Şarkı - Katlime Ferman
" Aldıklarım ,alınanlar karşısında koca bir hiçti . "
2. Bölüm - Tanrı affetsin.
25 Eylül 2012
Kadir Zayimoğlu
Bana öğretilen ilk kural . " Aynada gördüğün kişi sensen güvenme . "
Gün gelir insan kendine bile ihanet eder.
İhanet ; Sinsi bir zehir gibi insanı en güzel uykusunda öldürürdü .
İkinci kural " Karşındaki kişiyi sevgisiyle değil sadakatiyle ölç ."
İlişkide en önemli kural sevgi gibi görünse de onun bile son kullanma tarihi vardı.
Sevgi ;En büyük yalandı .
Takvimler 25 EYLÜL 2012 gösteriyordu . Havda esen rüzgar düne göre daha soğuk daha acımasızca ruhumu yakıyordu . Kafamı kaldırıp gökyüzüne baktığımda içimde garip bir his belirdi . Karanlıkta yapılan bütün günahların üstünü açıyor ,Kapatmam için bana olanak sunuyordu . Şayet , dünyada bir adalet terazisi varsa az sonra sağlamaya başlayacaktım . Çünkü ihanet karşılıksız kalmazdı .
Ellerim cebimde geminin kıç kısmına doğru yürüdüğümde rüzgarda bir o kadar şiddetli esiyor üzerimdeki palto bile sıcak tutmuyordu .
Adımlarım durduğunda uzaktan demirliklerin arkasından bağlanmış her an düşecekmiş gibi duran Ercan Özsoy 'a kaydı .
Ercan Özsoy kendisi dünyanın dört bir yanında yaptığı kaçakçılık anlaşmalarla bilinirdi .
Bilinirdi diyorum çünkü yarından itibaren adı sular altına gömülecekti .
Daha Bir kaç yıl öncesine kadar benimle oturduğu anlaşmada ona bir kaç gemi vermiş, her türlü desteği önüne sermiştim . O iyi kaçakçılık yapabilirdi ama denizler benimdi . Benim denizlerimde benden izinsiz tekne bile kaldıramazdı. değil tekne , kuş bile avlayamazdı .
Ta ki düne kadar ...
Adımlarım yavaşça yaklaştığında beni fark eder etmez yerinde kıpırdanmaya başladı diğer yandan bastığı o ince yerden düşmemeye çalışarak hayat mücadelesi veriyordu .
Aslında şaşırmıyordum onun gibi aklını parayla bozmuş birinin bunu yapması elbette ki olasıydı.
Bunu düşünmemek , ve izin vermek benim hatamdı .
Benimle imza atan kişiler benim yürüdüğüm yoldan yürümeye mahkumlardı çünkü benim yürüdüğüm yol ; attığım basamaklarımın birer parçasıydı .
Ercan Özsoy gibi olanları da bizzat denizlerimde boğardım . Bu kim olursa olsun kendi babam olsa bile acımazdım .
Dünyaya acımak için gemlememiştim , O kadar çok acımıştım ki acınacak hale düşmüştüm şimdi acımak sırasını bile kabul etmiyordum . Aldıklarım ,alınanlar karşısında koca bir hiçti .
"kadir ..." sesi rüzgardan uğultu gibi çıkıyordu . Yanına gittikçe artan sesi gemide yankılandı "Bırak beni kadir .!" Ellerini çekmeye çalıştığında adımları sendeledi . Ben durduğum yerden hareketsizce onu izlerken o can havliyle ne yapacağını bilmiyordu .
" Ercan Özsoy ." dedim yavaş ve sakin çıkan sesimle .
Bu yaşıma kadar en iyi yaptığım şey sakinliğimi korumaktı . isterse cehennem olayım sesimin tonu belli şartlar altında asla yükselmezdi .
" Kadir !" bağırıp kafasını arkaya döndürdüğünde karanlıktan simsiyah olan denizi izledi . Yüzündeki ifadeyi zar zor seçebiliyordum . Geminin bazı bölümlerindeki ışıkların parlaklığı çok azdı .
" Deniz şimdi ne soğuktur ." dedim alayla " Az sonra girince öğrenirsin ." Dediklerimle hızla bana döndü . yüzündeki korku emaresi büyüdü ve dehşetle bana baktı . Sanki bu yaptıklarımı bir insan değil bir yaratık yapıyormuş da inanamıyormuş gibiydi.
