İçeriğe geç

Kanatsız Kelebekler

Bölüm 5 · 6 dk okuma

Kanatsız Kelebekler

Bölüm 5

Görevimiz hayatta kalmak

Yüzüne vuran güneş eski huzurlu kasaba günlerini aklına getiriyordu. Teyzesinin sakin ve sıcak sesini aradı kulakları . Bu arayış içinde de tekrardan uykuya daldı.

Owen"Jess,kalk hadi.işimiz var bugün."

Ses yoktu tıpkı birkaç dakikadır olduğu gibi.Kapıdaki bekleyişinden sıkılan Owen içeri girdi. Yatakta sanki hiçbir derdi yokmuşcasına öylece uyuyan kıza baktı. Sonra odaya göz gezdirmeye başladı. Gözüne aynadaki yansıması takıldı. "Sen kimsin Owen?" son zamanlarda kendine sık sık sorduğu soruyu sormadan edemedi. Aynadaki kişiye iğrenerek baktı. Yüzündeki her bir ayrıntıda göz gezdirdi.

Ardından arkasını dönerek yataktaki neden kurtardığına dair en ufak bir fikri olmadığı kıza baktı. Onu orada bırakabilirdi ama yapamamıştı. İçinden yorganın dışında kalan ayaklarına dokunmak gelse de yapmadı . Hareket etmeden onu seyretti.Onu özel kılan neydi? sessizce sordu" Sen kimsin Jess?"

Beklenmedik bir cevapla irkildi.

"Uyanınca sormayı dene . İlkine kıyasla bunun cevabını ben de merak ediyorum."dedi kapıya yaslanmış bekleyen Sam.

İkisi arasında anlık bakışmanın ardından Brenda'nın çağırmasıyla Sam geri dönerek " İzlemeyi bitirince birlikte kahvaltıya gelin" dedi gülerek oradan ayrıldı.

Owen arkasından bakmakla yetindi. Cevap vermeye hali yoktu çünkü asıl cevap vermesi gereken sorular kafasının içinde yankılanıyordu.

Tekrar aynaya döndü " Sen biraz bekle. " yatakta yatan kıza yöneldi. Eğilerek seslendi "Jess..." kız bir şeyler mırıldandı ama uyanmadı. Tekrarladı " Jess.!" ve tekrar "Jess..." bu sefer fısıldamıştı. Aklına bir soru daha gelmişti "Jess? "elini kıza doğru uzattı ama o sırada...

***

Tepemde Owen ile uyanmak garip olsa da günün geri kalanının güzel geçeceğine inanmak istiyorum. Sabah mailerimi kontrol ederken profesörden okula çağıran önemli bir mesaj aldım. Profesör okula girmeden önce de tanıdığım biriydi. Kendisi beni yetiştiren teyzemin çocukluk arkadaşıydı hatta sanırım bir dönem aralarında bazı şeyler yaşanmış yine de teyzem ne kadar sorarsam sorayım asla anlatmadı. Sonuç olarak profesör sayesinde o okula kayıt yaptırma kararı almıştım. Bu yüzden fikir ve düşünceleri benim için önemli. Bu süreç hakkında ona bir şey sormayacağım Brenda kesinlikle gizli tutmamız gerektiği konusunda tembihledi ama en azından onun da genel olaylar hakkında bilgi sahibi olup olmadığını öğrenmek istiyorum.

Masada mailden bahsettiğimde Owen karşı çıksa da Sam sabah olduğunu ve okulun kalabalık olacağını söyleyerek beni onayladı. Brenda ise her zamanki tavrıyla kararı bana bıraktı.

Sınıfa girdiğimde her şey gayet normaldi. Yerime geçerek beklemeye başladım. Beklerken telefondan haberlere bakıyordum. O haber tabiki yoktu. Benzeri yoktu. Bahseden yoktu. Eva "Aloo."

O kadar odaklanmıştım ki arkama oturan Eva'yı görmemiştim bile. "Merak ediyorum acaba o kadar odaklı neye bakıyorsun?"

"Önemli değil ya öyle haberlere bakayım dedim." Ona o gece yaşananları anlatmak istedim ama o sırada profesör içeri girdi.

"Arkadaşlar günaydın. Hepiniz hoş geldiniz. Keyfiniz iyidir umarım." Çok iyiyim o kadar iyiyim ki şu camdan uçabilirim.

"Sizi buraya çağırma sebebim önümüzdeki birkaç ay yurt dışına gideceğim için derslere gelemeyecek oluşum. Özetlemek gerekirse bir araştırma programı için görevlendirildim. Toplum açısından aciliyeti olduğundan katkısı olabilecek tüm eğitimcilere davet yollandı. Bu yüzden derslere devam etmemiz pek mümkün değil. Ben kendi dersim için bölüm hocanız olarak size konuların notlarını yollayacağım. " Uzun bir süre bu şekilde konuşma devam etti. Dinlerken yorulmama rağmen o konuşmaktan yorulmamıştı.

Eva söz hakkı isteyerek " Bu program son zamanlarda çıkan haberler ile ilgili olabilir mi acaba?"

Bu konuyu aramızda önceden konuşmuştuk . Hatta defalarca aynı şeyleri tekrar etmiştik. Soruyu sorduktan sonra bana onaylamamı ister gibi baktı.

Ama bir sorun vardı.

Sınıftaki herkes kitlenmiş bir şekilde Eva'ya bakıyordu. Eva ise merakla sorusunun cevabını bekliyordu. Profesör susmuş etrafı inceliyordu. Endişeli bakışlarımı fark eden Eva etraftaki gözleri gördü. Benim aksime şaşırmamıştı çünkü gayet merak edilen bir soru sorduğuna inanıyordu.

