İçeriğe geç

Kan ve Taç

Bölüm 3 · 10 dk okuma

Kan ve Taç

Bölüm 3

Yeni Emirler

Dört suikastçı Dravaryn Krallığına geri dönmüştü. Liderle konuşmak için yeraltında bulunan eski taş salona yürüyorlardı. Lideri ilk kez görmemişlerdi ama bu sefer belki de son kez olucaktı.

Kai salona girdiği gibi etrafta dolaşan birkaç suikastçı gördü. İçlerinden Rabie'yi gözüne kestirince homurdandı. "Buraya gelmek zorunda mıyım?" diyerek adımlarını girişe doğru attı ama Benjamin onun ensesinden tutarak durdurdu. Ethan ikisine bile bakmadan "Son kez arkadaşlarımızı görelim ve liderin ofisine girelim." diyerek yürümeye başladı. Arkasından sarsak adımlarla Theodore ilerliyordu. Benjamin, Kai'yi bırakıp yürümeye başladı.

Kai sinirle onların arkasından ilerlerken Rabie ile göz göze gelmemeye çalışıyordu. Sinir bozucu kadın! diye geçirdi içinden.

Rabie, fazlasıyla cilveli ve erkekleri parmağında oynatan bir kadındı. Uzun zamandan beri Kai de gözü olduğunu herkes biliyordu. Ama Kai ona yanaşmıyordu bile. Rabie, beyaz saçlı ve siyah gözlü bir kadındı. Kai'nin zaten kadınlarla arası çok iyiydi, Rabie de güzel bir kadındı. Yani herkes Kai ile Rabie'nin olacağını düşünmüştü ama Kai bunu yapmamıştı. Ethan ve Benjamin'i bile şaşkına düşürmüştü bu olay. (Theodore zaten hiçbir şeyi umursamıyor)

Olaya geri dönelim...

Kai hızla Benjamin'in arkasından ilerledi. Ethan etrafa göz gezdirerek baktı. Suikastçıların genelde takıldığı yemekhaneye doğru yürüdü. Arkasından diğerleri.

Yemekhaneye girdikleri gibi bütün gözler onlara döndü. Sonra da herkes onlara sırtını döndü. Sanki bir vatan haini görmüşler gibi. Ethan yutkundu. Kai bütün sinirini unutmuş, etrafa bakıyordu. Normalde yemekhaneye girdikleri gibi herkes onlara selam verir, konuşurdu ama şu an çok sessizdi.

Benjamin derin bir nefes aldı. Theodore bir an gözlerini etrafta gezdirdi. Bulanık bakışları bir an için silindi. Sonra eski haline döndü.

Yan taraftan biri fısıldadı. "Veyrath krallığına çalışacaklar." Başka biri "Vatan haini olmayı göze alıcaklar yani." Kai dişlerini sıktı. Vatan haini olarak anılmak hoşuna gitmemişti. Sinirle bunu söyleyene doğru yürümeye başladı ama Benjamin onun kolunu tuttu. "Onlar ne olduğunu bilmiyor." Kai'nin siniri bu sözlerle geçmemişti.

O sırada kapıdan Rabie süzüldü. Beyaz saçlarını arkaya attı ve Kai'ye göz kırptı. "Hoş geldin sarışın." Etrafa göz gezdirerek ekledi. "Burada pek sevilmiyorsunuz sanırım."

Kai ona karşılık gözlerini devirirken yemekhanede yüksek bir ses duyuldu.

"HEY! BURAYA GELİN! BOŞ YER VAR!"

Yemekhanede ki bütün gözler oraya döndü. Tabii, dört suikastçı da döndü.

Alister Slade.

Yani kısacası Alister.

Masada üç kişi vardı. Alister, Chops ve Licky. Licky oturduğu koltuğa yayılmış, Chops her zamanki sessizliğini koruyor ama başıyla masaya geçmelerini işaret ediyordu. Alister ise ayağa kalkmış, onlara el sallıyordu.

Benjamin yutkundu. Hızla oraya doğru yürümeye başladı. Arkasından Ethan ve Theodore. En sonda ise Kai ve Rabie.

Alister'ın yan masasındaki kişiler Alister'ı uyarmak istercesine sandalyesine vuruyordu. Masaya vurmaya kalkışan kişiyle Chops bıçağını masaya sapladı. El geri çekildi. Hatta Alister'ın sandalyesine dahi vurulmadı.

