- BÖLÜM 3 -
Selam sana asil kanlı. bunu gayet keyifli bir şekilde söylemişti yüzbaşı park.
Sunoo bu davetsiz misafiri burada gördüğü için hiç de memnun değildi. çünkü doktora gitme sebebi olan sunghoon aynı zamanda şifahanede de çokça vaktini çalmıştı.
Neden buradasın ve burada olduğumu nereden biliyordun ? sunghoon bu kadar sorgulayıcı bi tavır beklemiyordu doğrusu . şey... neden soruyorsun ki?
Çünkü beni takip etme nedenini merak ediyorum da ondan !şifahane yetmiyormuş gibi şimdi de buradasın ! evet buradayım,yanındayım ve her zaman da olacağım...
Yüzbaşı bir an duraksadı. çünkü bunu söylemeyecekti normalde ama söylediğine hiç de pişman değildi içinde sadece şuanda biraz kafası karışmıştı söylediğine.
Gerçekten mi !? sen nasıl bir türsün ya ! savaşçı kanlıyım ve adım yüzbaşı park sunghoon, ne oldu beğenemediniz mi asil kanlı ? sanırım bunu demekten hiç yorulmayacaktı. sunoo ondan beklenmeyecek bir performansla onu telekinezi gücünü kullanarak hükümdarlığın öbür ucuna fırlatmamıştı. bu küçümsenemeyecek bir davranıştı.
Kim sunoo, onun damarına basan ölümsüzü ölümlüsü farketmez gücünü kullanarak etkisiz hale getirirdi. bu yüzden kimse ama kimse onun damarına basmayı bırak gözünün içine bile doğru düzgün bakamazdı. ama bu yüzbaşı şuanda aynen bunu yapıyordu.
Şimdi gerçekten söyle neden buradasın? eğer doğru düzgün bir cevap vermezsen kanımın üzerine yemin ederim ki seni... sunghoon bir anda sözünü kesti. tamam tamam söyleyeceğim. varis kim sabırsız bir şekilde yanıtı bekliyordu ondan. ama sunghoon ne diyeceğini bilemiyordu. ne demesi onun paçasını kurtarırdı ki ?
Şey... varis kim sabrının son noktasındaydı artık. neyse boşver başka bir şey yoksa git artık. o esnada da yüzbaşının aklına bir şey gelmişti. soruya karşılık olarak soru sormak asil kanlının dikkatini dağıtabilirdi fikrince.
Ne zamandan beri buradasın ? asil kanlı bu suali de sorguladı. neden soruyorsun ki !? hem ayrıca burada tek başına ne yapıyorsun sen, ışık vadisine kimse gelmez . yüzbaşı sorgulardan kaçmak için daha çok soru soruyordu . çok da kötü bir yöntem değildi aslında.
Zaten bu yüzden buradayım. sunghoon meraklı gözlerle ona baktı bu cevaptan sonra. ah yalnız kalmak daha iyi inan bana, diğerlerinin dırdırını çekmiyorsun . vadinin manzarasına döndü kim sunoo. sonra da devamını getirdi sözlerinin . özellikle öncü kim'in dırdırını...
Sunghoon asil kanlıdan 'öncü kim' adını duyunca aklına sofrada yaşanan tartışma ve sunoo'nun sofradan aç kalkması geldi. şey... öncü kim konusuna gelince bence ... boş versene sen. bu ani cevap yüzbaşının sesinin yükselmesinin yegane sebebiydi, yüzbaşı artık dayanamıyordu.
Neyi boş vereyim! o sofradan aç kalkmanı mı ! kim sunoo alaycı bi ses tonuyla cevap verdi buna . ah yüzbaşı bilmiyor musun? bizler hep açızdır, sonsuza kadar hem de ...
Buna rağmen bir şeyler yiyoruz değil mi ama? sunghoon varis kim'in baktığı yere, manzaraya döndü. asil kanlı devam ettirdi bu konuşmayı. ne istiyorsun ? bitmiş olan bir ziyafetteyken bir şeyler yememi mi? teşekkürler ama kalsın . yüzbaşı asil kanlıya baktı. orada da söylemiştim. çalıntı şeyleri yemek istediğimi kimse söylemedi. kutsal aşkına neden böyle yapıyorsun! şuana kadar açlık krizi geçirmemen geçirmeyeceğin anlamına gelmiyor, bilmiyor musun bunu? yüzbaşının sesinde ima'nın tınısı vardı .
Evet, kim sunoo doğumundan şuana kadar açlık krizi geçirmeyen ilk ve tek vampirdi. ama bu lanetin var olduğu gerçeğini değiştirmiyordu .bu açlık lanetinin... kandan gelen ve hiç bitmeyecek olan bu lanetin...
