İçeriğe geç

Kampta aşk başkadır

Bölüm 4 · 3 dk okuma

Kampta aşk başkadır

Bölüm 4

2. Bölüm

Sonunda sekiz saat sürecek yolculuğum başladı. Simay yaklaşık yarım saat kitap okuduktan sonra uyuya kaldı. Anlaşılan dün heyecandan uyuyamamış, şimdi yolda sıcak havanında verdiği etki ile uyuma kararı almıştı. Ve banada aynısı oluyordu. Gözlerim yavaşça kapandı. Arkamızda kimsenin oturmadığından geriye yasladığımız koltuğa kafamı yaslayıp uykuya teslim oldum.

Garip bir rüya gördüm. Rüyamda;kapısında "221B" yazan bir yere giriyordum. Kapıda beni orta boylu bir beyefendi karşılıyordu. Adını söylemişti "Doktor John Wotson", ardından bende cevap veriyordum "Memnun oldum. Ben Doktor Duru Aksoy. Buraya sizinle beraber bir hastam hakkında konuşmaya geldim.", karşımda dikilen adam beni içeriye davet etti. Sonrasındaki konuşmalarımız anlamsız kelimelerden oluşmaya başladı. Ardından Simay beni uyandırdı. Kırk beş dakika ara vermişiz, otobüsün içinde neredeyse kimse kalmamıştı yavaştan hava sıcaklığı artmaya ve güneş iyice yükselmeye başlamıştı. Simay benim onunla gelmeyi isteyip istemediğimi sordu, elbette gelmek istediğimi söyledim. Telefonumu aldım. Simayı takip ettim. İlk olarak tuvalete gittik. Simay aynaya bakıp saçını toplarken bende onun telefonunu tutma bahanesiyle almıştım. Telefonu çalmaya başladı Simaya söyledim o da sakıncası olamyacaksa telefonunu açıp bilinmeyen numara ile konuşmamı istedi. Bende telefonu açıp hoparlöre aldım, arayan kişi," Selma Lara ile mi görüşüyorüm?" ," Hayır efendim, anlaşılan yanlış numarayı aradınız." Diyerek telefonu kapattım. Bu sırada Simay saçını toplamıştı. Daha kırk dakikamız olduğundan ve acıktığımızdan dolayı yemek yemek için bir yere geçtik. Birer tavuk döner ve gazlı olan içecekleri sevmediğimizden ayran söyledik. Yirmi dakika yiyip kalktık. Sonra hediyelik eşyalara bakmaya başladık. Ben etrafıma bakarken kitap rafı gördüm, hemen oraya gittim. Agatha christie 'nin kitabı olan " 16.50 Treni" ni gördüm. Simay'ın ve benim okumadığımız bir kitaptı Sonra aklıma geldi. Bu gün, Simay ve benim arkadaşlığımızın dördüncü yıl dönümüydü. O kitaptan iki tane aldım. Biraz ileride çikolatalar gördüm ve yine iki tane aldım. Biraz daha ileride paketleme yeri gördüm. Çalışana hediyelerimi verdim, Simay'ın en sevdiği renk olan siyah renkli bir paket seçtim. Simay beni çağırdı, hediyemi alıp yanına gittim. Onun elindede siyah renkli bir paket vardı."Demek sende unutmadın." Dedi ve bana sarıldı." Unutmak elde mi?" Dedim. " Canım arkadaşım.", "canım sırdaşım" ardından birbirimize hediyelerimiz uzattık. Kafe standından Simay büyük bardak sıcak çikolata aldı. Bende büyük bir bardak buzlu bol sütlü latte aldım. Ardından otobüse doğru gittik. Bu sefer ben cam tarafına oturdum. Hediyelerimiz açmaya başladık. O bana Beyza Alkoç' un "Kar tanesi" kitabını almış, birde kapağına uygun post-it almıştı. Tekrardan birbirimize teşekkür ettik. Biraz sohbet ettik. Ona gördüm rüyadan bahsettim o da hemen bir anlam buldu ve okuduğum kitap ile ilgili olabileceğini söyledi, belki de haklıydı. İçiceklerimizi içtik ve yine biraz daha uyuduk. Sonraki molada uyanmadık. İnmemize yarım saat kala yani saat iki buçuk da uyandım. Simayı uyandırdım. Telefonlarımızdan oyun oynadık. Ben oyun oynarken birilerinin konuşmalarını duydum. Birisi, kırmızı reçeteli olduğunu tahmin ettiğim bir ilaç soruyor diğeride cevap veriyordu. Konuştukları süre boyunca neredeyse hep kırmızı reçeteli ilaçlardan ve sakinleştirici etkisi olan ilaçlardan soru soruyordu. Sonunda doğru cevapları veriyordu ve ben hep doğru biliyordum. İnmemize beş dakika kalana kadar devam ettiler ve tanıyamadığım kişi oyuna sonra devam edelim dedi, aslında güzel bir oyun diye düşündüm. Simay güzel oyun diye mırıldandı. Bencede dedim. Simay şaşkın bir ifadeyle onları benimde dinleyip, dinlemediğimi sordu. Dinlediğimi söyledim " Bir ara bizde oynayayım mı?" Dedi canım arkadaşım. " Çok isterim" diye yanıtladım. Otobüsten, kamp alanına indik...

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.