İçeriğe geç

Kan ve Taç

Bölüm 2 · 6 dk okuma

Kan ve Taç

Bölüm 2

Değişen Taraflar

Benjamin tavernanın kapısının önünde birkaç saniye durdu. Kaleden çıktığı gibi bu tavernaya gelmişti çünkü diğerlerini görmeliydi. Diğerleri yani Ethan, Theodore ve Kai. Onlarda listedelerdi ama eli kapının tokmağında duruyordu. Çevirmiyordu.

Alister'ın sözlerini hatırladı. "İlk görevin prensesi korumak."

Saçmalıktı.

Benjamin başını iki yana salladı. Sert bir nefes vererek kapıyı açtı. Masalarda içkiden dolayı sarhoş olan insanlar, birkaç garsondan başka kimse yoktu. Birkaç çalgıcı arada müzikler çalıyordu. Ama Benjamin'in dikkat ettiği şey bu değildi. Adımları bir masaya doğru gitti. Tavernanın en köşesinde duran, neredeyse görünmez olmuş masaya.

Bir sandalye çekip oturdu. Sessizce diğerlerine baktı. Hepsi maskelerini çıkarmış, sessizdi. Görevleri başarısız olmuştu. Ama... sadece iki kişi vardı. Yani masada üç kişi ama bir kişi eksikti.

Benjamin'in gözleri hepsinde gezindi. Ethan'ın turuncu saçlarını, Theodore'un uykulu kahverengi gözlerini gördü. Her zaman ki gibi.

Kai. Kai yoktu.

O sırada tavernanın kapısı sertçe açılıp kapandı. Üçününde bakışları oraya döndü. Kai maskeli haliyle bile tanınıyordu. En azından onların gözünde.

Kai kapıyı anında kapatmış ve sırtını kapıya vermişti. Nefes nefese, göz bebekleri titreşiyordu. Ethan'ın kaşları çatıldı. "Ne olmuş buna? Sanki vahşi bir hayvandan kaçmış gibi." Benjamin hafifçe güldü. "Belki de kaçmıştır?"

Kai maskeyi çıkardı ve pelerini de. Sanki sıcaktan bunalmış gibi üstündeki kıyafetleri çekiştirdi. Sarı saçlarının arasından ter damlaları dökülüyordu. Mavi gözleri pencereden dışarıya baktı ve hızla masaya yöneldi. "Neler olduğunu aklınız almaz!" diyerek bir sandalyeye kuruldu. Benjamin gülerek masada duran bir bira şişesini aldı ve bardağa doldurmaya başladı. "Senin görevin bir orman kızını öldürmekti ve başarısız oldun. Rabie yüzünden." Kaşlarını kaldırarak ona baktı. "Değil mi?"

Kai başını iki yana salladı. "Hayır! Yani işimin başarısız olduğu doğru, Rabie de geldi ama bana yardım etmek yerine izledi!" Hepsinin bakışları Kai'ye döndü. Theodore bile uykulu halinden sıyrılıp ona dönmüştü. Ethan "Ne yardımı?" dediğinde Kai hemen yanındaki pencereden dışarı baktı. Sonra ise "Bir ayı tarafından saldırıya uğradım!" dediğinde masada bir an sessizlik oldu.

Theodore'un hafifçe gülmesi ile Ethan ve Benjamin de kahkahalarını tutamadı. Masadan kahkahalar yankılanıyordu. Ethan pelerinin başlığını kafasına çekerek gülmeye devam ediyordu. "Sen... Kai Ryder. Ülkenin belki de en iyi suikastçısı, bir ayıya mı yenildin?" diyerek gülmeye devam ediyordu. Kai ellini masaya vurdu. "Sanki siz olsanız ayıdan korkup kaçmazdınız! İki metrelik hayvana nasıl saldırayım lan ben?!" dediğinde bile kahkahaları kesilmemişti.

