3 . Bölüm - Ateşten Dans
10/06/2013
Külden doğan , ateşe aittir .
Ateşten olan, yanmaya mahkumdur .
🐦🔥
Gül Yıldırım
🥀
Kumların ortasındaki yuvarlak sahnenin üzerine çıktığımda gecenin sıcaklığı tenime sinmişti. Çevremde yanan meşalelerin ışığı kumların üzerinde titreşiyor, kalabalığın gürültüsü müziğin ağır ritmine karışıyordu. Erkekler ellerindeki şişeleri ve kadehleri kaldırarak konuşuyor, bazıları kahkahalar atıyor, bazılarıysa çoktan bütün dikkatini bana vermiş bulunuyordu.
Ben ise hiçbirine hemen bakmıyor ,Başımı hafifçe eğmiş, beyaz peçemin ardından önümdeki kumları izliyordum. Uzun, simsiyah saçlarım sırtımdan aşağı dökülüyor, en ufak hareketimde bile omuzlarımın üzerinden savruluyordu. Beyaz kostümüm gece karanlığının içinde daha da belirgin görünüyordu; belimdeki küçük çanlar hareket ettiğinde birbirine dokunuyor ve müziğin arasına ince bir şıngırtı bırakıyordu.
Kafamı kaldırıp bakışlarımı kalabalığın üzerinde yavaşça gezdirdim.
Hiçbirine uzun uzun bakmadım. Buna ihtiyacım yoktu çünkü Hepsine Bir saniyelik bakışın bile yeterli olduğunu biliyordum. Gözlerimi başka tarafa çevirdiğimde birkaç kişinin hâlâ beni izlediğini görmek, dudaklarımın altında küçük bir gülümseme oluşturdu.
Böyle bakmaya devam edin sizi pislikler .
Müzik derin bir darbeyle yükseldi . Ayağımı kumun üzerine bastığım anda dans başladı.
Kalçam ritmin içine yavaşça girerken kollarımı iki yana açtım. Ellerimdeki ateş çemberleri alevlenerek dönmeye başladı. Turuncu ışık yüzüme vurdu; beyaz peçemin arkasındaki gözlerim daha koyu görünüyordu. Başımı yana çevirdiğimde uzun saçlarım omzumdan savrulup arkamda dalgalandı.
Bir dönüş yaptığımda Saçlarım sırtıma yayıldı ve Çanlarım hafifçe çınladı.
Ben sanki bütün bu kalabalık yokmuş gibi dans etmeye devam ettim.
Asıl hoşuma giden de buydu.
Onların beni izlediğini biliyordum ama ben onların ilgisine muhtaç değildim. Dans ederken yüzümdeki ifade bunu açıkça söylüyordu. Bazen gözlerimi kapatıyor, müziği dinliyormuş gibi başımı hafifçe geriye atıyor, sonra gözlerimi açıp kalabalığın arasından birini seçerek kısa bir bakış gönderiyordum. Ardından hemen başka tarafa dönüyordum.
Dönüşüm sırasında iki ateş çemberi geniş yaylar çiziyor. Alevlerin ışığı kumların üzerine turuncu halkalar düşürüyor; beyaz peçem arkamda hafifçe savruluyor, belimdeki çanlar dönüşün hızına yetişmeye çalışırcasına arka arkaya çınlıyor. Dönüşü tamamladığımda bir ayağımı öne koyup diğerini geride bırakıyor, kollarımı iki yana açarak dengemi buluyorum. Sonra kalçamı müziğin güçlü vuruşlarına bırakıyor, hareketleri giderek daha belirgin hale getiriyorum.
Bir oyun gibiydi her şey...
Yaklaştırıp uzaklaştırmak.
Gösterip saklamak.
Peçem de bunun için mükemmeldi. Yüzümün tamamını göstermediği için insanların hayal etmelerine izin veriyordum. yalnızca gözlerim görüyorlardı ; o gözlerde ne düşündüğümü anlamaları mümkün değildi.