Chops bir kadın olabilirdi, ama buradaki herkes ondan korkuyordu.

Lider bile.

Hepsi birer sandalyeye yerleşti. Theodore oturduğu gibi başını masaya koydu. Ethan elleriyle yüzünü ovuşturuyordu, Benjamin pelerinini kafasına çekti ve Kai sessizdi. Bu belkide ilkti.

Masada bir süre sessizlik oldu. Yemekhanede olan kişiler artık konuşmaya başlamıştı. Yemekhanedeki eski uğultu geri gelmişti.

En sonunda Licky sırıtarak "N'abersiniz?" demişti. Benjamin omuz silkti. "Nasıl olalım? Vatan hainliği ile suçlanıyoruz." Ethan ellerini yüzünden çekti. "Şu kelimeyi bir daha duyarsan gerçekten çıldırıcam." demişti. Kai hafifçe güldü. Ama ses etmedi. Theodore'dan horlama sesleri duyulmaya başlamıştı bile. Chops bir an ona baktı. "Bu uykucu salak bu günlerde daha fazla uyumaya başladı, fark ettiniz mi?" Licky buna güldü. "Bence adamın ruhu bedeninden ayrıldı."

Ethan istemsizce güldü. "Theodore'un ruhu olması bile şaşırtıcı." Kai buna da güldü. Chops ise gözlerini devirerek "Hepiniz gerizekalısınız." Theodore'u işaret ederek "Bu salak bu günlerde çok fazla uyuyor ve siz bunu fark etmeyecek kadar gerizekalısınız." dedi. Kai gözlerini devirdi. "Theo her zaman uyuyor." Chops kaşlarını çattı. "Bu seferki farklı." Kai yine aynı umursamaz haliyle "Nesi farklı?" dedi. Chops bir an Theodore'a baktı. "Bu salağa haber vermek için gittiğimde ne gördüğümü söyleme mi ister misiniz?"

Masa suskundu. Chops kaşlarını yukarı kaldırdı. "Bu salağın yanına gittiğimde bir kız vardı. Üstündeki kıyafetlerden köle olduğu anlaşılıyordu. Kızıl saçlı ve yeşil gözlü biri." Bir an durdu Chops. Hepsinin yüzündeki ifadeyi görmek için. Benjamin bir bardağa su doldurup içmeye başlamıştı o sırada. Chops onu izleyerek "Theodore kızın üstündeydi."

Benjamin içtiği suyu püskürttü. Öksürmeye başladı. Ethan'ın gözleri fal taşı gibi açıldı. Kai birkaç saniye Theodore'un uykuya dalmış haline baktı. Sonra Chops'a döndü. "... Ne? Ne dedin?" Chops onların tepkilerini izliyordu. Alister bu tepkiye gülmeye başlamıştı bile. Licky de ona katılmıştı. Rabie Benjamin'in haline bakıyordu.

Ethan Benjamin'in sırtına vurmaya başladı. Benjamin boğazına kaçan suyu çıkarmış olmalıydı ki nefes nefese Chops'a baktı.

Chops kaşlarını kaldırdı. "Sizin olmayan beyniniz neden böyle çalışıyor?" Benjamin yutkunarak ona baktı. Chops nefes alarak "Yanlış anladınız. Zihninizde geçen o olaydan söz etmiyorum."

Ethan kendine gelmeye çalışarak derin nefesler aldı. Kendini sakinleştirm oleye çalıştı. Benjamin bardağı masaya koydu ve su dolu şişeyi kendinden uzaklaştırdı. Kai derin nefesler aldı. "Tanrım... Bir an öğrencimin sınavı geçtiğini sandım." Herkes şaşkınlıkla ona baktı. Benjamin onun yakasına yapıştı. "Ne diyorsun lan sen!" Kai gülerek "Uykusunda ona ilişkiler hakkında tavsiye veriyordum. Bir ara konu bazı yerlere gitti..." Benjamin buna karşılık şaşkınlık içinde kalmıştı. Kai'yi geri yerine bıraktı.

Chops boğazını temizleyerek "Theodore kızın üstündeydi çünkü kız panikle Theodore dan kaçmaya çalışırken sağlam olmayan bir kitaplığa çarpmış. Theodore da kızın üzerine korumak için kapanmış."

