- BÖLÜM 1 -
Öncüler hep bir ağızdan ilahiyi söylemeye başladı. onların hemen ardından asil kanlılar eşlik etmeye başlamıştı. sonra savaşçı kanlılar, en son olarak soysuz kesimden olan barışçıl kanlılar ve soysuz kanlılar. ilahiyi o kadar uyum içerisinde söylüyorlardı ki dışarıdan görenler buradaki herkesin birlik ve beraberlik içersinde yaşadığını düşünürdü.
Lakin ilk bakışta görülenler her zaman gerçeği yansıtmazdı .
Tabii bu uyumlu tabloyu bozan bir parça vardı. ne olduğunu tahmin etmesi o kadar da zor değildi. mevzu bahis parça ilahiyi söylüyormuş gibi davranan kim sunooydu.
Ayrıca bu varis aslında ilahinin tamamını bile ezbere bilmiyordu. sadece babasının dırdırını daha fazla çekmemek adına ağzını oynatıyordu,hepsi bu kadardı .
Gökkubeye karışan ilahi sesi bir müddet daha aynı tondaydı. ta ki ilahinin ' inancımız sonsuzdur sana ' kısmına gelininceye kadar. bu kısımda ton bi anda yükseldi ve aynı anda herkes elleriyle kadim işareti yaptı . kim sunoo da dahil ama onunki biraz bozuktu. ama olsundu,bu bile bir mucizeden farksızdı.
Öncü kim eğer bunu görseydi hayretin gözyaşlarını dökerdi herhalde. ama o diğer öncülerle beraber ortada buluşmuş, elleriyle kadim işareti yapmış bir şekilde ilahiye eşlik ediyordu. yani varis kim'i görmüyordu .
Hatrı sayılır bi süreden sonra ilahi yavaş yavaş bitiyordu. bu esnalarda herkes ellerini bozmaya başlamıştı ,nihayet ilahi bittikten sonra ilk olarak soysuz kanlılar saygıyla diz çöktü, onların hemen ardından ise barışçıl kanlılar.bu sırayı savaşçı kanlılar, asil kanlılar ve en son olarak bu rituelin öncüleri takip etmişti.
Konu diz çökmek olunca ilk sıra soysuz kesimin olurdu, bu değişmezdi .
Rituelin bu aşaması da bittikten sonra vampirler artık dağılmaya başladı .park ailesi ve kim ailesi hariç. çünkü aralarında konuşacakları bir takım şeyler vardı. sonunda herkes dağıldıktan sonra park ailesi orta noktaya, kim ailesinin yanına geldi.tabii ki ondan beklenileceği üzere kim sunoo orada değildi. çünkü ilahi biter bitmez ayrılan ilk isim oydu .
Ritüel tamamen bitmemişken ayrılma cürretini gösterebilecek kimse yoktu bu topraklarda . varis kim sunoo ise bu anlatıyı çürüten ilk ve tek vampirdi bu hükümdarlıkta .
Kim ryu-na onlar gelir gelmez ışıltısıyla göz kamaştıran taşlarla bezenmiş pelerininin iki yanından tutup dizlerini hafifçe bükerek reverans selamı verdi. tebrik ederim çok iyi iş çıkardınız, haberleri bize kadar ulaştı. park hae-eul de aynı şekilde karşılık verdi .teşekkür ederiz ama başarılarımızın hepsini kutsal kana borçluyuz, o en kudretli olandır .
Öncü kim ve ryu-na bunu başlarını sallayarak onayladılar, ardından söze öncü devam etti. akşamki ziyafetimizi unutmayın lütfen sizin için özenilmiş bi sofra hazırlatacağız. sonuçta bunu hakettiniz,ek olarak da yakın zamanda olacak olan anlaşmanın detaylarını da konuşmuş oluruz. park u-seong destekleyici bir ifadeyle cevap verdi ; tabii ki unutmayacağız, sizin gibi değerli bir öncünün misafiri olmak bir gururdur. ve anlaşmanın detaylarını da ziyafetteyken tartışmak iyi bir fikir. aradan çıkmış olur hem de.
