İçeriğe geç

Kanadı Kırık Kız

Bölüm 3 · 7 dk okuma

Kanadı Kırık Kız

Bölüm 3

Bölüm 2

Merhaba umarım iyisinizdir yorum ve oylarınızı bekliyorum

Hemen bölüme geçelim umarım beğenirsiniz 💞

🍁🌙

Sinan Saygın' dan

İki hafta önce Merve'nin geçirdiği ufak bir kaza sonucu kan vermemiz gerekti fakat ailede ki hiç kimseyle kan gurubu uyuşmuyordu, doktor olan arkadaşım Erdem bu durumdan şüphelenip DNA testi yapmayı önerdi, test sonucu Merve'nin kızımız olmadığını öğrenince, araştırdık hastanede o gün doğum yapan tek bir kadın vardı. Meral İlter numaralarını bulup aradık sonuçta gerçek kızımı bulduk.

Nil Hüma onu ilk gördüğümde bile yüreğim titredi, ten rengi hariç her şeyi bana benziyordu. Hep Merve ile aramda bir bağ olsun istemiştim hani derler ya kızların ilk aşkı babalarıdır diye, kızlar babalarına düşkündür diye ama hiç olmadı Merveyi tabiki de sevdim ama bağ kuramadım hiç, bir boşluk vardı bir eksik hep kızdım kendime ama engel olamadım yine de hislerime, Merve doğru dürüst konuşmazdı, vakit geçirmezdi benimle Eylül ile anlaşırdı hep Demir ve Emre hariç kardeşleriyle de çok anlaşamaz, ama severdik hep Eylül çok çabuk inanırdı Merve'ye her olayda haklı haksız demeden onu savunur şımartırdı, engel olmaya çalıştım ama önüne geçemedim bir türlü.

Ama Hüma farklıydı bakışlarında ki saklamaya çalıştığı acı, üvey ailesinin hastanede onu istemedigini söylediğinde, Eylül onun yüzüne bakmadığında ki saklamaya çalıştığı o hüzün, içime oturdu sanki hastaneden boynu bükük çıkması, o benim içimde ki boşluğu tamamladı sanki, ben onun kahramanı olayım istedim, anılarımız olsun, ona bilmediği şeyler öğreteyim istedim olacaktım da sonuçta o benim kızım.

Hüma' ya evi gezdirdikten sonra aşağıya indim Eylül ve Merve dışında herkes sessizce oturuyordu. Koltuğa oturunca ikisinin konuşmasını dinlemeye başladım.

" Anne şimdi siz benden vazgeçmediniz, ama öz ailem o kızdan hemen vazgeçti demek ki onlara bir şey yapmış o kız ya şimdi bizim ailemize de zarar verirse "

" Korkma canım kızım ben ailemize zarar vermesine izin vermem, hem tabiki de senden vazgeçmem seni ben büyüttüm sen annenin kızısın " dedi Eylül gururla

" Peki annecim sen şimdi onunlada mı alışverişe gideceksin veya bana tasarladığın gibi ona da mı kıyafetler tasarlayacaksın, eğer öyle olursa ben çok üzülürüm, iki günlük kız benim yerime mi geçecek "

" Hayır tabi ki de annecim olur mu öyle şey ben o kıyafetleri sadece sana tasarlıyorum, ayrıca tanımadığım huyunu, suyunu bilmediğim bir kızı herkesin içine çıkarmam"

Sinirden yumruklarımı sıkmaya başladım. Eylüle ters bir bakış atarak konuşmaya başladım.

" O ne demek Eylül farkındaysan Hüma'da bizim kızımız onu sen doğurdun, ayrıca onunla vakit geçirmeden nasıl öğreneceksin huyunu, suyunu "

" Evet anne babam haklı, ayrıca Merve sende Hüma hakkında düzgün konuş " diyerek bana destek verdi Toprak

" Abi daha bu gün gördüğümüz kız için 17 yıllık kardeşimize mi kızıyorsun" diyerek ayağa kalktı Demir. Güney de sert bir sesle Demiri uyardı

" Demir sesinin tonuna dikkat et ve yerine otur "

Demir sinirle odasına giderken Emre de ayaklanıp " Size inanamıyorum ilk günden kız gelip ailemizin huzurunu bozdu siz hâla onu savunuyorsunuz " dedi ve Demir'in arkasından gitti.

