Millie ile Hunter’ın arasındaki bu tehlikeli sır, dışarıdan bakıldığında sıradan bir aşk hikâyesi gibi görünse de, yeraltı dünyasında çoktan büyük bir fırtınanın fitilini ateşlemişti. Yüzyıllardır insanlara görünmeden, kendi aralarında katı kurallarla yaşayan vampir konseyi, Hunter’ın bir insanla bu kadar yakınlaşmasını ve hatta bir ölüm olayını örtbas etmeye çalışmasını affetmeye niyetli değildi.
Olayın üzerinden bir ay geçtikten sonra, Millie’nin antika dükkânından evine yürürken izlendiği hissine kapılmasıyla gerilim tırmandı. Arkasındaki sokak lambaları çıtırtıyla patlıyor, adımlarını takip eden gizli bir siluet köşelerde kayboluyordu.
Bir akşam kapısı çalındı. Millie kapıyı açtığında karşısında tamamen yabancı ama bir o kadar da Hunter’ı anımsatan zarif, buz sarısı saçlı bir kadın buldu. Kadının bakışları, keskin bir bıçak gibi genç kızın ruhunu delip geçiyordu.
"Demek Hunter’ın uğruna kuralları çiğnediği ölümlü sen miysin?" dedi kadın. Sesi, kış rüzgârı kadar soğuk ve alaycıydı. "Ben Valerie. Onun... geçmişinden gelen bir dostu diyebiliriz."
Valerie içeri davetsiz bir şekilde süzüldü. Evin havası aniden buz kesti. Valerie, Millie’nin yüzüne yaklaşıp çenesini hafifçe tuttu: "Onun ne olduğunu biliyorsun, değil mi? Ama asıl bilmediğin şey, bu sevdanın bedeli. Hunter seni koruyabileceğini sanıyor ama yanılıyor. Konsey, senin varlığını bir zayıflık olarak görüyor ve o zayıflığı ortadan kaldırmak istiyorlar."
Tam o sırada odanın camı büyük bir gürültüyle içeri patladı. Parçalanan cam kırıkları arasında siyah kabanı ve öfkeden kıpkırmızı kesilmiş gözleriyle Hunter içeri girdi. Valerie’nin boğazına öyle bir hızla yapıştı ki, kadını duvara çivilemesi sadece milisaniyeler sürdü.
"Onun adına buraya bir daha adım atarsan, seni bu yüzyılda silerim Valerie!" diye kükredi Hunter. Sesi, normal insan kulaklarının kaldıramayacağı kadar gürültülü ve vahşiydi.
Valerie ağzından sızan kanı silerek gülümser gibi oldu: "Beni öldürebilirsin Hunter, ama konseyin kararını değiştiremezsin. Yarın gece dolunayda mahkeme kuruluyor. Ya kızı kendi ellerinle terk edersin ya da ikiniz de bu şehrin külü olursunuz."