Neden seni ilgilendiyor bu durum!? sunoo'nun sesi de imalı çıkmıştı bu sefer. yüzbaşı bir çırpıda konuyu değiştirdi. hala soruma cevap vermedin. asil kanlı artık bıkmıştı bu sorudan.
Şifahanenin önünden ayrıldığımızdan beri buradayım !oldu mu rahatladın mı!? sunghoon cevabını alabildiğine sevinmişti ama aynı zamanda da şaşkındı. bu kadar saattir burada mıydın?
Bak ben vaktimin neredeyse hepsini burada geçiririm. yani bu rüzgarda bunca saat geçirebilirsin ha!?sunghoon pelerinini çıkarttı ve sunoo'ya nazikçe giydirirken kolundaki bandaja da bakmayı ihmal etmedi. buranın rüzgarını bilip pelerinini almazsın ama! asil kanlı yüzbaşı park'ı ilk kez gördüğündeki
bakışlarının aynısını şuanda da ona dikiyordu.
Bir süre bu ikilinin birbirine sadece bakmasından sonra sunoo yineledi kendini. başka bir şey yoksa git ve ayrıca pelerinini de al. sonra seni bulmakla uğraşmayayım. sunghoon da kendini yineledi. dediğim gibi asil kanlı her zaman yanında olacağım zaten bu yüzden uğraşmana da gerek kalmayacak. pelerin sende kalsın, üşüme...
Geriye adımladı yüzbaşı ve kanat çıkartma sürecini başlattı. kanatlar çıktığında ise şimdilik son kez sunoo'ya baktı. asil kanlı,pelerinini düzelt. üşümeni istemem. ilk başta göz devirdi yüzbaşının asil kanlısı ama sonra farkında olmadan pelerini düzeltirken buldu kendini.
Yüzbaşı da gülümsedi bu harekete . sonra hız almak için arkasına dönüp koştu ve yükseldi. sunoo ise söyleniyordu içinden .
...
Sunghoon nihayet kutsal vadiye gelebilmişti. park u-seong kızmış bakışlarını direkt yüzbaşına dikti. nerede kaldın, işlerin bu kadar sürmüş olamaz ! kanatlarını gizlerken aynı anda soruya cevap verdi yüzbaşı.
Beklediğimden uzun sürdü. ne oldu, neden buraya geldik yarbay ? asker sana bildirmiştir zaten. iki gün sonra anlaşma gerçekleşecek. kritik noktaları tartışırken sen yoktun. o yüzden seninle bunları konuşmak istiyorum ve burasını gayet uygun buldum konuşmak için .
Peki , o zaman konuşmaya başlayalım dedi sunghoon . ikisi de yürümeye başlamıştı konuşmak için. bazen bu ikisi yürüyüş yaparken bu tarz şeyleri konuşuyordu ama bu sefer sunghoon'un aklı başka bir yerdeydi. güzel bir fikir uğramıştı kendisine.
...
Kızıl güneş yine doğuyordu, ışıltısıyla göz kamaştırıyordu. yüzbaşı ise kızıl güneş doğar doğmaz evinden çıkıp soysuz kanlıların evlerinin bulunduğu yere gitmek için yola koyulmuştu.
Normalde soylu kesimden hiç kimse şuana kadar buraya uğramamamıştı. park sunghoon ise bunu değiştiren ilk vampir olacaktı. çünkü aklına gelen bu güzel fikiri hayata geçirmek için buraya gelmek zorundaydı.
Bu güzel mi güzel fikir ise şuydu; sunghoon soysuz kanlı herhangi bir vampir için onun işlerini yapacak. karşılığında ise yemek alacaktı.
Böylece ÇALINTI değil, hakkıyla kazandığı yemeği asil kanlısına verecekti. ona göre bu kainattaki en iyi plandı. nedenini ise bilmiyordu. şuanda neden bunu yaptığını da öyle .
Yüzbaşı uzun süredir yürüyordu. bu sefer kanatlarını kullanmıyordu çünkü bu aralar çok kullanıyordu onları. zaten dün gece rüzgardan dolayı kanatları baya yıpranmıştı zaten.
Nihayet gözleri gitmeyi hedeflediği yerin patikasını görebildiğinde asil kanlısı için bir şeyler yapacak olmanın verdiği mutluluk yüzbaşının kalbini sarmaya başlamıştı . sanırım bunu yapmak onu biraz fazla mutlu edecekti.
Patikadan çıkmaya başladı yüzbaşı. patika biraz dikti ama sorun değildi, asil kanlısı için her şeyi yapmaya razıydı. nedeni bilinmezliğin özünden doğmuş olsa da.
