunda duruyordu. Geri çekilmeye kalkışsa bile yapamazdı."Sarp?" Dedi titrek bir nefes verip. Sesi de korkudan titriyordu. Sarp bunu umursamadı. Bir anda Yıldız'ın iki bileğinden tutup onu yatağa yatırdı. Yıldız küçük bir çığlık attığında Sarp bunuda umursamadı. Kimse onlari duyamazdı. "S-Sarp!" Diye bağırdı tekrar Yıldız. Sarp bakışlarını Yıldız'ın crobunda, pantolonunda ve kırmızı ruj sürmüş olduğu dudaklarına baktı. Bu hali bile aklını başından alıyordu. Kim bilir herşeyiyle nasıl görünecekti?"Sarp! Ne yapıyorsun!?" Diye bağırdı tekrar Yıldız. Kurtulmaya çalışırken Sarp onu yatağa daha da bastırdı. Üzerine doğru eğildi. "Sadece birkaç dakika..." Diye fısıldadı yüzüne doğru. Nefesini hissediyordu Yıldız. Korkunçtu. Gitmek istiyordu. Burdan kurtulmak istiyordu.Sarp üzerine biraz daha eğilirken bir bacağını Yıldız'ın yanına koydu. Göğüslerini şimdiden görüyordu. Ağzının suyu akıyordu. Bu güzelliği kim istemezdi ki? İlk kişi olacağını düşündüğü için şanslı hissediyordu kendini Sarp. Üzerine tamamen çıkmak üzereyken Yıldız erkekliğine sert bir tekme atınca acıyla kocaman bir çığlık attı. Refleksle gerilediği sırada yataktan aşağı düştü. Yıldız korkuyla irkildi. Bunu yapmış olamazdı. Bu o olamazdı. Ama şu anda bunu düşünecek zamanı yoktu. Hızla olduğu yerden doğrulup ilerlemeye çalıştığı sırada bir elin ayak bileğini tuttuğunu hissedince minik bir çığlık attı. Bakışlarımı yere çevirince Sarp'ı gördü. Sinirle ona bakarken bir eliyle acıyan yeri tutuyordu. "Gidemezsin!" Diyerek hırladı Sarp. "Şimdi olmaz! İzin vermiyorum!"Yıldız ayağını kurtarmaya çalışıyordu ama Sarp asla bırakmıyordu. En sonunda Sarp'ın burnuna bir tekme geçirdi. Sarp daha büyük bir çığlık attığında Yıldız'ın ayağını bırakıp burnunu tutmuştu. Yıldız koşarak odadan çıkarken çantasını aldı. Odadan çıkarken kapıyı sertçe kapattı. Koşar adım merdivenlerden inerken ağlamamak için kendimi tutmak zorundaydı. En sonunda salona indiğinde bir anlığına afalladı. Ama hemen kendini toparladı ve kapıya doğru koşmaya başladı. Birden karşısına çıkan kişi yüzünden birkaç adım geri sendelemek zorunda kalmıştı."Naber, Yıldız?" Diyen ses Sarp'ın abisi, Aras'tı. Yıldız yutkundu. Ne yapacağını bir anlığına şaşırdı. Aras bu haline şaşırarak baktı. Sonra kaşlarını çattı. "Sarp nerede?" Derken sesi sert değil, şaşkın ve meraklıydı. Yıldız ne diyeceğini bilemedi. Bir anda Aras'ın yanından sıyrılıp geçtiğinde Aras sadece şaşkındı. Ama umursamadı. Tekrar mutfağa yönelirken, Yıldız koşarak dışarı çıktı ve kapıyı arkasından sertçe kapattı. Bahçeden çıkarken yine fazlasıyla hızlıydı. Bahçe kapısından da çıktığı gibi koşmaya devam etti. Birkaç dakika sonra durduğunda derin nefesler alıp veriyordu. Karnı ağrıyordu. Boğazı nefes alıp vermekten acıyordu. Kalbi deli gibi atıyordu. Ama en çok canı