Bölüm5:
Kimse ona bir misafirden söz etmemişti. Evde tek olacaklarını sanıyordu. Saatler önce kendi evinde yaşadıkları aklına gelince ürperdi ve otobüsdeki kadın...
Hemen koltuğunda arkasına saklanıp diğerlerinin gelmesini bekledi. İllaki yanına geleceklerdi.
Kadın bulunduğu odaya girmiş mutfakta bir şeyler yapıyordu. Televizyona yansıyan görüntüden ne yaptığını zor da olsa görüyordu. Çok sürmeden kadın odayı terk etti.
Hemen arkasından hızla ilerledi. Alt kattaki demir kapının kapanma sesini duyduktan sonra odadan çıktı. Üst kata koşarak ilerledi. Sam'in odasına hiç düşünmeden daldı.
"Burada bir kadın var. "
Sam"Aa sahiden mi sanırım burada da var. "
"Ne? "
Owen'ın kafasında sarı bir peruk vardı. Sam elindeki kırmızı keçeli kalemle dudaklarını büzer gibi yapıp Owen'a da öyle yapması gerektiğini söylüyordu.
"Hadi ama yalvartma beni. Gerçekten çok yakışacak. "
"Dursana saçım düşecek" diyerek ittiriyordu.
"Eksik parça bu eksik parça. Seni bir yıldız yapacağım bebeğim hadi birazcık süreceğim. "
"Ya sürmeyeceğim. Saç okey de bir ömür çıkmaz o. "
"E çıkmasın. Bir ömür benim değil misin yoksa..."
Owen gözlerini kısarak baktı.
Jess"Arkadaşlar aşağıda yabancı bir kadın var diyorum. "
İkisi de ona dönüp donakaldı.
Owen"Hani tek kadının bendim? "
Jess yataktaki yastığı alıp ona doğru fırlattı. "Diyorum ki aşağıda otobüsdekinin aynısı kapkara giyinmiş biri var! Alo! "
Sam"otobüsdeki? "
Jess"konu bu mu? "
Sam"Değil mi?Neyse Owen bak bakalım o mu gelmiş. Ben de kıza kıyafet vereyim. "
Jess o giderken arkasından ciddiye alınmamanın verdiği sinirle bakıyordu.
Sam"Jess beni dinleyebilir misin? "
"Sen yapıyor musun sanki? "
"Bildiğim şeylerden dolayı rahatım merak etme. " Ona bir tşört ve eşofman uzattı. "Üstünü nasıl batırmayı başardın?"
"Yolda koşarken saksıya çarparak düştüm."
"Neyse önemli değil giyin hadi. "
Kız kafasını ittirerek cevap verdi.
Sam hiçbir şey belli etmeden odadan çıktı.
Kendine verilenleri giyerek odaya bakındı. Odayı aydınlatan şey çalışma masasındaki pano aydınlatmasıydı. Onun haricinde oda olabildiğince sıradandı. Biraz bakındıktan sonra kapıyı açtı. Karşısında gördüğü ile kendini geri attı. Sam alt kattaki kadınla konuşuyordu.
"Selam." dedi kadın olgun bir sesle. Gözlerinin yeşilinin tonu üstündeki kıyafetler hepsi tanıdıktı.Geri doğru kaçtı. Korkudan titriyordu. Bir anda ayağı takıldı ve olduğu yere düştü. Geri kalkamadı çünkü donmuştu. Apartmanındaki kadın geldi gözlerinin önüne. Anahtarı yutarkenki yüz ifadesi gözlerinden silinmiyordu.
Kadın eğilerek kıza baktı "onun sorunu ne? "
Sam kadını geri çekti "Bu kılıkta onu korkutuyorsun. "
Kendi üstüne bakındı. "Peki peki. Konuştuklarımızı unutma. " diyerek giyinmek üzere gitti.
Sam nazik bir şekilde kızı tutarak kaldırdı.
Düşerken kolunu komodine çarptığı için canı yanan Jess merakla sordu, "Owen nerede? "
"Bilmem."
Kız ona ciddi bir ifade takınarak baktı. "Gerçekten bilmiyorum. Hadi gel bakalım nerede? "
Odalara teker teker bakıyorlardı.
"Owen neredesin? "
Ses vermiyordu.
Sam"Kim bilir nereye sakladı. "
"Efendim? "
"Sanırım yolda karşılaştılar. Eğer öyleyse geçici bir süreliğine bir yere kilitlenmiştir. Ona eve birini getireceğimi söylememiştim. "
"Onla birlikte mi yaşıyorsunuz? "
"O benim ev sahibim. Ha bir de patronum sayılır. "
"Patron? Ne için? "
"Onunla tanıştığında anlayacaksın. Kötü biri değil emin ol. Aslında sevecen biri. "
"Öyle olsun madem. "
Bulundukları katın son kapısı bir depoydu. Kapıyı açtıklarında Owen elleri bağlı onlara bakıyordu. Ağzındaki bant çıkarıldığı an bağırdı"Çatlak kadın! "
Onu tutup kaldırarak çözdüler.
Jess ,Sam'e dönerek sahte bir gülücük attı "Senin şu patron gerçekten de çok sevecenmiş. "
***
Yemek masasında o gün yemeyi beklemedikleri kadar lezzetli bir yemek yiyor bir yandan da gereksiz konularda sohbet ediyorlardı.
Brenda"O dönem meteor yağmuru haberinden sonra arka bahçesindeki taşları getirenlerin sayısını sayamadım bile. "
Owen"Akıl var mantık var ben olsam kocaman bir kaya getirirdim. "
Sam"Aşınmayı akıl edecek kadar zekiler. "
Owen"Yerde bırakacağı etkiyi tahmin edemeyecek kadar da aptallar. "
Brenda" İnsanlar şanslı olduklarını düşünmeyi seviyor.Bırakalım da kendilerini öyle sanmaya devam etsinler. "
Brenda" Çocuğum yemeği beğendin mi? Biraz daha ister misin ? "
Jess" Teşekkür ederim önce önümdeki tabağı bitirmeliyim. " Huzurla yemeğini yiyor ve sohbeti dinliyordu. Brenda ile birlikte hazırladıkları yemeğin her lokmasında huzuru kat kat artıyordu. O güne kadar yemeklerini hep tek yapar ve yerdi. Gün boyu olan onca şeye, yanlış anlaşılmalara, korku dolu anlara rağmen rahatlamış hissediyordu. Brenda onu korkuttuğu için özür dilemişti. Owen'ı da eve izinsiz giren biri sanmıştı. Her şey açığa kavuştuktan sonra Owen ve Sam bir kutu oyunu oynamış , o da Brenda ile yemek hazırlamıştı. Sanki aileymiş gibi hissetmiş, yerken içini kaplayan huzurun sebebi de buydu.
Yemekten sonra toplama işini erkeklere bırakıp ikisi kahve içmek için kapalı bir balkona çıkmışlardı.
Brenda"Artık korkmuyorsun. "
"Evet öyle seninle olmaktan memnunum."
"Bunu duymak güzel. İmkan oldukça birlikte bunu yapalım. "
"Benim bir evim var. Elbette gideceğim ama davetlerini reddetmeyeceğim."
Yorgun bir ses tonuyla, "O konuda... Bunun böyle olacağını sanmıyorum. " Brenda ona bakmıyordu.
Jess"Güvenlik ekipleri olaya müdahele edecektir. "
"Olayların böyle gelişeceğini sanmıyorum yavrucum. Önce kahveni bitir sonra detayları hep beraber konuşalım."
" Bu ne demek oluyor. "
Bir süre sessizlik oldu.
Brenda iç çekerek devam etti, "Bu eski diye bir şeyin bir daha olmayacağı demek oluyor."
***
Demir kapıyı açıp içeri girdiler. Saatler öncesinde orada ecel terleri döken biri vardı ve Sam'a bakıyordu. Sam ise üstündeki bakışlardan haberi yokmuşçasına ilerliyordu. "Jess baksana burayı nasıl buldun? "Nabız yokluyordu.
Jess," Şahane. "dedi imalı imalı. Sam ona göz ucuyla bakarak dil çıkardı. İstediğin kadar şirinlik yap yine de intikamımı alacağım.
Girdikleri oda bir laboratuvardı. Oldukça aydınlıktı.
Sam ikisine birer sandalye çekti. Kendisi de bir masanın kenarına dayandı.
Brenda konuşmaya başladı. "Öncelikle merhaba. Gördüğünüz üzere burası benim çalışma alanım. Ben bir bilim insanıyım , bir gözlemci , bir araştırmacı, bir profesör ve dahası. Bir süre üniversitelerde görev aldım ,aldığım bazı özel araştırma konularıyla birlikte kendime böyle bir yer hazırladım ve serbest devam etmeye başladım. Kısaca araştırmalarım yeni veya eski bakteri türleri üzerineydi . Şimdi ise burada sizleyim. "
Owen"Biz ne alaka? "
Brenda"Tam da oraya gelmiştim. O haberler yayınlanmadan önce ki evet onu ben de gördüm. "dedi Jess'e bakarak. " Bir tür üzerinde araştırmalar yapıyordum ve bunun için dışarı çıkmıştım. O haberde görünen çoğu şeye bizzat şahit oldum. Çok zaman geçmeden bir mail aldım. Eski bir dostum diyebilirim bir iş adamı. Ona bir kızı getirirsem eğer bana yardımcı olabilecek bazı bilgileri sağlayabileceğini söyledi. Sam bu güne kadar bana malzeme temin etmekte gayet başarılıydı ama bu görevi tek başına yapamaz. Başarısız demiyorum sadece bir noktada yardıma ihtiyacı olacak. Ben olayları buradan takip ediyorum. Gördüğünüz gibi sahada koşturmak için oldukça yaşlıyım. Ona yakın zamanda birkaç ortak bulması gerektiğini söyledim. İşte bu şekilde şuan buradasınız. "
Sam"Owen'ı bu yüzden arıyordum. Birlikte birçok kez kampa gittik,şu malzeme temin etme konusunda da bana baya yardımı dokunmuştu. "dedi Jess'e bakarak.
"Benim gibi korkak birine ihtiyacın olacağını nereden çıkardın? " Owen'ın işlevini anlamıştı ama kendini olayın bir parçası olarak değil sadece mağdur birisi olarak görüyordu ve ilk başta onların da böyle düşündüğünü sanmıştı.
Sam" Oraya gelirsek. Eve ilk geldiğimde sadece arkadaşımı alıp gidecektim. Sonra olaylar gelişmeye başladı ve senin bizi kurtarırkenki tavrın takdir edilesi.Belki paniklemiştin ama plan kurma ve uygulama konusunda hızlıydın. Bence yeterince donanımlısın."
Önce geçmişini, büyüdüğü yeri, onu yetiştiren insanları , geçirdiği zor zamanları düşündü. Haklıydı. Cahil değil aksine bilgiliydi. Sorun bilgi birikimi değil birikimlerinin sonucunda zihninin bir kalkan olarak kullandığı korku duygusuydu. Sıradan hayatının donuk seyrine o kadar alışmıştı ki geçmiş hayatında yaşadıklarını unutmuş, sıradanlaşmış hayatının güvenli alanında bir ömür yaşayabileceğine kendini inandırmıştı.
Brenda"sorusu olan? "
Owen" Benim zaten işim yok." dedi rahatlıkla.Elleri ceplerinde etrafa bakınıyordu.
Yapılan konuşma genel olarak soru işaretlerini gidermek içindi. Özellikle Jess'in.
Jess" Bundan ne kazanacağım ? "
Brenda"Evinde güvende değilsin aksine burda yeterince öylesiniz. Ayrıca ömür boyu kaçarak ve korkarak yaşamaktansa neden savaşarak bana da yardım etmeyesin. Ayrıca biliyorsun yaptığım çalışmaların başarıya ulaşması sadece beni değil tüm insanları etkiliyor buna sen de dahilsin.
Jess" Başka seçeneğim yok sanırım... "
Bölüm5:
Kimse ona bir misafirden söz etmemişti. Evde tek olacaklarını sanıyordu. Saatler önce kendi evinde yaşadıkları aklına gelince ürperdi ve otobüsdeki kadın...
Hemen koltuğunda arkasına saklanıp diğerlerinin gelmesini bekledi. İllaki yanına geleceklerdi.
Kadın bulunduğu odaya girmiş mutfakta bir şeyler yapıyordu. Televizyona yansıyan görüntüden ne yaptığını zor da olsa görüyordu. Çok sürmeden kadın odayı terk etti.
Hemen arkasından hızla ilerledi. Alt kattaki demir kapının kapanma sesini duyduktan sonra odadan çıktı. Üst kata koşarak ilerledi. Sam'in odasına hiç düşünmeden daldı.
"Burada bir kadın var. "
Sam"Aa sahiden mi sanırım burada da var. "
"Ne? "
Owen'ın kafasında sarı bir peruk vardı. Sam elindeki kırmızı keçeli kalemle dudaklarını büzer gibi yapıp Owen'a da öyle yapması gerektiğini söylüyordu.
"Hadi ama yalvartma beni. Gerçekten çok yakışacak. "
"Dursana saçım düşecek" diyerek ittiriyordu.
"Eksik parça bu eksik parça. Seni bir yıldız yapacağım bebeğim hadi birazcık süreceğim. "
"Ya sürmeyeceğim. Saç okey de bir ömür çıkmaz o. "
"E çıkmasın. Bir ömür benim değil misin yoksa..."
Owen gözlerini kısarak baktı.
Jess"Arkadaşlar aşağıda yabancı bir kadın var diyorum. "
İkisi de ona dönüp donakaldı.
Owen"Hani tek kadının bendim? "
Jess yataktaki yastığı alıp ona doğru fırlattı. "Diyorum ki aşağıda otobüsdekinin aynısı kapkara giyinmiş biri var!
Alo! "
Sam"otobüsdeki? "
Jess"konu bu mu? "
Sam"Değil mi?Neyse Owen bak bakalım o mu gelmiş. Ben de kıza kıyafet vereyim. "
Jess o giderken arkasından ciddiye alınmamanın verdiği sinirle bakıyordu.
Sam"Jess beni dinleyebilir misin? "
"Sen yapıyor musun sanki? "
"Bildiğim şeylerden dolayı rahatım merak etme. " Ona bir tşört ve eşofman uzattı. "Üstünü nasıl batırmayı başardın?"
"Yolda koşarken saksıya çarparak düştüm."
"Neyse önemli değil giyin hadi. "
Kız kafasını ittirerek cevap verdi.
Sam hiçbir şey belli etmeden odadan çıktı.
Kendine verilenleri giyerek odaya bakındı. Odayı aydınlatan şey çalışma masasındaki pano aydınlatmasıydı. Onun haricinde oda olabildiğince sıradandı. Biraz bakındıktan sonra kapıyı açtı. Karşısında gördüğü ile kendini geri attı. Sam alt kattaki kadınla konuşuyordu.