O zaman ziyafette görüşürüz diyerek iki tarafta birbirlerine veda etti
Ama bi anda park sunghoon merakına yenik düşmüşlüğün verdiği bir hisle bir anda soru sordu. efendim,siz neden bizimle gelmiyorsunuz? sonuç olarak evlerimiz aynı yönde. çoktan gitmek için arkasını dönmüş olan öncü cevabı geciktirmeden verdi. birkaç işimiz var. anladım efendim, o zaman kutsal kan yardımcınız olsun. kim ryu-na bu söze karşı küçük bir tebessüm etti ve ardından ikisi de ayrıldı rituel alanından .
Park ailesi de ayrılacaktı artık. sonuçta akşam için hazırlanmaları gerekiyordu. kim ailesinin gittiği yönün tam tersi istikametine doğru döndüler, hepsi sırayla kanatlarını çıkarmaya başlaycaktı şimdi. bu kanat çıkarma süreci her vampirde farklı işliyordu. eğer kanında yüksek miktarda lanetli enerji varsa daha hızlı işlerdi bu süreç.
Sonunda herkesin kanatları çıktığında ise hız almak için aynı yöne koştular. kısa bir süre sonra zaten gökyüzünde süzülüyorlardı. havadan bakıldığında bu hükümdarlık o kadar güzel görünüyordu ki cennet eğer yeryüzünde olsaydı kesinlikle burası olurdu.
Soysuz kesim için cehennem olan bu hükümdarlık hem de ...
...
Ziyafet saatine çok da bir şey kalmamıştı artık. hizmetkarlar ziyafetin son hazırlıklarını yapıyorlardı. masa o kadar dolu dolu ve ve iştah açıcıydı ki insanların deyimiyle bir padişah sofrasından farksızdı. hatta daha iyisi bile olabilirdi .
Ama bu sofraya rağmen öncü kim hyun-woo'nun yüzünde memnuniyetsiz bir ifade vardı. çünkü hala kim sunoo ortalıkta yoktu, en sonunda öncü kim, hizmetkarlara nerede kaldı bu !!! diye kükredi. hizmetkarlar ise çaresizce 'bilmiyoruz' diyebildi sadece.
Neyseki kim ryu-na'dan müdahale hızlı gelmişti o anda. öncüm, sakinliğini koru, eğer kontrolünü kaybedersen kendini de kaybedersin.ayrıca eminim ki varisim vaktinde gelecektir,hem bak bugün rituele de katıldı.
Hyun-woo ise şöyle devam etti küçük çaplı sitemine. bunu büyük bir başarıymış gibi anlatma lütfen. sesinin ardındaki öfke hala haykırıyordu. asil kanlı bir vampirin ritule katılması ne zamandan beri başarı oldu?! bir de öncü olacak gelecekte, sorumsuz velet !
Tam o esnada giriş kapısının oradan bir hizmetkarın 'hoşgeldiniz sevgili varis' diyen sesi yankılandı, ryu-na'nın yüzünde tatmin olmuş bir gülümseme belirdi o an. bak, geldi işte. ama hyun-woo'nun öfkesi hala dinmemişti.
Kim sunoo salona vardığında göreceği ilk şey babasının neredeyse her gün gördüğü öfkeli suratı olacaktı, nitekim öyle de oldu. neredesin sen!!! sunoo bıkkın bir sesle onlar gelince aşağıya inerim diyerek merdivenlere yöneldi odasına çıkmak için .
Bu sefer ikisi de şoka uğramıştı. çünkü bu varis her geçen gün daha çok umursamaz oluyordu .öncü bile bir şey diyememişti ve dürüst olmak gerekirse demek de istemiyordu. çünkü eşinin de dediği gibi kendisini kaybetmek istemiyordu bu akşamlık .
Onlar için en iyisi oturup özel konukları beklemekti ve öyle de yaptılar. deri koltuğa oturup beklemeye koyuldular. hizmetkarlar az önce olan her şeye rağmen kendi dünyalarına ait olmayan bir deyişle arı gibi çalışıyordu. bi müddet sonra nihayet hazırlıklar bitmişti. sonra ryu-na eliyle onlara çekilebilirsiniz komutunu verdiği anda tüm hizmetarlar bi anda kapıdan dışarı çıktı .