Vardığında tahtadan yapılmış küçük kulubeler görüş alanına giren ilk şey oldu. yürürken etrafa bakıp hangi soysuz kanlı için çalışabileceğini yokluyordu gözleriyle.
Sonunda bir kulubenin önündeki küçük tarlasında ekinlerini sulayan bir soysuz kanlı gördü ve hemen yanına gitti. soysuz adam,yüzbaşını görür görmez saygıyla eğildi .
Doğrulabilirsin. sunghoon'un sesi soğuktu yine. asil kanlısına hariç herkese karşı sesi buz gibi soğuk gelirdi kulağa.
Buyurun yüzbaşı. buraya niçin teşrif etmiştiniz ? dinle beni,kısa tutacağım. senin günlük hayatta yaptığın işleri bugün senin için yapacağım ve bir günde ne kadar kazanıyorsan o değerde bana yemeklik malzeme vereceksin.
Soysuz kanlı bunu duyduğu an şaşkınlıktan ne yapacağını bilemedi. efendim gerçektin mi ? evet yoksa kabul etmiyor musun!? sunghoon'un bakışları bir anda korkunç bi hal almıştı. hayır hayır tabii ki de kabul ediyorum yüzbaşı. sizin kelamınız benim için emir hükmündedir zaten.
Güzel... bu arada bana hiç iltimas geçmeyeceksin. yani sen bir günde nasıl çalışıyorsan, ne kadar çalışıyorsan ben de aynı şekilde çalışacağım. soysuz kanlı başını olumlu anlamda salladı, pekala efendim .
Tamam şimdi ilk olarak ne yapacağım? bana rehberlik et . tamamdır efendim o zaman lütfen elimdeki sulama kabını alın ve kalan ekinleri sulayın . sunghoon sulama kabını eline aldı ve kalan ekinleri sulamaya başladı . bu iş yaklaşık 15 dakika kadar sürmüştü, gayet kısaydı bu süre. çünkü gelmeden önce soysuz kanlı çoğunu sulamıştı zaten. sunghoon da son ekinleri de bitirdi nihayet.
Sıradaki ? tebrik ederim, çok güzel suladınız. şimdi isterseniz ikinci işe geçelim . tamam götür beni. soysuz adam ona nazikçe yolu gösterdi.
Şimdiki iş ise odun kesmekti.bu yüzden ormana doğru yürüyorlardı. vardıklarında soysuz adam kemerine asılı olan baltayı aldı ve yüzbaşına uzattı.buyurun efendim. sunghoon baltayı aldı.ne kadar odun kesmem gerekiyor ? tam beş yüz tane odun kesmeniz gerekiyor efendim .sunghoon rakamı duyunca göz bebekleri büyüdü.beş yüz mü!?
Eğer istiyorsanız siz elli tane kesin efendim dedi soysuz kanlı . sunghoon direkt olarak reddetti. hayır! unuttun mu? senin çalıştığın kadar çalışacağım . yüzbaşı hemen işe koyulmuştu bunları söyledikten sonra.
Bu odun kesme işi göründüğü kadar kolay değildi. sunghoon bugün bunu net bir şekilde anlayabilmişti. ordudaki idmanlar ve bu iş neredeyse eş değer zorluktaydı. yüzbaşı bunlara alışık olmasına rağmen daha işin yarısındayken yorulmaya başlamıştı. soysuz kanlı ona dinlenmesi için bir teklif sunduğunda ise anında reddetmişti .
Bunu ilk defa yaptığı için normalden bile daha uzun sürmüştü. tam tamına beş saat sürmüştü hem de ve o geldiğinde kızıl güneş yeni yeni doğmuşken şimdi ise tam tepedeydi.
Sonunda bitirebildiğinde sunghoon bitik bir durumdaydı. o asker haliyle böyleyse sıradan vampirler nasıl bunu her gün yapabiliyordu? aklında bu sorular dolaşıyordu . iyi misiniz yüzbaşı ? sunghoon ona baktı, evet ... evet ben iyiyim, daha ne kadar iş kaldı? efendim tam olarak dört tane daha kaldı ama istiyorsanız...sunghoon ona öyle bi bakış atmıştı ki soysuz kanlı anında susmuştu. p-pekala o zaman sıradaki işe geçelim efendim .
...
Kızıl güneş çoktan batmıştı, dolunay herzamanki gibi gökkubede yerini almıştı. ama sunghoon hala kalan son işi bitirememişti.şuanda var olan tek motivasyonu işinin bitmesine az kalmış olmasıydı. sonunda bittiğinde ise sanki birisi kanındaki bütün lanetli enerjiyi çekmiş gibi hissediyordu ama bunu umursamadan soysuz kanlıya döndü. tamam, herşeyi bitirdim, şimdi bana kazandığının kadar yemeklik malzeme ver. hadi acelem var ! tamamdır yüzbaşı,lütfen beni evime kadar takip edin.
