İçeriğe geç

Kanatsız Kelebekler

Bölüm 1 · 5 dk okuma

Kanatsız Kelebekler

Bölüm 1

Metroda tanışma

O günü garip bir televizyon haberiyle kapattılar. O günü her şeyin normal olacağı son gün olarak geride bıraktılar. Sadece bir kere yayınlanmış olan haberdeki insanların garipliği seyredenlerin zihninde yer etmişti kendine. Sonraki günlerde de kimsenin zihin tapusu kimseye ait olmamıştı. Garip bedenlere sahip insanlar her yandaydı. Bazıları kendilerini gizliyor bazıları ise isyankar benliklerine engel olmaya çalışmıyordu. Peki kimdi bunlar ve nasıl her yerdeydiler? Nereden geldiler? Nereye gidiyorlar? Ne istiyorlar?

Bölüm1:

Çıkan haberlere rağmn o gün dışarı çıkmıştı. Gerçi neredeyse kimse inanmamış sadece gençler arası bir söylenti olarak biliniyordu insan görünümlü yaratık.

Haberleri o da görmüştü ve bununla beraber geceye kalmanın verdiği gerilimi görmezden gelerek hevesle beklediği dolmuşa bindi.

Cam kenarında bir yere oturdu. Yanına oturan teyzenin bacağının verdiği samimiyete dudağının kenarıyla güldüğü an fark etti.

"Sizin bacağınız?" diye fısıldadı. Temas ettiği beden kas veya kemikten çok hamur hatta sıvı olmalıydı ki bacağının şeklini almıştı. Her saniye dalgalandığını hissettiği beden şişirilmiş bir bebekten farksızdı.

Üstüne giydiği uzun tunik, eline taktığı eldivenler ve boynuna doladığı atkıyla bedenine dair en ufak ipucu vermeyen kadına baktığında ise olayı kavradı.

Yeşil gözleriyle attığı bakış olmasa da sadece gülümsemesi kadın hakkındaki düşüncelerini doğrulamaya yeterdi. Göz bebeklerine hiç odaklanmamayı tercih ederek devam etti...

Durumu nasıl çevirmeliyim diye düşünürken kadının gözleri onu adeta hipnotize ediyordu. Ona yanaşmak, ona dokunmak istiyordu. Parmak uçları hafiften karıncalanmaya, tüm dikkatiyle gözlerine bakmak için açıp kırpmadığı gözleri yanmaya başlamıştı. Aklından geçenlere ve ona paralel hareket etmek isteyen bedenine engel olmaya çalışıyor, zihniyle bedeni arasında direniyordu. Kendini ne yapıp edip dışarı atması gerekiyordu. Tam o sırada arkadan biri araya girdi.

"Aa sen de mi buradaydın Jess? Görüşmeyeli nasılsın? Ne yazık ki sonraki durakta inmem lazım...Yanlış hatırlamıyorsam senin evin de yakın olmalı, birlikte yürümeye ne dersin?"

Daha önce gördüğü ama ismini koyamadığı o tanıdık yüz onu rahatlatmıştı.

Garip kadın arkadan müdahale eden adama doğru bir hamle yaptı ve kalkıp başka bir yere oturdu. Birlikte inip eve kadar yürüdüler.

Yağan yağmur sebebiyle oyalanmadan en kısa sürede eve vardılar.

Islak kıyafetlerden kurtulduktan sonra kızın ısrarlanının sonucunda kahve içmek için bir süre daha beraber kaldılar.

"O kadın bence normal değildi. "dedi kız kahvenin sıcaklığı sayesinde yanan parmaklarıyla olayın gerçekliğinden emin olarak.

"Ben bir problem göremedim ? "dedi kahvesine bakarak.

"Owen kadın normal değildi diyorum! İnsan gibi değil de daha çok... Şu haberleri görmüş müydün?"

"Hangi haberleri ?" dedi aynı ifadeyle.

"Hani nasıl desem, şu garip haber, hakkında söylentileri duymamış olamazsın."

"Duydum tabii ama bak Jess. Benim orada tek gördüğüm iki 'normal' kadından birinin, ki bu arkadaşım oluyor, içinde bulunduğu durumdan rahatsız olmasıydı. Ben de müdahale ettim. Sen iyi olduğuna emin misin?"

Elini omzuna koymuş, rahatlatıcı bir ses tonuyla onunla konuşmaya çalışıyordu. Kollarını uzattı ve nazikçe sarıldı.

O sırada kız elektrik direğinin altında bir gölge gördü, ne olduğunu anlamaya çalışırken,eline bulaşan lekeleri fark ederek çocuğun yaralı olduğunu anladı.

"Boynun? Boynuna ne oldu?"

Kız tekrar bakmak için harekete geçtiği an çocuk onu durdurdu, "Önemli değil, inan bana. "dedi. Hemen ardından da kapı zilinin sesi duyuldu.

Evdeki Yabancı:

Owen kapıyı önde durarak açtı. Sima ikisine de yabancıydı.