...
Aradan yarım saat geçmişti ama hala onlardan ses seda yoktu .ryu-na bile artık içinden 'nerede kaldılar' demeye başlamıştı ama neyseki yemekler servis kapağı sayesinde hala sıcak ve tazeydi .
Nihayet kapının oradan, bir kez daha, bir hizmetkarın 'hoşgeldiniz' diyen sesi duyuldu . öncü hyun-woo ve ryu-na bunu duyar duymaz oturdukları yerden kalktılar.
Hizmetkarla birlikte salona gelen park ailesi,özenle seçilmiş pelerinleriyle çok şık duruyordu. özellikle yüzbaşı park sunghoon . hyun-woo ise duruşunu dikleştirdi hemen.
Hoşgeldiniz...
Hoşbulduk diye karşılık verdi park u-seong. çok özür dileriz, işlerimiz uzadığı için geç kaldık, daha doğrusu... bakışları oğluna, park sunghoon'a kaydı.
Birilerinin bilge moonla görüşmesi bir türlü bitemediği için gelmemiz biraz uzun sürdü. park sunghoon mahcup bi şekilde başını öne eğdi.
Çok üzgünüm ...
Öncü kim , babacan bi ses tonuyla üzgün olman gereken bi konu yok yüzbaşı dedi. gel de duamızı al .park sunghoon bunun üzerine ryu-na ve hyun-woo'nun tam önüne geldi ve olması gerektiği gibi eğildi, ikisi de aynı anda elleriyle kadim işareti yaptı ve öncü kim duaya başladı. ' girdiğin her savaşta kazanman için kutsal kan sana güç versin ' dedi. o sırada park sunghoon'un dudağının kenarı kibirle yukarı doğru kıvrıldı.
Yüzbaşı asla kaybetmez efendim...
O böyleydi bi kere. haddinden fazla kendinden emindi. üstelik bu özelliğinin yanı sıra kibriyle de isim yapmıştı kendisi.
Odadaki herkes onun bu yönünü biliyordu. o yüzden kimse bir şey demedi. sunghoon doğrulup ailesinin yanına gittiğinde ryu-na, yanlarında duran hizmetkara 'varisimi çağır' emrini verdi .
Emredersiniz efendim .hizmetkar hemen merdivenlere, üst kata doğru gitti. kısa süre sonra kim sunoo ile salona geldiğinde ryu-na eliyle git işareti yaptı ve o da hemen gitti.
Yüzbaşı arkasını dönüp kim sunoo'ya baktığı anda kalbinde bir şey hisseti . adını o anda koyamadığı bir histi bu... onun kızıl kahve saçlarına, yüzüne, giyimine,özellikle de gözlerine bakarken bu şey kalbini daha çok esir alıyordu. hatta öyle ki istemsizce elini kalbinin üzerine koydu. sanki bir şey olmuş gibiydi kalbine ama o şeyin adı yoktu ...
Kim sunoo'nun da gözleri ilk olarak yüzbaşıyı bulmuştu. o da yüzbaşı'yı görür görmez kalbinde tuhaf bir şey hissetmişti ama bunu çok da önemsemedi. en azından öyle yapmak istedi ama yapamadı. yanlarına geldiğinde ryu-na söze girdi .
Varisim, konuklarımıza 'hoşgeldin' de. sunoo'nun gözleri hala yüzbaşı park'taydı. onun gözleri ise varis kimde.
Sunoo düz bir sesle istemeyerek de olsa selam verdi konuklara. hoşgeldiniz ... sizi ağırlamak bir şereftir.
Sana konuk olmak da öyle... sunghoon bi anda kendini düzeltti. yani size konuk olmak demek istemiştim . sunghoon'un yüzü kızarmıştı o an .
Kim ryu-na bu garip andan sonra devam etti konuşmaya. pekala, o zaman sofraya buyurun .
Az önce dediği şeyden dolayı hala yüzü kızarık olan sunghoon kendini hızlıca toparladı. ziyafete geçmeden önce birbirimizi kutsayalım. bu fikri bi anda ortaya atmıştı kendisi .