Ben bile karşımda insandan çok yaratık görüyordum . Hani insanı ürperten cinsten olanlardan ...
Yüzümdeki ifade gülümeyse döndü . Bir elimi paltomun cebine sokup sigara paketini çıkardım . yavaş hareketlerle açtığım paketten bir dal çıkarıp ağzıma attığımda bakışlarım ona kaydı . şimdi fark ediyordum ıslak olduğunu . bizim çocuklar bağlamadan önce iyice bir ıslatmışlardı .
" Eee " dedim ağzımda sigara ile diğer elim cebimdeki çakmağa kaydı " Görüşmeyeli sevgili kuzenlerim nasıllar .?" sesim normal bir şeyden bahsediyormuş gibi çıkmıştı . yüzüme baktığında onunla alay ettiğimi zannediyordu oysaki - bir o kadar ciddiydim . Çakmağı ağzıma yaklaştırıp sigaranın ucunu ateşledim . Gözlerim saniyelik çaktığım ateşe kaydı " Sen benden iyi bilirsin Özsoy . sik sik anlaşmada yapmışsın ... söyle hali vakti yerinde mi " ses tınım gittikçe düştü . Bakışlarım geri ona döndüğünde yüzümdeki ifade silindi " Söylesene Zahra'nın bana iletmek istediği bir mesajın var mı .?"
"Kadir . önce dinle .." dediğinde göz göze geldik " Hangi birini dinleyeyim ben Özsoy . Ben sevmem dinlemek filan . En iyisi biz seni yolcu edelim ha ? ne dersin ? ."
Parmaklarımla tutuğum sigaran derin bir nefes alıp ciğerlerime çektim . Diğer elim arkamdaki bıçağa gittiğinde " Yanlış yaparsın ! Yapma kadir .!" olduğum yerde durup kafamı omzuma düşürdüm . Gözlerindeki korku beni daha fazlasını yapmamı kamçılıyordu .
Diğer yanım ise dozunu kaçırma kadir diyordu .
" Yanlış yapmak için hata yapıyor olmama lazım Özsoy . Ben ortada hata görmüyorum ." yürümeye devam ettiğime elimdeki sigaradan bir hava daha aldım diğer elim belimdeki kemerden bıçağı çektiğimde korkulu gözleriyle bir bana bir bıçağa bakıyordu .
"Bu ne biliyor musun ." kavradığım bıçağı gösterircesine tam burnun dibine sokup baktığında sertçe yutkundu .
" zorla kaçırdığın kızlardan birinin elindeymiş bu ." sesimde korkutucu bir tını vardı . Yavaşça bıçağı boğazına uzattım . " Benim gemimde bir kadın kendini korumak için bu bıçağı tuttu . Şimdi söyle ölümün neli olsun .?"
Ercan Özsoy dediklerimle zorla yutkundu birleşik ellerini tekrar çekiştirmeye çalıştığında iperi bir an olsun bollayamamıştı . İçinden kurtulma planları yapması beni keyiflendirse de ona üzücü bir haberim vardı . Bu gece buradan sağ çıkamayacaktı .
"Beni öldüremezsin kadir ! o Kadar kolay değil. "
şimdide beni tehdit etmeye mi başlamıştı . pekala ...
" O kadar kolay biliyor musun Özsoy . kafana küçük bir delik açmam yeter ." Boş tehditlerinden beni korkutabileceğini düşünmesi beni eğlendirmişti . Değil kendisi ağa babaları bile gelse siker atardım . Bıçağı iplere çevirdiğimde bir anda bağırmaya başladı .
"Başını yakarsın kadir ! sen akılı bir adamsın beni öldürmen demek savaş açman demek .Bunun peşine düşmeyecekler mi zannediyorsun ."
Kendisini bulunmaz Hint kumaşı zannediyordu . Bu piyasada bir sürü Ercan Özsoy vardı biri gider biri gelirdi . Önemli olan tutunduğun yerden hayatta kalabilmekti . Ne yazı ki Ercan Özsoy hayatta kalanlardan olamamıştı .
Yüzümde sahte bir korku belirdi . Telaşlanmış gibi yaparak " Bak sen bunu dedin nasıl korktum ."gözlerimi kocaman açarak onu izlemeye başladım . Anlık yüzünde rahatlama belirse de " Bu bile olsa sen o günleri hiç göremeyeceksin Özsoy. " dediklerimle yüzü aniden düştü . Elimdeki sigarayı yere atıp söndürdüm ve geri ona baktığımda titriyordu . Bıçağın ucunu iplere bastırdığımda yüksek bir ses yankılandı " Kadir ." diye tekrar bağırdı . " Yapma ."