Ateş çemberlerini kollarımla birlikte döndürürken bedenimi müziğin akışına bıraktım. Bir an hızlı, bir an neredeyse ağır hareket ediyordum. Ateşin ışığı her dönüşte üzerimden geçiyor, siyah saçlarım alevlerin turuncusuyla parlayıp yeniden gece kadar koyu bir renge dönüyordu.
Bir dönüşün sonunda tam karşıya baktım.
Yukarıdaki balkonda duran patronu gördüm. Bakışlarımız yalnızca kısa bir an kesişti ve hemen ardından başımı başka yöne çevirdim.
Müzik hızlandıkça dansım da değişiyor. Ayaklarımı kumun üzerinde daha hızlı gezdiriyor, küçük adımlarla dairenin etrafında ilerliyorum. Bir ateş çemberini belimin yanında, diğerini başımın üzerinde döndürürken kollarımı birbirinin etrafından geçiriyorum. Ardından ikisini aynı anda yukarı kaldırıp başımın üzerinde çaprazlıyorum. Alevlerin ışığı gözlerimde parlıyor. Başımı hafifçe yana eğerek kalabalığa bakıyor, sonra hiçbir şey olmamış gibi dansa devam ediyorum.
Çünkü bu gece onun için dans etmiyordum.
Dansımı sürdürürken kalabalığın üzerine doğru birkaç adım attım. Çanların sesi belirginleşti. Ateş çemberlerini iki yanımda döndürürken saçlarım yeniden havalanıp yüzümün bir kısmını örttü. Elimi kaldırıp onları geriye attım ve o küçücük hareket bile dansın bir parçasına dönüştü.
Gözlerimi kısarak kalabalığa baktım.
İçimden gülüyordum bu hallere . Beni yalnızca bir et parçası olarak gördüklerine yemin edebilirdim .
Paralarıyla istediklerini alabilen insanlardan nefret ediyordum .
Artık müzik son bölümüne girdiğinde. Adımlarımı hızlandırıp ,kalçamı ritmin her vuruşuna eşlik ettirirken ateş çemberlerini daha geniş hareketlerle çeviriyorum. Bir sağa, bir sola dönüyor, her dönüşte kollarımı farklı yüksekliklerde tutuyorum. Beyaz kostümüm, peçem, belimdeki çanlar ve ellerimdeki ateş birbirine karışıyor; uzaktan bakıldığında sanki çölün ortasında dans eden beyaz bir gölge ve etrafında dönen iki ateş halkası varmış gibi görünüyor.
Son darbeye yaklaşırken hareketlerimi bir kez daha yavaşlattım . Ateş çemberlerini başımın iki yanında döndürüp kollarımı yavaşça yukarı kaldırıyorum. Bir ayağımı öne uzatıyor, diğer ayağımın üzerinde hafifçe dönüyorum. Son dönüşte bütün bedenimi müziğin ritmiyle birlikte çevirip tam ortaya geldim. Ateş çemberlerini iki yanımda durdurduğum anda belimdeki çanlar son kez şıngırdıyor.
Müzik kesildiğinde ortamda derin bir Sessizlik oluştu
🥀
Nefesimi yavaşça verip . Ateş çemberlerini iki yanımda tutarken başımı kaldırdım ve gözlerimi kalabalığın üzerinde gezdirdim.
Dudaklarım iki yanına kıvrıldığında kendimden emin bir tavır takındım . Omuzlarımı düşürmeden dikildiğim yerden geri balkon kısmına baktım . Beni izlediğini gördüğümde yüzümün ifadesini zorla düz tutmaya çalıştım . Ellerimdeki ateşlerle yüzünü yakmak gibi canice şeytanlarımı zihnimden kovdum . Bakışlarımı çekmeden geldiğim yöne doğru geri adımlayıp olabildiğince oradan uzaklaşıp bu pis yerden bir an önce kaçmaya çalıştım . O anda karşıma çıkan kader abla ile adımlarım durdu .
yüzündeki ifadeden de anlaşılacağı gibi dansımı çok beğenmiş, beğeni bakışlarını gizlemiyordu .