Kim sunoo'nun yüzüne bunu duyduğu an bi şaşkınlık uğradı, çünkü bunu beklemiyordu.
Aslında bu bir gelenektir. vampirler çoğu zaman birbini kutsar ama sunoo tabii ki bunu da tam olarak bilmiyordu. gerçi o hangi geleneği doğru düzgün biliyordu ki ...
İlk olarak sunghoon öne atıldı. yavaş adımlarla kim sunooya yaklaştı, pelerinin cebinden özenle işlenmiş mendilini çıkardı ve kainattaki en değerli şeye vuruyormuş gibi hafifçe varisin omuzlarına vurmaya başladı .
' Kutsal aşkına... kutsal aşkına... kutsal aşkına... '
Bir süre sadece bunu tekrarladı. sonra ise şöyle devam etti.
' Kutsal kan seni açlıktan korusun ... '
Fakat bunu içinden tekrarlıyordu . sürekli bunu tekrarlarken hafif vuruşları sunoo'ya sadece çok garip geliyordu .
Sandığından daha uzun sürdüğü için diğerlerinin anlam veremeyen bakışları ikisinin de üzerindeydi şimdi. sonunda farketmiş olacaktı ki yüzbaşı sonunda durdu .
Normalde bu gelenek kısa sürerdi ama yüzbaşına kalsa sabaha kadar buna devam edebilirdi, onu sonsuza kadar kutsayabilirdi .
Ama bu odadaki tek gariplik bunun çok uzun sürmesi değildi. kim sunoo'nun buna izin vermesi de vardı. varis kim buna izin vermişti ! bu an artık tarihin altın sayfalarına yazılması gereken bir şeydi. çünkü tekrarı bir daha asla olamayacak nadide bir andı bu .
Ryu-na ve hyun-woo'nun dudaklarının şaşkınlıktan aralanması da vardı, şaşkınlıklarının sebebi çok açıktı, varis kim'in buna sesini çıkartmaması tarihi bir anın yaşanmasından farksızdı ve tarihi bir anın gözlerinin önünde yaşanması bir hayli şaşırtıcıydı .
Bu, ay tutulması gibi bir şeydi ve görünen o ki yüzbaşı park, bu varise tutuluyordu ...
Park sunghoon kan detayları olan mendilini sunoo'ya uzattı bir anda. sıra sende ...
Her bir saniye geçtikçe sunghoon'un kalbi bu ismi olmayan duyguyla adeta yanıyordu. sunoo'nun gözleri ise hala ve hala sunghoon'daydı. sanki o gözlerde büyülü bir şey varmış gibi bakıyordu.
Kutsa beni... yüzbaşının bu talepkar sesi varis kim'i o büyüden kurtaramamıştı. hala yüzbaşının gözlerinin içine bakıyordu varis kim .
Sunoo ne yapacağını bilmiyordu. hayır, o bunu yapamaz diye değildi. ne cürretle birisi ona 'beni kutsa' diyebilirdi !!! sunoo tam bir şey diyecekken olay çıkacağını anlayan öncü hyun-woo, yemekler daha fazla dayanmayacak hadi masaya geçelim dedi.
Herkes sofraya geçti.
Ziyafet sonunda başlamıştı. soysuz kesimden ÇALINAN erzaklarla bezenmiş sofra sonunda konuklarına açılmıştı. sunghoon ise bu his yüzünden huzursuz hissediyordu, kötü olduğu için değil , kendine neler olduğunu bilemediği içindi. eli düzenli olarak kalbine gidiyor, sanki kalbinde bir ağrı varmış gibi hissediyordu. ama tek fark bu ağrının sebebinin güzel bir şeyin olmasıydı. tabii ki sunghoon için şuanlık bu sadece bilinmez bi ağrıydı .
Kim sunooda da bir gariplik vardı. normalde katiyen ve asla ailesinin sözünü dinlemez ve her zaman bir karışıklık çıkarırdı. özellikle az önce olan şeylerden sonra ama o, sadece sunghoon'a bakıyorken kendi dünyasına dalmıştı şimdi ve orada da tarifi olmayan bir duygu vardı. bugün bu ikisi de bir bilinmezlik dehlizinin içindeydi .