Bir ara durdu. "Altını çiziyorum. Korumak için. O kirli zihninizi başka yerlerde kullanın."

Ethan Theodore'un omzuna dokundu. "Theodore öyle şeyler yapmazki zaten." dedi kendinden emin bir şekilde. Rabie gülerek "Az önceki tepkileriniz yalan söylediğini açıkça belirtiyor." Chops'a dönerek "Değil mi Chops?" Chops gözlerini devirerek ona baktı. Sonra tekrar Theodore'a baktı. "Demek istediğim, o olaydan beri Theodore böyle mi? Sürekli uyuyor." Licky ağzındaki lokmayı yutarak "Theo her zaman uyuyan biri Chops. Onun için endişelenmene gerek yok." Chops ona sertçe baktı. "Bu salağın her zaman uyuduğunu bende biliyorum. Ama normalde masada bizimle konuşuyor olurdu. Bu belki de son görüşmemiz ya kuş beyinli." Licky bu şekilde anılmayı hiç sevmemişti. Yüzünü buruşturarak yemeğine döndü.

Benjamin bu sözlerden sonra Theodore'a baktı. Hala uyuyordu. Bir an Chops'un dediklerini düşündü.Son zamanlarda gerçekten de daha fazla uyuyordu. Ama Benjamin'in dikkatini çeken uyuması değildi.

Theodore görevlerden döndüğünde konuşurdu. Az konuşurdu evet ama konuşurdu. Hatta bazen analiz yapar, bazen de kendi yaşadığı olaylara gülerdi.

Benjamin kaşlarını çattı. Bir şey olmuş olabilir miydi? Yoksa başka bir şey mi düşünüyordu Theodore?

Alister'dan ses geldi. "Genç suikastçılarımız, başka bir yere transfer oldu ve şimdi liderimizle konuşucaklar. Değil mi?" Alister'ın gözleri dört suikastçı da gezindi. "Buraya sadece bizi görmek için geldiğinizi sanmıyorum." dedi gülerek. Ethan yutkundu. "Bu saçmalığı yapanı bulucağım." Devam edeceği sırada Kai araya girdi. "Onun parmaklarını tek tek kırıp vücudunu kaynar suya atacağım!" Chops'un dudakları kıvrılırken diğerleri şaşkınlıkla Kai'ye bakıyordu. Hatta Rabie bile.

Chops "İyi fikir verdin. Bir sonraki kurbanımın sonu bu olacak." Hepsi yutkunarak Chops'a baktı. Chops diyarın en tehlikeli suikastçısıydı. Aynı zamanda en acımasızlarından biri olarak bilinirdi. Onun eline düşenlerin sonu genellikle iyi olmazdı. Bu yüzden suikastçıların çoğu Chops'tan uzak dururdu.

Kai'nin bu sözlerle birlikte yüzü düştü. Alister ise ortamı yumuşatmak için güldü. "Sen çok sinirlendiğin için bunu söyledin değil mi?" Kai yutkunarak başını salladı. Alister rahat bir nefes aldı. Kai ise "Vatan haini damgası yemek hiç hoşuma gitmedi!" diyerek tekrar sinirini ortaya koydu.

Ethan derin nefes alarak ayağa kalktı. Kai Theodore'u dürterek uyandırdı. Ethan sessizce "Biz gidiyoruz." dediğinde masadaki herkes onlara garip bir ifadeyle baktı. Daha önce alışık olmadıkları bir şekilde.

Alister en sonunda ayağa kalktı. Onun kalkmasıyla Benjamin de kalktı. Ve Alister hiç düşünmeden ona sarıldı. "Hoşçakal dostum." diye fısıldadı kulağına. Aynı şekilde Benjamin de ona sarıldı. Bu hareketle herkes birbirine sarılmış veya birbiriyle vedalaşmıştı.

Theodore gözlerini ovuşturarak ayağa kalktı. Etrafına baktığında herkesin vedalaştığını gördü. Licky ona doğru yürüdü ve Theodore'un omzuna dokundu. "Görüşürüz uykucu." Theodore sessizce başını salladı. Ama Licky'e sarılmayı ihmal etmedi.

Alister sessizce Benjamin den ayrıldı. Bir an sessizlik oldu. En sonunda Alister "Bak şu kızı da çözelim. Artık ilişki yapacak kadar büyüdün. Annenin karşısına bir kız çıkarmazsan ne olacak? Annen beni dövecek." Benjamin gözlerini devirdi. "Şimdi bunun sırası mı?" Alister sırıtarak "Tam sırası." dedi.