yanıyordu. Neden güvenmişti sanki o salağa? Neden gitmişti? İçinde kötü bir his vardı zaten. Neden kendi kararını vermeyip bir başkasına güvenmişti!? Bu kadar saf olmak zorunda mıydı!?Kendine sinirliydi Yıldız. Aynı zamanda kırgın. Sadece diğer insanları dinlediği için şu an bu haldeydi. Kendi kararlarını dinlemeyi öğrenmeliydi. Neden beceremiyordu bu işi?Kafasında milyonlarca soru varken, artık dayanamadığını hissetmeye başladı. Ağlamak istiyordu. Ağlaması gerekiyordu. Neden susuyordu o zaman!? Ağlamak suç muydu?Evet, onun için ağlamak bir suçtu, affı olmayan bir suç.Ama dayanamıyordu. Bir süre sonra gözünden bir damla yaş akıp yere düştüğünde, o da daha fazla zorlamadı. Yaşlar gözlerinden alıp yere düşerken o ses çıkartmıyordu. Bakışları sadece yerdeydi. Kumral saçları önüne dökülürken titrek bir nefes verdi. Bir süre sonra bakışlarını gökyüzüne çevirdi. Yıldız yoktu. Ay da öyle. Sadece karanlık bir gece ve o vardı. Yıldız bundan nefret ederdi.Bu olaydan sonra sevme şansı ise kalmamıştı."Neden..." Dedi kendi kendine, "Neden kimse yok...?" Daha çok ağlamaya başladığında yere çöktü. Bir süre sonra ağlamaya devam ettikten sonra, titreyen eliyle çantasından telefonunu çıkardı. Şu anda arayabileceği tek bir kişi vardı. Bu en son isteyeceği şey bile değildi. Ama bu olaydan sonra kendi yaşadığı eve gitmekten korkuyordu. Telefondan rehberi açıp Akif amcasını aradı. Öz amcası değildi ama ona öyle geliyordu. Annesinden daha çok ilgi göstermişti ona. Telefon çalmaya devam ederken içten içe hem açması için, hem de açmaması için dua ediyordu. Ama telefon açıldı. Amcasının o neşeli sesini duyunca içinden kendine küfretti."Alo? Nasılsın tatlım?" Yıldız cevap veremedi. Bir süre öylece kaldı. Hıçkırdığında kendini yine tutmaya çalışıyordu. Ama Akif amcası birşeyler olduğunu anlamıştı. Eşi Rüya'da onun telefonundan gelen sesi duymuştu. Yıldız sadece dizinin sesini duyarken titrek ve kısık bir sesle tek bir şey söyledi. "Akif amca..." Gerisi gelmedi. Yıldız ağlamaya başladı. Akif yerinden doğruldu, Yıldız bunu anladığında kendine daha çok sinirlendi ve daha çok ağlamaya başladı. "Tatlım, ne oldu?" Diyen sesi endişeli ve aceleciydi. Hızlı adımlarla kapıya ilerliyordu, peşinden Rüya da geliyordu. Yıldız tekrar aynı şeyi söyledi."Akif amca..." Yine hıçkırdığında titrek bir nefes daha verdi. "Tatlım, sakin ol, tamam mı?" Diyordu Akif'in sesi. Bu sefer biraz daha rahatlatmaya çalışıyor gibiydi. Akif tekrar konuşacağı sırada Yıldız ondan önce davranıp o lanet şeyleri söyledi."Sarp'ın evindeydim... B-beni..." Konuşamadı bu kısımda. Boğazı düğümlendi. Demek istemedi o kelimeyi. Hayatı boyunca da bundan kaçacaktı. Akif ise kötü birşey olduğunu anlamıştı. Üzerine ceketini giyerken derin bir nefes verdi."Hala orada mısın?" Dedi sakin ama endişeli