"Selam." dedi kadın olgun bir sesle. Gözlerinin yeşilinin tonu üstündeki kıyafetler hepsi tanıdıktı.Geri doğru kaçtı. Korkudan titriyordu. Bir anda ayağı takıldı ve olduğu yere düştü. Geri kalkamadı çünkü donmuştu. Apartmanındaki kadın geldi gözlerinin önüne. Anahtarı yutarkenki yüz ifadesi gözlerinden silinmiyordu.
Kadın eğilerek kıza baktı "onun sorunu ne? "
Sam kadını geri çekti "Bu kılıkta onu korkutuyorsun. "
Kendi üstüne bakındı. "Peki peki. Konuştuklarımızı unutma. " diyerek giyinmek üzere gitti.
Sam nazik bir şekilde kızı tutarak kaldırdı.
Düşerken kolunu komodine çarptığı için canı yanan Jess merakla sordu, "Owen nerede? "
"Bilmem."
Kız ona ciddi bir ifade takınarak baktı. "Gerçekten bilmiyorum. Hadi gel bakalım nerede? "
Odalara teker teker bakıyorlardı.
"Owen neredesin? "
Ses vermiyordu.
Sam"Kim bilir nereye sakladı. "
"Efendim? "
"Sanırım yolda karşılaştılar. Eğer öyleyse geçici bir süreliğine bir yere kilitlenmiştir. Ona eve birini getireceğimi söylememiştim. "
"Onla birlikte mi yaşıyorsunuz? "
"O benim ev sahibim. Ha bir de patronum sayılır. "
"Patron? Ne için? "
"Onunla tanıştığında anlayacaksın. Kötü biri değil emin ol. Aslında sevecen biri. "
"Öyle olsun madem. "
Bulundukları katın son kapısı bir depoydu. Kapıyı açtıklarında Owen elleri bağlı onlara bakıyordu. Ağzındaki bant çıkarıldığı an bağırdı"Çatlak kadın! "
Onu tutup kaldırdırarak çözdüler.
Jess ,Sam'e dönerek sahte bir gülücük attı "Senin şu patron gerçekten de çok sevecenmiş. "
***
Yemek masasında o gün yemeyi beklemedikleri kadar lezzetli bir yemek yiyor bir yandan da gereksiz konularda sohbet ediyorlardı.
Brenda"O dönem meteor yağmuru haberinden sonra arka bahçesindeki taşları getirenlerin sayısını sayamadım bile. "
Owen"Akıl var mantık var ben olsam kocaman bir kaya getirirdim. "
Sam"Aşınmayı akıl edecek kadar zekiler. "
Owen"Yerde bırakacağı etkiyi tahmin edemeyecek kadar da aptallar. "
Brenda"Hadi ama insanlar şanslı olduklarını düşünmeyi seviyor. Bırakalım da kendilerini öyle sanmaya devam etsinler. "
Brenda" Çocuğum yemeği beğendin mi? Biraz daha ister misin ? "
Jess" Teşekkür ederim önce önümdeki tabağı bitirmeliyim. " Huzurla yemeğini yiyor ve sohbeti dinliyordu. Brenda ile birlikte hazırladıkları yemeğin her lokmasında huzuru kat kat artıyordu. O güne kadar yemeklerini hep tek yapar ve yerdi. Gün boyu olan onca şeye, yanlış anlaşılmalara, korku dolu anlara rağmen rahatlamış hissediyordu. Brenda onu korkuttuğu için özür dilemişti. Owen'ı da eve izinsiz giren biri sanmıştı. Her şey açığa kavuştuktan sonra Owen ve Sam bir kutu oyunu oynamış , o da Brenda ile yemek hazırlamıştı. Sanki aileymiş gibi hissetmiş, yerken içini kaplayan huzurun sebebi de buydu.
Yemekten sonra toplama işini erkeklere bırakıp ikisi kahve içmek için kapalı bir balkona çıkmışlardı.
Brenda"Artık korkmuyorsun. "
"Evet öyle seninle olmaktan memnunum. "
"Bunu duymak güzel. İmkan oldukça birlikte bunu yapalım. "
"Benim bir evim var. Elbette gideceğim ama davetlerini reddetmeyeceğim."
Yorgun bir ses tonuyla, "O konuda... Bunun böyle olacağını sanmıyorum. " Brenda ona bakmıyordu.
Jess"Güvenlik ekipleri olaya müdahele edecektir. "
"Olayların böyle gelişeceğini sanmıyorum yavrucum. Önce kahveni bitir sonra detayları hep beraber konuşalım. "
" Bu ne demek oluyor. "
Bir süre sessizlik oldu.
Brenda iç çekerek devam etti, "Bu eski diye bir şeyin bir daha olmayacağı demek oluyor."
***
Demir kapıyı açıp içeri girdiler. Saatler öncesinde orada ecel terleri döken biri vardı ve Sam'a bakıyordu. Sam ise üstündeki bakışlardan haberi yokmuşçasına ilerliyordu. "Jess baksana burayı nasıl buldun? "Nabız yokluyordu.
Jess," Şahane. "dedi imalı imalı. Sam ona göz ucuyla bakarak dil çıkardı. İstediğin kadar şirinlik yap yine de intikamımı alacağım.
Girdikleri oda bir laboratuvardı. Oldukça aydınlıktı.
Sam ikisine birer sandalye çekti. Kendisi de bir masanın kenarına dayandı.
Brenda konuşmaya başladı. "Öncelikle merhaba. Gördüğünüz üzere burası benim çalışma alanım. Ben bir bilim insanıyım , bir gözlemci , bir araştırmacı, bir profesör ve dahası. Bir süre üniversitelerde görev aldım ,aldığım bazı özel araştırma konularıyla birlikte kendime böyle bir yer hazırladım ve serbest devam etmeye başladım. Kısaca araştırmalarım yeni veya eski bakteri türleri üzerineydi . Şimdi ise burada sizleyim. "
Owen"Biz ne alaka? "
Brenda"Tam da oraya gelmiştim. O haberler yayınlanmadan önce ki evet onu ben de gördüm. "dedi Jess'e bakarak. " Bir tür üzerinde araştırmalar yapıyordum ve bunun için dışarı çıkmıştım. O haberde görünen çoğu şeye bizzat şahit oldum. Çok zaman geçmeden bir mail aldım. Eski bir dostum diyebilirim bir iş adamı. Ona bir kızı getirirsem eğer bana yardımcı olabilecek bazı bilgileri sağlayabileceğini söyledi. Sam bu güne kadar bana malzeme temin etmekte gayet başarılıydı ama bu görevi tek başına yapamaz. Başarısız demiyorum sadece bir noktada yardıma ihtiyacı olacak. Ben olayları buradan takip ediyorum. Gördüğünüz gibi sahada koşturmak için oldukça yaşlıyım. Ona yakın zamanda birkaç ortak bulması gerektiğini söyledim. İşte bu şekilde şuan buradasınız. "
Sam"Owen'ı bu yüzden arıyordum. Birlikte birçok kez kampa gittik,şu malzeme temin etme konusunda da bana baya yardımı dokunmuştu. "dedi Jess'e bakarak.
"Benim gibi korkak birine ihtiyacın olacağını nereden çıkardın? " Owen'ın işlevini anlamıştı ama kendini olayın bir parçası olarak değil sadece mağdur birisi olarak görüyordu ve ilk başta onların da böyle düşündüğünü sanmıştı.
Sam" Oraya gelirsek. Eve ilk geldiğimde sadece arkadaşımı alıp gidecektim. Sonra olaylar gelişmeye başladı ve senin bizi kurtarırkenki tavrın takdir edilesi.Belki paniklemiştin ama plan kurma ve uygulama konusunda hızlıydın. Bence yeterince donanımlısın. "
Önce geçmişini, büyüdüğü yeri, onu yetiştiren insanları , geçirdiği zor zamanları düşündü. Haklıydı. Cahil değil aksine bilgiliydi. Sorun bilgi birikimi değil birikimlerinin sonucunda zihninin bir kalkan olarak kullandığı korku duygusuydu. Sıradan hayatının donuk seyrine o kadar alışmıştı ki geçmiş hayatında yaşadıklarını unutmuş, sıradanlaşmış hayatının güvenli alanında bir ömür yaşayabileceğine kendini inandırmıştı.
Brenda"sorusu olan? "
Owen" Benim zaten işim yok." dedi rahatlıkla.Elleri ceplerinde etrafa bakınıyordu.
Yapılan konuşma genel olarak soru işaretlerini gidermek içindi. Özellikle Jess'in.
Jess" Bundan ne kazanacağım ? "
Brenda"Evinde güvende değilsin aksine burda yeterince öylesiniz. Ayrıca ömür boyu kaçarak ve korkarak yaşamaktansa neden savaşarak bana da yardım etmeyesin. Ayrıca biliyorsun yaptığım çalışmaların başarıya ulaşması sadece beni değil tüm insanları etkiliyor buna sen de dahilsin.
Jess" Başka seçeneğim yok sanırım... "
Bölüm5:
Kimse ona bir misafirden söz etmemişti. Evde tek olacaklarını sanıyordu. Saatler önce kendi evinde yaşadıkları aklına gelince ürperdi ve otobüsdeki kadın...
Hemen koltuğunda arkasına saklanıp diğerlerinin gelmesini bekledi. İllaki yanına geleceklerdi.
Kadın bulunduğu odaya girmiş mutfakta bir şeyler yapıyordu. Televizyona yansıyan görüntüden ne yaptığını zor da olsa görüyordu. Çok sürmeden kadın odayı terk etti.
Hemen arkasından hızla ilerledi. Alt kattaki demir kapının kapanma sesini duyduktan sonra odadan çıktı. Üst kata koşarak ilerledi. Sam'in odasına hiç düşünmeden daldı.
"Burada bir kadın var. "
Sam"Aa sahiden mi sanırım burada da var. "
"Ne? "
Owen'ın kafasında sarı bir peruk vardı. Sam elindeki kırmızı keçeli kalemle dudaklarını büzer gibi yapıp Owen'a da öyle yapması gerektiğini söylüyordu.
"Hadi ama yalvartma beni. Gerçekten çok yakışacak. "
"Dursana saçım düşecek" diyerek ittiriyordu.
"Eksik parça bu eksik parça. Seni bir yıldız yapacağım bebeğim hadi birazcık süreceğim. "
"Ya sürmeyeceğim. Saç okey de bir ömür çıkmaz o. "
"E çıkmasın. Bir ömür benim değil misin yoksa..."
Owen gözlerini kısarak baktı.
Jess"Arkadaşlar aşağıda yabancı bir kadın var diyorum. "
İkisi de ona dönüp donakaldı.
Owen"Hani tek kadının bendim? "
Jess yataktaki yastığı alıp ona doğru fırlattı. "Diyorum ki aşağıda otobüsdekinin aynısı kapkara giyinmiş biri var!
Alo! "
Sam"otobüsdeki? "
Jess"konu bu mu? "
Sam"Değil mi?Neyse Owen bak bakalım o mu gelmiş. Ben de kıza kıyafet vereyim. "
Jess o giderken arkasından ciddiye alınmamanın verdiği sinirle bakıyordu.
Sam"Jess beni dinleyebilir misin? "
"Sen yapıyor musun sanki? "
"Bildiğim şeylerden dolayı rahatım merak etme. " Ona bir tşört ve eşofman uzattı. "Üstünü nasıl batırmayı başardın?"
"Yolda koşarken saksıya çarparak düştüm."
"Neyse önemli değil giyin hadi. "
Kız kafasını ittirerek cevap verdi.
Sam hiçbir şey belli etmeden odadan çıktı.
Kendine verilenleri giyerek odaya bakındı. Odayı aydınlatan şey çalışma masasındaki pano aydınlatmasıydı. Onun haricinde oda olabildiğince sıradandı. Biraz bakındıktan sonra kapıyı açtı. Karşısında gördüğü ile kendini geri attı. Sam alt kattaki kadınla konuşuyordu.
"Selam." dedi kadın olgun bir sesle. Gözlerinin yeşilinin tonu üstündeki kıyafetler hepsi tanıdıktı.Geri doğru kaçtı. Korkudan titriyordu. Bir anda ayağı takıldı ve olduğu yere düştü. Geri kalkamadı çünkü donmuştu. Apartmanındaki kadın geldi gözlerinin önüne. Anahtarı yutarkenki yüz ifadesi gözlerinden silinmiyordu.
Kadın eğilerek kıza baktı "onun sorunu ne? "
Sam kadını geri çekti "Bu kılıkta onu korkutuyorsun. "
Kendi üstüne bakındı. "Peki peki. Konuştuklarımızı unutma. " diyerek giyinmek üzere gitti.
Sam nazik bir şekilde kızı tutarak kaldırdı.
Düşerken kolunu komodine çarptığı için canı yanan Jess merakla sordu, "Owen nerede? "
"Bilmem."
Kız ona ciddi bir ifade takınarak baktı. "Gerçekten bilmiyorum. Hadi gel bakalım nerede? "
Odalara teker teker bakıyorlardı.
"Owen neredesin? "
Ses vermiyordu.
Sam"Kim bilir nereye sakladı. "
"Efendim? "
"Sanırım yolda karşılaştılar. Eğer öyleyse geçici bir süreliğine bir yere kilitlenmiştir. Ona eve birini getireceğimi söylememiştim. "
"Onla birlikte mi yaşıyorsunuz? "
"O benim ev sahibim. Ha bir de patronum sayılır. "
"Patron? Ne için? "
"Onunla tanıştığında anlayacaksın. Kötü biri değil emin ol. Aslında sevecen biri. "
"Öyle olsun madem. "
Bulundukları katın son kapısı bir depoydu. Kapıyı açtıklarında Owen elleri bağlı onlara bakıyordu. Ağzındaki bant çıkarıldığı an bağırdı"Çatlak kadın! "
Onu tutup kaldırdırarak çözdüler.
Jess ,Sam'e dönerek sahte bir gülücük attı "Senin şu patron gerçekten de çok sevecenmiş. "
***
Yemek masasında o gün yemeyi beklemedikleri kadar lezzetli bir yemek yiyor bir yandan da gereksiz konularda sohbet ediyorlardı.
Brenda"O dönem meteor yağmuru haberinden sonra arka bahçesindeki taşları getirenlerin sayısını sayamadım bile. "
Owen"Akıl var mantık var ben olsam kocaman bir kaya getirirdim. "
Sam"Aşınmayı akıl edecek kadar zekiler. "
Owen"Yerde bırakacağı etkiyi tahmin edemeyecek kadar da aptallar. "
Brenda"Hadi ama insanlar şanslı olduklarını düşünmeyi seviyor. Bırakalım da kendilerini öyle sanmaya devam etsinler. "
Brenda" Çocuğum yemeği beğendin mi? Biraz daha ister misin ? "
Jess" Teşekkür ederim önce önümdeki tabağı bitirmeliyim. " Huzurla yemeğini yiyor ve sohbeti dinliyordu. Brenda ile birlikte hazırladıkları yemeğin her lokmasında huzuru kat kat artıyordu. O güne kadar yemeklerini hep tek yapar ve yerdi. Gün boyu olan onca şeye, yanlış anlaşılmalara, korku dolu anlara rağmen rahatlamış hissediyordu. Brenda onu korkuttuğu için özür dilemişti. Owen'ı da eve izinsiz giren biri sanmıştı. Her şey açığa kavuştuktan sonra Owen ve Sam bir kutu oyunu oynamış , o da Brenda ile yemek hazırlamıştı. Sanki aileymiş gibi hissetmiş, yerken içini kaplayan huzurun sebebi de buydu.