En sonunda gülmeyi durdurduklarında Kai ölümcül gözlerle onlara bakıyordu. "Bitti mi?" Hepsi aynı anda başını salladığında Kai gözlerini devirdi. Ethan gülmeyi keserek "Yarın liderle görüşmemiz var." dedi. Benjamin'in parmakları burun kemerini sıkıyordu. "Böyle bir şeyi kim yapar aklım almıyor! Hangi düzenbaz bunu yapar!" Ethan dişlerini sıktı. "Olası bir savaşta ülkemize ihanet edemeyiz. Bunu yapanı bulmamız gerek." Kai sırıtarak ellerini birbirine vurdu. "Ve onu elden geçirmemiz gerek." Theodore onun bu haline gözlerini devirdi ve başını masaya vurdu. Ama kalkmadı, uyuyordu.

Benjamin buna gözlerini devirdi. "Beni Alister uyardı." Sorar gözlerle diğerlerine baktı. "Sizi kim uyardı?" Ethan gözlerini kaçırdı. "Beni uyarmaya Licky geldi. Ama beni uyarmadan görevim başarısızlıkla sonuçlandı!" Kimseden ses çıkmamıştı. Bu demekti ki "Devam et"

Ethan sinirle "Öldürmem gereken kadın bir düzenbaz! Bir akademisyen ve stratejist. Ne kadar zor olabilir ki?" dedi. Theodore bile başını kaldırıp onu dinliyordu. "Pencereden içeri giremedim! Sakarlığım o an tuttu, içeri zar zor girdim ve içeri girdiğim gibi yere düştüm! O düzenbaz sarışın yere yağ dökmüş, bende kayıp düştüm ve kadın bunu fırsat bilerek beni hızla pencereden dışarı attı!" Kai dudaklarını ısırdı. Ethan sırtını tutarak inledi. "O kadını bulursam benden çekeceği var!"

Kai den bir kahkaha yükseldi. Masaya vurarak gülüyordu. Theodore da hafifçe güldü. "Pencereden mi atıldın?" diye sordu. Ethan dişlerini sıkarak ikisine baktı. Bu ikisi birlik olduğunda hiç çekilmezdi. Kai, Theodore'un omzuna vurmaya başladı. Hala gülüyordu. Theodore da bu darbeye dayanıklı biri olsada sandalyesi sağlam değildi. Aşağı düştü. Kai bunun üzerine gülmeye devam etti. Ethan ve Benjamin ise anlamaz gözlerle bu ikisine bakıyordu.

Theodore yerden gülümseyerek kalktı ve başka bir masadan bir sandalye alıp oturdu. Ethan hemen Kai'nin yanındaydı. Kai hala gülüyordu. Ethan en sonunda Kai'nin kafasına geçirdi. Sinirle. "Gülme artık!" Kai başını ovuşturdu ama gülmesi kesilmedi. "Ama komik! Bizim lider pencereden düşmüş!" diyerek gülmeye devam etti. Ethan tekrar vurdu. "Bir daha gülersen seni gebertirim!" Kai umursamıyordu bile. Ethan'ın gözü seğirdi. Benjamin ise masanın diğer ucunda gülüyordu.

Kai sonunda biraz sakinleştiğinde Ethan bakışlarını ondan çevirdi. Benjamin'e odaklandı ama sonra Theodore'a döndü. "Sende durumlar nasıl Theo?" Theodore başını masaya koydu. Ve o durumdayken omuz silkti. "Görev başarısız." Benjamin gözlerini devirdi. Ethan derin nefes alarak "Onu biliyorum. Detaylarını soruyorum." Theodore boğuk bir sesle "Tüccarı öldürmek için kılıcımı çıkardım ama beni kölesi durdurdu. Sonra da Chops geldi, beni götürdü ve olayları anlattı. Hikayenin sonu."

Ethan gözlerini kırpıştırdı. Benjamin'e baktı. Benjamin omuz silkti. Ethan boğazını temizledi. "Neden seni durdurdu?" Theodore omuz silkti. "Bilmiyorum. Efendisini çok sevdiği için değil ama." Benjamin'in kaşları çatıldı. "Ne demek istiyorsun?" Theodore boğuk sesiyle "Kollarında morluklar vardı. Eminim sırtında kırbaç izleri var. Efendisini çok sevdiği için değildi beni durdurmasının sebebi. Başka bir şey var." Sessizlik oldu. Theodore devam etti." Beni durdururken korkuyordu. Ama benden değil, efendisi zaten o sırada uyuyordu. Ondan da değil. Başka bir şeyden." Benjamin'in kaşları daha da çatıldı. Ama soru sormadı. Ethan "Sonra da Chops geldi." Theodore başını ağır ağır salladı ve senedi. Daha fazla konuşmamıştı.