" O nasıl danstı öyle gül . Herkesin ağzı açıkta kaldı ". dediğinde alayla güldüm .
" Çeneleri düşer umarım ." dediğimde yürümeye devam ettim . Az öncekine kıyasla daha yavaş yürüyordum . kader abla da peşimden geliyordu. " Çenelerine ihtiyacımız var canım ." dediğinde arkaya dönüp anlamadığımı gösteren bir bakış attım . Kader abla gülerek " Seni övmeleri için lazım ." göz kıptığında yüzümde mimik oynadı .
Yürümeye devam edip kendi karavanıma binip en sağ köşedeki pufa kendimi attığımda ayaklarımdan yükselen ağrıları şimdi daha iyi hissedebiliyordum . Yorgunluğum bedenime yeni yeni yansımaya başlamıştı.
" Gül ." kader ablanın sesiyle kapı açıldı . Kader abla içeriye girip ardından kapıyı kapattı . " Az yavaş yürü , yanında yaşlı bir kadın var . Bu ayaklar sana yetişemiyor maalesef." dediğinde güldüm . Ellerimi belimde birleştirdim ." Kendine haksızlık ediyorsun ." dedim benden az önceki gibi göz kırparak .
Kader ablayla tanıştıktan sonra hayatım en baştan yazılmıştı sanki . Şuan kendimde bu gücü buluyorsam onun bana söyledikleri yüzündendi . O bataklıkta kurumuş bir çiçeği yeniden yeşertmişti . İçimdeki bu gücü ona borçluydum . Kendi başıma kalsam kafayı yerdim . Ama kader abla derimi sertleştirmişti .
O küçük ,ağlayan kızı öldürmüş, Düştüğüm bataklık bana çok şey öğretmişti, ilki acımamayı , İkincisi güvenmemeyi .
Buradaki insanlar kötüydü , çıkarcıydı , sapıktı .
Burada hayatta kalmak için bazı insani değerlerinizi kenara koyuyordunuz . Yoksa yaşayamazdınız .
"Gene daldın ." duyduğum sesle kendi düşüncelerimden arındım .
"Yorgunum ." dediğimde kader abla başını salladı .
"Burada bir kaç gün daha kalacağız .Ondan sonra eve geri döneceğiz ." dediğinde ofladım . ,
Bulunduğum ortam eğlence panayırlarından farkı yoktu . Geceleri başlayan ve sabaha kadar devam eden bu yerde görülen yüzü ve görülmeyen yüzü vardı . Görülen yüzü benim gibi kızların herkesin ortasında dans edip insanları eğlendirmesiyken görülmeyen kısım aklınızın alamayacağı konuşmalar , hayal bile edemeyeceğiniz anlaşmalar dönüyordu . Bana dedikleri tek şey burada işini yap ve geri kalanlara kör , sağır , dilsiz kal .
Bende şimdilik öyle yapıyorum . Kız kardeşimi bulup , bu pis yerden kurtulana dek . Yüzümdeki saf kızı , iyi kız maskesini bozmadan hepsine gülecektim .
"Ben çıkayım . " diyen kader ablaya baktım . Dolaba yönelip içinden giyeceğim pijamaları çıkarıp Yatağa bıraktığında bana bakıp güldü . " Sen dinlen . Sabah epey yoğun olacaksın." dediğinde sadece başımı sallamakla yetindim .
Dışarıya çıktığında bende ayaklandım . Aynanın karşısına geçip boynumdaki kolyeyi koparırcasına çıkarıp masanın üzerine bıraktım. Aynı şeyleri küplerime ve sonrada yüzümdeki peçeyi çıkarmak için elim kalktığında aynadaki benle göz göze geldik .
Kendimi kirlenmiş hisseden tarafım bedenimi sardığında yüzümde anlık bir tiksinme oluştu . Peçemi çıkarıp aynadan yüzüme baktım . Güzel bir kız olduğum söylenmezdi .
Elim önüme gelen saçlara gittiğinde aynadan kendimi süzdüm , Belime kadar inene siyah dalgalı saçlarım vardı . Çenemi dikip biraz daha kendimi inceledim.
