Bazen etrafta gördüğümüz, işittiğimiz, söylediğimiz şeyler hayatımızda yeni kapılar açabilir. Bazen de etrafta dönen dolaplar adım atacağımız hayata açılan kapıların kilitlerini bir duvar edasıyla arkasında barındırabilir. Peki ya bu yönlendirmelerin gerçekliğine nasıl emin olabilir insan? Birinin sözüyle bir başkasından hesap soruyor, tavırlarına sinirlenip ona kin besliyor, birilerinin konuşma şekliyle onların hayatları hakkında yorumlama yaparak davranışlarımızı şekillendiriyoruz. Duyularımızla algıladığımız uyarıcılara bu denli güvenmek üstüne üstlük hareket etmek ne kadar doğru?
Eğer doğru olan duyularla algılanandan ibaret olsaydı, evrensel ve gerçek doğrular palavradan ibaret , şizofreni hastalığının sebep olduğu cinayetler de sorgusuz haklı çıkarılabilirdi. Ne yaptı ki? Gördüğüne ve duyduğuna göre hareket ederek birinin ölümüne sebep oldu. O kendi için doğru olanı yaptı, burada sorun ne?
Bölüm4:
Sam"Burada sorun ne? "
Alması için gönderildiği,su şişelerini herkese dağıttı. Geldiğinde iki arkadaşı da uykulu, bitkin, donuk gözlerle yolu izliyordu. Jess'in aceleyle giydiği eşofmanının altından havuçlu pijamasının paçaları görünüyordu. Tanımasam deli derdim diye düşünmüştü.
İkisi de suları koştukları yolun hakkını verecek şekilde içtiler. Ortam garipti, gerçi bıraktığında da garipti , artık daha da garip.
Jess'in diğer yanına oturdu. Sözde iki oğlan kızı korumaya almıştı. İkisinin de kızın sırt çantasına sakladığı ve hala elinin üzerinde olduğu şeyden haberi yoktu.
"Ne yapacağız? " diye sordu Owen. "Geç oluyor,insanlar azalıyor. Yavaş yavaş tenhalaşacak buralar. Bir yere gitmemiz lazım. "
"Siz evinize gidersiniz ben de başımın çaresine bakarım."dedi Jess.
İkisi de bunu reddetti.
Owen" Beraber çıktık yola saçmalama. Seni bırakmıyoruz. "Sam'a baktı.
Sam" Bırakmıyoruz. "
Kız şaşırmıştı. "Ne yapacağız o zaman? "
Owen"Sen bizsiz ne yapacaktın? "
"Telefonumun şarjı yok bu yüzden buralarda dolanırdım sabah da bir arkadaşa ulaşmaya çalışırdım."
Hepsi farklı şeyler düşünüyor farklı planlar yapmaya çalışıyordu. Temel hedef:hayatta kalmak.
"Eve gidelim. " dedi Sam.
Jess"Benim ev malum. "
Owen"Ben de yeni kaçtım evden. Geri dönemem. "
İkisi de yüzlerini merakla ona çevirdi. Omuzlarını kaldırarak gözlerini kaçırdı. "Kaçtım işte. "
Sam"Kimse size sizin ev falan demedi zaten çünkü benim eve gidiyoruz."
***
Taksiye binerek eve vardılar. Yol boyu üçü de şoförü didik didik incelemiş her hareketinde tüm dikkatleriyle ona bakmışlardı. Adam her öksürdüğünde yerlerinde sıçramış, her sola baktığında sola bakmış, her vites attığında huzursuzca kıpırdanmışlardı.
"Böyle adam mı olur , put gibi araba kullanıyor. " dedi Sam eve doğru yürürken.
Jess"Ben yol boyu seni izlesem sen de aynısını yapardın Sam. "
"Valla ben açarım şarkımı cici cici sürerim arabamı. Övünmek gibi olmasın da çekici bir kişilik olduğum için alışkınım izlenmeye ,hiç de gerilmem . "
Yol kenarında dört katlı müstakil bir eve gelmişlerdi. Kilidi ,düzenli dizilmiş taşların birinin altından çıkararak kapıyı açtı.
Jess"Madem böyle şeylerin var niye söylemiyorsun da bizi dramaya sokuyorsun? "
"Owen zaten biliyordu evi sen girmişsin dramaya. Gerçi benim evime çarpık çarpık elemanlar gelse ben de gerilirdim. "
Evin sıcaklığı üçünün de içini ısıtmış güven vermişti.
Evde herkes için birer oda vardı. Sam ikisine de odalarını göstererek yemek hazırlanana kadar dinlenebileceklerini söyleyerek ayrıldı.