Yemekten sonra toplama işini erkeklere bırakıp ikisi kahve içmek için kapalı bir balkona çıkmışlardı.
Brenda"Artık korkmuyorsun. "
"Evet öyle seninle olmaktan memnunum. "
"Bunu duymak güzel. İmkan oldukça birlikte bunu yapalım. "
"Benim bir evim var. Elbette gideceğim ama davetlerini reddetmeyeceğim."
Yorgun bir ses tonuyla, "O konuda... Bunun böyle olacağını sanmıyorum. " Brenda ona bakmıyordu.
Jess"Güvenlik ekipleri olaya müdahele edecektir. "
"Olayların böyle gelişeceğini sanmıyorum yavrucum. Önce kahveni bitir sonra detayları hep beraber konuşalım. "
" Bu ne demek oluyor. "
Bir süre sessizlik oldu.
Brenda iç çekerek devam etti, "Bu eski diye bir şeyin bir daha olmayacağı demek oluyor."
***
Demir kapıyı açıp içeri girdiler. Saatler öncesinde orada ecel terleri döken biri vardı ve Sam'a bakıyordu. Sam ise üstündeki bakışlardan haberi yokmuşçasına ilerliyordu. "Jess baksana burayı nasıl buldun? "Nabız yokluyordu.
Jess," Şahane. "dedi imalı imalı. Sam ona göz ucuyla bakarak dil çıkardı. İstediğin kadar şirinlik yap yine de intikamımı alacağım.
Girdikleri oda bir laboratuvardı. Oldukça aydınlıktı.
Sam ikisine birer sandalye çekti. Kendisi de bir masanın kenarına dayandı.
Brenda konuşmaya başladı. "Öncelikle merhaba. Gördüğünüz üzere burası benim çalışma alanım. Ben bir bilim insanıyım , bir gözlemci , bir araştırmacı, bir profesör ve dahası. Bir süre üniversitelerde görev aldım ,aldığım bazı özel araştırma konularıyla birlikte kendime böyle bir yer hazırladım ve serbest devam etmeye başladım. Kısaca araştırmalarım yeni veya eski bakteri türleri üzerineydi . Şimdi ise burada sizleyim. "
Owen"Biz ne alaka? "
Brenda"Tam da oraya gelmiştim. O haberler yayınlanmadan önce ki evet onu ben de gördüm. "dedi Jess'e bakarak. " Bir tür üzerinde araştırmalar yapıyordum ve bunun için dışarı çıkmıştım. O haberde görünen çoğu şeye bizzat şahit oldum. Çok zaman geçmeden bir mail aldım. Eski bir dostum diyebilirim bir iş adamı. Ona bir kızı getirirsem eğer bana yardımcı olabilecek bazı bilgileri sağlayabileceğini söyledi. Sam bu güne kadar bana malzeme temin etmekte gayet başarılıydı ama bu görevi tek başına yapamaz. Başarısız demiyorum sadece bir noktada yardıma ihtiyacı olacak. Ben olayları buradan takip ediyorum. Gördüğünüz gibi sahada koşturmak için oldukça yaşlıyım. Ona yakın zamanda birkaç ortak bulması gerektiğini söyledim. İşte bu şekilde şuan buradasınız. "
Sam"Owen'ı bu yüzden arıyordum. Birlikte birçok kez kampa gittik,şu malzeme temin etme konusunda da bana baya yardımı dokunmuştu. "dedi Jess'e bakarak.
"Benim gibi korkak birine ihtiyacın olacağını nereden çıkardın? " Owen'ın işlevini anlamıştı ama kendini olayın bir parçası olarak değil sadece mağdur birisi olarak görüyordu ve ilk başta onların da böyle düşündüğünü sanmıştı.
Sam" Oraya gelirsek. Eve ilk geldiğimde sadece arkadaşımı alıp gidecektim. Sonra olaylar gelişmeye başladı ve senin bizi kurtarırkenki tavrın takdir edilesi.Belki paniklemiştin ama plan kurma ve uygulama konusunda hızlıydın. Bence yeterince donanımlısın. "
Önce geçmişini, büyüdüğü yeri, onu yetiştiren insanları , geçirdiği zor zamanları düşündü. Haklıydı. Cahil değil aksine bilgiliydi. Sorun bilgi birikimi değil birikimlerinin sonucunda zihninin bir kalkan olarak kullandığı korku duygusuydu. Sıradan hayatının donuk seyrine o kadar alışmıştı ki geçmiş hayatında yaşadıklarını unutmuş, sıradanlaşmış hayatının güvenli alanında bir ömür yaşayabileceğine kendini inandırmıştı.
Brenda"sorusu olan? "
Owen" Benim zaten işim yok." dedi rahatlıkla.Elleri ceplerinde etrafa bakınıyordu.
Yapılan konuşma genel olarak soru işaretlerini gidermek içindi. Özellikle Jess'in.
Jess" Bundan ne kazanacağım ? "
Brenda"Evinde güvende değilsin aksine burda yeterince öylesiniz. Ayrıca ömür boyu kaçarak ve korkarak yaşamaktansa neden savaşarak bana da yardım etmeyesin. Ayrıca biliyorsun yaptığım çalışmaların başarıya ulaşması sadece beni değil tüm insanları etkiliyor buna sen de dahilsin.
Jess" Başka seçeneğim yok sanırım... "
Bölüm5:
Kimse ona bir misafirden söz etmemişti. Evde tek olacaklarını sanıyordu. Saatler önce kendi evinde yaşadıkları aklına gelince ürperdi ve otobüsdeki kadın...
Hemen koltuğunda arkasına saklanıp diğerlerinin gelmesini bekledi. İllaki yanına geleceklerdi.
Kadın bulunduğu odaya girmiş mutfakta bir şeyler yapıyordu. Televizyona yansıyan görüntüden ne yaptığını zor da olsa görüyordu. Çok sürmeden kadın odayı terk etti.
Hemen arkasından hızla ilerledi. Alt kattaki demir kapının kapanma sesini duyduktan sonra odadan çıktı. Üst kata koşarak ilerledi. Sam'in odasına hiç düşünmeden daldı.
"Burada bir kadın var. "
Sam"Aa sahiden mi sanırım burada da var. "
"Ne? "
Owen'ın kafasında sarı bir peruk vardı. Sam elindeki kırmızı keçeli kalemle dudaklarını büzer gibi yapıp Owen'a da öyle yapması gerektiğini söylüyordu.
"Hadi ama yalvartma beni. Gerçekten çok yakışacak. "
"Dursana saçım düşecek" diyerek ittiriyordu.
"Eksik parça bu eksik parça. Seni bir yıldız yapacağım bebeğim hadi birazcık süreceğim. "
"Ya sürmeyeceğim. Saç okey de bir ömür çıkmaz o. "
"E çıkmasın. Bir ömür benim değil misin yoksa..."
Owen gözlerini kısarak baktı.
Jess"Arkadaşlar aşağıda yabancı bir kadın var diyorum. "
İkisi de ona dönüp donakaldı.
Owen"Hani tek kadının bendim? "
Jess yataktaki yastığı alıp ona doğru fırlattı. "Diyorum ki aşağıda otobüsdekinin aynısı kapkara giyinmiş biri var!
Alo! "
Sam"otobüsdeki? "
Jess"konu bu mu? "
Sam"Değil mi?Neyse Owen bak bakalım o mu gelmiş. Ben de kıza kıyafet vereyim. "
Jess o giderken arkasından ciddiye alınmamanın verdiği sinirle bakıyordu.
Sam"Jess beni dinleyebilir misin? "
"Sen yapıyor musun sanki? "
"Bildiğim şeylerden dolayı rahatım merak etme. " Ona bir tşört ve eşofman uzattı. "Üstünü nasıl batırmayı başardın?"
"Yolda koşarken saksıya çarparak düştüm."
"Neyse önemli değil giyin hadi. "
Kız kafasını ittirerek cevap verdi.
Sam hiçbir şey belli etmeden odadan çıktı.
Kendine verilenleri giyerek odaya bakındı. Odayı aydınlatan şey çalışma masasındaki pano aydınlatmasıydı. Onun haricinde oda olabildiğince sıradandı. Biraz bakındıktan sonra kapıyı açtı. Karşısında gördüğü ile kendini geri attı. Sam alt kattaki kadınla konuşuyordu.
"Selam." dedi kadın olgun bir sesle. Gözlerinin yeşilinin tonu üstündeki kıyafetler hepsi tanıdıktı.Geri doğru kaçtı. Korkudan titriyordu. Bir anda ayağı takıldı ve olduğu yere düştü. Geri kalkamadı çünkü donmuştu. Apartmanındaki kadın geldi gözlerinin önüne. Anahtarı yutarkenki yüz ifadesi gözlerinden silinmiyordu.
Kadın eğilerek kıza baktı "onun sorunu ne? "
Sam kadını geri çekti "Bu kılıkta onu korkutuyorsun. "
Kendi üstüne bakındı. "Peki peki. Konuştuklarımızı unutma. " diyerek giyinmek üzere gitti.
Sam nazik bir şekilde kızı tutarak kaldırdı.
Düşerken kolunu komodine çarptığı için canı yanan Jess merakla sordu, "Owen nerede? "
"Bilmem."
Kız ona ciddi bir ifade takınarak baktı. "Gerçekten bilmiyorum. Hadi gel bakalım nerede? "
Odalara teker teker bakıyorlardı.
"Owen neredesin? "
Ses vermiyordu.
Sam"Kim bilir nereye sakladı. "
"Efendim? "
"Sanırım yolda karşılaştılar. Eğer öyleyse geçici bir süreliğine bir yere kilitlenmiştir. Ona eve birini getireceğimi söylememiştim. "
"Onla birlikte mi yaşıyorsunuz? "
"O benim ev sahibim. Ha bir de patronum sayılır. "
"Patron? Ne için? "
"Onunla tanıştığında anlayacaksın. Kötü biri değil emin ol. Aslında sevecen biri. "
"Öyle olsun madem. "
Bulundukları katın son kapısı bir depoydu. Kapıyı açtıklarında Owen elleri bağlı onlara bakıyordu. Ağzındaki bant çıkarıldığı an bağırdı"Çatlak kadın! "
Onu tutup kaldırdırarak çözdüler.
Jess ,Sam'e dönerek sahte bir gülücük attı "Senin şu patron gerçekten de çok sevecenmiş. "
***
Yemek masasında o gün yemeyi beklemedikleri kadar lezzetli bir yemek yiyor bir yandan da gereksiz konularda sohbet ediyorlardı.
Brenda"O dönem meteor yağmuru haberinden sonra arka bahçesindeki taşları getirenlerin sayısını sayamadım bile. "
Owen"Akıl var mantık var ben olsam kocaman bir kaya getirirdim. "
Sam"Aşınmayı akıl edecek kadar zekiler. "
Owen"Yerde bırakacağı etkiyi tahmin edemeyecek kadar da aptallar. "
Brenda"Hadi ama insanlar şanslı olduklarını düşünmeyi seviyor. Bırakalım da kendilerini öyle sanmaya devam etsinler. "
Brenda" Çocuğum yemeği beğendin mi? Biraz daha ister misin ? "
Jess" Teşekkür ederim önce önümdeki tabağı bitirmeliyim. " Huzurla yemeğini yiyor ve sohbeti dinliyordu. Brenda ile birlikte hazırladıkları yemeğin her lokmasında huzuru kat kat artıyordu. O güne kadar yemeklerini hep tek yapar ve yerdi. Gün boyu olan onca şeye, yanlış anlaşılmalara, korku dolu anlara rağmen rahatlamış hissediyordu. Brenda onu korkuttuğu için özür dilemişti. Owen'ı da eve izinsiz giren biri sanmıştı. Her şey açığa kavuştuktan sonra Owen ve Sam bir kutu oyunu oynamış , o da Brenda ile yemek hazırlamıştı. Sanki aileymiş gibi hissetmiş, yerken içini kaplayan huzurun sebebi de buydu.
Yemekten sonra toplama işini erkeklere bırakıp ikisi kahve içmek için kapalı bir balkona çıkmışlardı.
Brenda"Artık korkmuyorsun. "
"Evet öyle seninle olmaktan memnunum. "
Jess"seninle olmak güzel. İmkan oldukça birlikte bunu yapalım. "
"Benim bir evim var. Elbette gideceğim ama davetlerini reddetmeyeceğim."
Yorgun bir ses tonuyla, "O konuda... Bunun böyle olacağını sanmıyorum. " Brenda ona bakmıyordu.
Jess"Güvenlik ekipleri olaya müdahele edecektir. "
"Olayların böyle gelişeceğini sanmıyorum yavrucum. Önce kahveni bitir sonra detayları hep beraber konuşalım. "
" Bu ne demek oluyor. "
Bir süre sessizlik oldu.
Brenda iç çekerek devam etti, "Bu eski diye bir şeyin bir daha olmayacağı demek oluyor."
***
Demir kapıyı açıp içeri girdiler. Saatler öncesinde orada ecel terleri döken biri vardı ve Sam'a bakıyordu. Sam ise üstündeki bakışlardan haberi yokmuşçasına ilerliyordu. "Jess baksana burayı nasıl buldun? "Nabız yokluyordu.
Jess," Şahane. "dedi imalı imalı. Sam ona göz ucuyla bakarak dil çıkardı. İstediğin kadar şirinlik yap yine de intikamımı alacağım.
Girdikleri oda bir laboratuvardı. Oldukça aydınlıktı.
Sam ikisine birer sandalye çekti. Kendisi de bir masanın kenarına dayandı.
Brenda konuşmaya başladı. "Öncelikle merhaba. Gördüğünüz üzere burası benim çalışma alanım. Ben bir bilim insanıyım , bir gözlemci , bir araştırmacı, bir profesör ve dahası. Bir süre üniversitelerde görev aldım ,aldığım bazı özel araştırma konularıyla birlikte kendime böyle bir yer hazırladım ve serbest devam etmeye başladım. Kısaca araştırmalarım yeni veya eski bakteri türleri üzerineydi . Şimdi ise burada sizleyim. "
Owen"Biz ne alaka? "
Brenda"Tam da oraya gelmiştim. O haberler yayınlanmadan önce ki evet onu ben de gördüm. "dedi Jess'e bakarak. " Bir tür üzerinde araştırmalar yapıyordum ve bunun için dışarı çıkmıştım. O haberde görünen çoğu şeye bizzat şahit oldum. Çok zaman geçmeden bir mail aldım. Eski bir dostum diyebilirim bir iş adamı. Ona bir kızı getirirsem eğer bana yardımcı olabilecek bazı bilgileri sağlayabileceğini söyledi. Sam bu güne kadar bana malzeme temin etmekte gayet başarılıydı ama bu görevi tek başına yapamaz. Başarısız demiyorum sadece bir noktada yardıma ihtiyacı olacak. Ben olayları buradan takip ediyorum. Gördüğünüz gibi sahada koşturmak için oldukça yaşlıyım. Ona yakın zamanda birkaç ortak bulması gerektiğini söyledim. İşte bu şekilde şuan buradasınız. "
Sam"Owen'ı bu yüzden arıyordum. Birlikte birçok kez kampa gittik,şu malzeme temin etme konusunda da bana baya yardımı dokunmuştu. "dedi Jess'e bakarak.