Yüzümdeki Latin makyajı gözlerimi biraz çekik gösterse de o kadar değildi . parmaklarım dudaklarıma gittiğinde dudaklarıma baktım. Güzel ve dolgun dudaklara sahiptim . parmaklarım bu kez burnuma gittiğinde aynadaki gerçekle ilk defa yüzleştim . Yaşadıklarımdan olsa gerek yüzümdeki çocuksu sima silinmişti onun yerine aynadan gördüğüm kadının gözlerinde yaşama mücadelesi akıyordu .
Sonra yandan kendime son kez bakıp kafamı iki yana salladım . Gene saçmalamaya başlamıştım. Elbisemi çözmeye çalıştığımda kapımın şiddetle açılmasıyla olduğum yerden bir kaç adım geriye sıçradım . Geleni gördüğümde içimdeki öfke kendini hatırlattı .
"Güllüm ." cengiz elini açıp üzerime doğru geldiğinde kendimi geriye çektim.
" Siktir git ." küfretmemi duyduğunda yüzündeki iğrenç sırıtış daha çok büyüdü . Sanki ona iltifat etmişim gibi hoşuna gitmişti . "kalbim kırılıyor ." dediğinde içimden ' geber .' dedim .
"Bak ."dediğinde gözüm elindeki kırmızı kutuya kaydı . " Sana , bebeğim ." Elindeki kutuyu açıp bana geri döndüğünde yüzümde en ufak beğeniyi görmeye çalıştı .
Kutunun içince beyaz taşlarla kaplanmış gerdanlık tarzında bir kolye vardı . Heyecanla bana bakıyordu " Güzelliğin karşısında az kalır ." dediğinde kafamı başka yöne çevirdim ." Gerek yok ." diyerek onu geçiştirmeye çalıştım . Akşamın yorgunluğu üzerimdeydi birde onunla uğraşacak enerji bende yoktu .
" Güllüm ." dediğinde zorla ona baktım .
" İstemiyorum . Çık GİT ." Dedim sert bir dille .
"Dansını izledim . " Ağzının içinde yuvarladığı kelimeleri çok net duymuştum . Gözlerime baktığında acı çeker gibi dudaklarını astı." Ne yalan söyleyeyim , kıskandım seni gül . " dedikleri sabrımın sınırlarını zorluyordu . Ben sakinliğimi korumaya çalışarak derin bir nefes aldım . " Ben senin hiçbir şeyin değilim .! Metresinmiş gibi bir daha elinde hediyelerle bana gelme cengiz ." sesim olduğundan yüksek çıkmıştı .
Cengiz dediklerimden etkilenmemiş gibi güldü ." Sen benimsin gül ." sakin çıkan sesi yüzünden sinirden kendimi parçalayacaktım . " Ben seninim öyle mi .?" üzerine yürüyüp elindeki kutuyu çekercesine aldım . Takacağımı düşünmüş gibi bana baktığında ona güldüm ."Ben senin hiçbir şeyinim cengiz ." dedim dişlerimin arasından . Elimdeki kutuyu yere atıp ayağımla bir uca ittim. "Seni gördüğümde hissettiğim tek şey ,mide bulantısı ." dediğimde gözeri yere düşmüş kolyeyi inceledi . " Olacaksın ..." kendi kendine konuşur gibiydi .
" Rüyanda . Bir kez daha uyarmayacağım . git !." dediğimde hala kolyeye bakıyordu .
"Olacaksın ..."
" çık dışar-" kelimeler ağzımdan çıktığı gibi üzerime geldiğini anlamamla kendimi duvarda buldum .
Eli boğazımı sıkarken bir yandan gözlerime bakıyordu . Elinin altında can havliyle çırpınmaya başladığımda nefesim kesildiğini hissediyordum ." Bırak.." kelimeler zorlukla çıkıyordu ağzımdan.