Benjamin dişlerini sıkarak "Alister..."

"Ne? Annen torun istiyor olabilir."

Benjamin gözlerini tekrar devirdi. "Annem torun isterse istesin. Umrumda değil. Ben kendi hayatımdan memnunum."

Alister gözlerini kıstı. "Bir gün biri çıkacak, sende fark etmeden ona bağlanacaksın."

"Hayâl kurmaya devam et."

Alister onu umursamadan devam etti. "Ona öyle bir bağlanacaksın ki... bir gün bu sözlerini sana yalan olduğunu kanıtlamış olucam."

Benjamin bir an duraksadı. Aklına bir şey gelmişti ama başını iki yana sallayarak "... Öyle biri yok ve olmayacak." demişti. Alister tabii buna inanmamıştı. Sırıttı. "Hah. Neyi düşündün dakikalarca bakayım sen?"

Benjamin yutkundu. "Hiçbir şey düşünmedim."

"Tabii."

"Gerçekten düşünmedim."

"Benjamin."

"Ne var?"

Alister gözleriyle Ve Benjamin'in kaşını işaret etti. "Yalan söylerken sağ kaşın oynuyor. Farkında olmadan." Benjamin istemsizce kaşına dokundu. Alister sırıtarak "Yakaladım! Annenden dayak yemek yalan oldu!" Benjamin onu itekledi. "Bir git oğlum ya." Alister güldü. Benjamin üste çıkmak için "Seni de görüceğiz! Bakalım hayatına kimi alacaksın?"

Alister omuz silkti. "Belli mi olur?"

Benjamin kaşlarını kaldırdı. "Ne demek belli mi olur?"

Alister sırıtarak "Belki biri vardır." dediğinde Benjamin'in gülümsemesi soldu. "Sen ciddi misin?" Alister güldü. "Şaka yapıyorum."

Benjamin gözlerini devirdi. "Senden herşey beklenir." Bir an Alister'a baktı. "Seninle çıkan kişi iki saniye sonra geri bırakır lan. Ciddi söylüyorum." Alister elini kalbinin üzerine koydu. Sanki canı acımış gibi "Ah, çok kırıcısın Benji." dedi. Benjamin gözlerini devirdi ve hızla yürümeye başladı.

Alister arkasından güldü.

Benjamin Ethan'ın yanına geldiğinde Ethan "Ne konuştunuz?" diye sordu. Benjamin omuz silkip "Hiç." dedi. "Hadi gidelim." diye de ekledi.

Liderin ofisine doğru yürümeye başladılar. Kai kapının önündeydi. Ethan "Kapıyı çalsana, ne bekliyorsun?" Kai'nin gözleri büyüdü. Hemen arkasında duran Theodore'un kolunu yakaladı ve Theodore'u kapının önüne itti. "Sen çal." Theodore gözlerini devirdi ve Kai'yi öne ittirdi ama biraz fazla güç uyguladığı için Kai ile beraber içeriye bodoslama girmişti.

Ethan eliyle sertçe alnına vurdu. Benjamin gözlerini devirdi.

Kai ve Theodore içeri yuvarlandığında odada birkaç saniyelik sessizlik oldu. Kai yerden doğruldu, Theodore ise hiçbir şey olmamış gibi ayağa kalktı. Lider masanın arkasında oturuyordu.

Kai yutkundu. Lider fazla sakindi ve onlara bakıyordu. Theodore üstünü silkeledi. Bir yandan da Kai'ye söyleniyordu. Kısık sesle "Salak herif."

Kai boğazını temizleyerek "N'aber patron?" Ethan içeri girdi ve ona inanamayan gözlerle baktı. "N'aber patron mu? Dağda mı büyüdün lan sen?!" Kai omuz silkti.

Lider gözlerini Theodore'a çevirdi. "Kapıyı çalmak bu kadar zor muydu?" Theodore başını kaldırdı ve keskin gözleriyle lidere baktı. Sakin bir şekilde Kai'yi gösterdi. "Onun suçu." Kai ona bakarak "LAN!" diye bağırdı.