Oldum olası yüksek sesle konuşulmasından nefret etmişimdir. kukalarımı tırmalayan ses kafamın içinde çınladığında yüzüm buruştu . "lan !" vır vır . başımı siktin . " kafamla manzarayı işaret ettim "Şu güzelim İstanbul'un havasını kirletiyor senin gibiler bu yüzden bile ölümü hak ediyorsun . " Bıçağı ipe batırdığımda Ercan ağlarcasına sesler çıkarmaya başlamıştı . Soğuktan titreyen bedeni elimdeki ipi kesmemi zorluyordu .
" Yapma .! ettim bir yanlı-"
" Bağırma lan .! Andım olsun seni köpek balığına akşam ziyafeti olarak sunarım . "
Bu konuda şaka yapmıyordum . Biraz daha bağırırsa onun için köpek balığı bulacak acı çektiğinden emin olacaktım . Ha bu kafamın sikilmesine yol açar mıydı. Açardı evet . . piç evladı götü sikilmiş gibi bağıracağı için bunun kendi açımdan işkenceye döndürürdüm .
Daha yaratıcı şeyler bilirsin sen kadir ...
" Çok karlıydı ! " diye nefesi yettiğince bağırdı belki sesini duyururum diye düşünüyorsa yanlıyordu . Liman benimdi içinde olanlarda sadece benim adamlarımdı ." Bak ." ona dönüğümde beni inandırmak istiyormuş gibi kafasını salladı " Çok iyi para verdi Tarek . bir dinleseydin beni-" dedikleriyle son sakinliğimde burada yitirdim ." Sen kimsin lan ! kimsin ! kimsin ki benim gemimde kadın ticareti yapıyorsun .! Şerefini siktiğim .! Hiç mi o angut aklına gelmedi bunu kadir öğrenirse o anlaşmayı benim götümde siker diye .! söyle . "yakasını tutup aşağıya sarkıttığımda sinirden ve soğuktan bedenim titremeye başlamıştı .
Benim gemimde, benim limanımda, benim düşmanımla anlaşma imzalamıştı . Sıra Tareke'de gelecekti. Onunla olan hesabım bu kadar kolay olmayacaktı.
Düşüncelerimden Sıyrılıp tekrar göz göze geldik . Boynunu kavradığım elimi daha sert sarıp nefesini kestim ." Benim düşmanımla anlaşa imzala sonra gel ben yanlış yaptım de .! En başından dedim zahran'lardan kim bir şey alır ,bir şey imzalarsa benimde düşmanımdır diye . kaç defa dedim . Şimdi aldığın paralarla gideceksin." sesimi yükselterek " Vedat ! GETİR !" sustuğumda koşan adım sesleri duydum . Vedat yanı başıma bittiğinde elindeki çantadaki paraları açtı " Bütün paraları üzerine yerleştir ."
Vedat kafasını sallayıp harekete geçti ben biraz kenara çekilip denizi izlemeye başladım . İçime çektiğim soğuk hava iyi gelmiyordu ,tam tersi içimdeki cehennemin ateşini harlıyordu .
Bir kaç dakika sonra " Abi hazır ." sesiyle Özsoy'a dündüm Vedat'ın yerleştirdiği paralar üzerinde kabalık oluşturmuştu . " Affet-" sesi ağlamaklı çıkıyordu . Yanın yaklaşıp sertçe elimle ipi tuttum . Bu sondu artık .
" Ben değil seni tanrı affetsin ." ipi son gücümle kestiğimde Ercan Özsoy dengesini sağlamayarak denize düştü. Çıkan sesle kafamı elimdeki bıçağa çevirdim . İçimde oluşmasını beklediğim o tatminkârlık bıçağa bakmamla gitmişti . Bıçağı elime aldığım andan beri garip bir öfkeyle dolup taşıyordum . Benden bir şey çalışınmış gibiydi . Bu duyguyu ihanetle bağdaştırsam da şuan daha farklı bir şey olduğunu hissediyorum .