" Sen benimsin .." diye fısıltısı midemi bulandırıyordu . Son anda aklıma gelen şeyle diz kapağımı kasıklarına vurduğum gibi beni saran eller üzerimden çekildi . Geriye düştüğünde nefes nefese ona baktım . Yerden kalkmaya çalıştığında yanımda duran gül dolu vazoyu kaldırıp kafasına attım .Olduğu yerde kalınca ,ben de nefes nefese kapıya yürüyüp kendimi dışarıya attım .
Nereye gittiğimi bilmeden yürümeye başladım . Tek istediğim o andan uzaklaşmaktı ama biliyordum ki bu anın hafızamdan asla silinmeyeceğine oldukça emindim . Asla unutmayacaktım...
Midem ağzıma geldiğimden elimi koyabileceğim ilk ağaca tutunup içimde ne varsa çıkardım .
Onun bakışını ,dokunuşundan ,boğazımı tutan elini her şeyi kafamdan silmek istedim ..
Ağzımı elimle silip , gücümü toplayıp diklendiğimde çıplak adımlarla ışıklarla kaplı yolda yürümeye devam ettim . Kollarımı göğüs hizamda kavuşturup bakışlarımı etrafta gezdirdim .
Gecenin bir köründe burada tek başıma olmam çok tehlikeliydi . Cengiz'den daha beteri karşıma çıkma ihtimalini bu gece bir kez daha kaldırmayacağımdan emin olduğum için adımlarımı geriye döndürülüp kader ablanın karavanına doğru adımladım .
Elbisemden açıkta kalan yerlerime işleyen rüzgar, bedenimi ürpertirken az önce yaşananların ağırlığı içime çöktü; ne diyeceğimi, ne hissedeceğimi bilemeden öylece kalakaldım.
Adımlarım hızlandıkça esen rüzgarın şiddetini arttırdı .
" Gül ." duyduğum tanıdık aksanlı sesle adımlarım olduğum yere çakılı kaldı . İçimde büyüyen korkuyla başım sesin geldiği yöne kaydığında ağaçların arasında ,yeşil gözlerini üzerimden ayırmadan dümdüz bana bakıyordu .
Nefret ettiğim bu tanıdık his bir virüs gibi zihnime işlenmişti . İçimde büyüyen korku ,bu soğuk havaya rağmen beni terletmeye başlatmıştı .
" Kaçmaya mı çalışıyorsun ." dediğinde benden bir kaç adım uzağımdaydı kollarını göğüs hizasında birleştirmiş beni izliyordu .
Bakışlarım yere indirip onunla göz temasından kaçınmaya çalıştım . Sesini dahi duymak benim için ölümle eş değerdi.
O kişi Tarek zahran'dı . Burası ve bir çok çıktığım mekanların büyük patronu oydu . Masasına oturan adamların oturup ta kalkamadığına kaç defa şahit olmuştum . O kapıdan içeriye giren ve çıkan sayısı eşitsizdi . O sadece mekan yürütmüyordu aynı zamanda kaçakçılıkta yapıyordu bunun en büyük örneklerinden biri bendim. Buraya getirildiğimden aylar sonra tanımama rağmen en büyük korkuları yaşatmıştı bana . Bende ölene kadar silinmeyecek izler armağan etmişti .
"B-ben..." kelimler devam edemedim . Sertçe yutkunduğumda ne kadar yakınımda olduğunu sorguluyordum .
"Bu gece ki performansın için hesabına iki katı para eklenecek ." dediğinde sessiz kaldım .
Başımı kaldırmadan " Evet ..." sesim çok cılız çıkıyordu . Dediklerimi duyduğundan bile şüpheliydim . " Yarın ..." dediğinde kafamı hafif kaldırdım ." Kız kardeşinle görüşmen olacak ." sözleriyle içimde bir yerde mutluluk belirdi . Ne yazık ki kısa sürmüştü . " Kız kardeşine herhangi bir şey çaktırırsan onu da sana yaptığım gibi hapsederim ." sözleri sert ve kesindi . Tekrar başımı salladığımda yanından çekip gitmek için hareket ettiğimde söyledikleriyle yerimde mıhlandım .