Eylül bana sinirle bana baktı

" Görüyorsun değil mi Sinan ilk günden kızımın da oğullarımın da huzurunu bozdu kız birde bana onunla vakit geçir diyorsun " dedi.

" Eylül yeter artık kendine gel ergen kızlar gibi davranma, Hüma' da senin kızın kendine gel ve bir anne gibi davran "

" Sinan düzgün konuş bak Merve'ye gözleri doldu nasıl üzüldü, zaten olaylardan çok etkilendi hayatı alt üst oldu resmen kızımın "

" Birincisi üzülen sadece Merve değil Hüma'da üzülüyor, ikincisi asıl hayatı alt üst olan Hüma tanımadığı eve tanımadığı insanların arasına gelen o, Merve'nin düzeni bozulmadı en azından, şimdi kendine gel ve bir yetişkin gibi davran "

Yerimden kalkıp hızla yukarıya Hüma'nın kaldığı odaya gittim, önce biraz kapıya baktım ya rahatsız olursa, veya bana kızarsa sonunda cesaretimi toplayıp, kapıyı hafif tıklatıp bekledim ses gelmeyince kapının kolunu indirdim ama açılmadı kapıyı kilitlemiş, olsun moralimi bozmaya gerek yok oda haklı tabi tanımadığı yer, en iyisi odası için bir şeyler tasarlamak.

Çalışma odama girip kağıtlara notlar almaya başladım, laptoptan da mobilyalara bakmaya başladım, beğendiklerimi kaydettim. Yemek saati gelince, yukarı çıkıp Hüma'nın kapısını çaldım, bir süre sonra saçları dağılmış, gözleri hafif şişmiş, yanağında yastık izi ile kızım açtı kapıyı onun bu tatlı haline tebessümle baktım, yanaklarını öpmemek için kendimi zor tutuyordum.

" Hadi kızım elini yüzünü yıka aşağıya gel yemek vakti "

Kafasını sallayıp odaya geri döndü, aşağıya inip yemek masasına geçtim, biraz sonra herkes gelmeye başladı. Hüma Eylül'ün yanında ki sandalyeye oturacaken Merve ondan önce oturup

" Burası benim yerim tatlım " dedi samimiyetten uzak bir sesle

Hüma sonra diğer tarafta ki sandalyeye oturacakken Demir tutup oturdu bu sefer

" Bu masa da herkesin bir yeri var tüh bak bir tek sana yer yok " dedi.

Hüma bir süre Demir'e bakıp, yemek odasından çıkmaya kalktı hemen müdahale edip durdurdum.

" Hüma dur kızım, Toprak oğlum sen yan tarafa geç kızım sende gel benim yanıma "

" Gerek yok Selim bey ben çok aç değilim zaten müsadenizle bahçeye çıkmak istiyorum, biraz uykum açılsın "

Deyip konuşmama müsade etmeden bahçeye çıktı. Eylül arkasından burun kıvırıp " Saygısız " dedi. Herkes yemeğe başlayınca ikinci lokmadan sonra boğazımdan geçmediği için sofradan kalktım.

🍁🌙

Nil Hüma İlter (Saygın)' dan

Yemek odasından çıkıp bahçeye geçtiğimde, gözlerim dolmuştu bu masada da yer yoktu bana niye peki daha ilk günüm bu evde onların da mı midesini bulandırdım. Karnım çok açtı aslında ama gururuma yediremedim o sözlerden sonra o masaya oturmayı, gözlerimden akan yaşları silip, kulaklığımı taktım ve gökyüzüne baktım bir süre, havalar soğumaya başlamıştı en azından akşamları, yaklaşık 45 dakika geçmişti iyice üşüdüm ve karnım acıktı, yemekleri bitmiştir diye düşünüp içeri girmek için arkamı döndüm, kapıda bana bakan Selim beyi gördüm, o başkaydı sanki bunca zaman çektiğim acıları sarmaya hazırdı, sanki bunca zaman görmediğim sevgiyi bana vermeye hazırdı ama kararsızım ona güvenmekte ya güvenimi boşa çıkarırsa, daha fazla dikilmeden içeri geçtim.

Herkes yemeğini yemiş salonda oturuyorlardı, kaldığım odaya çıkmak için merdivenlere yönelicektim ki Selim bey belimden tutup koltuğa yönlendirdi.

" Kızım biraz yanımızda otursan bize kendinden bahsetsen, birbirimizi tanısak olur mu ? "

Ona hayır demek istemiyorum çünkü hep bana yaklaşmaya çalışıyor, sıcak davranıyor. Tekli koltuğa oturup konuşmalarını bekledim kimseden ses çıkmayınca ben lafa girdim.

