Onların arasına girebilmek için Barnaby'ye ulaşmam lazımdı, ama nerede olduğunu bilmiyordum. Aslında aklımda birkaç yer vardı ama nerede olabileceğini kestiremiyordum. Belki de diğer kurt adamlarla kaldıkları sığınaktaydı.
Aklımda bir plan oluşturmuştum. Eğer kafamda kurduğum gibi ilerlerse hem kolye hakkında daha fazla bilgi edinecektim hem de şu zehirlerin gerçek yüzünü öğrenecektim. Ama önce ödlek Barnaby'yi bulmam lazımdı. Kim bilir hangi cehennemde başkalarına üstünlük taslıyordu.
Ormana geri dönmüştüm. Okula ne için gittiğimi de bilmiyordum. Orada öylece dikilmiş, sonra yapacak bir şeyim olmadığını fark edince geri dönmüştüm. Galiba en son Barnaby'le orada görüştüğüm için bir göz atmak istemiştim. Ya da Drake'ten kaçmıştım.
Ne kadar istemesem de ikincisi doğru olandı galiba.
Bu akşam kurt adamlar Larioventa için gelecek demişti Jace. Drake'te soruma cevap vermemişti. Barnaby orada olacak mı bilmiyordum ama orada bulunsam iyi olurdu.
Jace demişken... Onu depoda görememiştim. En son onu sertçe duvara yapıştırmıştım, ne hâlde bilmiyordum. Drake ve Gavin onun hakkında konuşmadıkları göre iyi olmalıydı.
Aman. Bana ne ki. O bana saldırmaya çalıştığı için ona saldırmıştım, o bir atakta bulunmasaydı Drake'in gözünü korkutup bilgimi alacaktım ve onu rahat bırakacaktım. Her şeyi onlar karıştırmıştı. İçimdeki yaratık onlar yüzünden ortaya çıkmıştı.
Havaya baktım. Güneş batmaya başladığı için bulutlar pişmeye başlamış marshmallow gibi gözüküyordu. Hava turuncumsuydu. Ağaçların renkli yaprakları, yere düşerek sonbaharın geldiği haberini veriyordu.
Biraz önce Drake'le oturduğumuz yere sırtımı taşa yaslayarak oturdum, o gitmişti. Havanın kararmasını bekleyecektim depoya gitmek için. Nerede buluşacaklarını bilmiyordum ama oraya geleceklerdir.
Ama, Drake kolyeyi depoda saklamazdı. Çok açık bir yerdi ve o kadar değerli bir kolyeyi orada bulundurmak aptallık olurdu. Kaşlarımı çattım ve ayağı kalktım.
En iyisi deponun orada bekleyip onları gözetlemekti. Eğer giderlerse peşlerinden giderdim, eğer kalırlarsa da en azından tetikte olurdum. Zaten onları gözetlemeyi rutin hâline getirmiştim bir hafta kadar önce.
**
Tahmin ettiğim gibi depoda görüşmeyeceklerdi. Gavin ile Drake'i arabaya binerken gördüm ama Jace yoktu. Nerede olduğunu merak etmeye başlamıştım çünkü Gavin ile Jace ayrılmaz ikiliydi. Birlikte olmamaları garibime gitmişti.
İki katlı bir evin önünde durduklarında burayı hatırlamıştım. Burası benim onlara kendimi ilk kez gösterdiğim evdi.
Evin ahşaptan yapılmıştı ama eski kırmızı boyası ona biraz renk katıyordu. Çatısı uçtu uçacaktı. Camların çerçeveleri eskiydi ama kırık değildi. Büyüktü ve terk edilmişti. İçinde hiçbir eşya yoktu.
Drake'in ittiği kapı gıcırdayarak açıldı, içeri girdiler ve sertçe kapattılar ama kapı kapanmadı. Çarptığı gibi geri rahatsız edici bir ses çıkartarak açıldı. Siyah spor arabaya eğilip dikkatle yaklaştım ve arka kapısını açarak içeri girdim. Kapıyı kapatıp ön sürücü koltukla arka yolcu koltuğunun arasındaki boşluğa sindim. Burada onları duyabilirdim.
"Ne zaman gelecekler?" dedi Gavin. Gerçekten onları bekliyorlardı ama kolyeyi vereceklerini sanmıyordum. O kadar değerli bir parçayı neden versindi ki?