Sessizlik bulutunu dağıtmak adına ilk hamleyi yapan kişi park u-seong oldu. sizi rituelde gördüğüme çok sevindim varis kim . işte şimdi bir kargaşanın ilk kıvılcımları net bir şekilde görünebiliyordu. sunoo göz devirerek iyi ... sevinin çünkü tekrarı olmayacak diye karşılık verdi.
Hyun-woo keskin bakışlarını bir anda sunooya dikti ve soğuk bir sesle karşılık cevap verdi. kim sunoo, terbiyeni takın. sunoo ise sadece sırıttı.
Bana terbiyemi takınmamı söyleyen adama bak, soysuz kesimden erzaklarını çalıp ziyafet veriyor .artık yeterdi bu velet sınırlarını yine çoktan aşmıştı hyun-woo için. ama gerçekler buydu, bunu en iyi o biliyordu . hyun-woo soğukkanlılığını bozmayarak devam etti ...
Terbiyeni takın dedim sana, eğer biraz daha bu davranışlarına devam edecek olursan sofradan kovulursun .
İyi o zaman. sunoo tabağını öne doğru itti , ayağa kalktı. zaten bu çalıntı şeyleri yemek istediğimi kim söylemişti ki. gayet rahat adımlarla salondan çıkıp odasına gitti. masadaki herkes neye uğradığını şaşırmıştı. hyun-woo ise kendisini zor tutuyordu.
Kim sunoo hep böyleydi.hep az yerdi. hatta neredeyse hiç.çünkü aslında bu yemeklerin hepsinin başka vampirlere ait olduğunu hep bilirdi.küçüklüğünden beri...
Gençlik zamanları hep zordur, bilirim. çünkü sunghoon da böyle... sorumlulukları yaklaştığında kendilerinden geçerler dedi park hae-eul. hyun-woo sadece olumlu anlamda kafa sallayabilmişti. bu sözlerden sonra ortamın havasını dağıtmak adına bir diğer hamle de kim ryu-na'dan geldi.
Yüzbaşı sunghoon kaç yasında ? hae-eul'den gelen yirmi üç yaşında cevabının üzerine varisim de yirmi iki yaşında, aralarında sadece bir yaş var yanıtı geldi ryu-na'dan . böyle olmasına rağmen varis kim sunghoon gibi hala eline sorumluluk almadı ama ! hyun-woo'nun sesi yargılayıcı bir tondaydı .
Bu gergin ortamı düzeltebilecek bir mucize kainatta hala var olmamıştı. sanırım hiçbir zaman da olmayacaktı ...
Saniyeler dakikalara dönüşüyordu ve hala kimseden çıt çıkmıyordu .bunu bozan ise yüzbaşının ta kendisiydi.
Bu kıymetli ziyafeti terk etmek istememi lütfen bağışlayın ama çok önemli işlerim var diyerek sözlerine giriş yapmıştı. bu arada ailesi de o 'aşırı önemli işleri ' şimdi duyuyordu. ryu-na ise isteğinizi anlayışla kabul ediyoruz dedi .sunghoon kafasını hafif eğmişti veda etmek için . o esnada hyun-woo'dan 'kutsal kan seni korusun' duası geldiğinde bunun için teşekkür eden yüzbaşı ardından salondan hızlı adımlarla çıktı.
Merdivenlerin önüne geldiğinde birden duraksadı. bu önemli işlerin ne olduğunu o da bilmiyordu. hatta bunu neden söylediğini de.
Bugün bilinmezlik bayramı mı vardı? cevabı hayırdı ama eğer öyle bir bayram olsaydı o bayram kesinlikle bugün olurdu . ne yapacağım ki ben şimdi ?...
Düşünce selinde boğulurken yüzbaşının gözü merdivenlere takılmıştı, üst kata giden merdivenlere değildi tabii ki. varis kim'e giden yola takılmıştı kahverengine boyanmış irisleri ...