"Benim gibi korkak birine ihtiyacın olacağını nereden çıkardın? " Owen'ın işlevini anlamıştı ama kendini olayın bir parçası olarak değil sadece mağdur birisi olarak görüyordu ve ilk başta onların da böyle düşündüğünü sanmıştı.
Sam" Oraya gelirsek. Eve ilk geldiğimde sadece arkadaşımı alıp gidecektim. Sonra olaylar gelişmeye başladı ve senin bizi kurtarırkenki tavrın takdir edilesi.Belki paniklemiştin ama plan kurma ve uygulama konusunda hızlıydın. Bence yeterince donanımlısın. "
Önce geçmişini, büyüdüğü yeri, onu yetiştiren insanları , geçirdiği zor zamanları düşündü. Haklıydı. Cahil değil aksine bilgiliydi. Sorun bilgi birikimi değil birikimlerinin sonucunda zihninin bir kalkan olarak kullandığı korku duygusuydu. Sıradan hayatının donuk seyrine o kadar alışmıştı ki geçmiş hayatında yaşadıklarını unutmuş, sıradanlaşmış hayatının güvenli alanında bir ömür yaşayabileceğine kendini inandırmıştı.
Brenda"sorusu olan? "
Owen" Benim zaten işim yok." dedi rahatlıkla.Elleri ceplerinde etrafa bakınıyordu.
Yapılan konuşma genel olarak soru işaretlerini gidermek içindi. Özellikle Jess'in.
Jess" Bundan ne kazanacağım ? "
Brenda"Evinde güvende değilsin aksine burda yeterince öylesiniz. Ayrıca ömür boyu kaçarak ve korkarak yaşamaktansa neden savaşarak bana da yardım etmeyesin. Ayrıca biliyorsun yaptığım çalışmaların başarıya ulaşması sadece beni değil tüm insanları etkiliyor buna sen de dahilsin.
Jess" Başka seçeneğim yok sanırım... "
Bölüm5:
Kimse ona bir misafirden söz etmemişti. Evde tek olacaklarını sanıyordu. Saatler önce kendi evinde yaşadıkları aklına gelince ürperdi ve otobüsdeki kadın...
Hemen koltuğunda arkasına saklanıp diğerlerinin gelmesini bekledi. İllaki yanına geleceklerdi.
Kadın bulunduğu odaya girmiş mutfakta bir şeyler yapıyordu. Televizyona yansıyan görüntüden ne yaptığını zor da olsa görüyordu. Çok sürmeden kadın odayı terk etti.
Hemen arkasından hızla ilerledi. Alt kattaki demir kapının kapanma sesini duyduktan sonra odadan çıktı. Üst kata koşarak ilerledi. Sam'in odasına hiç düşünmeden daldı.
"Burada bir kadın var. "
Sam"Aa sahiden mi sanırım burada da var. "
"Ne? "
Owen'ın kafasında sarı bir peruk vardı. Sam elindeki kırmızı keçeli kalemle dudaklarını büzer gibi yapıp Owen'a da öyle yapması gerektiğini söylüyordu.
"Hadi ama yalvartma beni. Gerçekten çok yakışacak. "
"Dursana saçım düşecek" diyerek ittiriyordu.
"Eksik parça bu eksik parça. Seni bir yıldız yapacağım bebeğim hadi birazcık süreceğim. "
"Ya sürmeyeceğim. Saç okey de bir ömür çıkmaz o. "
"E çıkmasın. Bir ömür benim değil misin yoksa..."
Owen gözlerini kısarak baktı.
Jess"Arkadaşlar aşağıda yabancı bir kadın var diyorum. "
İkisi de ona dönüp donakaldı.
Owen"Hani tek kadının bendim? "
Jess yataktaki yastığı alıp ona doğru fırlattı. "Diyorum ki aşağıda otobüsdekinin aynısı kapkara giyinmiş biri var!
Alo! "
Sam"otobüsdeki? "
Jess"konu bu mu? "
Sam"Değil mi?Neyse Owen bak bakalım o mu gelmiş. Ben de kıza kıyafet vereyim. "
Jess o giderken arkasından ciddiye alınmamanın verdiği sinirle bakıyordu.
Sam"Jess beni dinleyebilir misin? "
"Sen yapıyor musun sanki? "
"Bildiğim şeylerden dolayı rahatım merak etme. " Ona bir tşört ve eşofman uzattı. "Üstünü nasıl batırmayı başardın?"
"Yolda koşarken saksıya çarparak düştüm."
"Neyse önemli değil giyin hadi. "
Kız kafasını ittirerek cevap verdi.
Sam hiçbir şey belli etmeden odadan çıktı.
Kendine verilenleri giyerek odaya bakındı. Odayı aydınlatan şey çalışma masasındaki pano aydınlatmasıydı. Onun haricinde oda olabildiğince sıradandı. Biraz bakındıktan sonra kapıyı açtı. Karşısında gördüğü ile kendini geri attı. Sam alt kattaki kadınla konuşuyordu.
"Selam." dedi kadın olgun bir sesle. Gözlerinin yeşilinin tonu üstündeki kıyafetler hepsi tanıdıktı.Geri doğru kaçtı. Korkudan titriyordu. Bir anda ayağı takıldı ve olduğu yere düştü. Geri kalkamadı çünkü donmuştu. Apartmanındaki kadın geldi gözlerinin önüne. Anahtarı yutarkenki yüz ifadesi gözlerinden silinmiyordu.
Kadın eğilerek kıza baktı "onun sorunu ne? "
Sam kadını geri çekti "Bu kılıkta onu korkutuyorsun. "
Kendi üstüne bakındı. "Peki peki. Konuştuklarımızı unutma. " diyerek giyinmek üzere gitti.
Sam nazik bir şekilde kızı tutarak kaldırdı.
Düşerken kolunu komodine çarptığı için canı yanan Jess merakla sordu, "Owen nerede? "
"Bilmem."
Kız ona ciddi bir ifade takınarak baktı. "Gerçekten bilmiyorum. Hadi gel bakalım nerede? "
Odalara teker teker bakıyorlardı.
"Owen neredesin? "
Ses vermiyordu.
Sam"Kim bilir nereye sakladı. "
"Efendim? "
"Sanırım yolda karşılaştılar. Eğer öyleyse geçici bir süreliğine bir yere kilitlenmiştir. Ona eve birini getireceğimi söylememiştim. "
"Onla birlikte mi yaşıyorsunuz? "
"O benim ev sahibim. Ha bir de patronum sayılır. "
"Patron? Ne için? "
"Onunla tanıştığında anlayacaksın. Kötü biri değil emin ol. Aslında sevecen biri. "
"Öyle olsun madem. "
Bulundukları katın son kapısı bir depoydu. Kapıyı açtıklarında Owen elleri bağlı onlara bakıyordu. Ağzındaki bant çıkarıldığı an bağırdı"Çatlak kadın! "
Onu tutup kaldırdırarak çözdüler.
Jess ,Sam'e dönerek sahte bir gülücük attı "Senin şu patron gerçekten de çok sevecenmiş. "
***
Yemek masasında o gün yemeyi beklemedikleri kadar lezzetli bir yemek yiyor bir yandan da gereksiz konularda sohbet ediyorlardı.
Brenda"O dönem meteor yağmuru haberinden sonra arka bahçesindeki taşları getirenlerin sayısını sayamadım bile. "
Owen"Akıl var mantık var ben olsam kocaman bir kaya getirirdim. "
Sam"Aşınmayı akıl edecek kadar zekiler. "
Owen"Yerde bırakacağı etkiyi tahmin edemeyecek kadar da aptallar. "
Brenda"Hadi ama insanlar şanslı olduklarını düşünmeyi seviyor. Bırakalım da kendilerini öyle sanmaya devam etsinler. "
Brenda" Çocuğum yemeği beğendin mi? Biraz daha ister misin ? "
Jess" Teşekkür ederim önce önümdeki tabağı bitirmeliyim. " Huzurla yemeğini yiyor ve sohbeti dinliyordu. Brenda ile birlikte hazırladıkları yemeğin her lokmasında huzuru kat kat artıyordu. O güne kadar yemeklerini hep tek yapar ve yerdi. Gün boyu olan onca şeye, yanlış anlaşılmalara, korku dolu anlara rağmen rahatlamış hissediyordu. Brenda onu korkuttuğu için özür dilemişti. Owen'ı da eve izinsiz giren biri sanmıştı. Her şey açığa kavuştuktan sonra Owen ve Sam bir kutu oyunu oynamış , o da Brenda ile yemek hazırlamıştı. Sanki aileymiş gibi hissetmiş, yerken içini kaplayan huzurun sebebi de buydu.
Yemekten sonra toplama işini erkeklere bırakıp ikisi kahve içmek için kapalı bir balkona çıkmışlardı.
Brenda"Artık korkmuyorsun. "
"Evet öyle seninle olmaktan memnunum. "
Brenda" Bunu duymak güzel. İmkan oldukça birlikte bunu yapalım. "
"Benim bir evim var. Elbette gideceğim ama davetlerini reddetmeyeceğim."
Yorgun bir ses tonuyla, "O konuda... Bunun böyle olacağını sanmıyorum. " Brenda ona bakmıyordu.
Jess"Güvenlik ekipleri olaya müdahele edecektir. "
"Olayların böyle gelişeceğini sanmıyorum yavrucum. Önce kahveni bitir sonra detayları hep beraber konuşalım. "
" Bu ne demek oluyor. "
Bir süre sessizlik oldu.
Brenda iç çekerek devam etti, "Bu eski diye bir şeyin bir daha olmayacağı demek oluyor."
***
Demir kapıyı açıp içeri girdiler. Saatler öncesinde orada ecel terleri döken biri vardı ve Sam'a bakıyordu. Sam ise üstündeki bakışlardan haberi yokmuşçasına ilerliyordu. "Jess baksana burayı nasıl buldun? "Nabız yokluyordu.
Jess," Şahane. "dedi imalı imalı. Sam ona göz ucuyla bakarak dil çıkardı. İstediğin kadar şirinlik yap yine de intikamımı alacağım.
Girdikleri oda bir laboratuvardı. Oldukça aydınlıktı.
Sam ikisine birer sandalye çekti. Kendisi de bir masanın kenarına dayandı.
Brenda konuşmaya başladı. "Öncelikle merhaba. Gördüğünüz üzere burası benim çalışma alanım. Ben bir bilim insanıyım , bir gözlemci , bir araştırmacı, bir profesör ve dahası. Bir süre üniversitelerde görev aldım ,aldığım bazı özel araştırma konularıyla birlikte kendime böyle bir yer hazırladım ve serbest devam etmeye başladım. Kısaca araştırmalarım yeni veya eski bakteri türleri üzerineydi . Şimdi ise burada sizleyim. "
Owen"Biz ne alaka? "
Brenda"Tam da oraya gelmiştim. O haberler yayınlanmadan önce ki evet onu ben de gördüm. "dedi Jess'e bakarak. " Bir tür üzerinde araştırmalar yapıyordum ve bunun için dışarı çıkmıştım. O haberde görünen çoğu şeye bizzat şahit oldum. Çok zaman geçmeden bir mail aldım. Eski bir dostum diyebilirim bir iş adamı. Ona bir kızı getirirsem eğer bana yardımcı olabilecek bazı bilgileri sağlayabileceğini söyledi. Sam bu güne kadar bana malzeme temin etmekte gayet başarılıydı ama bu görevi tek başına yapamaz. Başarısız demiyorum sadece bir noktada yardıma ihtiyacı olacak. Ben olayları buradan takip ediyorum. Gördüğünüz gibi sahada koşturmak için oldukça yaşlıyım. Ona yakın zamanda birkaç ortak bulması gerektiğini söyledim. İşte bu şekilde şuan buradasınız. "
Sam"Owen'ı bu yüzden arıyordum. Birlikte birçok kez kampa gittik,şu malzeme temin etme konusunda da bana baya yardımı dokunmuştu. "dedi Jess'e bakarak.
"Benim gibi korkak birine ihtiyacın olacağını nereden çıkardın? " Owen'ın işlevini anlamıştı ama kendini olayın bir parçası olarak değil sadece mağdur birisi olarak görüyordu ve ilk başta onların da böyle düşündüğünü sanmıştı.
Sam" Oraya gelirsek. Eve ilk geldiğimde sadece arkadaşımı alıp gidecektim. Sonra olaylar gelişmeye başladı ve senin bizi kurtarırkenki tavrın takdir edilesi.Belki paniklemiştin ama plan kurma ve uygulama konusunda hızlıydın. Bence yeterince donanımlısın. "
Önce geçmişini, büyüdüğü yeri, onu yetiştiren insanları , geçirdiği zor zamanları düşündü. Haklıydı. Cahil değil aksine bilgiliydi. Sorun bilgi birikimi değil birikimlerinin sonucunda zihninin bir kalkan olarak kullandığı korku duygusuydu. Sıradan hayatının donuk seyrine o kadar alışmıştı ki geçmiş hayatında yaşadıklarını unutmuş, sıradanlaşmış hayatının güvenli alanında bir ömür yaşayabileceğine kendini inandırmıştı.
Brenda"sorusu olan? "
Owen" Benim zaten işim yok." dedi rahatlıkla.Elleri ceplerinde etrafa bakınıyordu.
Yapılan konuşma genel olarak soru işaretlerini gidermek içindi. Özellikle Jess'in.
Jess" Bundan ne kazanacağım ? "
Brenda"Evinde güvende değilsin aksine burda yeterince öylesiniz. Ayrıca ömür boyu kaçarak ve korkarak yaşamaktansa neden savaşarak bana da yardım etmeyesin. Ayrıca biliyorsun yaptığım çalışmaların başarıya ulaşması sadece beni değil tüm insanları etkiliyor buna sen de dahilsin.
Jess" Başka seçeneğim yok sanırım... "
Bölüm5:
Kimse ona bir misafirden söz etmemişti. Evde tek olacaklarını sanıyordu. Saatler önce kendi evinde yaşadıkları aklına gelince ürperdi ve otobüsdeki kadın...
Hemen koltuğunda arkasına saklanıp diğerlerinin gelmesini bekledi. İllaki yanına geleceklerdi.
