Bölüm2:
Kapı deliğinden gecenin bir saati gelene baktı. Kapıdaki kişi tekrar zili çalana kadar bir süre öylece kaldı. Hareket edemiyor, cümlelerini toparlayamıyordu. Kapıdan ayrıldı ve bulanan gözlerini ovaladı. İki oğlanı da sürükleyerek odaya çekti.
"Ben bu adamı tanıyorum." diye fısıldadı.
"E kızım açsana o zaman. " dedi Owen.
"Ama tanımıyorum."
İkisi de bir şey anlamamıştı.
"Sam bana doğruyu söyle balkondayken bizi izleyen sen miydin?
"Yok, ben direk pata küte tırmandım." Bu dediğiyle kız daha da korkmaya bir yandan da kafasında plan yapmaya başlamıştı.
Onlar balkonda otururken birinin onları izlediğini görmüş ama önemsememişti. O kişiyi elinde aynı poşetle kapıda görünce izlendiğinden emin olmuştu. "Bu evden çıkmamız lazım."
Owen lafını kesti" Yağmur yağıyor nereye çıkıyoruz?"
"Ölün çıksın istemiyorsan dirinin çekmesine izin vericeksin" Sesi ciddi ve netti.
Sam heyecanla araya girdi "Oha hangi filmden bu?"
Owen ters ters bakarak susmasını söyledi. Kıza dönerek "Tamam çıkalım da nasıl? "diye sordu. Jess yatağa oturmuş ellerini alnında birleştirmiş mantıklı düşünmeye çalışıyordu. "Bilmiyorum, onu düşünüyorum. "
Sam o düşünürken camın önüne geçmiş dışarıyı izliyordu. " Arkadaşlar..."
Owen "Sus." dedi ve kıza döndü"Acaba balkondan atlasak ölür müyüz?"
Jess" Hiç inmeyi denemedim.Ama daha önce çıkanlar oldu. "diyerek camda dışarıyı izleyen adama baktı.
Sam " Kesin arkadaşlar..."
Owen "Sus." dedi tekrar "Tırmanılıyorsa iniledebilir."
Jess" Sanırım başka seçeneğimiz yok."
Sam elini yüzüne koyup düşünür gibi yaptı "Ama nasıl arkadaşlar..."
Owen " Ne var ulan?!"
Camı kapatıp odadakilere döndü " Sana bir şey dediğim yok .Sadece kapıdaki adamla şuanda balkonu tırmanmaya çalışan adam... Sanırım arkadaşlar"
İkisi de kafalarını camdan çıkarmadan binanın dış cephesine bir bakış attı. Siyahlar içinde biri balkona tırmanmaya çalışıyor, düşüyor, tekrar deniyordu. Bastığı yerlerde bacağı titredikçe dengesi daha da altüst oluyor, tekrar düşüyordu.
Jess odadan çıktı ve mutfağa koştu . Su ısıtıcısının düğmesine basıp odaya geri döndü. Herkese birer hırka çıkardı ve giymeleri için işaret etti. Davetsiz misafir hala kapıyı çalıyor, bunu sürdürürken de ikna etmek için bir şeyler geveliyordu
"Jess jess hadi ama seni görmek için geldim ben. O küçük ellerini kapıya götür ve sakince kilidi çevir. "
Jess içinden küfürler savuruyor bir yandan da çantasına eşya tıkıyordu. Gözü ise hala balkona tırmanmaya çalışan kişideydi.
"Tatlı, küçük, minicik Jesss... Hadi o şirin ellerinle kapıyı sakince aç. " İnlemeye benzer çıkardığı sesler apartmanda yankılanıyordu.
Jess ise saniyeler içinde evi terk etmek için hazırlandı. Normal zamanda bunu yapmış olmasına şaşırabilirdi.
"Hadi gidelim. " dedi diğerlerine hazırladığı üç çantanın ikisini uzatarak. İtiraz eden olmadı. Olayların ciddiyetini henüz anlayamamış olan ikili sadece olacakları merak ediyordu.
Isıtıcıyı aldı ve olduğu gibi balkondan aşağı boşalttı. Üstüne kaynar su dökülen siyahlar içindeki kişi tırmandığı yerden düştü. Hemen ardından elindeki ısıtıcıyı bir çarşafa sararak hiddetle adamın üstüne fırlattı.
Oradan ayrılıp arkadaşlarının yanına döndü. "Hadi inelim." Onları arka bahçeye bakan odalardan birine götürdü. Oradaki balkona çıkıp diğerlerine yol göstermek için öne atladı. Owen ona engel oldu. "Adamlar seni arıyor zaten önden biz gidelim. " diyerek önüne geçti.
Borulara, demirlere, çamaşır iplerine tutunarak indiler. Jess sona kalmıştı. O da elinden geldiği kadar hızla iniyordu.
İnerken gözleri apartman camına kaydı.
İzliyordu.
Kapıdaki o gözler şok içinde onu izliyordu. Ne hareket ediyor ne de nefes alıyor, sadece onu izliyordu.
Başı dönmeye başlamış, bacakları korkudan titriyordu. İnmeye devam etti. Bulanan gözleri görüşünü zorlaştırıyordu. Tekrar kafasını kaldırdığında kadının onu görmek için cama yaklaştığını gördü. Kolunu dirseğine kadar yavaşça ağzına soktu ve içinden bir anahtar çıkararak kıza gösterdi.
Kız da en sonunda dayanamayıp kendini öylece aşağı bıraktı.
"Tuttum seni. " dedi Owen gülümseyerek. Yavaşça yere bıraktı . Jess'in yüzündeki ifadeyi görünce geriledi.
"Beni gördü. O kadın beni gördü. Tanrı aşkına gidelim. Kaçmamız lazım!Koşmamız lazım! Saklanmalıyız! " O an hiç olmadığı kadar panik olmuştu. Gördükleriyle şok olmuş ,bacakları titriyor, başı dönüyordu. Koşarak bahçenin içine girdi. Beton duvarı tırmanarak geçti. Diğerleri de gelince caddenin aşağısına doğru koşmaya başladılar. Meydana gidiyorlardı, insan içinde olmanın iyi olacağını düşünmüştü.
Koşarken sık sık arkasına bakmıştı. Gelen kimse yoktu.
Meydana vardıklarında bir banka geçerek oturdular. Akşam olmasına rağmen gürültü her yandaydı. Taksiler, arabalar,otobüsler hepsi yağmurdan,işten,okuldan dolayı evine geç giden insanlarla doluydu. Bazıları eğlence merkezlerinden dönüyor bazıları ise yeni gidiyordu.
Yağmur da geçici bir süreliğine durmuştu. Onca gürültünün içinde üçü arasındaki tek ses ölümüne koşmalarından dolayı hızlanan düzensiz nefes sesleriydi.
Bir süre sonra Sam su almak üzere ayrıldı.
Sessizliği bozansa Owen oldu." Orada soramadım, kadın seni nasıl gördü?" Bankta yayılmış gökyüzüne bakıyordu.
Kafasını kaldırıp eliyle bir yıldızı işaret etti"Camdan, oradaki camdan. Apartmanın camından."
Kendi kendine mırıldandı ve tekrar sordu" Emin misin? "
"Evet? "
Bakışlarını kıza çevirdi,eliyle indikleri binanın olduğu yönü işeret etti."İyi de Jess ,orada cam yoktu ki. "
...