bir sesle. Yıldız titrek bir sesle konuştu."Ben... Evden çıktım... Biraz koştum ve... Uzaklaştım... Parkın yakınındayım...""Tatlım, şimdi sen parka geç, ben az sonra oradayım, tamam mı? Yola cikiyorum şimdi"Çıkma, demek istedi Yıldız. Evinde kal, eşinle güzel vakit geçir, beni önemseme, demek istedi. Ama sesi çıkmadı. Sadece mırıldanabildi. Bir süre sonra telefonu kapatıp ayağa kalktı. Yakınındaki parka ilerlerken tüm bedeni titriyordu. Parka ulaşıp bir banka oturduğunda titrek bir nefes verdi. Üşüyordu. Sadece üşüyordu.Sadece birkaç aydır tanıdığı bir insana neden güvenmişti ki? Herkese kolay güvenmezdi o. Neden bu piçe güvenmişti?Çünkü sevgisiz büyüyen çocuklar sevgiye muhtaç olurdu, diyerek kendi sorusunu kendi içinde cevaplandırdı Yıldız. Titrek nefesler alıp veriyordu. Üşüyordu. Çok üşüyordu."O olsaydı..." Dedi kendi kendine, "O olsaydı, bunlar olmazdı..."Dedem, diyemedi. O kelime ağzından çıkmadı. Şu anda demeye çok utanıyordu. Dedem, demeye ihtiyacı vardı ama utanıyordu. Dedesi olsa ondan utanır mıydı? Kızar mıydı? Saflık yaptığı için ona sinirlenir miydi?Kendi kendine cevap vermeye cesaret edemedi. Veremedi de zaten. O konuşmaya cesaret bulamadan, bir anda hava ılıklaştı. Daha az üşüyordu artık.Yıldız bunun ne anlama geldiğini biliyordu. Bundan sonra kendini tutmadı. Sesli ağlamaya başladı. Sıkmadı kendini.Ağladıkça, maskara yüzünden yüzü daha da siyaha boyandı. Umursamadı bunu. Daha da çok ağlamaya başladı."Dedem...!" Derken yalvarır bir şekilde çıkıyordu sesi. "Dedem...! Geri gel... Lütfen dedem...!" Bir süre sonra Akif geldiğinde, telaşla araçtan indi. Yıldız'da onu görür görmez ayaklandı. Koşarak ona ilerledi ve ona sarıldı. Ağlamaya devam ederken, Akif onu bağrına bastı. Bundan sonraki birkaç hafta Yıldız okula gitmedi ve amcasının yanında kaldı. Olayı sadece üç kız arkadaşına ve amcası ile Rüya teyzesine anlattı. Teyzesi de öz değildi ama ona öz teyzesiymiş gibi davrandı. Üç kız arkadaşı, bu olayı öğrenir öğrenmez Yıldız'ı görmeye gitti. Umay, Söğüt ve Öykü onu gördükleri anda sadece sarıldılar. Arkadaşlarının kollarında ağlamasına işin verdi hepsi. Yıldız ise bir daha eskisi gibi olamadı. Hiçbir duygusunu belli etmedi. Hiçbir şeyini kimseye anlatmadı. Anlatamadıkları altında ezildikçe ezilmeye devam etti, başka birşey yapamadı... ~ Şu anda beşinci dersteydik ve ders bedendi. Ben her zamanki yerimde, sahanın kenarında duran bankta oturmuş, Bülbül kapanı'nı okuyordum. Diğerleri ise kendi aralarında başka şeyler yapıyorlardı. Herkes şimdiye dek mutluydu. Ben ise şu anda Zülfikar'ın Timurl'la vedalaşma kısmını okuyorum."Küfürlerinize ihtiyacım var" diyordu Zülküf."Siktir git lan" diyerek klasik cevabı Timur veriyordu."Terapi gibi" diyen Zülküf düşüncelerime ortak olmuştu. Bayılıyordum şu adama ya!Bir süre daha okuduktan sonra bir anda yükselen sesle bakışlarımı kızlara çevirmek zorunda kalmıştım."Yıldız!" Dire bağırarak yanıma koşan Öykü, peşinden gelen Söğüt ve Umay, mutlu gibiydiler.Hepsinin yüzünde sinsi bir sırıtış olduğunu söylemem gerekiyor sanırım.