Bıçağı sertçe sardığım parmaklarım beyazladığında Vedat'ın sesiyle kendime geldim "Abi. işine karışmak gibi olmasın ama Ercan Özsoy'un ölüm haberiyle savcı bunun senden olduğunu düşünecek zaten şu aralar ensende . " Vedat'a baktığımda el pençe duruyordu . " Sen bana işimi mi öğretiyorsun Vedat ."
"Hayır abi ben şey için- ."
"Ney içinse içinde kalsın Vedat . Ben her şeyi düşünüyorum savcının bu olayı öğrenip benden bilmesi olası bir durumda değil . Kesin zaten . " elimle bıçağı gösterdim "Kanıt olmadığı sürece değil beni hapse tıkmak mahkemeye bile çıkaramaz . Anca ifadeye çağırır . "
Bu aralar savcıyla başım büyük beladaydı . Her dair ensemde olduğunu bana hissettiriyordu . Bir ayda beni kaç defa ifadeye çağırdığını bile anımsamıyordum bu kadar çok yakamda olması beni tedirgin etsede adımlarımı sakince atmaya çalışıyordum .
Ercan Özsoy olayıyla gene gözleri üzerime çevireceğini bildiğim için önceden bütün hazırlığı yapmıştım . Benimle oturduğu o satrançta kendisi kaybedecekti . Ben kadir Zayimoğlu'ydum değil o bir başkası bile beni kaybettiremezdi .
Gemiden çıkmak için hareketlendiğimde başıma düşen yağmur damlaları ile adımlarım duraksadı . Olduğum yerde arkamı dönerek İstanbul'u aydınlatan ışıkları izledim .
Ercan Özsoy'un ölümü ortay çıktığında haberlerde en önemli yerini alacaktı herkes onun düşmanlarını sıralayacaktı . Biliyordum ki hiçbir parmak bana dönmeyecekti dönerse parmakla beraber eli de keserdim .
Asıl düşündüğüm şey çok faklıydı . bundan 5 gün önce bir gemi yola çıkmış içinde zorla kaçırdıkları kızları mısıra götürmüşlerdi . Bunu öğrenmemin en büyük payı güverteye gönderilen yardım sinyaliydi .
İçimde büyüyen öfke beni alevlendiriyordu .
Yanımda duran Vedat'a gözlerimi açıp ona baktım ikimizde yağmurun altında ıslanmıyormuş gibi çok rahattık . " Abi şimdi ne yapacağız ." dediğinde ışıklara dikkatle baktım .
" İâde-i Ziyaret yapacağız . "
En kısa zamanda kahire gitmeli , Taren zahran ile görüşmeliydim yılardır duran hesap defterini kapatma sırası gelmişti .
🥀
27 Eylül 2012
Gül Yıldırım
Çok yalnızım .
Çok ama çok korkuyordum .
her şey o kadar hızlıydı ki...
Gemi durduğunda ne olduğunu anlamadan beni siyah filmlerleler çevirili camdan dışarısını görmediğim bir arabaya sokmuşlardı . Araba durduğundan kollarımdan tutanlarla beraber bir eve götürmüşler , attıkları odada bilmem kaçıncı günümdü .
Seçebildiğim kadarıyla bulunduğum ortamda bir yer yatağı ve uzak bir köşede duran klozetten başka hiçbir şey yoktu .
Seçebildiğim kadarıyla diyorum çünkü içeriye tek gram ışık girmiyordu . Karanlığın içinde ışığımı kaybediyordum .
Odaya arada bana yemek getiren kadından başka kimseyi görmüyordum günlerdir .
Tek yaptığım şey ağlamaktı . O da yorgunluktan baygın düşmesem yapabiliyordum . Kimi zaman uyku bile uyuyamıyordum. Her Gözlerimi kapattığımda Aklıma nur geliyordu . Gördüğüm rüyalarda " Senin yüzünden .!"sesi yükseliyor beni o gemiden aşağıya atıyordu. Kanter içinde kalktığım uykularımın sonu gelmemeye başladığında uyku uyuyamaz olmuştum . Doğru düzgün yemek bile yiyemiyordum . Ellerim saçlarımda asılı kaldığında ağzımdan tekrar bir hıçkırık koptu .