Evin önüne geldiklerinde sunghoon kapıda bekliyordu. adam ise yemeklik malzeme getirmek için içeri girmişti . geldiğinde sunghoon, soysuz kanlının elinde gördüğü malzeme miktarını görünce büyük bir hayal kırıklığına uğradı. sadece bu kadar mı ?!
Kanımın üzerine yemin ederim ki bir günde bu kadar kazanıyorum yüzbaşı ama eğer daha fazla getirmemi isterseniz ... tamam tamam ver hadi. adam elindeki yemeklik malzemeleri ona verdi.
Acı gerçek buydu. bu zavallılar sabahtan akşama kadar durmaksızın çalışıyorlardı ama kazandıkları sadece bir öğün yemekten biraz fazla ediyordu, o kadar. yüzbaşı bugün bu gerçekle çok sarsıcı bir şekilde yüzleşmişti .
sunghoon kazancını aldıktan sonra hemen yola koyuldu. sonuçta yemeği hazırlama süreci de vardı. uygun bi alana geçtikten sonra kanat çıkartma sürecini başlattı, kanatlar iki yanından da çıktığı anda malikaneye doğru uçtu . kanatları kötü durumdaydı ama bu yemeği acele bir şekilde hazırlaması gerekiyordu asil kanlısı için .
Malikanenin önüne iniş yaptığında hemen kanatlarını gizledi ve kapıyı kıracakmış gibi omzuyla açarak içeri daldı ve doğrudan mutfağa koştu. geldiğinde hizmetkarlar onu bu halde görünce şaşkınlıklarını gizleyemediler.
Aralarından birisi daha fazla dayanamamıştı.efendim bu haliniz nedir böyle ? açıklayacak zaman yok alın şunları! soruyu soran hizmetkar sunghoon'un elindekileri hemen aldı. bunlarla kainatın en lezzetli yemeğini hazırlayın, çabuk olun! hizmetkarlar bir bu kadarcık malzemeye bir de sunghoon'a bakıyorlardı. ama efendim... size hazırlayın dedim !!!
hizmetkarlar hemen yemeği hazırlmaya koyuldular .
Sunghoon ise sonunda rahat bi nefes alabilmişti, yemek hazırlanana kadar ana salonda bekleyecekti .
- 10 dakika sonra -
Efendim yemek hazır. sunghoon yattığı koltuktan hemen kalktı. tamam, şimdi onu bi pakete sarın .hiçbir şekilde zarar görmemeli.
Hizmetkar hemen emri yerine getirmek için mutfağa gitti.
Bir süre sonra elinde paketle gelen hizmetkarı görünce sunghoon'un yüzüne ufak bir tebessüm yerleşti ve paketi alır almaz direkt kapıya yöneldi.
...
Işık vadisi her zaman olduğu gibi bugün de rüzgarlıydı.
sunoo sabahtan beri çimenlere oturmuş vaziyette buranın harikulade manzarasını izliyordu.
Sunghoon'un verdiği pelerin hala üstündeydi ve bu pelerin gerçekten de yüzbaşının istediğini gerçekleştiriyordu. sunoo neredeyse hiç üşümüyordu.
Manzara o kadar büyüleyiciydi ki sunoo her zaman buraya geldiğinde diğerlerinin bunu nasıl kaçırdığını sorardı kendi kendine. ama bir yandan da iyi ki kaçırıyorlar diyordu. çünkü böylelikle bu manzaranın tadını sadece kendisi çıkarabiliyordu . bugün de bunları düşünüyordu .
Manzarayı izlemeye dalmışken bir anda arkasında duran bir şey hissetmişti sunoo. çok geçmeden de kulakları yüzbaşının sesini işitmişti zaten.
Asil kanlı , bak sana ne getirdim ...
YENİ BÖLÜMDEN HEPİNİZE MERHABALAR 🥰🥰 UMARIM BÖLÜMÜ OKURKEN ZEVK ALMIŞSINIZDIR. BÖLÜMÜ SEVDİYSENİZ OY VERMEYİ UNUTMAYIN . BİR DE GEÇEN BÖLÜMÜN SONUNDA YAZDIĞIM GİBİ LÜTFEN BÖLÜM İLE İLGİLİ DÜŞÜNCELERİNİZİ YORUMLAR KISMINDA PAYLAŞIN . İNSANÜSTÜ GÜÇLERİMİM OLMADIĞINI ZATEN SÖYLEMİŞTİM SİZE 🙃 . NEYSE ŞİMDİLİK SÖYLEYECEKLERİM BU KADAR . SONRAKİ BÖLÜMDE GÖREŞMEK ÜZERE 👋🏻👋🏻