Öykü bir anda ışınlanarak yanıma geldi ve kollarını boynuma doladı.Bu kızın sevgisi beni ciddi manada boğuyordu.Söğüt'e bazen acıyordum ve bu konuda haklı olmalıyım.Benim Öykü gibi bir kardeşim olsaydı, şu anda o kardeşim yetimhanede olurdu. "Öykü!" Diye zorlukla mırıldandım. Onu kendimden uzaklaştırmaya çalıştım ama kız bana yapışmış gibiydi. Kısa bir süre sonra geri çekildi. "Kalk!" Dedi ve bu sefer kolumdan tutup beni çekmeye başladı. AY YETER!"Öykü!" Diye tekrar bağırdım ama kızın beni umursadığı, hatta duyduğu bile yoktu. Tek elimle kitabın ipini kaldığım sayfanın arasına koyup kapağını kapattım. Sonra elimde kitabı tutarken ayağa kalkıp dik dik Öykü'ye baktım. Bu kız bazen sinir bozucuydu ama şu anda bana bakan ela gözler sanki hiçbir şeyi o yapmamış gibi hissettiriyordu. "Ne oldu yine!?" Dedim sinirli bir sesle. Öykü olduğu yerde yavaş yavaş sallanırken Umay ve Söğüt yanımıza gelmişti. "Voleybol oynayacağız" Öykü'nün kurduğu cümleyle birlikte kaşlarımı çattım.Ne?Voleybol?Ben mi?1.60 boyumla!?"Olmaz" derken yerime oturmaya kalkıştım ve tabi ki bu hareketim Öykü tarafından engellenmiş, üstüne üstlük kitabım elimden alınmıştı."Oturma! İzin vermiyorum!" Dedi Öykü ve beni çekiştirmeye devam etti. Dudaklarımdan sinirli bir nefes dökülürken Umay'a ve Söğüt'e umutsuz bir bakış attım. Onlarda omuz silkti. Bu sırada erkeklerin sahanın karşı tarafına geçtiğini gördüm ve gözlerim kocaman açıldı.Bir de erkeklere karşı mı oynayacağız, diyen iç sesime ben bile cevap veremiyordum.Erkekler ne alaka!?"Yıldız yürü artık!" Diye çıkışan Öykü'ye en ters bakışımı attım. O ise bunu umursamadı ve beni sürükleyip sahanın önüne koydu. Daha sonra kitabımı bankın üzerine bırakıp geldi ve yanımdaki boş yere geçti. "Başlıyoruz!" Ayaz'ın bağırışına da en ters bakışımı attım. Ben neden burdaydım!? Lan ben Zülküf okuyordum en son!Benim burda ne işim var!?Ayaz topu havaya atıp smaç bastığında, arkamda duran Söğüt hızla topa doğru koştu. Smacı karşılayıp topu Umay'a attı. Umay'ın attığı top bana gelince karşı tarafa manşet attım. Tek iyi olduğum konu buydu çünkü. Manşet dışında topa bir türlü düzgün vuramıyordum.Lan ben zaten neden topa vuruyorum!?