Kai bir süre sonra olayı yine cıvıtarak "Güzel miydi bari Theo?" Ethan omzuna vurdu. Kai ise hiç oralı olmamıştı.

Theodore sessiz kaldı. Uyanıktı, bu çok belliydi ama sanki düşünüyordu. Zaten çok düşünen biriydi ve Kai'nin sorusuyla daha da düşünmeye başlamıştı. En sonunda kısık bir sesle "Güzeldi." demişti.

Birkaç saniyelik sessizlik oluştu. Ethan gözlerini kırpıştırarak Theodore'a döndü. Yutkundu. Benjamin büyük gözlerle bakıyordu. Kai ise... Kai'nin yüzünde kocaman bir sırıtış belirdi. "Oooo..." Theodore keskin gözlerini Kai'ye dikti. "Sakın bir şey deme." Kai'nin sırıtışı daha da büyüdü. "Bir şey demedim ki." dedi masum masum. Theodore gözlerini devirdi ve masaya başını tekrar koydu.

Ethan kendine gelmeye çalışarak bardağındaki bütün birayı içti. Sonra boğazını temizledi. "Sende durumlar nasıl Benji?" Kai merakla Benjamin'e döndü.

Benjamin yutkundu. Gözlerini kaçırdı. "Görevim prensesi öldürmekti." Kai gözlerini devirdi. "Bunu zaten biliyoruz!" Ethan sinirle onun pelerinini sandalyeden aldı ve Kai'nin başına geçirdi. Sonra Kai'nin başını masaya bastırdı. "Sen devam et." dedi Benjamin'e. Kai masada debeleniyordu. Sarsıntıdan dolayı Theodore başını kaldırdı.

Benjamin bir an Kai'ye baktı. Sonra devam etti. "Öldürmedim." Theodore başını omzuna doğru eğdi. "Alister geldiği için mi, yoksa sen bilerek mi öldürmedin?" Benjamin bardağından bir yudum aldı. "Bilerek öldürmedim ve hemen sonra Alister geldi." Ethan'ın kaşları çatıldı. Kai'yi serbest bıraktı ve Benjamin'e döndü. Kai nefes nefese dağılan sarı saçlarını düzeltmeye başladı. "Neden öldürmedin onu?" diyerek pelerini başka bir yere attı Ethan. Kai sinirle "O pelerini zengin bir tüccardan aldım! O çok değerli!" diyerek sandalyeden atladı.

Ethan gözlerini devirdi. Benjamin ise Kai'yi izleyerek "Bilmiyorum." dedi. "Babasının yaptığı yıkım onun suçu değilmiş gibi hissettim belkide."

Külliyen yalan. "Vicdanıma yenik düştüm. Prenses çok masumdu" demek bu kadar mı zor?

Benjamin omuz silkti. "Alister yeni görevimin onu korumak olduğunu söyledi." dediğinde hepsi -Kai bile- "Ne?!" diye bağırdı.

Benjamin sadece omuz silkti. Sanki az önce dünyanın en saçma görevini söylememiş gibi. Kai pelerini alıp sandalyeye tekrar oturdu ve duruşunu dikleştirdi. "Nasıl yani? Öldürmek için gittiğin kişiyi mi koruyacaksın?" Benjamin'in dudakları düz bir çizgi halini aldı. "Öyle görünüyor." Ethan'ın kaşları çatıldı. "Bu hiç mantıklı değil." Theodore omuz silkip " Hiçbir şey mantıklı değil." diyerek başını tekrar masaya yasladı.

Masada yeniden sessizlik oluştu. Benjamin'in gözleri bira içtiği bardağa indi. Bardağın dibinde olan iki yudumluk içkiye baktı bir an.

Dört suikastçı.

Dört başarısız görev.

Ve artık değişmiş taraflar.

Hiçbiri, ertesi gün liderlerinin karşısına çıktıklarında neyle karşılaşacaklarını bilmiyordu.

Bölüm sonu

4 yorum