Telefon ekranındaki cümleye bakarken nefesimi tuttuğumu fark ettim.
“O saatte sen hastanede değildin.”
Bir süre hiçbir şey düşünemedim.
Sonra gözlerimi yavaşça anneme çevirdim.
Annem telefon ekranını görmeye çalışıyordu.
— Kim yazıyor? diye sordu.
Telefonu hemen kapattım.
— Kimse.
Annem yüzüme baktı.
— Bana yalan söyleme.
Bu cümleyi duyunca içimde garip bir şey oldu.
Çünkü bunu bana söyleyen kişinin annem olması ironikti.
Bana yıllardır doğruları anlatmayan bir insan, şimdi benden dürüstlük bekliyordu.
— Bana önce sen doğruları anlat.
Annem sustu.
Babam ayağa kalktı.
— Ne mesajı geldi?
— Sana ne?
— Göster.
— Hayır.
Babam ilk kez gerçekten öfkelendi.
— Göster şu telefonu!
Telefonu arkamda sakladım.
— Hayır!
O anda salondaki hava değişti.
Babamın öfkesi bir anda yerini korkuya bıraktı.
— Mesaj kimden geldi?
— Bilmiyorum.
— Ne yazdı?
Cevap vermedim.
Babam anneme baktı.
— Başladı.
Annem başını eğdi.
— Evet.
— Ne başladı? diye sordum.
İkisi de sustu.
— Ne başladı?
Babam pencerenin önüne gitti.
— Yıllar önce kapandığını düşündüğümüz bir mesele yeniden açıldı.
— Aylin mi?
Babam cevap vermedi.
— Aylin mi?
— Belki.
— Belki ne demek?
Babam dönüp bana baktı.
— Aylin'i bulmaya çalışıyorsun, değil mi?
Şaşırdım.
— Bunu nereden biliyorsun?
— Çünkü o hastaneye gitmenin başka bir açıklaması yok.
Demek beni takip etmişti.
— Beni takip mi ettin?
— Hayır.
— O zaman nereden biliyorsun?
Babam cevap vermedi.
Telefonumu tekrar açtım.
Mesaj hâlâ oradaydı.
Bir anda yeni bir mesaj geldi.
“Onlara güvenme.”
Sonra:
“Özellikle babana.”
Babamın yüzüne baktım.
Mesajı görmüyordu.
Ama sanki bir şeylerin farkındaydı.
— Sana bir şey soracağım, dedim.
— Sor.
— Aylin'in bebeği gerçekten kayboldu mu?
Babam uzun süre sustu.
— Evet.
— Sen gördün mü?
— Neyi?
— Bebeği.
Babam cevap vermedi.
— Gördün mü?
— Hayır.
Bu cevap beni şaşırttı.
— O zaman bebeğin kaybolduğunu nereden biliyorsun?
Babamın gözleri anneme kaydı.
Annem başını kaldırmadı.
— Hastaneden öğrendik.
— Kimden?
Babam cevap vermedi.
— Nermin mi?
Babamın yüzü değişti.
İşte aradığım tepki buydu.
— Nermin sana ne anlattı?
— Hiçbir şey.
— Yalan.
Babam bir anda sustu.
Annem araya girdi.
— Yeter.
— Hayır, yetmez!
Sesim titriyordu.
— Bütün hayatım boyunca benden bir şey sakladınız. Şimdi öğrendiğim her şey başka bir şeyle çelişiyor.
Babam bana baktı.
— Sana zarar gelmesini istemedik.
— Beni korumak için mi yalan söylediniz?
— Evet.
— Peki kimden korudunuz?
Babam cevap vermedi.
Tam o sırada kapı çaldı.
Üçümüz de sustuk.
Babam kapıya doğru yürüdü.
Ben de arkasından gittim.
Kapıyı açtığında kimse yoktu.
Sadece yerde küçük bir paket vardı.
Babam paketi görünce dondu.
— Dokunma, dedi.
Ama ben çoktan eğilip paketi almıştım.
Üzerinde isim yoktu.
Sadece küçük bir not vardı:
“04.05.”
Paketi açtım.
İçinden eski bir anahtar çıktı.
Anahtarın üzerinde küçük bir metal etiket vardı:
27
Babam anahtarı görünce yüzü bembeyaz oldu.
— Bu anahtar nereden geldi? diye sordum.
Babam cevap vermedi.
— Nereden geldi?
Annem anahtara baktı.
Sonra sandalyeye oturdu.
— O anahtar hâlâ onda mıymış...
— Kimde?
Annem ağlamaya başladı.
Babam ona yaklaştı.
— Artık söylemek zorundayız.
Annem başını salladı.
— Hayır.
— Bunu daha fazla saklayamayız.
— Eğer öğrenirse...
— Zaten öğreniyor.
İkisine bakıyordum.
— Kimde bu anahtar?
Babam bana döndü.
— Hastanenin eski arşiv dolabının anahtarı.
Kalbim hızlandı.
— Ama arşiv kilitliydi.
— Çünkü anahtar yıllardır bizde değildi.
— Peki şimdi neden geldi?
Babam cevap vermedi.
Anahtarı elime aldım.
Metal kısmında çizikler vardı.
Bir tarafında küçük bir harf fark ettim.
N.
Nermin.
— Bu Nermin'in anahtarı mı?
Babam gözlerini kapattı.
— Evet.
Telefonum tekrar titredi.
Yeni mesaj.
Bu kez sadece tek cümle vardı:
“Anahtar sana ulaştıysa, Nermin artık saklanmıyor.”
Ardından bir konum gönderildi.
Hastanenin adresi değildi.
Mersin'in başka bir yeriydi.
Haritada işaretlenen yerin altında bir isim vardı:
Aylin.
Ekrana bakakaldım.
Sonra babama döndüm.
— Ben oraya gidiyorum.
Babam başını salladı.
— Hayır.
— Neden?
— Çünkü orası güvenli değil.
— Neresi?
Babam cevap vermedi.
Ben de telefonu cebime koydum.
— O zaman tek başıma giderim.
Kapıya yöneldim.
Babam kolumdan tutmadı.
Sadece arkamdan seslendi:
— Eğer Aylin'i gerçekten bulursan...
Durdu.
— Ne?
Babamın sesi çok kısıktı.
— Ona ilk soracağın şeyi iyi seç.
— Neden?
Babam gözlerimin içine baktı.
— Çünkü onun sana vereceği ilk cevap, hayatındaki en büyük yalanı ortaya çıkarabilir.
Kapıyı açtım.
Dışarı çıktım.
Ama aklımda tek bir soru vardı:
Aylin benim hakkımda ne biliyordu?