İçeriğe geç

Kalp çıkmazı( mahalle)

Bölüm 3 · 2 dk okuma

Kalp çıkmazı( mahalle)

Bölüm 3

3. Bölüm

Ertesi sabah uyandığımda içimde tarif edemediğim bir heyecan vardı. Sanki bir tiyatro oyununun prömiyerine hazırlanır gibiydim. Berfu ile dün akşam saatlerce uğraştığımız o kombinlerden birini seçtim: Açık tonlarda, vücudumu nazikçe saran kumaş bir pantolon ve üzerine onunla uyumlu, kaliteli bir triko bluz. Saçlarımı her zamankinden daha özenli bir şekilde, hafif dalgalı bıraktım. Aynanın karşısına geçip kendime baktım; evet, kesinlikle daha önce giydiğim o bol tişörtlerden çok daha farklıydım.

​Mutfağa girdiğimde annem kahvaltıyı hazırlamıştı. Barış, elinde telefonla bir şeyler okurken masada oturuyordu. Beni görünce bir an duraksadı, telefonu kenara bırakıp beni şöyle bir süzdü.

​"Hayırdır Leyla? Bugün büyük bir gün mü? Birileriyle mi buluşacaksın yoksa?" dedi göz kırparak.

​Gülerek yanına oturdum. "Yok abi, sadece kendim için güzel giyinmek istedim. Çok mu abartılı olmuş?"

​Barış elini omzuma koydu, samimi bir gülümsemeyle, "Yok, gayet yakışmış. Hatta bence geç bile kaldın, kendi yaşının kıymetini anla biraz," dedi. Onun bu desteği, içimdeki o ufak endişeyi tamamen silip attı. Biz gerçekten iyi bir ikiliydik. Yeri gelince birbirimizin en yakın arkadaşı, yeri gelince birbirine takılan iki çocuk gibiydik.

​Kahvaltıdan sonra evden çıktım. Mahallenin havası her zamanki gibi mis gibi çay ve simit kokuyordu. Bakkal amca dışarıda gazeteleri düzenlerken, "Günaydın Leyla kızım, bugün pek bir şıksın, hayırdır?" diye seslendi.

​"Sağ ol amcacım, değişiklik olsun dedim," diyerek gülümsedim.

​Sokağın başındaki kahvenin önünden geçmek zorundaydım. Kalbim sanki yerinden çıkacakmış gibi çarpmaya başladı. Ateş'in orada olup olmadığını kontrol etmemeye çalışarak düz bir şekilde yürümeye odaklandım.

​Tam o sırada, kahvenin önünde Ateş'i gördüm. Başka bir mahalle sakiniyle konuşuyordu. Beni gördüğü an, az önceki o ciddi ifadesi hiç bozulmadı. Gözleri üzerimde bir an dolaştı, evet; ama o bakışta hiçbir özel anlam yoktu. Sanki mahalleden geçen herhangi birini, belki bir komşuyu, belki de sadece "Barış'ın kardeşi"ni görüyormuş gibi baktı.

​"Günaydın Leyla," dedi. Sesi, her zamanki gibi mesafeli ve toktu. İsmimi söylerken sesinde hiçbir dalgalanma yoktu.

​"Günaydın Ateş abi," dedim, sesimi olabildiğince sabit tutmaya çalışarak. "Kolay gelsin."

​Yanından geçerken nefesimi tuttuğumu fark ettim. Arkamdan Barış'ın ona bir şeyler anlattığını duydum. Ateş tekrar önüne dönmüş, Barış'a bir şeyler anlatmaya başlamıştı bile. Beni izlemiyordu. Kesinlikle umursamıyordu.

​Tam o sırada Berfu sokağın köşesinden göründü. Beni görünce gözleri kocaman açıldı, yanıma gelip koluma girdi.

​"Wow! Bu ne güzellik? Bakışları yakaladın mı?" diye fısıldadı heyecanla.

​"Sorma," dedim, omuz silkerek. "Sanki ilk defa görmüş gibi bile bakmadı. Bence farkına bile varmadı, Berfu. Sadece 'günaydın' dedi ve Barış'a döndü."

​Berfu kıkırdadı. "Kızım, hemen pes mi edeceksin? Daha birinci gün! O, senin 'küçük kız' olduğunu kafasına kazımış bir kere. Bir günde yıkılmasını mı bekliyordun?"

​"Haklısın," dedim, derin bir nefes alarak. "Daha yeni başlıyoruz. O görmese bile, ben kendimi çok daha iyi hissediyorum."

​Mahallede yürürken artık kendimi daha özgüvenli hissediyordum. O bol tişörtlerin içinde saklanmıyordum artık. Bu, sadece bir giyim tarzı değil, sanki kendi hayatımın kontrolünü ele almamdı. Ateş Atakan'ın fark edip etmemesi şu an için önemli değildi; önemli olan, aynaya baktığımda gördüğüm o kadının, artık benim için daha gerçek olmasıydı.

Nasılll?

Bölüm sonu

1 yorum