Kadın bulunduğu odaya girmiş mutfakta bir şeyler yapıyordu. Televizyona yansıyan görüntüden ne yaptığını zor da olsa görüyordu. Çok sürmeden kadın odayı terk etti.
Hemen arkasından hızla ilerledi. Alt kattaki demir kapının kapanma sesini duyduktan sonra odadan çıktı. Üst kata koşarak ilerledi. Sam'in odasına hiç düşünmeden daldı.
"Burada bir kadın var. "
Sam"Aa sahiden mi sanırım burada da var. "
"Ne? "
Owen'ın kafasında sarı bir peruk vardı. Sam elindeki kırmızı keçeli kalemle dudaklarını büzer gibi yapıp Owen'a da öyle yapması gerektiğini söylüyordu.
"Hadi ama yalvartma beni. Gerçekten çok yakışacak. "
"Dursana saçım düşecek" diyerek ittiriyordu.
"Eksik parça bu eksik parça. Seni bir yıldız yapacağım bebeğim hadi birazcık süreceğim. "
"Ya sürmeyeceğim. Saç okey de bir ömür çıkmaz o. "
"E çıkmasın. Bir ömür benim değil misin yoksa..."
Owen gözlerini kısarak baktı.
Jess"Arkadaşlar aşağıda yabancı bir kadın var diyorum. "
İkisi de ona dönüp donakaldı.
Owen"Hani tek kadının bendim? "
Jess yataktaki yastığı alıp ona doğru fırlattı. "Diyorum ki aşağıda otobüsdekinin aynısı kapkara giyinmiş biri var!
Alo! "
Sam"otobüsdeki? "
Jess"konu bu mu? "
Sam"Değil mi?Neyse Owen bak bakalım o mu gelmiş. Ben de kıza kıyafet vereyim. "
Jess o giderken arkasından ciddiye alınmamanın verdiği sinirle bakıyordu.
Sam"Jess beni dinleyebilir misin? "
"Sen yapıyor musun sanki? "
"Bildiğim şeylerden dolayı rahatım merak etme. " Ona bir tşört ve eşofman uzattı. "Üstünü nasıl batırmayı başardın?"
"Yolda koşarken saksıya çarparak düştüm."
"Neyse önemli değil giyin hadi. "
Kız kafasını ittirerek cevap verdi.
Sam hiçbir şey belli etmeden odadan çıktı.
Kendine verilenleri giyerek odaya bakındı. Odayı aydınlatan şey çalışma masasındaki pano aydınlatmasıydı. Onun haricinde oda olabildiğince sıradandı. Biraz bakındıktan sonra kapıyı açtı. Karşısında gördüğü ile kendini geri attı. Sam alt kattaki kadınla konuşuyordu.
"Selam." dedi kadın olgun bir sesle. Gözlerinin yeşilinin tonu üstündeki kıyafetler hepsi tanıdıktı.Geri doğru kaçtı. Korkudan titriyordu. Bir anda ayağı takıldı ve olduğu yere düştü. Geri kalkamadı çünkü donmuştu. Apartmanındaki kadın geldi gözlerinin önüne. Anahtarı yutarkenki yüz ifadesi gözlerinden silinmiyordu.
Kadın eğilerek kıza baktı "onun sorunu ne? "
Sam kadını geri çekti "Bu kılıkta onu korkutuyorsun. "
Kendi üstüne bakındı. "Peki peki. Konuştuklarımızı unutma. " diyerek giyinmek üzere gitti.
Sam nazik bir şekilde kızı tutarak kaldırdı.
Düşerken kolunu komodine çarptığı için canı yanan Jess merakla sordu, "Owen nerede? "
"Bilmem."
Kız ona ciddi bir ifade takınarak baktı. "Gerçekten bilmiyorum. Hadi gel bakalım nerede? "
Odalara teker teker bakıyorlardı.
"Owen neredesin? "
Ses vermiyordu.
Sam"Kim bilir nereye sakladı. "
"Efendim? "
"Sanırım yolda karşılaştılar. Eğer öyleyse geçici bir süreliğine bir yere kilitlenmiştir. Ona eve birini getireceğimi söylememiştim. "
"Onla birlikte mi yaşıyorsunuz? "
"O benim ev sahibim. Ha bir de patronum sayılır. "
"Patron? Ne için? "
"Onunla tanıştığında anlayacaksın. Kötü biri değil emin ol. Aslında sevecen biri. "
"Öyle olsun madem. "
Bulundukları katın son kapısı bir depoydu. Kapıyı açtıklarında Owen elleri bağlı onlara bakıyordu. Ağzındaki bant çıkarıldığı an bağırdı"Çatlak kadın! "
Onu tutup kaldırdırarak çözdüler.
Jess ,Sam'e dönerek sahte bir gülücük attı "Senin şu patron gerçekten de çok sevecenmiş. "
***
Yemek masasında o gün yemeyi beklemedikleri kadar lezzetli bir yemek yiyor bir yandan da gereksiz konularda sohbet ediyorlardı.
Brenda"O dönem meteor yağmuru haberinden sonra arka bahçesindeki taşları getirenlerin sayısını sayamadım bile. "
Owen"Akıl var mantık var ben olsam kocaman bir kaya getirirdim. "
Sam"Aşınmayı akıl edecek kadar zekiler. "
Owen"Yerde bırakacağı etkiyi tahmin edemeyecek kadar da aptallar. "
Brenda"Hadi ama insanlar şanslı olduklarını düşünmeyi seviyor. Bırakalım da kendilerini öyle sanmaya devam etsinler. "
Brenda" Çocuğum yemeği beğendin mi? Biraz daha ister misin ? "
Jess" Teşekkür ederim önce önümdeki tabağı bitirmeliyim. " Huzurla yemeğini yiyor ve sohbeti dinliyordu. Brenda ile birlikte hazırladıkları yemeğin her lokmasında huzuru kat kat artıyordu. O güne kadar yemeklerini hep tek yapar ve yerdi. Gün boyu olan onca şeye, yanlış anlaşılmalara, korku dolu anlara rağmen rahatlamış hissediyordu. Brenda onu korkuttuğu için özür dilemişti. Owen'ı da eve izinsiz giren biri sanmıştı. Her şey açığa kavuştuktan sonra Owen ve Sam bir kutu oyunu oynamış , o da Brenda ile yemek hazırlamıştı. Sanki aileymiş gibi hissetmiş, yerken içini kaplayan huzurun sebebi de buydu.
Yemekten sonra toplama işini erkeklere bırakıp ikisi kahve içmek için kapalı bir balkona çıkmışlardı.
Brenda"Artık korkmuyorsun. "
"Evet öyle seninle olmaktan memnunum. "
Brenda" Bunu duymak güzel. İmkan oldukça birlikte bunu yapalım. "
"Benim bir evim var. Elbette gideceğim ama davetlerini reddetmeyeceğim."
Yorgun bir ses tonuyla, "O konuda... Bunun böyle olacağını sanmıyorum. " Brenda ona bakmıyordu.
Jess"Güvenlik ekipleri olaya müdahele edecektir. "
"Olayların böyle gelişeceğini sanmıyorum yavrucum. Önce kahveni bitir sonra detayları hep beraber konuşalım. "
" Bu ne demek oluyor. "
Bir süre sessizlik oldu.
Brenda iç çekerek devam etti, "Bu eski diye bir şeyin bir daha olmayacağı demek oluyor."
***
Demir kapıyı açıp içeri girdiler. Saatler öncesinde orada ecel terleri döken biri vardı ve Sam'a bakıyordu. Sam ise üstündeki bakışlardan haberi yokmuşçasına ilerliyordu.
"Jess baksana burayı nasıl buldun? "Nabız yokluyordu.
Jess," Şahane. "dedi imalı imalı. Sam ona göz ucuyla bakarak dil çıkardı. İstediğin kadar şirinlik yap yine de intikamımı alacağım.
Girdikleri oda bir laboratuvardı. Oldukça aydınlıktı.
Sam ikisine birer sandalye çekti. Kendisi de bir masanın kenarına dayandı.
Brenda konuşmaya başladı. "Öncelikle merhaba. Gördüğünüz üzere burası benim çalışma alanım. Ben bir bilim insanıyım , bir gözlemci , bir araştırmacı, bir profesör ve dahası. Bir süre üniversitelerde görev aldım ,aldığım bazı özel araştırma konularıyla birlikte kendime böyle bir yer hazırladım ve serbest devam etmeye başladım. Kısaca araştırmalarım yeni veya eski bakteri türleri üzerineydi . Şimdi ise burada sizleyim. "
Owen"Biz ne alaka? "
Brenda"Tam da oraya gelmiştim. O haberler yayınlanmadan önce ki evet onu ben de gördüm. "dedi Jess'e bakarak. " Bir tür üzerinde araştırmalar yapıyordum ve bunun için dışarı çıkmıştım. O haberde görünen çoğu şeye bizzat şahit oldum. Çok zaman geçmeden bir mail aldım. Eski bir dostum diyebilirim bir iş adamı. Ona bir kızı getirirsem eğer bana yardımcı olabilecek bazı bilgileri sağlayabileceğini söyledi. Sam bu güne kadar bana malzeme temin etmekte gayet başarılıydı ama bu görevi tek başına yapamaz. Başarısız demiyorum sadece bir noktada yardıma ihtiyacı olacak. Ben olayları buradan takip ediyorum. Gördüğünüz gibi sahada koşturmak için oldukça yaşlıyım. Ona yakın zamanda birkaç ortak bulması gerektiğini söyledim. İşte bu şekilde şuan buradasınız. "
Sam"Owen'ı bu yüzden arıyordum. Birlikte birçok kez kampa gittik,şu malzeme temin etme konusunda da bana baya yardımı dokunmuştu. "dedi Jess'e bakarak.
"Benim gibi korkak birine ihtiyacın olacağını nereden çıkardın? " Owen'ın işlevini anlamıştı ama kendini olayın bir parçası olarak değil sadece mağdur birisi olarak görüyordu ve ilk başta onların da böyle düşündüğünü sanmıştı.
Sam" Oraya gelirsek. Eve ilk geldiğimde sadece arkadaşımı alıp gidecektim. Sonra olaylar gelişmeye başladı ve senin bizi kurtarırkenki tavrın takdir edilesi.Belki paniklemiştin ama plan kurma ve uygulama konusunda hızlıydın. Bence yeterince donanımlısın. "
Önce geçmişini, büyüdüğü yeri, onu yetiştiren insanları , geçirdiği zor zamanları düşündü. Haklıydı. Cahil değil aksine bilgiliydi. Sorun bilgi birikimi değil birikimlerinin sonucunda zihninin bir kalkan olarak kullandığı korku duygusuydu. Sıradan hayatının donuk seyrine o kadar alışmıştı ki geçmiş hayatında yaşadıklarını unutmuş, sıradanlaşmış hayatının güvenli alanında bir ömür yaşayabileceğine kendini inandırmıştı.
Brenda"sorusu olan? "
Owen" Benim zaten işim yok." dedi rahatlıkla.Elleri ceplerinde etrafa bakınıyordu.
Yapılan konuşma genel olarak soru işaretlerini gidermek içindi. Özellikle Jess'in.
Jess" Bundan ne kazanacağım ? "
Brenda"Evinde güvende değilsin aksine burda yeterince öylesiniz. Ayrıca ömür boyu kaçarak ve korkarak yaşamaktansa neden savaşarak bana da yardım etmeyesin. Ayrıca biliyorsun yaptığım çalışmaların başarıya ulaşması sadece beni değil tüm insanları etkiliyor buna sen de dahilsin.
Jess" Başka seçeneğim yok sanırım... "
Bölüm5:
Kimse ona bir misafirden söz etmemişti. Evde tek olacaklarını sanıyordu. Saatler önce kendi evinde yaşadıkları aklına gelince ürperdi ve otobüsdeki kadın...
Hemen koltuğunda arkasına saklanıp diğerlerinin gelmesini bekledi. İllaki yanına geleceklerdi.
Kadın bulunduğu odaya girmiş mutfakta bir şeyler yapıyordu. Televizyona yansıyan görüntüden ne yaptığını zor da olsa görüyordu. Çok sürmeden kadın odayı terk etti.
Hemen arkasından hızla ilerledi. Alt kattaki demir kapının kapanma sesini duyduktan sonra odadan çıktı. Üst kata koşarak ilerledi. Sam'in odasına hiç düşünmeden daldı.
"Burada bir kadın var. "
Sam"Aa sahiden mi sanırım burada da var. "
"Ne? "
Owen'ın kafasında sarı bir peruk vardı. Sam elindeki kırmızı keçeli kalemle dudaklarını büzer gibi yapıp Owen'a da öyle yapması gerektiğini söylüyordu.
"Hadi ama yalvartma beni. Gerçekten çok yakışacak. "
"Dursana saçım düşecek" diyerek ittiriyordu.
"Eksik parça bu eksik parça. Seni bir yıldız yapacağım bebeğim hadi birazcık süreceğim. "
"Ya sürmeyeceğim. Saç okey de bir ömür çıkmaz o. "
"E çıkmasın. Bir ömür benim değil misin yoksa..."
Owen gözlerini kısarak baktı.
Jess"Arkadaşlar aşağıda yabancı bir kadın var diyorum. "
İkisi de ona dönüp donakaldı.
Owen"Hani tek kadının bendim? "
Jess yataktaki yastığı alıp ona doğru fırlattı. "Diyorum ki aşağıda otobüsdekinin aynısı kapkara giyinmiş biri var!
Alo! "
Sam"otobüsdeki? "
Jess"konu bu mu? "
Sam"Değil mi?Neyse Owen bak bakalım o mu gelmiş. Ben de kıza kıyafet vereyim. "
Jess o giderken arkasından ciddiye alınmamanın verdiği sinirle bakıyordu.
Sam"Jess beni dinleyebilir misin? "
"Sen yapıyor musun sanki? "
"Bildiğim şeylerden dolayı rahatım merak etme. " Ona bir tşört ve eşofman uzattı. "Üstünü nasıl batırmayı başardın?"
"Yolda koşarken saksıya çarparak düştüm."
"Neyse önemli değil giyin hadi. "
Kız kafasını ittirerek cevap verdi.
Sam hiçbir şey belli etmeden odadan çıktı.
Kendine verilenleri giyerek odaya bakındı. Odayı aydınlatan şey çalışma masasındaki pano aydınlatmasıydı. Onun haricinde oda olabildiğince sıradandı. Biraz bakındıktan sonra kapıyı açtı. Karşısında gördüğü ile kendini geri attı. Sam alt kattaki kadınla konuşuyordu.
"Selam." dedi kadın olgun bir sesle. Gözlerinin yeşilinin tonu üstündeki kıyafetler hepsi tanıdıktı.Geri doğru kaçtı. Korkudan titriyordu. Bir anda ayağı takıldı ve olduğu yere düştü. Geri kalkamadı çünkü donmuştu. Apartmanındaki kadın geldi gözlerinin önüne. Anahtarı yutarkenki yüz ifadesi gözlerinden silinmiyordu.