İstemiyorum . Ya öleceğim , ya kafayı yiyeceğim . Kafamı dizlerimi gömüp ağlamaya devam ettim . Neyin günahını çekiyordum ben? nasıl bir günah beni böyle tarifsiz bir acıya sürüklemişti. O kadar ağlamıştım ki göz pınarlarım bile acıyordu . Göz yaşlarımı kan akıtır gibi akıyordu benden . Gittikçe güçsüzleşen bedenim ızdırap doluydu her bir kemiğim ağrıyordu . yere yattığımda soğuk zemin bedenimi titretti .
Göz kapaklarım ağır ağır kapanırken ağzımı zorla açtım. Kurumuş dilimi damağımda ıslatıp susuzluğumu gidermeye çalıştım .
Suyu bile belli zamanlarda veriyorlardı . Bunu direncimi kırmak için yapıyorlardı . Beni güçsüzleştirip Ehlileştirmeye çalışıyorlardı .
Ben kimdim ki . Zavallıydım . Dövseler ağlardım , kızsalar ağlardım . Ben kimdim ki bu kadar ızdıraba layık görülmüştüm .
Tek bir dileğim vardı . Aklımı kaybedeceğime ölüp gideyim .
🥀
30 eylül 2012
Bilmem kaçıncı gündeyim ..
Karanlık duvar üzerime üzerim geliyordu ...
Biliyorum iyi değilim...
Izdırap dolu sesler duymaya başlamıştım . İki gün önce geçirdiğim öfke nöbetinde verdikleri uyuşturucuyu bedenimde hala hissediyorum . Uyuşuk olmam hareketlerimi kısıtlıyordu . Elimi bile zorla kaldırıyordum. Yattığım yatakta kafamı sağa döndürdüğümde karanlıktan alışan gözlerim kapıyı seçebildiği Alttan sızan ışıklar ince bir şerit gibiydi . Işığa hissettiğim muhtaçlıkla ellerimden destek almaya çalışarak diklenmeye çalışsam da çok zor olmuştu her tarafım hem ağrı hem uyuşukluk hakimdi . Bacaklarımı kırıp kalkmaya çalıştım ama bunun olabilesi bile yoktu . Kendimi yere attığımda sürüklenerek Kapıya doğru ulaşıp alttan gelen ışığı hissetmeye çalıştım .
Uzaktan bakan biri için zavallıydım .Acınası ve yardıma muhtaçtım .
Parmaklarımı kapının altına sokmaya çalışıp gözlerimle görmeye çalıştım fakat sadece parkeyi görebiliyorum o bile çok zordu .
içimde yükselen ağlamayı durduramadım . Yerimde doğrulmaya çalıştığımda ağlamamı bastıramıyordum bile , göz yaşlarım yanaklarımdan akmaya başladığında kendimi geriye zorla çektim. En yakınımda duran duvara yaslanıp içli içli nefes çektim . Önüme gelen Saçlarımı itmek için elimi kaldırdığımda yüzüme yaklaşmadan elim havadan bacağıma düştü ve bu beni daha çok kahretti .
Beceriksizdim, Yetersizdim .Daha kendimi bile koruyamıyordum .
Yine aklıma yine nur geldi . Benim yüzümden ölmüştü duvarlarda onun sesi yankılandı bir kez daha . kurtulacağız dedim . Aslında ne büyük yanılgıydı "sen kimsin gül düştüğün karanlığı kendi peşinde sürüklerken birini kurtarmaya çalışıyordun .?" sonra o adamın ihrenç kahkahası yankılandı zihnimde .
Beni yok etmeden durmayacaktı bu savaş . Ben kimdim ki zaten bırak işte gül .
Sen kaybettin kardeşin kazansın .
Bende kaybettim .
🥀
2 Ekim 2012
Topraklarını kaybetmiş köylü gibi hissediyorum . Ne evim vardı, artık ne yurdum kendimi bile kaybetmiş yarım aklıyla savaşmaya çalışan bir kızdım .
Ne annem vardı ,ne babam , kız kardeşim benim yüzümden canı tehlikedeydi .,nur benim yüzümden ölmüştü ,teyzemler ,dayımlar ,amcamlar hepsinin canı cehenneme . Eğer yaşarsam ve şayet buradan kurtulursan onları ellerimle boğacaktım .
kendi kendime güldüğümde karnım acıkmaya başlamıştı. Dünden sonra kimse yemek getirmemişti . Beni öldürmek gibi bir planları varsa doğru yolda gidiyorlardı . Güçsüz bedenimi yana çevirip kapının altıdaki sızan ışığı gördüm . Aklıma gelen anıyla yüzümde peyda bir gülümseme oluştu . Bu görüntü bana geçmişte odamda olduğum anlara götürmüştü .