"Jess." dedi yabancı gülümseyerek

"Sizi tanıyor muyum?"

"Jess?" dedi tekrar. Yüzü düşmüştü. Parmaklarını şakaklarına yerleştirdi,"Jess, Jess, Jess!!".

"Ne oluyor hanım-"

Duraksadı, "Sen Jess değilsin," dedi fısıldayarak. "Sen Jess değilsin!!"

"Öyleyim benim adım-" Owen ona engel olarak içeri girmesini İşaret etti. Karşı gelmeden kabul etti,salona gitti koltuğa oturarak onun gelmesini bekledi.. Derin bir nefes alarak sakin kalması gerektiğini telkin etti kendi kendine. Rüzgarla hareket eden balkonun perdesinin renklerini inceledi, halının desenlerini tek tek saydı.

En sonunda Owen geri döndü, "Sorun halloldu" diyerek gülümsedi. Açık kumral saçları ve mavi gözleriyle birlikte sırıtan ifadesi oyun parkından yabancıları kovmuş masum bir çocuk gibiydi. Aynı ifadeyle zil çalmadan önceki yerlerine doğru ilerledi.

"Keyfimizi bozmaya bile değmedi. Sadece yanlış eve gelmiş hepsi bu."

Perdeyi çekti,balkon kapısını açmaya yeltendiği an kız yerinden fırlayıp arkasıdan kollarını doladı, elini elinin üzerine koyarak kapıyı açmasına engel oldu.Tuttuğu eli geri çekip kollarını boynuna dolayarak kafasını omzuna yerleştirdi ve fısıldadı.

"Sakın sesimi çıkarayım ya da ani hareket yapayım deme."

Olayı kavrayamamış olan Owen konuşmasın diye tek elini dudaklarına götürdü, diğer eliyle de kapalı kapı ve camlara rağmen hafiften hareket eden perdenin eteklerini gösterdi. Duruşunu bozmadan hızla odadan çıkıp kapıyı kapattı.

"Neler oluyor Jess?"

"Odada biri var. "

"Bu da nereden çıktı?"

"Orasını boşver" Mutfağa gitti ve bir bıçak getirince Owen'ın gözleri parladı,"Yok artık."

"Var artık. Her kimse yada ne ise az önce karşı elektrik direğinin altından bizi izliyordu."

Kapı aniden açıldı ve içeriden uzun boylu hafif esmer bir erkek çıktı. Refleksle Owen'ı kenara itip önüne bıçağı alan kızı görünce kapıyı geri kapattı. Owen düştüğü yerden geri kalktı. "Jess bir saniye bekle lütfen. Sanırım o benim arkadaşım "

"Ne?"

Kahvesinden bir yudum aldı, "Konuşurken Owen aniden telefonu yüzüme kapattı. Daha doğrusu önce bir sessizlik oldu ,sonra yüzüme kapattı. Ben de aradım ve en sonunda burayı buldum. Beyefendi keyif yapıyormuş meğer. "

Ayakta kolları birbirine bağlı olan Owen gözlerini devirdi.

"Saçmalamanın sırası değil . Burayı nasıl buldun? "

Sam "Ajanım." Sesli bir kahkaha attı.

"Evime izinsiz girdiniz ajan bey. Ajan olmak sizi polislerden kurtarır umarım. " diyerek ayağa kalktı .

"Kızım aynı okuldayız biz senle ne ajanı ne evi ne girmesi? Tamam girdim ama sor nasıl girdim. Nereden bileyim arkadaşımın hangi böbreği yok ya da hangi çiğeri sökülmüş ya da kalbi şişlenmiş... "

Owen araya girdi. "Tamam tamam hadi ben sağlam olduğuma göre sen de sağlam olduğuna göre kız zaten sağlam... O halde hadi dağılalım fazla yük olduk. "

Sam "Yağmur yağıyor küfür dağılırsın. Nereden biliyorsun diye sorma daha yeni geldim hatta ıslak kıyafetlerimi az önce çıkardım bir hanımefendi bana kıyafet verdi. "

"Şeker değilsin erimeszin. Kalk hadi. " Gök gürültüsü sebebiyle cümlesinin sonuna doğru sesi kısılmıştı.

Yatacakları yerleri ayarlayıp ayrılmışlardı. Jess uyumamış başına gelenleri düşünüyordu. O kadın kimdi ve neydi? Hele haberler... Kimsenin kontrolü olmadan tüm kanallarda yayınlanmıştı. Sadece tek yayın olmasına rağmen herkes haberdardı. Hala medyaya garip bir şekilde düşmemişti. Sonra tekrar aklına geldi. Bizi izleyenin Sam olduğu ortaya çıkmasaydı bu gece uyuyamazdım diye düşündü. Üstünü sıkıca örttü. Soğuk olmamasına rağmen dışarıdaki yağmur içinin soğumasına neden oluyordu.

Aniden kapının vurulmasıyla yerinden sıçradı.

Odasından dışarı çıkar çıkmaz diğer şaşkın ikiliyle göz göze geldi.

Bölüm sonu

1 yorum