İçeriğe geç

Kalp çıkmazı( mahalle)

Bölüm 4 · 2 dk okuma

Kalp çıkmazı( mahalle)

Bölüm 4

4. Bölüm

Kitabın ilk bölümleri okunması diye atmadık ama devamm

Hadi Keyifli okumalar:)

Akşamüstü mahalle meydanı her zamanki gibi kalabalıktı; çocukların top peşindeki koşturmacası, kahvehaneden gelen tavla sesleri ve akşam yemeği hazırlığı telaşıyla karışan bir uğultu vardı. Üzerimde her zamanki günlük kıyafetlerim; rahat bir pantolon ve içinde kendimi iyi hissettiğim, sade bir üst vardı. Saçlarımı alelacele toplayıp çıktığım için biraz dağılmıştı ama hiç takılmadım.

​Kahvehanenin önüne geldiğimde abim ve Ateş, köşedeki masada oturuyorlardı. Ateş, önündeki birkaç evrakla uğraşıyordu ama pek de odaklanmış görünmüyordu. Beni gördüklerinde abim elini havaya kaldırıp, "Leyla! Gel bakalım, bizimki yine hukuk dersi veriyor bana," diye seslendi.

​Ateş başını dosyadan kaldırdı. Gözleri bir an üzerimde gezindi, o her zamanki ağırbaşlı ve sakin haliyle başıyla selam verdi. "Selam Leyla," dedi. Sesi, mahalledeki diğer gençlere göre daha tok ve bir o kadar da mesafeliydi.

​"Selam," dedim, yanlarına doğru birkaç adım atarak. "Hayırdır, yine neyin peşindesiniz?"

​Abim çayından bir yudum alıp Ateş’e takıldı, sonra bana döndü. "Ateş diyordu ki, 'Leyla bu aralar çok dalgın, okulu bitince ne yapacağını düşünüyordur'. Biz de senin adına kariyer planı yapıyorduk."

​Ateş oturduğu yerden doğrularak masaya biraz daha yaslandı. Bakışları ciddileşti. "Yanlış ifade ettin Barış. Ben sadece, insan kendi yolunu çizmek istediğinde biraz daha odaklanması gerektiğini söyledim. Hayat bazen planladığın gibi gitmeyebilir, hazırlıklı olmak lazım."

​Ona doğru bir adım attım. "Odağım yerinde Ateş abi," dedim, sesimdeki o kendinden emin tonu ben bile şaşırdım. "Sadece herkesin bildiği, o klasik yoldan gitmek zorunda olmadığımı anlamaya çalışıyorum."

​Ateş’in dudaklarının kenarında hafif, neredeyse fark edilmeyecek bir kıvrılma oluştu. Sanki bir anlığına o "mesafeli avukat" maskesini indirip, karşıdaki kişinin bir yetişkin olduğunu kabullendi. "Kendi yolunu çizmek zordur, Leyla. Çoğu insan o yolu yürümeye başladığında, aslında ne kadar ıssız olduğunu fark edip geri döner."

​"Ben dönmeye niyetli değilim," dedim, gözlerine doğrudan bakarak.

​Abim gülerek araya girdi, "Hah! İşte bizim ailenin dik başlılığı. Ateş, boşuna uğraşma, bu kızın bildiği bir şey var," dedi.

​Ateş bir an sustu. Önündeki çay bardağını tabağına bıraktı. "Öyle olsun," dedi kısaca. Bakışlarını benden çekip tekrar abime döndü. "Konuyu dağıtmayalım. Yarınki işi halletmemiz lazım, yoksa işler uzayacak."

​Konuşma orada kesildi. Birkaç saniye daha öylece durdum; Ateş’in o ağırbaşlılığının altında ne düşündüğünü asla tam olarak bilememek, o sessizliği... Bu beni hem yoruyor hem de daha fazla merak etmemi sağlıyordu. Yanlarından ayrılıp yürümeye başladığımda, arkamda bıraktığım o bakışların hala üzerimde olduğunu hissedebiliyordum.

​Mahallede hava yavaş yavaş kararıyordu. Artık "Barış'ın kardeşi" olarak değil, kendi adımlarımın sesini duyarak yürüyordum. Ve Ateş'in o son bakışı... Sanki ilk defa beni bir birey olarak ciddiye almıştı.

Nasip buldunuz bölümü yorum ve begenilerinizi bekliyorum

Bölüm sonu

1 yorum