" Evet buyrun Selim bey merak ettiğiniz şeyleri sorun cevap vereyim"

Selim bey boğazını temizleyip konuşmaya başladı.

" Evet klasik sorulardan başlayayım o zaman en sevdiğin renk ? "

" Siyah, gri ve mor "

Bu sefer beni şaşırtarak Eylül hanım soru sordu geldiğimden beri yüzüme bile bakmamıştı.

" Peki giyim tarzın nasıl ve alışverişi sever misin ? "

" Genel olarak rahat ve spor giyinmeyi severim özel günler dışında elbise giymem etekte pek sevmem ve alışveriş yapmayıda sevmem "

Bu sefer Deniz konuştu en küçük kardeş, aslında çok tatlı bir çocuktu ama gözlerinde benimle konuşurken bir tedirginlik vardı.

" Peki takım tutuyor musun ? "

" Evet koyu Beşiktaşlıyım "

Gözlerinde ki heyecanı görmüştüm.

" Ben, Toprak, Güney, Cem, ve Deniz de Beşiktaşlıyız" dedi Selim bey kafamla onayladım onu

Bu sefer Toprak sordu " İlgilendiğin bir spor var mı ? "

" Futbol oynamayı, koşu yapmayı ve masa tenisi oynamayı severim "

Eylül hanım bana küçümseyici bir bakış atıp konuştu.

" Nasıl bir kızsın sen erkek gibi yetişmişsin resmen, alışveriş sevmez futbol oynar, maç izler elbise giymez "

Sinirlerim iyice gerilmeye başlamıştı.

" Eylül hanım hemcinslerime hava atmak için rahatsız elbiseler, ayakkabılar giyip kendime eziyet edemem, ayrıca futbol oynamak veya maç izlemek ne zamandan beri sadece erkeklere özgü oldu farkında mısınız bilmiyorum ama 21.Yüz

yıldayız kadın futbol takımı diye bir şey var, açıkçası bir kadın olarak kadınları böyle hafife alıp küçük görmeniz üzücü ve son olarak alışverişe gitmek demek zaman kaybı, gereksiz masraftan başka bir şey değil çünkü alışveriş merkezleri, kurnaz yöneticiler tarafından farklı düzende kurulmuştur örnek olarak ışıklandırmadan, ürün dizilimine kadar özel bir sisteme sahiptir, insanlara dışarıdaki dünyayı unutturup saatlerce orda tutarak para harcamalarını sağlar böylelikle insanların çoğu gereksiz masraf yapar ve bence bu müsriflikten başka bir şey değil "

Ne konuştum be arkadaş ama haklıyım bence bu sırada Merve konuştu.

" Tatlım tabii sen orta halli bir aileden geldiğin için anlamazsın "

" Yalnız tatlım o orta halli aile dediğin aile senin öz ailen ayrıca bunun zenginlikle alakası yok, sen galiba zenginlere paranın gökten yağdığını filan düşünüyorsun, bir gün sende kendi emeğinle para kazan sonra konuşalım, bakalım o zaman bir kazağın 3-5 rengini birden alabiliyor musun. Eylül hanım siz benim yetiştirilme tarzıma laf edeceğinize, kızınıza para kazanmanın kolay olmadığını, para kazanmak için insanların emek vermesi gerektiğini öğretin "

Etrafıma baktığımda Emre ve Demir dışında herkes Eylül hanım ve Merve'nin kızaran suratına bakıp sırıtıyordu. Sinan beye döndüğümde ise bana gülümseyerek ve gururla bakıyordu.

" Sinan bey bence bu günlük yeterli izninizle ben odaya çıkabilir miyim ?"

" Tabiki kızım rahatına bak "

Önce mutfağa uğrayıp Zehra teyzeden bir sandiviç alıp odaya çıktım kapıyı kilitleyip karnımı doyurdum ve uyumaya çalıştım çünkü yapacak başka bir şeyim yoktu bir süre sonra ise uykuya daldım.

🍁🌙

Ben geldimm bu bölümde bitti

Bölüm uzunluğu nasıl sizce ?

Yazımda veya mantıksal hatalar var mı ?

Bir sonraki bölümde görüşmek üzere kendinize iyi bakın 🙋🏻‍♀️💕

Bölüm sonu

9 yorum