Kadın eğilerek kıza baktı "onun sorunu ne? "
Sam kadını geri çekti "Bu kılıkta onu korkutuyorsun. "
Kendi üstüne bakındı. "Peki peki. Konuştuklarımızı unutma. " diyerek giyinmek üzere gitti.
Sam nazik bir şekilde kızı tutarak kaldırdı.
Düşerken kolunu komodine çarptığı için canı yanan Jess merakla sordu, "Owen nerede? "
"Bilmem."
Kız ona ciddi bir ifade takınarak baktı. "Gerçekten bilmiyorum. Hadi gel bakalım nerede? "
Odalara teker teker bakıyorlardı.
"Owen neredesin? "
Ses vermiyordu.
Sam"Kim bilir nereye sakladı. "
"Efendim? "
"Sanırım yolda karşılaştılar. Eğer öyleyse geçici bir süreliğine bir yere kilitlenmiştir. Ona eve birini getireceğimi söylememiştim. "
"Onla birlikte mi yaşıyorsunuz? "
"O benim ev sahibim. Ha bir de patronum sayılır. "
"Patron? Ne için? "
"Onunla tanıştığında anlayacaksın. Kötü biri değil emin ol. Aslında sevecen biri. "
"Öyle olsun madem. "
Bulundukları katın son kapısı bir depoydu. Kapıyı açtıklarında Owen elleri bağlı onlara bakıyordu. Ağzındaki bant çıkarıldığı an bağırdı"Çatlak kadın! "
Onu tutup kaldırdırarak çözdüler.
Jess ,Sam'e dönerek sahte bir gülücük attı "Senin şu patron gerçekten de çok sevecenmiş. "
***
Yemek masasında o gün yemeyi beklemedikleri kadar lezzetli bir yemek yiyor bir yandan da gereksiz konularda sohbet ediyorlardı.
Brenda"O dönem meteor yağmuru haberinden sonra arka bahçesindeki taşları getirenlerin sayısını sayamadım bile. "
Owen"Akıl var mantık var ben olsam kocaman bir kaya getirirdim. "
Sam"Aşınmayı akıl edecek kadar zekiler. "
Owen"Yerde bırakacağı etkiyi tahmin edemeyecek kadar da aptallar. "
Brenda"Hadi ama insanlar şanslı olduklarını düşünmeyi seviyor. Bırakalım da kendilerini öyle sanmaya devam etsinler. "
Brenda" Çocuğum yemeği beğendin mi? Biraz daha ister misin ? "
Jess" Teşekkür ederim önce önümdeki tabağı bitirmeliyim. " Huzurla yemeğini yiyor ve sohbeti dinliyordu. Brenda ile birlikte hazırladıkları yemeğin her lokmasında huzuru kat kat artıyordu. O güne kadar yemeklerini hep tek yapar ve yerdi. Gün boyu olan onca şeye, yanlış anlaşılmalara, korku dolu anlara rağmen rahatlamış hissediyordu. Brenda onu korkuttuğu için özür dilemişti. Owen'ı da eve izinsiz giren biri sanmıştı. Her şey açığa kavuştuktan sonra Owen ve Sam bir kutu oyunu oynamış , o da Brenda ile yemek hazırlamıştı. Sanki aileymiş gibi hissetmiş, yerken içini kaplayan huzurun sebebi de buydu.
Yemekten sonra toplama işini erkeklere bırakıp ikisi kahve içmek için kapalı bir balkona çıkmışlardı.
Brenda"Artık korkmuyorsun. "
"Evet öyle seninle olmaktan memnunum. "
Brenda" Bunu duymak güzel. İmkan oldukça birlikte bunu yapalım. "
"Benim bir evim var. Elbette gideceğim ama davetlerini reddetmeyeceğim."
Yorgun bir ses tonuyla, "O konuda... Bunun böyle olacağını sanmıyorum. " Brenda ona bakmıyordu.
Jess"Güvenlik ekipleri olaya müdahele edecektir. "
"Olayların böyle gelişeceğini sanmıyorum yavrucum. Önce kahveni bitir sonra detayları hep beraber konuşalım. "
" Bu ne demek oluyor. "
Bir süre sessizlik oldu.
Brenda iç çekerek devam etti, "Bu eski diye bir şeyin bir daha olmayacağı demek oluyor."
***
Demir kapıyı açıp içeri girdiler. Saatler öncesinde orada ecel terleri döken biri vardı ve Sam'a bakıyordu. Sam ise üstündeki bakışlardan haberi yokmuşçasına ilerliyordu.
"Jess baksana burayı nasıl buldun? "Nabız yokluyordu.
Jess," Şahane. "dedi imalı imalı. Sam ona göz ucuyla bakarak dil çıkardı. İstediğin kadar şirinlik yap yine de intikamımı alacağım.
Girdikleri oda bir laboratuvardı. Oldukça aydınlıktı.
Sam ikisine birer sandalye çekti. Kendisi de bir masanın kenarına dayandı.
Brenda konuşmaya başladı. "Öncelikle merhaba. Gördüğünüz üzere burası benim çalışma alanım. Ben bir bilim insanıyım , bir gözlemci , bir araştırmacı, bir profesör ve dahası. Bir süre üniversitelerde görev aldım ,aldığım bazı özel araştırma konularıyla birlikte kendime böyle bir yer hazırladım ve serbest devam etmeye başladım. Kısaca araştırmalarım yeni veya eski bakteri türleri üzerineydi . Şimdi ise burada sizleyim. "
Owen"Biz ne alaka? "
Brenda"Tam da oraya gelmiştim. O haberler yayınlanmadan önce ki evet onu ben de gördüm. "dedi Jess'e bakarak. " Bir tür üzerinde araştırmalar yapıyordum ve bunun için dışarı çıkmıştım. O haberde görünen çoğu şeye bizzat şahit oldum. Çok zaman geçmeden bir mail aldım. Eski bir dostum diyebilirim bir iş adamı. Ona bir kızı getirirsem eğer bana yardımcı olabilecek bazı bilgileri sağlayabileceğini söyledi. Sam bu güne kadar bana malzeme temin etmekte gayet başarılıydı ama bu görevi tek başına yapamaz. Başarısız demiyorum sadece bir noktada yardıma ihtiyacı olacak. Ben olayları buradan takip ediyorum. Gördüğünüz gibi sahada koşturmak için oldukça yaşlıyım. Ona yakın zamanda birkaç ortak bulması gerektiğini söyledim. İşte bu şekilde şuan buradasınız. "
Sam"Owen'ı bu yüzden arıyordum. Birlikte birçok kez kampa gittik,şu malzeme temin etme konusunda da bana baya yardımı dokunmuştu. "dedi Jess'e bakarak.
"Benim gibi korkak birine ihtiyacın olacağını nereden çıkardın? " Owen'ın işlevini anlamıştı ama kendini olayın bir parçası olarak değil sadece mağdur birisi olarak görüyordu ve ilk başta onların da böyle düşündüğünü sanmıştı.
Sam" Oraya gelirsek. Eve ilk geldiğimde sadece arkadaşımı alıp gidecektim. Sonra olaylar gelişmeye başladı ve senin bizi kurtarırkenki tavrın takdir edilesi.Belki paniklemiştin ama plan kurma ve uygulama konusunda hızlıydın. Bence yeterince donanımlısın. "
Önce geçmişini, büyüdüğü yeri, onu yetiştiren insanları , geçirdiği zor zamanları düşündü. Haklıydı. Cahil değil aksine bilgiliydi. Sorun bilgi birikimi değil birikimlerinin sonucunda zihninin bir kalkan olarak kullandığı korku duygusuydu. Sıradan hayatının donuk seyrine o kadar alışmıştı ki geçmiş hayatında yaşadıklarını unutmuş, sıradanlaşmış hayatının güvenli alanında bir ömür yaşayabileceğine kendini inandırmıştı.
Brenda"sorusu olan? "
Owen" Benim zaten işim yok." dedi rahatlıkla.Elleri ceplerinde etrafa bakınıyordu.
Yapılan konuşma genel olarak soru işaretlerini gidermek içindi. Özellikle Jess'in.
Jess" Bundan ne kazanacağım ? "
Brenda"Evinde güvende değilsin aksine burda yeterince öylesiniz. Ayrıca ömür boyu kaçarak ve korkarak yaşamaktansa neden savaşarak bana da yardım etmeyesin. Ayrıca biliyorsun yaptığım çalışmaların başarıya ulaşması sadece beni değil tüm insanları etkiliyor buna sen de dahilsin.
Jess" Başka seçeneğim yok sanırım... "
Bölüm5:
Kimse ona bir misafirden söz etmemişti. Evde tek olacaklarını sanıyordu. Saatler önce kendi evinde yaşadıkları aklına gelince ürperdi ve otobüsdeki kadın...
Hemen koltuğunda arkasına saklanıp diğerlerinin gelmesini bekledi. İllaki yanına geleceklerdi.
Kadın bulunduğu odaya girmiş mutfakta bir şeyler yapıyordu. Televizyona yansıyan görüntüden ne yaptığını zor da olsa görüyordu. Çok sürmeden kadın odayı terk etti.
Hemen arkasından hızla ilerledi. Alt kattaki demir kapının kapanma sesini duyduktan sonra odadan çıktı. Üst kata koşarak ilerledi. Sam'in odasına hiç düşünmeden daldı.
"Burada bir kadın var. "
Sam"Aa sahiden mi sanırım burada da var. "
"Ne? "
Owen'ın kafasında sarı bir peruk vardı. Sam elindeki kırmızı keçeli kalemle dudaklarını büzer gibi yapıp Owen'a da öyle yapması gerektiğini söylüyordu.
"Hadi ama yalvartma beni. Gerçekten çok yakışacak. "
"Dursana saçım düşecek" diyerek ittiriyordu.
"Eksik parça bu eksik parça. Seni bir yıldız yapacağım bebeğim hadi birazcık süreceğim. "
"Ya sürmeyeceğim. Saç okey de bir ömür çıkmaz o. "
"E çıkmasın. Bir ömür benim değil misin yoksa..."
Owen gözlerini kısarak baktı.
Jess"Arkadaşlar aşağıda yabancı bir kadın var diyorum. "
İkisi de ona dönüp donakaldı.
Owen"Hani tek kadının bendim? "
Jess yataktaki yastığı alıp ona doğru fırlattı. "Diyorum ki aşağıda otobüsdekinin aynısı kapkara giyinmiş biri var!
Alo! "
Sam"otobüsdeki? "
Jess"konu bu mu? "
Sam"Değil mi?Neyse Owen bak bakalım o mu gelmiş. Ben de kıza kıyafet vereyim. "
Jess o giderken arkasından ciddiye alınmamanın verdiği sinirle bakıyordu.
Sam"Jess beni dinleyebilir misin? "
"Sen yapıyor musun sanki? "
"Bildiğim şeylerden dolayı rahatım merak etme. " Ona bir tşört ve eşofman uzattı. "Üstünü nasıl batırmayı başardın?"
"Yolda koşarken saksıya çarparak düştüm."
"Neyse önemli değil giyin hadi. "
Kız kafasını ittirerek cevap verdi.
Sam hiçbir şey belli etmeden odadan çıktı.
Kendine verilenleri giyerek odaya bakındı. Odayı aydınlatan şey çalışma masasındaki pano aydınlatmasıydı. Onun haricinde oda olabildiğince sıradandı. Biraz bakındıktan sonra kapıyı açtı. Karşısında gördüğü ile kendini geri attı. Sam alt kattaki kadınla konuşuyordu.
"Selam." dedi kadın olgun bir sesle. Gözlerinin yeşilinin tonu üstündeki kıyafetler hepsi tanıdıktı.Geri doğru kaçtı. Korkudan titriyordu. Bir anda ayağı takıldı ve olduğu yere düştü. Geri kalkamadı çünkü donmuştu. Apartmanındaki kadın geldi gözlerinin önüne. Anahtarı yutarkenki yüz ifadesi gözlerinden silinmiyordu.
Kadın eğilerek kıza baktı "onun sorunu ne? "
Sam kadını geri çekti "Bu kılıkta onu korkutuyorsun. "
Kendi üstüne bakındı. "Peki peki. Konuştuklarımızı unutma. " diyerek giyinmek üzere gitti.
Sam nazik bir şekilde kızı tutarak kaldırdı.
Düşerken kolunu komodine çarptığı için canı yanan Jess merakla sordu, "Owen nerede? "
"Bilmem."
Kız ona ciddi bir ifade takınarak baktı. "Gerçekten bilmiyorum. Hadi gel bakalım nerede? "
Odalara teker teker bakıyorlardı.
"Owen neredesin? "
Ses vermiyordu.
Sam"Kim bilir nereye sakladı. "
"Efendim? "
"Sanırım yolda karşılaştılar. Eğer öyleyse geçici bir süreliğine bir yere kilitlenmiştir. Ona eve birini getireceğimi söylememiştim. "
"Onla birlikte mi yaşıyorsunuz? "
"O benim ev sahibim. Ha bir de patronum sayılır. "
"Patron? Ne için? "
"Onunla tanıştığında anlayacaksın. Kötü biri değil emin ol. Aslında sevecen biri. "
"Öyle olsun madem. "
Bulundukları katın son kapısı bir depoydu. Kapıyı açtıklarında Owen elleri bağlı onlara bakıyordu. Ağzındaki bant çıkarıldığı an bağırdı"Çatlak kadın! "
Onu tutup kaldırdırarak çözdüler.
Jess ,Sam'e dönerek sahte bir gülücük attı "Senin şu patron gerçekten de çok sevecenmiş. "
***
Yemek masasında o gün yemeyi beklemedikleri kadar lezzetli bir yemek yiyor bir yandan da gereksiz konularda sohbet ediyorlardı.
Brenda"O dönem meteor yağmuru haberinden sonra arka bahçesindeki taşları getirenlerin sayısını sayamadım bile. "
Owen"Akıl var mantık var ben olsam kocaman bir kaya getirirdim. "
Sam"Aşınmayı akıl edecek kadar zekiler. "
Owen"Yerde bırakacağı etkiyi tahmin edemeyecek kadar da aptallar. "
Brenda"Hadi ama insanlar şanslı olduklarını düşünmeyi seviyor. Bırakalım da kendilerini öyle sanmaya devam etsinler. "
Brenda" Çocuğum yemeği beğendin mi? Biraz daha ister misin ? "
Jess" Teşekkür ederim önce önümdeki tabağı bitirmeliyim. " Huzurla yemeğini yiyor ve sohbeti dinliyordu. Brenda ile birlikte hazırladıkları yemeğin her lokmasında huzuru kat kat artıyordu. O güne kadar yemeklerini hep tek yapar ve yerdi. Gün boyu olan onca şeye, yanlış anlaşılmalara, korku dolu anlara rağmen rahatlamış hissediyordu. Brenda onu korkuttuğu için özür dilemişti. Owen'ı da eve izinsiz giren biri sanmıştı. Her şey açığa kavuştuktan sonra Owen ve Sam bir kutu oyunu oynamış , o da Brenda ile yemek hazırlamıştı. Sanki aileymiş gibi hissetmiş, yerken içini kaplayan huzurun sebebi de buydu.