Aynı böyle bir karanlıktaydım. Tek bir fark ; kendi odam ve temiz çarşaflarıma sarılı halde kapının altındaki ışığı izliyordum . Ve gene kapıya böyle çaresizce ,korkuyla bakıyordum çünkü aldığım notlar akşam işten dönen annemi baya sinirlendirmişti bende korkuyla girdiğim çarşafların altından onları dinliyor acaba odama girer mi? korkusuyla yatakta kendimi olduğunda küçültüyordum .
Şimdiyse geleceği belli olmayan bir şey izliyordum . Keşke gene o günlere dönebilsem. Annemin beni azarlamasına bile razıydım . Yeter ki yanımda olsun .
İçimin burkulduğunu hissetim . Onları düşünmek her zaman içimde ince bir sızı bırakıyordu ve hiç geçmiyordu . Ellerimi yanağımın altında birleştirip ince şerit halindeki ışığı izlemeye devam ettim .
Önce babamı düşündüm . Beni pek severdi . Gül kızım ,Naz kızım diye seslense de annem bu hitaplardan hoşlanmıyordu. Babamla olduğum gibi annemle bu kadar yakın olmamıştık. Annem yokken bana naz kızım derdi . Babam benim en yakın arkadaşımdı ve ben onu sonsuza kadar kaybetmiştim .
Annem ; Genellikle sert bir kadındı .Eliften sonra iyice kurallar koymaya başlamıştı babam gibi eğlenceli değildi tek eğlencesi onu yendiğim oyunlarda beni tebrik etmekti . annem her zaman mükemmeliyetçi bir kadındı başarısızlığa tahammül edemiyordu .Onun gibi bir anneye sahip olmak çok zordu.
Sonra elif . Benim küçük meleğim... Şuna geçmişi düşünmek sandığımdan daha acı verdiğini bir kez daha iyi anlamıştım . Elifi düşündüğümde sanki bir el beynimdeki bütün kelimeleri söküp alıyor geriye sadece şu cümle kalıyordu ; senden özür diliyorum ...
Başıma giren şiddetli ağrı düşüncelerimi böldü . Elim alnıma gittiğinde . Ağzımdan cılız bir inilti koptu . Alnımı parmaklarımı bastırarak masaj yapmaya çalışarak ağrıyı geçirmeye çalıştım .
Ne çare ...
Kapıdan gelen kilit sesi ile gözlerimi zorla aralayarak o tarafa baktım. Saniyeler sonra açılan kapıdan içeriye giren ışık hüzmesi yüzüme vurduğunda gözlerim kamaştı .
Adım seslerinin yaklaştığını hissetsem de açılmayan gözlerimden onu tam göremiyordum .
Odanın aşığının açılmasıyla iyice hassaslaşan gözlerimi ellerimle kapattım . Bir elin beni omuzlarımdan tutup kaldırdığını anladığımda çoktan diklenmiştim .
Ellerimde hissettiğim baskıyla gözlerim açıldığında hala bulanık görüyordum .
" İyi misin.? "Duyduğum sesle yemin ederim ki ağlayabilirdim .
"Kurtarmaya mı geldiniz . ?" Sesim o kadar cılız ve zavallı gibi çıktı ki artık kurtulmak istiyordum bu durumdan .
Görmeye başladığımda bir kadın suratı karşıladı beni kırklı yaşlarında olduğunu tahmin ediyordum .
Siyah saçlarının yarısını örten siyah bir şal takıyordu. Merakla bana bakan mavi gözleri ile gençliğinde herkesin beğenisini topladığını söyleyebilirim .
"Gel biraz su iç ." elime tutuşturduğu bardağı yeni fark etmiştim .Ağzımı açıp teşekkür etmek istesem de kelimelerim ağzımda yuvarlandı.
Ellerim titreye titreye ağzıma götürdüğüm bardaktan kana kana suyu yudumladım . İçtiğim suyla rahatlayan bedenim kasıldığında kadına baktım " Siz kimsiniz .?" bu soruyu sormamla elimden bardağı alarak yere koydu .
"Nasılısın ." diyen karşıt soruyla başımı salladım ." Eve gitmek istiyorum ". dediğimde dediklerimi cevaplayacakmış gibi bakmıyordu aksine benim durumumu ölçüyor ,üzerimdeki hasarı anlamaya çalışıyordu . bu kız delirdi mi?, yoksa öldü mü diye bakmaya mı göndermişlerdi .
