İçeriğe geç

Kalp çıkmazı( mahalle)

Bölüm 6 · 2 dk okuma

Kalp çıkmazı( mahalle)

Bölüm 6

6. Bölüm

​Eve girdiğimde mutfaktan gelen taze demlenmiş çay ve fırından yeni çıkmış hamur işi kokusu bütün evi sarmıştı. Annem, tezgâhın başında omuzları düşük, elindeki havluyla kurulana duruyordu. Beni kapıda görünce, "Nerede kaldın kızım, hava tamamen karardı," dedi. Sesi her zamanki gibi endişe doluydu ama bu akşam o endişenin arkasında başka bir yorgunluk vardı. "Baban yine dükkânı geç kapattı, abin de Ateş'le dışarıda işimiz var diye çıktı. Sofra hazır ama bekliyoruz işte."

​"Bakkalın önünde denk geldim onlara, biraz lafladık anne," dedim, çantamı portmantoya bırakırken. Üstümdeki hırkayı çıkarıp koltuğun üzerine attım. "Beklemeyin beni, ben de hemen geliyorum."

​Elimi yüzümü yıkayıp mutfağa geçtiğimde, masadaki yerimi aldım. Abimle Ateş kısa süre sonra kapıyı açıp içeri girdiler. Ateş, ceketini çıkarıp asarken her zamanki o ölçülü hareketleriyle salona geçti. Göz göze geldiğimizde sadece başıyla hafifçe selam verdi. Abim ise yerine oturur oturmaz, "Bugün Ateş'le önemli bir konuyu konuştuk," diye söze girdi. Yemek boyunca abimin o heyecanlı anlatımları, mahalledeki ufak tefek dedikodularla karıştı. Ateş ise sessizce yemeğini yiyor, sadece gerektiği yerde kısa ve net cümlelerle lafa karışıyordu.

​Yemek bittikten sonra kahveler içilirken, balkona çıktım. Serin gece havası yüzüme çarptığında derin bir nefes aldım. Mahallenin sessizliği, uzaktan geçen bir arabanın lastik sesiyle bozuluyordu. Kısa süre sonra arkamdan gelen adım sesleriyle başımı çevirdim; Ateş, elindeki Türk kahvesi fincanıyla balkona çıkmıştı. Yanıma, trabzanlara doğru yaslandı. Bir süre ikimiz de konuşmadık.

​"Barış içeride hâlâ senin o staj konusunu anlatıp duruyor," dedi en sonunda, fincanını dudaklarına götürmeden önce. Sesi karanlıkta daha da tok çıkıyordu.

​"Abim bazen her şeyi fazlasıyla abartmayı sever," dedim, gözlerimi karşı apartmanın ışıklarına dikerek. "Kendi başımın çaresine bakabileceğimi bir türlü kabul edemiyor."

​"Abin seni korumaya çalışıyor, Leyla. Bu mahallede herkes birbirini korur ama bazen bu koruma insanı boğar," dedi. Bakışlarını bana çevirdiğini hissettim ama ona bakmadım. "Ancak haklı olduğu bir nokta var; hukuk büroları bizim mahalledeki kahvehanelere benzemez. Orada kuralları başkaları koyar ve sen o kurallara uyum sağlamak zorundasındır."

​"Kuralları bozmak için önce onları öğrenmek gerekir diye biliyorum," dedim, bu kez ona dönerek.

​Ateş hafifçe güldü; o nadir, dudak kenarındaki kıvrılmayla beliren gülüşüyle. "Keskin bir cevaptı," dedi. "Eğer o büroya gerçekten adım atmak istiyorsan, yarın sabah evraklarını al ve büroya gel. Sadece bir ‘yardım’ ya da ‘referans’ olarak değil, çalışmak isteyen bir stajyer olarak. Gerisini o zaman konuşuruz."

​Cevap vermeme izin vermeden fincanını bırakıp içeri geçti. Balkonda yalnız kaldığımda, kalbimin göğüs kafesimi zorlayan o hızıyla baş başa kaldım. Ateş bana bir lütuf sunmuyordu; bir meydan okuma veriyordu. Ve ben, o meydan okumayı kabul edip etmemem gerektiğimi düşünerek uzun süre karanlığa baktım.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.