Bir şey karşılığında olabilirdi ama. Larioventa kadar önemli bir şey. Ama ben bilmiyordum ve artık bilmemek canımı sıkıyordu. Bu konuyu çözmem lazımdı ama şimdilik önceliğim kolyeydi.
"Birazdan gelirler herhalde, hava karardı."
"Asena'ya ne oldu?" Jace'in sesini duyunca kaşlarımı çattım. Hem şaşırmıştım hem de biraz olsun rahatlamıştım, iyiydi.
"Gitti." dedi Drake kısa keserek. Benim hakkımda konuşmak istemiyordu. Yaptığım şey hoşuna gitmemiş olmalıydı, aynen böyle devam etmeliydim.
"Ne demek gitti?" dediler Jace'le Gavin aynı anda.
"Gitti işte. Onlarla beraber olmak istiyormuş."
"Ne yaptınız kıza ben gittikten sonra?" dedi Jace öfkeyle. Jace'in bana karşı daha az önyargılı olduğunu anlamıştım ama beni savunmasını asla beklemezdim.
"Lupin çiçeğine beklediğimiz tepkiyi vermedi," Açıklayan yine Gavin'di. Ve bunu daha önceden planlamışlardı. İçime dolan öfkeyi dışa vurmamak için dişlerimi sıktım. Öfkenin yanında bir duygu daha vardı ama kestiremiyordum. Göğsümün altındaki organa bir ağrı saplanmıştı. "Neredeyse ölüyordu. Drake panzehiri zorla içirip engelledi ama kızgınlığı geçmedi."
"Ne?" dedi Jace hayretle. "Bize yardım etmeye çalışan birini öldürmeye mı çalıştınız? Ben size o otu kullanmamanı söylemiştim Drake!"
"Böyle olmaması gerekiyordu. Annem Lupin'in sadece kurtlarda etkili olduğunu söylemişti. Hatta eskiden kurt adamlar vampirlerin üzerinde denemişler ama hiçbir etkisi olmamış."
Bende neden bir etki yaratmıştı o zaman bu lanet çiçek? Belki de zehirlere karşı bağışıklığım zayıftı ve bu da beni zehirli sıvılara karşı savunmasız bırakıyordu. Ya da...
Kurt kanı içtiğim için olabilir miydi?
"Ama Asena karnını tutuyordu," dedi Drake düşünceli bir şekilde devam ederek. "Kurt kanı içmişti." O da benimle aynı şeyi düşünüyordu. Acaba düşüncelerimi mi okuyordu?
"Böyle bir şey olabilir mi?" diye sordu Gavin. "Eskiden vampirler kurt kanı içmiyor muydu?"
"Hayır, sadece insan kanı içerlerdi. İlk Vampir diğer doğaüstülerin kanını içmeyi yasaklamıştı. Demek ki nedeni buymuş."
İlk Vampir'i merak etmeye başlamıştım. Kötülerini mi yoksa iyilerin tarafında mı öğrenmek istiyordum.
Vampirlerini korumak için düğer kurtların kanını içmeyi yasaklamıştı. Çünkü eğer içerlerse benim gibi ölürlerdi ve bu da onları zayıf gösterirdi. İlk Vampir bunu biliyordu.
Artık araştırma yapmak istiyordum. Bilmek istediğim çok şey vardı ama bunları nerede bulabileceğimi bilmiyordum. Kapı dışarı edilmeden önce okula gidiyordum ve okumayı biraz biliyordum. Liselilerin elinde de kitaplar vardı ama benim işime yarayacağını sanmıyordum.
Bir keresinde bir liseliden matematik kitabı çalmıştım ve içinde sayılar ile harfleri topladıklarını gördükten sonra çöpe atmıştım. Okuma kitabını ise en son beş yaşımda okumuştum.
Drake'ten istesem vermezdi. Zaten artık istemezdim, tarafımı değiştirdiğimi açıkça belli etmiştim.
"Yani şimdi Asena yok mu?" dedi Jace. Sesinde biraz hüzün sezmiştim. Tabii artık dedikodusunu yapabilecekleri biri yoktu.
"Yok, artık bu konuyu kapatabilir miyiz?" Ne oldu Bay Moore, Beta'nın beni merak etmesi canını mı sıktı?
Uzaktan bir kurt uluması duyduğum da sesin geldiği yöne baktım sanki bir şey görebilecekmişim gibi. Dudaklarımda sinsi bir gülümseme oluştu. Eğlence başlıyordu.