Profesör "Hangi haberden bahsediyorsun tam anlayamadım istersen dersten sonra bunu konuşabiliriz." Sesinde normal bir insanın gayet de anlayabileceği bir ima vardı.

Eva " Hani şu deli deli davranan insanların olduğu. Hadi ama görmemiş olamazsınız. Jessica söylesene sen de gördün. " Görmez olsaydım.

Bunu demesiyle herkes ondan bana döndü. Görmüştüm evet ama bence hiç sırası değil. Hem de hiç.

Cevap verecekken bana bakanlar arasında en arkada tanıdık bir çift göz gördüm. Onu gördüğüm an sanki kanım çekilmişti , nefes almakta dünyanın en zor şeyi haline gelmişti. Ellerim ve bacaklarımın titremesine engel olmaya çalışırken o gözlerin sahibi dudaklarıyla kimsenin duyamayacağı bir şeyi fısıldadı "J-E-S-S-İ-C-A". O dudakları okuduktan sonra sakin kalmam mümkün değildi geçen sefer beni Owen kurtarmıştı peki ya şimdi.. Çıkarsam peşimden geleceğinden korkuyordum çünkü yapardı. Şimdi bile kalkıp yanıma oturacak gibi yarım oturuyordu. Kaçamadım,bağıramadım,saklanamadım. Sadece o yeşil gözlere bakakaldım. Baktıkca dokunmak yaklaşmak istediğim o gözler. Aniden içeri biri girdi.

"Owen?" nefes nefeseydi. Eğilerek profesöre selam verdi "Telefonunu unutmuşsun. Ulaşamayınca endişelendik." Telefonu sınıfa doğru sallayarak gösterdi.

Profesör "Zaten bitiriyorduk çıkabilirsiniz. Dediklerimi unutmayın attığım yerlere çalışın ve kendinize dikkat edin. Buyurun çıkabilirsiniz."

Owen'ın yanına giderek telefonumun yanımda olduğunu ve zaman belirtmediğimi söyleyecekken o profesörle konuşmak için atıldı. "Aniden böldüğüm için üzgünüm onu gerçekten merak ettik." Onlar konuşken sınıf boşalmış ben ,profesör , Owen ve Eva kalmıştık. O yeşil gözlü canavarın ne zaman çıktığını görememiştim.

Jess " Bay William sizce de bazı şeyler,nasıl desem...garip değil mi?"

İlk görüşte bile güven veren yaşlı yüzüyle hafifçe gülümsedi gözlerini kırparak onayladı "Ben sınıfımda olan her şeyden haberdar olurum Jess. Sizin gizli saklı olduğunu düşündüğünüz şeyler bizim zaten önceden bildiğimiz yada o an öğrendiğimiz hiç olmadı bir süre sonra illaki öğreneceğimiz şeyler. Merak etme önüzümdeki aylar boyunca vereceğimiz ara sayeside sınıftaki yabancıları uzun bir süre görmeyeceksiniz . Eva sana gelince o konuda endişen olmasın her şey yolunda . Haberler hep yapılır yalanlanır doğrusu ortaya çıkar ve kapanır. Endişe edilecek bir durum yok sadece ufak bir salgın olduğunu düşünüyoruz . Yine de tedbirli olup bu salgına bir çözüm bulmak da biz araştırmacıların görevi. Bir sorunuz olursa her zaman bana yazabilirsiniz."

***

Yol boyunca sessiz kalarak eve ulaşmışlardı. Kapının önünde Jess ,Owen'ı durdurdu. "Telefonum yanımdaydı."

Owen "Yine de ulaşamadım,gelmemeli miydim?"

"Onu demiyorum Owen arama kaydı görünmüyor eğer arasaydın açardım."

"Gelmedin ,tam seni arayacakken telefonunu masanın üzerinde gördüm .Arayamazdım ben de telefonu da alıp sana geldim. " Kızın omuzlarına ellerini koydu ve eğilerek, "Jess sen benim arkadaşımsın merak etmem gayet normal. Güvende ve iyi olduğunu görmeye geldim hepsi bu. " Owen ellerini geri çektiğinde Jess geri tutarak. "Peki teşekkür ederim. Sanırım son olaylarla hepimiz gerildik."

İkna olmuştu çünkü aynısını kendisi de yapardı. Aniden kapıdan gelen sesle ikisi de irkildi. Kapıya yaslanmış onları izleyen Sam "Telefonumu geri istiyorum."

Jess Owen'ı bırakarak hemen içeri koştu' "Owen telefonunu çalmış .Satmayı teklif etti ama ben tabiki de kabul etmedim." diyerek eve girdi.

Brenda onlara gitmeleri için bir adres verdi. Yapmaları gereken adrese gidip bir anlaşma yapmaktı bu sayede görev boyunca çalıştıkları patron tarafından güvenceye alınacaklar hem de görevler hakkında bilgi alacaklardı.

Akşama doğru onları bir araba evin önünden aldı. Geldikleri bina şirket binası değil oteldi. 1058 numaralı odaya kadar görevli eşliğinde ilerlediler. Koridorda ilerlerken Jess'in dikkatini oda numaralarındaki düzensizlik çekmişti.467 numaralı oda ile 235 numaralı oda yanyanaydı. Defalarca yapmak zorunda kalacağından habersiz eğer tek gelseydim kesin kaybolurdum diye düşündü. Odaya geldiklerinde görevli yanlarından ayrıldı.

Üç arkadaş, birbirlerinin aslında kim oldukları konusunda bilgi sahibi olmayan üç kişi, kendilerinin dahi kim olduğunu bilmezken ne derecede tehlikeli ve karmaşık olduğundan haberleri olmadan bir göreve adım atmak üzerelerdi. Görev demek de pek doğru değildi aslında çünkü artık yeni bir hayat onları beklemekteydi.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.