" Bırakma kendimi gül . Gücünü kuvvetini toparlamaya çalış." dedikleriyle içimde bir yerlerden gelen o öfkeyi hissetim . Ne anlatıyordu bu kadın Allah aşkına .
" Siz benimle taşşak mı geçiyorsunuz.!" bağırdığımda hızla ağzımı eliyle kapattı . " Sus .!" dediğinde kaşlarım çatıldı .
Görmüyor muydu dayanamadığımı .?
" Zor izin aldım zaten . Böyle yaparsan kafanı ışığa zor çıkarırsın ." elini ağzımdan çekmesiyle hızla ağzımı kolumla sildim " Bu yaptığınız suç! Hepinizi şikayet edeceğim . değil ışık kafanızı kaldırıp lamba bile göremeyeceksiniz ." karanlığa gizlenen öfkemi her saniye daha da hissediyordum .
" Bu gidişle sen tavan bile göremeyeceksin gül . Adamların seni öldürmesini mi istiyorsun.? "
Sorusuyla kalbim sıkıştı . Açtığım ağzımı kendi kendime kapandığında dediklerinin tesir ettiğini anlamasıyla beraber yüzünde bir rahatlama hisseti . "Akılı olursan kurtulursun gül . Bu şekilde anca kara toprak olursun . " kendince bana moral vermeye mi çalışıyordu . ?
"Ölmek umurumda bile değil ." dedim kesin bir sesle . içimdeki karanlığa yenilmiştim . Benim için ne kurtuluş ne de bir çıkış kapısı yada yardım çağıracağım kimsem yoktu . Hepsi paramparça olmuştu .
" Ya kız kardeşin .?" dediğinde nefes alamadım . " kız kardeşim .?" dedim anlamsızca ama devamını getirecek söz bulamadım .
" Sen öldün gittin . Ya kız kardeşin o çocuğu bırakırlar mı zannediyorsun "dedikleri tükürüğümü yutmama neden oldu .kadın titreyen elimi tutup gözlerim baktı " O çocuğun senden başka kimsesi yok gül . " kendim kurduğum cümle en acıması haliyle karşıma gelmişti .
Onun senden başka kimsesi yok gül . Senin ölmeye hakkın yok .
" Sen ölürsen onun başına kim bilir neler gelir ." midemin bulandığını hissetim. " Bu yüzden kendini bırakma diyorum o çocuğun senden başka kimsesi yok . onun başına -" cümlesinin devamını getirmesine izin vermedim " kes ." sözlerimle cümlesi yarım kaldığında elimi ellerinin arasında çektim . Titreyen bedenimi sakinleştirmeye çalışıp derin bir nefes çektim ciğerime .
"Ne istiyorsunuz benden ." çaresiz olan sesim biraz daha anormal çıkıyordu " Bedenim mi ? ruhum mu ? canım mı ?" titremelerim artığında doğru düşünemiyordum . Elim göğsüme gitti.
" Bende insanım . Beni mal gibi alıp satamazsınız ." cümlelerim fısıltı gibi çıkmıştı . Bana baktı. Sessiz yüzünde tek bir üzüntü yada şaşırma görmedim .
" Zamanla iyi olacaksın ." Ayağa kalktığında bakışlarım onu takip etti " Kalk artık . Yepyeni bir savaş başlıyor senin için ." Elini bana doğrulttuğunda bir süre öylece kaldı ." Ya ayağa kalkıp o masum sabi için savaşırsın yada olay çıkarır kendinde, kardeşinde hayatını mahvedersin ." Dedikleri benim için son çıkıştı ve kararımı vermiştim .
Nuru geri getiremezdim . Annemi, babamı hiçbirini geri getirmezdim belki ama kardeşim için bir şansım vardı o benim bu hayattaki tek yaşamam nedenimdi. onun için ayağa kalkmalıydım .
Takvim; gün, ay ,yıl. Bu gün itibariyle benim için hepsi dondu.
Ben gül yıldırım bu odada kendimden kalan bütün her şeyimi yitirdim ve öldüm .
Bir mezarım olmayacaktı belki ama içimdeki o kızın mezar taşını görebiliyordum .
Kalbimde bir mezar açıldı ve o benim mezarlığımdı .