Yemekten sonra toplama işini erkeklere bırakıp ikisi kahve içmek için kapalı bir balkona çıkmışlardı.
Brenda"Artık korkmuyorsun. "
"Evet öyle seninle olmaktan memnunum. "
Brenda" Bunu duymak güzel. İmkan oldukça birlikte bunu yapalım. "
"Benim bir evim var. Elbette gideceğim ama davetlerini reddetmeyeceğim."
Yorgun bir ses tonuyla, "O konuda... Bunun böyle olacağını sanmıyorum. " Brenda ona bakmıyordu.
Jess"Güvenlik ekipleri olaya müdahele edecektir. "
"Olayların böyle gelişeceğini sanmıyorum yavrucum. Önce kahveni bitir sonra detayları hep beraber konuşalım. "
" Bu ne demek oluyor. "
Bir süre sessizlik oldu.
Brenda iç çekerek devam etti, "Bu eski diye bir şeyin bir daha olmayacağı demek oluyor."
***
Demir kapıyı açıp içeri girdiler. Saatler öncesinde orada ecel terleri döken biri vardı ve Sam'a bakıyordu. Sam ise üstündeki bakışlardan haberi yokmuşçasına ilerliyordu.
"Jess baksana burayı nasıl buldun? "Nabız yokluyordu.
Jess," Şahane. "dedi imalı imalı. Sam ona göz ucuyla bakarak dil çıkardı. İstediğin kadar şirinlik yap yine de intikamımı alacağım.
Girdikleri oda bir laboratuvardı. Oldukça aydınlıktı.
Sam ikisine birer sandalye çekti. Kendisi de bir masanın kenarına dayandı.
Brenda konuşmaya başladı. "Öncelikle merhaba. Gördüğünüz üzere burası benim çalışma alanım. Ben bir bilim insanıyım , bir gözlemci , bir araştırmacı, bir profesör ve dahası. Bir süre üniversitelerde görev aldım ,aldığım bazı özel araştırma konularıyla birlikte kendime böyle bir yer hazırladım ve serbest devam etmeye başladım. Kısaca araştırmalarım yeni veya eski bakteri türleri üzerineydi . Şimdi ise burada sizleyim. "
Owen"Biz ne alaka? "
Brenda"Tam da oraya gelmiştim. O haberler yayınlanmadan önce ki evet onu ben de gördüm. "dedi Jess'e bakarak. " Bir tür üzerinde araştırmalar yapıyordum ve bunun için dışarı çıkmıştım. O haberde görünen çoğu şeye bizzat şahit oldum. Çok zaman geçmeden bir mail aldım. Eski bir dostum diyebilirim bir iş adamı. Ona bir kızı getirirsem eğer bana yardımcı olabilecek bazı bilgileri sağlayabileceğini söyledi. Sam bu güne kadar bana malzeme temin etmekte gayet başarılıydı ama bu görevi tek başına yapamaz. Başarısız demiyorum sadece bir noktada yardıma ihtiyacı olacak. Ben olayları buradan takip ediyorum. Gördüğünüz gibi sahada koşturmak için oldukça yaşlıyım. Ona yakın zamanda birkaç ortak bulması gerektiğini söyledim. İşte bu şekilde şuan buradasınız. "
Sam"Owen'ı bu yüzden arıyordum. Birlikte birçok kez kampa gittik,şu malzeme temin etme konusunda da bana baya yardımı dokunmuştu. "dedi Jess'e bakarak.
Jess"Benim gibi korkak birine ihtiyacın olacağını nereden çıkardın? " Owen'ın işlevini anlamıştı ama kendini olayın bir parçası olarak değil sadece mağdur birisi olarak görüyordu ve ilk başta onların da böyle düşündüğünü sanmıştı.
Sam" Oraya gelirsek. Eve ilk geldiğimde sadece arkadaşımı alıp gidecektim. Sonra olaylar gelişmeye başladı ve senin bizi kurtarırkenki tavrın takdir edilesi.Belki paniklemiştin ama plan kurma ve uygulama konusunda hızlıydın. Bence yeterince donanımlısın. "
Önce geçmişini, büyüdüğü yeri, onu yetiştiren insanları , geçirdiği zor zamanları düşündü. Haklıydı. Cahil değil aksine bilgiliydi. Sorun bilgi birikimi değil birikimlerinin sonucunda zihninin bir kalkan olarak kullandığı korku duygusuydu. Sıradan hayatının donuk seyrine o kadar alışmıştı ki geçmiş hayatında yaşadıklarını unutmuş, sıradanlaşmış hayatının güvenli alanında bir ömür yaşayabileceğine kendini inandırmıştı.
Brenda"sorusu olan? "
Owen" Benim zaten işim yok." dedi rahatlıkla.Elleri ceplerinde etrafa bakınıyordu.
Yapılan konuşma genel olarak soru işaretlerini gidermek içindi. Özellikle Jess'in.
Jess" Bundan ne kazanacağım ? "
Brenda"Evinde güvende değilsin aksine burda yeterince öylesiniz. Ayrıca ömür boyu kaçarak ve korkarak yaşamaktansa neden savaşarak bana da yardım etmeyesin. Ayrıca biliyorsun yaptığım çalışmaların başarıya ulaşması sadece beni değil tüm insanları etkiliyor buna sen de dahilsin.
Jess" Başka seçeneğim yok sanırım... "
Bir şeyl
Bölüm5:
Kimse ona bir misafirden söz etmemişti. Evde tek olacaklarını sanıyordu. Saatler önce kendi evinde yaşadıkları aklına gelince ürperdi ve otobüsdeki kadın...
Hemen koltuğunda arkasına saklanıp diğerlerinin gelmesini bekledi. İllaki yanına geleceklerdi.
Kadın bulunduğu odaya girmiş mutfakta bir şeyler yapıyordu. Televizyona yansıyan görüntüden ne yaptığını zor da olsa görüyordu. Çok sürmeden kadın odayı terk etti.
Hemen arkasından hızla ilerledi. Alt kattaki demir kapının kapanma sesini duyduktan sonra odadan çıktı. Üst kata koşarak ilerledi. Sam'in odasına hiç düşünmeden daldı.
"Burada bir kadın var. "
Sam"Aa sahiden mi sanırım burada da var. "
"Ne? "
Owen'ın kafasında sarı bir peruk vardı. Sam elindeki kırmızı keçeli kalemle dudaklarını büzer gibi yapıp Owen'a da öyle yapması gerektiğini söylüyordu.
"Hadi ama yalvartma beni. Gerçekten çok yakışacak. "
"Dursana saçım düşecek" diyerek ittiriyordu.
"Eksik parça bu eksik parça. Seni bir yıldız yapacağım bebeğim hadi birazcık süreceğim. "
"Ya sürmeyeceğim. Saç okey de bir ömür çıkmaz o. "
"E çıkmasın. Bir ömür benim değil misin yoksa..."
Owen gözlerini kısarak baktı.
Jess"Arkadaşlar aşağıda yabancı bir kadın var diyorum. "
İkisi de ona dönüp donakaldı.
Owen"Hani tek kadının bendim? "
Jess yataktaki yastığı alıp ona doğru fırlattı. "Diyorum ki aşağıda otobüsdekinin aynısı kapkara giyinmiş biri var!
Alo! "
Sam"otobüsdeki? "
Jess"konu bu mu? "
Sam"Değil mi?Neyse Owen bak bakalım o mu gelmiş. Ben de kıza kıyafet vereyim. "
Jess o giderken arkasından ciddiye alınmamanın verdiği sinirle bakıyordu.
Sam"Jess beni dinleyebilir misin? "
"Sen yapıyor musun sanki? "
"Bildiğim şeylerden dolayı rahatım merak etme. " Ona bir tşört ve eşofman uzattı. "Üstünü nasıl batırmayı başardın?"
"Yolda koşarken saksıya çarparak düştüm."
"Neyse önemli değil giyin hadi. "
Kız kafasını ittirerek cevap verdi.
Sam hiçbir şey belli etmeden odadan çıktı.
Kendine verilenleri giyerek odaya bakındı. Odayı aydınlatan şey çalışma masasındaki pano aydınlatmasıydı. Onun haricinde oda olabildiğince sıradandı. Biraz bakındıktan sonra kapıyı açtı. Karşısında gördüğü ile kendini geri attı. Sam alt kattaki kadınla konuşuyordu.
"Selam." dedi kadın olgun bir sesle. Gözlerinin yeşilinin tonu üstündeki kıyafetler hepsi tanıdıktı.Geri doğru kaçtı. Korkudan titriyordu. Bir anda ayağı takıldı ve olduğu yere düştü. Geri kalkamadı çünkü donmuştu. Apartmanındaki kadın geldi gözlerinin önüne. Anahtarı yutarkenki yüz ifadesi gözlerinden silinmiyordu.
Kadın eğilerek kıza baktı "onun sorunu ne? "
Sam kadını geri çekti "Bu kılıkta onu korkutuyorsun. "
Kendi üstüne bakındı. "Peki peki. Konuştuklarımızı unutma. " diyerek giyinmek üzere gitti.
Sam nazik bir şekilde kızı tutarak kaldırdı.
Düşerken kolunu komodine çarptığı için canı yanan Jess merakla sordu, "Owen nerede? "
"Bilmem."
Kız ona ciddi bir ifade takınarak baktı. "Gerçekten bilmiyorum. Hadi gel bakalım nerede? "
Odalara teker teker bakıyorlardı.
"Owen neredesin? "
Ses vermiyordu.
Sam"Kim bilir nereye sakladı. "
"Efendim? "
"Sanırım yolda karşılaştılar. Eğer öyleyse geçici bir süreliğine bir yere kilitlenmiştir. Ona eve birini getireceğimi söylememiştim. "
"Onla birlikte mi yaşıyorsunuz? "
"O benim ev sahibim. Ha bir de patronum sayılır. "
"Patron? Ne için? "
"Onunla tanıştığında anlayacaksın. Kötü biri değil emin ol. Aslında sevecen biri. "
"Öyle olsun madem. "
Bulundukları katın son kapısı bir depoydu. Kapıyı açtıklarında Owen elleri bağlı onlara bakıyordu. Ağzındaki bant çıkarıldığı an bağırdı"Çatlak kadın! "
Onu tutup kaldırdırarak çözdüler.
Jess ,Sam'e dönerek sahte bir gülücük attı "Senin şu patron gerçekten de çok sevecenmiş. "
***
Yemek masasında o gün yemeyi beklemedikleri kadar lezzetli bir yemek yiyor bir yandan da gereksiz konularda sohbet ediyorlardı.
Brenda"O dönem meteor yağmuru haberinden sonra arka bahçesindeki taşları getirenlerin sayısını sayamadım bile. "
Owen"Akıl var mantık var ben olsam kocaman bir kaya getirirdim. "
Sam"Aşınmayı akıl edecek kadar zekiler. "
Owen"Yerde bırakacağı etkiyi tahmin edemeyecek kadar da aptallar. "
Brenda"Hadi ama insanlar şanslı olduklarını düşünmeyi seviyor. Bırakalım da kendilerini öyle sanmaya devam etsinler. "
Brenda" Çocuğum yemeği beğendin mi? Biraz daha ister misin ? "
Jess" Teşekkür ederim önce önümdeki tabağı bitirmeliyim. " Huzurla yemeğini yiyor ve sohbeti dinliyordu. Brenda ile birlikte hazırladıkları yemeğin her lokmasında huzuru kat kat artıyordu. O güne kadar yemeklerini hep tek yapar ve yerdi. Gün boyu olan onca şeye, yanlış anlaşılmalara, korku dolu anlara rağmen rahatlamış hissediyordu. Brenda onu korkuttuğu için özür dilemişti. Owen'ı da eve izinsiz giren biri sanmıştı. Her şey açığa kavuştuktan sonra Owen ve Sam bir kutu oyunu oynamış , o da Brenda ile yemek hazırlamıştı. Sanki aileymiş gibi hissetmiş, yerken içini kaplayan huzurun sebebi de buydu.
Yemekten sonra toplama işini erkeklere bırakıp ikisi kahve içmek için kapalı bir balkona çıkmışlardı.
Brenda"Artık korkmuyorsun. "
"Evet öyle seninle olmaktan memnunum. "
Brenda" Bunu duymak güzel. İmkan oldukça birlikte bunu yapalım. "
"Benim bir evim var. Elbette gideceğim ama davetlerini reddetmeyeceğim."
Yorgun bir ses tonuyla, "O konuda... Bunun böyle olacağını sanmıyorum. " Brenda ona bakmıyordu.
Jess"Güvenlik ekipleri olaya müdahele edecektir. "
"Olayların böyle gelişeceğini sanmıyorum yavrucum. Önce kahveni bitir sonra detayları hep beraber konuşalım. "
" Bu ne demek oluyor. "
Bir süre sessizlik oldu.
Brenda iç çekerek devam etti, "Bu eski diye bir şeyin bir daha olmayacağı demek oluyor."
***
Demir kapıyı açıp içeri girdiler. Saatler öncesinde orada ecel terleri döken biri vardı ve Sam'a bakıyordu. Sam ise üstündeki bakışlardan haberi yokmuşçasına ilerliyordu.
"Jess baksana burayı nasıl buldun? "Nabız yokluyordu.
Jess," Şahane. "dedi imalı imalı. Sam ona göz ucuyla bakarak dil çıkardı. İstediğin kadar şirinlik yap yine de intikamımı alacağım.
Girdikleri oda bir laboratuvardı. Oldukça aydınlıktı.
Sam ikisine birer sandalye çekti. Kendisi de bir masanın kenarına dayandı.
Brenda konuşmaya başladı. "Öncelikle merhaba. Gördüğünüz üzere burası benim çalışma alanım. Ben bir bilim insanıyım , bir gözlemci , bir araştırmacı, bir profesör ve dahası. Bir süre üniversitelerde görev aldım ,aldığım bazı özel araştırma konularıyla birlikte kendime böyle bir yer hazırladım ve serbest devam etmeye başladım. Kısaca araştırmalarım yeni veya eski bakteri türleri üzerineydi . Şimdi ise burada sizleyim. "
Owen"Biz ne alaka? "
Brenda"Tam da oraya gelmiştim. O haberler yayınlanmadan önce ki evet onu ben de gördüm. "dedi Jess'e bakarak. " Bir tür üzerinde araştırmalar yapıyordum ve bunun için dışarı çıkmıştım. O haberde görünen çoğu şeye bizzat şahit oldum. Çok zaman geçmeden bir mail aldım. Eski bir dostum diyebilirim bir iş adamı. Ona bir kızı getirirsem eğer bana yardımcı olabilecek bazı bilgileri sağlayabileceğini söyledi. Sam bu güne kadar bana malzeme temin etmekte gayet başarılıydı ama bu görevi tek başına yapamaz. Başarısız demiyorum sadece bir noktada yardıma ihtiyacı olacak. Ben olayları buradan takip ediyorum. Gördüğünüz gibi sahada koşturmak için oldukça yaşlıyım. Ona yakın zamanda birkaç ortak bulması gerektiğini söyledim. İşte bu şekilde şuan buradasınız. "
Sam"Owen'ı bu yüzden arıyordum. Birlikte birçok kez kampa gittik,şu malzeme temin etme konusunda da bana baya yardımı dokunmuştu. "dedi Jess'e bakarak.