İstemiyorum!Karşı tarafa giden topu bu sefer Ateş karşıladı. Topu Yağız'a atıp tekrar bizim tarafa yolladıklarında bu sefer Öykü karşılık verdi. Hızla topa ilerleyip sert bir şekilde karşı tarafa yolladığında kimse karşılık veremedi. Top yere düştüğünde Öykü sevinçle minik bir çığlık attı ve yerinde zıplamaya başladı. Diğer kızlarda onun bu sevincine ortak olurken ben "Noluyor lan" bakışımı atıyordum. Erkeklerde benimle aynı bakışı atıyordu hatta."Tamam ya," dedi Yağız umursamaz bir sesle. "Anladık, kazandınız, ama daha yeni başladık""Evet ya," diyerek onu destekleyen kişi Ateş'ti, "Biraz sakin olun isterseniz""Hem biz size avantaj veriyorduk" "Kes sesini be!" Diye bütün kızlar bağırınca, Yağız sesini kesmek zorunda kaldı. Sonra Umay bana baktı."Gelsene sende"Öykü tam bana ilerlemeye başlıyordu ki korkarak -cidden korkarak- birkaç adım geriledim."Yok, ben oyundan çıkıyorum, siz oynayın" dedim ama nafileydi. Öykü tekrar kolumdan çekip beni sahanın içine sokunca sızlandım."İstemiyorum!" Dedim mırıltı gibi bir sesle. Öykü sert bir ifadeyle bana baktığında omuz silkerim ama anlaşılan kaçma şansım yoktu."Ne o?" Dedi bir anda Yağız, kaşlarımı çatıp ona baktım. "Korktun mu, Yıldız?" Derken son kısmı vurgulamıştı. Topu bana fırlattığı sırada topu havada yakaladım. Kaşlarımı çatıp sinirli bir ifadeyle ona bir süre daha baktım."Senin var ya!" Diye sinirle bağırdım ve topu ona doğru fırlattım. Ama toptan kaçmayı başarmıştı gerizekalı! "Kes sesini ve sadece oyna, mal!" Herkes gülmeye başladığında hepsine en sert bakışımı attım. "Komik değil!" Diye bağırdım ama beni takan kimse yoktu. Tekrar gitmeye kalkıştığımda bu sefer Söğüt engel olmuştu. "Hadi ama, sadece güldük, azıcık oynaşan birşey olmaz" diyen sesi su gibiydi. Ela gözleri sanki sesini daha da güzelleştiriyor gibiydi. Ama ben şu anda bu sakinliğe dayanabilecek son insandım."İstemiyorum ama!" Dedim sinirli bir sesle. Bana yaklaştı ve kulağıma doğru fısıldadı."Sarp burda, biraz olduğun yerde dur!" Sesi biraz sertti. Kaşlarımı çatıp geri çekildim. Sarp sahanın dışında durmuş, kollarını tellere yaslamıştı. Sapık gibi hepimizi süzüyordu şerefsiz. Sinirli bir nefes vermekten başka birşey yapamadım. Bakışlarımı tekrar Söğüt'e çevirip başımı hafifçe aşağı yukarı salladım. Durumumu biliyordu ve buna dikkat ediyordu. Aslında hepsi bunu yapıyordu ve benden daha da dikkatli davranıyorlardı. Bu yüzden onlara güveniyordum. Ama yine de, bir gün değişeceklerinden korkmuyor değilim. Tekrar voleybol oynamaya devam ettik. Bana gelen her topa karşılık verirken, bazılarını ıskalayıp karşı tarafa puan kazandırıyordum, sonra onların sevinç çığlıklarını dinlerken ben sinir krizi geçiriyordum. İlk seti iki sayı farkla kaybedince ikinci sete geçtik. İkinci seti 5 farkla biz kazanınca üçüncü sete başladık. Ama bu sırada ders bitmişti ve öğle arası olmuştu."Şükür!" Diye sesli bir nefes verdim. Kitabımı kaptığım gibi hızla sınıfa koştum. Tabiki de kızlarda yanımdaydı. Beraber sınıfa gittik. Öğle yemeğimizi beraber kantinden alıp yedik ve ben yine kitap okumaya başladım.En azından sonraki beden dersine kadar...

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.