Liderin gözleri bu sefer de Kai'ye çevrildi. Kai Theodore'un omzuna dokundu ve sıktı. Theodore acıyla inlesede lidere bir şey göstermemeye çalışıyordu. Kai gülümsemeye çalışarak "Kapı çalmak ne kadar da ayıp bir davranış liderim! Sizden beklemezdim yani." dedi. Gülmeye başladı.

Benjamin kaşlarını çattı. Ethan dişlerini dudaklarına geçirdi. Theodore sinirle Kai'nin elini ittirdi. Lider bile anlamayarak Kai'ye bakıyordu.

Kai hala gülüyordu. Gülmekten yere düşmüştü.

Lider anlamayan gözlerle Ethan'a baktı. Ethan sinirle Kai'nin kafasına vurdu. Kai inleyerek sustu. Lider ise kollarını göğsünde bağladı. "Bitti mi?" Kai sessiz kaldı. Lider "Güzel." dedi ve masasının çekmecesinden mektubu çıkardı.

Hepsi masanın önünde tek bir sıra haline geldi. Lider Kai'ye baktı. "Suikastçı olduğunu sanıyordum Kai Ryder. Ama anlaşılan o ki soytarılığa başlamışsın." Kai'nin yüzü kıpkırmızı olmuştu.

Lider sakin bir şekilde zarfın içindeki mektubu çıkardı. "Hakkınızda yazılanlardan haberdarsınız." Zarfa baktı. "Zarf Veyrath'ın yetkili kişilerinden. Ama kimin olduğu belli değil." Lider zarfı masanın diğer ucuna attı. "Bu mektup yalnızca hakkınızdaki bilgileri içermiyor." Lider dört suikastçıya baktı. "Aynı zamanda Veyrath Krallığı'nın sizin için yeni görevler hazırladığını bildiriyor." Kai'nin kaşları çatıldı. "Yeni görevler mi?" Lider başını salladı. "Bundan sonra Veyrath Krallığı adına çalışıcaksınız."

Dört suikastçı sessiz kaldı. Bunu zaten biliyorlardı ama yeni görev konusu kafa karıştırıcıydı.

Benjamin yeni bir görevinin olduğunu zaten biliyordu. Prensesi korumak.

Lider sessizce suikastçılara baktı. "Yeni görevleriniz öldürmeniz gereken kişileri korumak."

Hepsi birden yutkundu. Theodore'un kaşları çatıldı. Kai'nin gözleri korkuyla açıldı. Ethan'ın gözleri büyüdü. Benjamin tepkisizdi.

Lider ayağa kalktı ve masanın etrafında dolaşıp yanlarına geldi. Ethan'ın önünde durdu. "Akademisyeni koruyacaksın." Ethan yutkundu. Sinirle dişlerini sıktı ama ses etmedi.

Lider Theodore'un önüne geldi. "Tüccarı koruyacaksın." Theodore başını sallamıştı. Ama... bu pek inandırıcı değildi Benjamin için. Theodore'un gözlerinde başka bir şey vardı.

Lider Benjamin'in önünde durdu. "Prensesi korumak senin sorumluluğun." Benjamin derin bir nefes aldı. Ses etmedi. Ve lider en sonunda Kai'nin önünde durdu. "Orman kızını korumak senin görevin." Kai yutkunarak baktı. "İstifa edebilir miyim?" Lider şaşkınlıkla ona baktı. "Ne?"

"İstifa edebilir miyim?"

"Bunu bana söyleyemezsin Kai. Artık Veyrath krallığına ileteceksin."

Kai sinirle dişlerini sıktı. "Lanet olsun..." diye kısık sesle konuştu.

“Yarın Veyrath'a gidiyorsunuz.” dedi lider. Dört suikastçı sessizleşti. Benjamin masadaki mektuba son kez baktı.

Bir yetkilinin gönderdiği mektup...

Yeni görevler...

Ve öldürmeleri gereken insanların artık korunacak olması.

Bir şeyler kesinlikle yanlıştı.

Ama ne olduğunu henüz hiçbiri bilmiyordu.

Lider arkasını dönerek pencereye baktı. “Gidebilirsiniz.” dedi. Dört suikastçı odadan çıkmaya başladı. Theodore kapıdan çıkarken bir an durdu. Aklına kızıl saçlı kız geldi. Sonra hiçbir şey söylemeden diğerlerinin peşinden ilerledi.

Asıl hikâye şimdi başlıyordu.

Bölüm sonu

3 yorum