Jess"Benim gibi korkak birine ihtiyacın olacağını nereden çıkardın? " Owen'ın işlevini anlamıştı ama kendini olayın bir parçası olarak değil sadece mağdur birisi olarak görüyordu ve ilk başta onların da böyle düşündüğünü sanmıştı.
Sam" Oraya gelirsek. Eve ilk geldiğimde sadece arkadaşımı alıp gidecektim. Sonra olaylar gelişmeye başladı ve senin bizi kurtarırkenki tavrın takdir edilesi.Belki paniklemiştin ama plan kurma ve uygulama konusunda hızlıydın. Bence yeterince donanımlısın. "
Önce geçmişini, büyüdüğü yeri, onu yetiştiren insanları , geçirdiği zor zamanları düşündü. Haklıydı. Cahil değil aksine bilgiliydi. Sorun bilgi birikimi değil birikimlerinin sonucunda zihninin bir kalkan olarak kullandığı korku duygusuydu. Sıradan hayatının donuk seyrine o kadar alışmıştı ki geçmiş hayatında yaşadıklarını unutmuş, sıradanlaşmış hayatının güvenli alanında bir ömür yaşayabileceğine kendini inandırmıştı.
Brenda"sorusu olan? "
Owen" Benim zaten işim yok." dedi rahatlıkla.Elleri ceplerinde etrafa bakınıyordu.
Yapılan konuşma genel olarak soru işaretlerini gidermek içindi. Özellikle Jess'in.
Jess" Bundan ne kazanacağım ? "
Brenda"Evinde güvende değilsin aksine burda yeterince öylesiniz. Ayrıca ömür boyu kaçarak ve korkarak yaşamaktansa neden savaşarak bana da yardım etmeyesin. Ayrıca biliyorsun yaptığım çalışmaların başarıya ulaşması sadece beni değil tüm insanları etkiliyor buna sen de dahilsin. "
Bir şeyler hala oturmamıştı. Kafası soru işaretleriyle doluydu. Yine de yapılacak tek bir şey , gidilecek tek bir yok, seçilecek tek bir seçenek vaddı
Jess" Başka seçeneğim yok sanırım... "
Bölüm5:
Kimse ona bir misafirden söz etmemişti. Evde tek olacaklarını sanıyordu. Saatler önce kendi evinde yaşadıkları aklına gelince ürperdi ve otobüsdeki kadın...
Hemen koltuğunda arkasına saklanıp diğerlerinin gelmesini bekledi. İllaki yanına geleceklerdi.
Kadın bulunduğu odaya girmiş mutfakta bir şeyler yapıyordu. Televizyona yansıyan görüntüden ne yaptığını zor da olsa görüyordu. Çok sürmeden kadın odayı terk etti.
Hemen arkasından hızla ilerledi. Alt kattaki demir kapının kapanma sesini duyduktan sonra odadan çıktı. Üst kata koşarak ilerledi. Sam'in odasına hiç düşünmeden daldı.
"Burada bir kadın var. "
Sam"Aa sahiden mi sanırım burada da var. "
"Ne? "
Owen'ın kafasında sarı bir peruk vardı. Sam elindeki kırmızı keçeli kalemle dudaklarını büzer gibi yapıp Owen'a da öyle yapması gerektiğini söylüyordu.
"Hadi ama yalvartma beni. Gerçekten çok yakışacak. "
"Dursana saçım düşecek" diyerek ittiriyordu.
"Eksik parça bu eksik parça. Seni bir yıldız yapacağım bebeğim hadi birazcık süreceğim. "
"Ya sürmeyeceğim. Saç okey de bir ömür çıkmaz o. "
"E çıkmasın. Bir ömür benim değil misin yoksa..."
Owen gözlerini kısarak baktı.
Jess"Arkadaşlar aşağıda yabancı bir kadın var diyorum. "
İkisi de ona dönüp donakaldı.
Owen"Hani tek kadının bendim? "
Jess yataktaki yastığı alıp ona doğru fırlattı. "Diyorum ki aşağıda otobüsdekinin aynısı kapkara giyinmiş biri var!
Alo! "
Sam"otobüsdeki? "
Jess"konu bu mu? "
Sam"Değil mi?Neyse Owen bak bakalım o mu gelmiş. Ben de kıza kıyafet vereyim. "
Jess o giderken arkasından ciddiye alınmamanın verdiği sinirle bakıyordu.
Sam"Jess beni dinleyebilir misin? "
"Sen yapıyor musun sanki? "
"Bildiğim şeylerden dolayı rahatım merak etme. " Ona bir tşört ve eşofman uzattı. "Üstünü nasıl batırmayı başardın?"
"Yolda koşarken saksıya çarparak düştüm."
"Neyse önemli değil giyin hadi. "
Kız kafasını ittirerek cevap verdi.
Sam hiçbir şey belli etmeden odadan çıktı.
Kendine verilenleri giyerek odaya bakındı. Odayı aydınlatan şey çalışma masasındaki pano aydınlatmasıydı. Onun haricinde oda olabildiğince sıradandı. Biraz bakındıktan sonra kapıyı açtı. Karşısında gördüğü ile kendini geri attı. Sam alt kattaki kadınla konuşuyordu.
"Selam." dedi kadın olgun bir sesle. Gözlerinin yeşilinin tonu üstündeki kıyafetler hepsi tanıdıktı.Geri doğru kaçtı. Korkudan titriyordu. Bir anda ayağı takıldı ve olduğu yere düştü. Geri kalkamadı çünkü donmuştu. Apartmanındaki kadın geldi gözlerinin önüne. Anahtarı yutarkenki yüz ifadesi gözlerinden silinmiyordu.
Kadın eğilerek kıza baktı "onun sorunu ne? "
Sam kadını geri çekti "Bu kılıkta onu korkutuyorsun. "
Kendi üstüne bakındı. "Peki peki. Konuştuklarımızı unutma. " diyerek giyinmek üzere gitti.
Sam nazik bir şekilde kızı tutarak kaldırdı.
Düşerken kolunu komodine çarptığı için canı yanan Jess merakla sordu, "Owen nerede? "
"Bilmem."
Kız ona ciddi bir ifade takınarak baktı. "Gerçekten bilmiyorum. Hadi gel bakalım nerede? "
Odalara teker teker bakıyorlardı.
"Owen neredesin? "
Ses vermiyordu.
Sam"Kim bilir nereye sakladı. "
"Efendim? "
"Sanırım yolda karşılaştılar. Eğer öyleyse geçici bir süreliğine bir yere kilitlenmiştir. Ona eve birini getireceğimi söylememiştim. "
"Onla birlikte mi yaşıyorsunuz? "
"O benim ev sahibim. Ha bir de patronum sayılır. "
"Patron? Ne için? "
"Onunla tanıştığında anlayacaksın. Kötü biri değil emin ol. Aslında sevecen biri. "
"Öyle olsun madem. "
Bulundukları katın son kapısı bir depoydu. Kapıyı açtıklarında Owen elleri bağlı onlara bakıyordu. Ağzındaki bant çıkarıldığı an bağırdı"Çatlak kadın! "
Onu tutup kaldırdırarak çözdüler.
Jess ,Sam'e dönerek sahte bir gülücük attı "Senin şu patron gerçekten de çok sevecenmiş. "
***
Yemek masasında o gün yemeyi beklemedikleri kadar lezzetli bir yemek yiyor bir yandan da gereksiz konularda sohbet ediyorlardı.
Brenda"O dönem meteor yağmuru haberinden sonra arka bahçesindeki taşları getirenlerin sayısını sayamadım bile. "
Owen"Akıl var mantık var ben olsam kocaman bir kaya getirirdim. "
Sam"Aşınmayı akıl edecek kadar zekiler. "
Owen"Yerde bırakacağı etkiyi tahmin edemeyecek kadar da aptallar. "
Brenda"Hadi ama insanlar şanslı olduklarını düşünmeyi seviyor. Bırakalım da kendilerini öyle sanmaya devam etsinler. "
Brenda" Çocuğum yemeği beğendin mi? Biraz daha ister misin ? "
Jess" Teşekkür ederim önce önümdeki tabağı bitirmeliyim. " Huzurla yemeğini yiyor ve sohbeti dinliyordu. Brenda ile birlikte hazırladıkları yemeğin her lokmasında huzuru kat kat artıyordu. O güne kadar yemeklerini hep tek yapar ve yerdi. Gün boyu olan onca şeye, yanlış anlaşılmalara, korku dolu anlara rağmen rahatlamış hissediyordu. Brenda onu korkuttuğu için özür dilemişti. Owen'ı da eve izinsiz giren biri sanmıştı. Her şey açığa kavuştuktan sonra Owen ve Sam bir kutu oyunu oynamış , o da Brenda ile yemek hazırlamıştı. Sanki aileymiş gibi hissetmiş, yerken içini kaplayan huzurun sebebi de buydu.
Yemekten sonra toplama işini erkeklere bırakıp ikisi kahve içmek için kapalı bir balkona çıkmışlardı.
Brenda"Artık korkmuyorsun. "
"Evet öyle seninle olmaktan memnunum. "
Brenda" Bunu duymak güzel. İmkan oldukça birlikte bunu yapalım. "
"Benim bir evim var. Elbette gideceğim ama davetlerini reddetmeyeceğim."
Yorgun bir ses tonuyla, "O konuda... Bunun böyle olacağını sanmıyorum. " Brenda ona bakmıyordu.
Jess"Güvenlik ekipleri olaya müdahele edecektir. "
"Olayların böyle gelişeceğini sanmıyorum yavrucum. Önce kahveni bitir sonra detayları hep beraber konuşalım. "
" Bu ne demek oluyor. "
Bir süre sessizlik oldu.
Brenda iç çekerek devam etti, "Bu eski diye bir şeyin bir daha olmayacağı demek oluyor."
***
Demir kapıyı açıp içeri girdiler. Saatler öncesinde orada ecel terleri döken biri vardı ve Sam'a bakıyordu. Sam ise üstündeki bakışlardan haberi yokmuşçasına ilerliyordu.
"Jess baksana burayı nasıl buldun? "Nabız yokluyordu.
Jess," Şahane. "dedi imalı imalı. Sam ona göz ucuyla bakarak dil çıkardı. İstediğin kadar şirinlik yap yine de intikamımı alacağım.
Girdikleri oda bir laboratuvardı. Oldukça aydınlıktı.
Sam ikisine birer sandalye çekti. Kendisi de bir masanın kenarına dayandı.
Brenda konuşmaya başladı. "Öncelikle merhaba. Gördüğünüz üzere burası benim çalışma alanım. Ben bir bilim insanıyım , bir gözlemci , bir araştırmacı, bir profesör ve dahası. Bir süre üniversitelerde görev aldım ,aldığım bazı özel araştırma konularıyla birlikte kendime böyle bir yer hazırladım ve serbest devam etmeye başladım. Kısaca araştırmalarım yeni veya eski bakteri türleri üzerineydi . Şimdi ise burada sizleyim. "
Owen"Biz ne alaka? "
Brenda"Tam da oraya gelmiştim. O haberler yayınlanmadan önce ki evet onu ben de gördüm. "dedi Jess'e bakarak. " Bir tür üzerinde araştırmalar yapıyordum ve bunun için dışarı çıkmıştım. O haberde görünen çoğu şeye bizzat şahit oldum. Çok zaman geçmeden bir mail aldım. Eski bir dostum diyebilirim bir iş adamı. Ona bir kızı getirirsem eğer bana yardımcı olabilecek bazı bilgileri sağlayabileceğini söyledi. Sam bu güne kadar bana malzeme temin etmekte gayet başarılıydı ama bu görevi tek başına yapamaz. Başarısız demiyorum sadece bir noktada yardıma ihtiyacı olacak. Ben olayları buradan takip ediyorum. Gördüğünüz gibi sahada koşturmak için oldukça yaşlıyım. Ona yakın zamanda birkaç ortak bulması gerektiğini söyledim. İşte bu şekilde şuan buradasınız. "
Sam"Owen'ı bu yüzden arıyordum. Birlikte birçok kez kampa gittik,şu malzeme temin etme konusunda da bana baya yardımı dokunmuştu. "dedi Jess'e bakarak.
Jess"Benim gibi korkak birine ihtiyacın olacağını nereden çıkardın? " Owen'ın işlevini anlamıştı ama kendini olayın bir parçası olarak değil sadece mağdur birisi olarak görüyordu ve ilk başta onların da böyle düşündüğünü sanmıştı.
Sam" Oraya gelirsek. Eve ilk geldiğimde sadece arkadaşımı alıp gidecektim. Sonra olaylar gelişmeye başladı ve senin bizi kurtarırkenki tavrın takdir edilesi.Belki paniklemiştin ama plan kurma ve uygulama konusunda hızlıydın. Bence yeterince donanımlısın. "
Önce geçmişini, büyüdüğü yeri, onu yetiştiren insanları , geçirdiği zor zamanları düşündü. Haklıydı. Cahil değil aksine bilgiliydi. Sorun bilgi birikimi değil birikimlerinin sonucunda zihninin bir kalkan olarak kullandığı korku duygusuydu. Sıradan hayatının donuk seyrine o kadar alışmıştı ki geçmiş hayatında yaşadıklarını unutmuş, sıradanlaşmış hayatının güvenli alanında bir ömür yaşayabileceğine kendini inandırmıştı.
Brenda"sorusu olan? "
Owen" Benim zaten işim yok." dedi rahatlıkla.Elleri ceplerinde etrafa bakınıyordu.
Yapılan konuşma genel olarak soru işaretlerini gidermek içindi. Özellikle Jess'in.
Jess" Bundan ne kazanacağım ? "
Brenda"Evinde güvende değilsin aksine burda yeterince öylesiniz. Ayrıca ömür boyu kaçarak ve korkarak yaşamaktansa neden savaşarak bana da yardım etmeyesin. Ayrıca biliyorsun yaptığım çalışmaların başarıya ulaşması sadece beni değil tüm insanları etkiliyor buna sen de dahilsin. "
Bir şeyler hala oturmamıştı. Kafası soru işaretleriyle doluydu. Yine de yapılacak tek bir şey , gidilecek tek bir yok, seçilecek tek bir seçenek vardı. Soru sormuyorlar teklifte bulunuyorlardı.
Jess" Başka seçeneğim yok sanırım... "