Jess eşyalarını dolabına yerleştirirken otel odasını andıran odaya bakındı. Her şey misafir odası düzeniyle ütülenmiş, temizlenmiş, hazırlanmıştı.
İşi bittiğinde dinlenmek yerine odadan çıkıp evi gezmeye başladı. Uyuyamayacak kadar yabancı dinlenmeyecek kadar huzursuzdu.
Kendisi üçüncü katta Owen onun altındaki odada kalıyordu. Mavi çiçek desenli halıyı takip ederken Owen acaba ne yapıyor diye düşündü. Kendisi kadar olmasa da Owen da orada yabancıydı.
Kendisine çocukluk yapmayı bırak diyerek merdivenlerden indi. Burada halılar ve dekorlar daha farklıydı. Kendi katında biblolar varken burada tablolar vardı. Koridora doğru bakınca tabloların çokluğu onu büyülemişti.
Yürürken odalardan birinde su sesi duydu. Biri duş alıyordu. Owen olmalı diye düşündü belki de ben de öyle yapmalıydım.
Koridorun sonunda turuncu bir kapı vardı. Kapı kolundaki isimden odanın Sam'in olduğunu anladı. Kapıyı tıkladı, ses gelmedi.
Arkasını dönmüş merdivenlerden inerken kapının açılma sesini duydu. Geri dönmek istemedi yoluna devam etti.
Merdiven girdikleri kapının önünde bitiyordu. İlerlediğinde onu bir Amerikan mutfak karşıladı. Hemen karşıda da mutfağa birleşik salon, koyu kahve koltuklar, televizyon, şömine...
Yanmamasına rağmen oda sıcaktı.
Kendi evi geldi aklına. İçi üşüdü aniden. Kafasını sallayıp balkona çıktı biraz hava aldıktan sonra geri döndü.
Merdivenlere doğru giderken bir alt kat daha olduğunu fark etti. Merdivenleri indiğinde karşısına demir bir kapı çıktı. Kilide rağmen kapı kolu yoktu. Arkasını döndüğünde Sam ona gülümsüyordu.
Sam"Sen burada ne arıyorsun? "
"Ben sadece yolu karıştırdım. " Saçmalıyorum diye düşündü.
Sam daha da yaklaştı. "Merdiveni" diye düzeltti. "Kapıyı" diye devam etti. Her defasında daha çok yaklaşıyordu. "Merak ettin değil mi? "
Kız gözlerini yere indirmiş bekliyordu.Aralarındaki mesafe yok denecek kadar azdı. Jess ölmeyi bekliyordu sanki ve Sam de öyle.
Owen"Neredesiniz? "
Sam geri çekildi . Yüzünde sıcak bir gülümseme vardı. "Korkma gel hadi sorun yok. "
Kızın endişesi onu eğlendiriyordu. Yine de onu korkudan öldürmek gibi bir niyeti yoktu.
"Şaka mı yapıyordun?"
"Sadece eğleniyordum. Ne yapacağım seni ısıracak mıyım? "
"Belki de. "
"Tercihlerim dahilinde değilsiniz hanımefendi lütfen kusura bakmayın. " dedi ittirerek.
Salona gelmişlerdi. Owen karşıda onlara bakıyordu. Kıyafetleri dar gelmiş rahatsız olduğu belliydi. "Annenin kıyafetleri mi bu Sam? "
Sam"Hahaha, komikti bu komikti tamam. Olay tamamen senin bir fil olmandan kaynaklı. "
Owen masadaki suyu Sam'a fırlattı sonra da üstündeki tşörtü çıkarıp giymesi için uzattı. O da üstündekini çıkarıp kendine verileni giydi.
Dar gelmişti.
"Olay neydi bir daha söyle bakayım. "
Sam kızarmıştı. "Giyinip geliyoruz. Sen rahatca oturabilirsin. İstersen gezinmeye devam et ev senin. " diyerek Owen ile odadan çıktı.
Jess koltuğa uzanarak tavanı izlemeye başladı. Uykusu vardı. Ev sıcaktı ve tanıdık bir hissiyatı vardı. Sam'in tavırları ürkünç olabilirdi ama kasıtlı yapıldığı belliydi. "Salak." dedi kendi kendine. Aklınca beni korkutarak eğleniyor. İntikam alacağına dair kendine ufak bir söz vererek kıkırdadı.
Uykuya dalmak üzereyken kapıdan bir ses duydu. Refleks olarak ayağa fırladı ve gelene gizlice baktı.
Simsiyah giyinmiş bir kadın kapıyı sessizce kapatıyordu. Görünmeden geri çekildi. Ne yapacağım?
....