"Anne , Babanın ölümü . Kaza değilmiş . "
🥀
10 Eylül 2012 ANKARA
Geçmiş
Gül
Sabahın ilk saatlerinde annemle ,babamın yüksek sesleriyle uyanmıştım . Gözlerimi açıp yanımda yatan kız kardeşimi kontrol edip üzerinden attığı pikeyi geri örttüm . Kendimi yatakta doğrultup siyah saçlarımı arkaya atıp saate baktım . Daha 6:30 du kaşlarım çatılırken derinde bir soluk aldım . Sabahın bu saatinde çıkan önemli kavganın sebebini öğrenmek için yataktan kalktım .
Kapıdan çıkıp aşağıya uykulu adımlarla indim . Şimdi sesler daha yakın geliyordu .
İçimdeki kötü his yavaş yavaş kendini belli ederken yüz ifademi korudum . Aile içi kavgalarından nefret ettiğim kadar hiçbir şeyden nefret etmiyordum . Bir evde anne baba figürü her şeydi . Anne baba mutluysa o evde neşe eksik olmazdı .Bunu tam tersi olursa o evde yaş ve kavga beraberinde gelirdi .
Ses mutfaktan açılan bahçeden geliyordu . Mutfağa doğru yürüdüğüm sırada bahçe kapısı hızla açıldı. Babam acele bir şekilde bana doğru gelirken beni görmüyor gibiydi gözleri kıpkırmızıydı ve sinirden titriyordu . " Baba?" diye onun önüne geçtiğimde babam beni yeni fark etmiş ve durmuştu . Beni görmesi ile gözelerinde keder belirdi . " kızım ." diyen acıklı sesine anlam veremedim .
" Burhan dur.!" arkadan gelene annemin sesine döndüğümde annemde yanımıza koşarak geldi . Babamın gözleri bir an olsun benden ayrılmadı." özür dilerim kızım. " diyen babamın dediklerine anlam vermedim. Eli yanağıma gitti ama dokunmadan geri çekildi. Babam yanımdan uzaklaştığında anneme baktım " Anne ne oluyor .?" diye sorsam da annemin gözlerinde korkuyu gördüm . " Yok bir şey kızım . Sen Elif'in yanına git ." der demez yanımdan uzaklaştığında bende peşinden gittim . Duvara asılı askılıktan paltosunu alıp giyerken olanlar anlam veremiyordum.
" Nereye gidiyorsun .?"
" Çıkalım artık ." diyen babamın sesine döndüm. Babam elindeki araba anahtarı ile kapıya yöneldiğinde annemde onun peşinden gitti .
" Nereye gidiyorsunuz." dediğimde babam çoktan dışarı çıkmıştı .
Annem bana bir açıklama yapması gerektiğini hatırlamış gibi yüzünde mutluluktan uzak bir gülümseme kondurdu . " Babanın memleketteki akrabalarından biri vefat etmiş . Sabah karşı bizde şimdi haberini aldık . Ondan baban da çok üzüldü . Tutturdu gidelim, son görevimizi yapalım diye şimdi Rize ye gidiyoruz. Yarına dönmüş oluruz. Sen kız kardeşin ile kapıyı kimseye açma . Kız kardeşin sana emanet ." dediğinde az da olsa içim rahatlamış olsa da içimdeki kötü his bir türlü geçmiyordu . " Tamam dikkat edin ." dedim anneme sarılıp yanaklarından öptüm ve ona veda ettim .
Kapıyı kapatırken " Dikkat edin kızım." sesiyle son buldu .
Kapıyı kapatıp sırtımı kapıya yasladım . Güne kötü bir haberle uyanmanın getirdiği sıkıntı ile solana yürüdüm . Kendimi koltuğa atıp gözlerime saate diktim iş saatime kadar boş boş oturdum arada kalkıp kendime çay demledim . Saat 7:30 olduğunda kız kardeşimi uyandırmak için ayaklandım .
" Elif . Hadi uyanma vakti daha hazırlanacaksın ." sesim ile beraber sağ tarafından sol tarafına döndü . " Abla birazcık daha ... ." mızmızca çıkan sesi ile parmaklarım beline gitti . Tiki olduğu için gülerek diğer tarafına döndüğünde " Hadi kalk . Annemde yok zaten . Daha ben hazırlanacağım . Senin yüzünden geç kalamam " dediğimde uykulu gözleri aralandı " Annem nerede ki ?"
" Babamın köyden akrabası vefat etmiş . Alelacele evden çıktılar yani, seninle ben uğraşmak zorundayım. "
" Ben bebek değilim . "
" Bebeksin hem de iri bir bebek."
" Sensin iri bebek!".
Ayaklanıp odadan çıkarken o da yataktan kalkmış gözlerini ovuşturuyordu . " Sadece 5 dk veriyorum sana aşağıda hazır olman için ,yoksa kafandan aşağıya soğuk suyu yersin ." dediklerime sinirlenmiş olacak ki bağırarak " yuh! Sen 10 saate hazırlanıyorsun ama !"
odama geçip . " Ben ablayım .!" diyerek yan odaya bağırdım .
" Ben de kardeşim .!".
gülerek kapıya bakıp sonrada dolabımı açtım .
Evet sabah rutinlerimde;n ikinci sinide yaptığıma göre devam edebilirdim .
1. sabah huzurlu uyanmak . Üzerini çiz . Olmadı .
2. Elif Yıldırımı uyandır ve sinir et . Oldu .
3. işine git . Ve ayaklarının üzerinde dur.
Dolaptan beyaz üniformamı alıp kapattım . Üzerimdekileri çıkartıp onları giyindim . Aynanın karşısına geçip saçlarımı ortadan ayırıp önümden solumda kalan tutamlarımı sağıma yatırıp arkadan sağlamlaştırdım . Kalan saçlarımı da ense hizasında sıkıca topuz yaptım .
Yüzüme biraz makyaj yapıp masanın üzerindeki boyun askımı takıp ucundaki kart kısmını göğüs cebime koydum .
Son kez kendime bakıp parmaklarımla yanaklarımı sıktım . Yüzümdeki gülümsemeyi genişletip . Metaforumu hatırladım ;Pozitif olursan, pozitif olaylar yaşarsın .
Odadan çıkmadan sandalyenin üzerindeki siyah hırkamı giydiğimde tamamdım .
Elif'in odasına bakmadan aşağıya indiğimde tamamen hazır, koltuğun üzerinde aşağıya kayar şekilde oturuyordu. Elindeki telefon ile aralarında mesafe bile yoktu .
" Bu gidişle kör olacaksın . " dediklerimi duyması ile bana baktı. Cevap vermek yerine dilini çıkardı. Ayaklanıp yanıma geldiğinde ayakkabılarımızı giyindik .
Evin kapısını açıp arkamı dönüp ona baktım "unuttuğun bir şey var mı .?" dediğimde başını iki yana salladı . Kafamı onaylarcasına sallayarak dışarı çıktım . Elif 'te çıkınca kapıyı kilitleyip beraber yürümeye başladık .
" Abla ." elimi tutup beni çekiştirdiğinde bakışlarım ona döndü . " Evet ."
"Annemler ne zaman gelecek . "sorusuyla omuz silktim . "Bilmiyorum elif . Daha yeni gittiler . Cenaze evi olduğu için ne kadar kalırlar ne zamana dönerler kestiremiyorum . "
"çabuk gelsinler ." dediğinde kaşlarım çatıldı. Elife tırnaklarını kemirmeye başladığında ,elini tutup ağzından çektim . " şimdiden özledin mi yoksa ." dedim alayla .
Elif bana baktığında durduk . " sadece onlardan ayrılmayı sevmiyorum abla ." gülümsedim .
Saçlarını okşayıp öne doğru eğildim " Dediklerimi her seferinde kanıtlıyorsun elif . Hala koca bir bebeksin ." dediğimde aramızdaki hüzün havasını bozuldu . Elif sinirle yanımdan uzaklaşıp önden yürümeye başladı . " Sensin o ! ." dediğinde arkasından güldüm ." yavaş ol ." diyerek seslenip ona yetişmeye çalıştım .
🥀







