Oylar ve yorumlar azalmış. Desteğinizi esirgemeyin lütfen. İyi okumalar❤️🩹
Doğa Korkmaz'dan:
Dün serbest bırakılmıştım. Alparslan suçsuz olduğumu kanıtlamıştı. Ona güvenmekle ne kadar doğru karar vermiş olduğumu anlamıştım. Mardine iniş yaptıktan sonra direk eve gelmiştim.
Eve gelir gelmez duşa girdim. Çıktıktan sonra direk kendimi yatağa attım. 2 gündür çok yorulmuştum. İftiraya uğramak gibi kötü bir şey yok bu dünya üzerinde. Bunu kim neden yapsın ki?
Benimle ne derdi olabilir? Aylinden şüpheleniyordum ama bunu kanıtlayamazdım. Eminim Alparslan kimin yaptığını biliyordur. Yarın sabah ilk iş ona sorardım.
•••
Sabah kalktım ve hastaneye gitmek için hazırlandım. Arabama binip yola çıktım.
Hastaneye varıp mavi doktor giysilerimi ve beyaz önlüğümü giydim. Doktor odasına gittiğimde içerde Alp ve Leyla vardı.
"Günaydın."
"Doğa." Diye koşarak bana sarıldı Alp."İyi misin? Çok merak ettik seni." Sarılmasına karşılık verip "Bilmem. İyi olmaya çalışıyorum." Dedim.
Leyla da bana sarılıp "Geçmiş olsun canım. Emin ol biz hiç bir zaman senin böyle bir şey yapma ihtimalini düşünmedik." Dedi.
"Teşekkür ederim. Ömer nerde?"
"O izinli. Keşke sen de gelmeseydin. Dinlenseydin evde."
"Evde duramıyorum valla. Hem burda kendimi daha iyi hissediyorum. E hadi o zaman acile gidelim. Çok özledim orayı." Diyip gülümsedim.
"Gidelim ya, gidelim. Ameliyatından tutmuş deli hastalarına kadar her şeyini seviyorum, acil." Diyip güldü Alp.
Leyla "Alpin aşk itirafı yaptığı max şey. Hadi gidelim artık. Ömer de yok zaten." Dedi. Odadan çıkıp acile gittik.
Doruk hoca geldi. "Günaydın arkadaşlar."
"Günaydın hocam."
"Doğa, çok geçmiş olsun. Senin suçsuz olduğunu biliyorduk. Keşke kalıp dinlenseydin. İyi misin şimdi."
"İyiyim hocam, sağ olun. Evde duramadım."
"Nasıl istersen. Alp senin tedavi işini unuttum sanma hiç bir yere kaçamazsın. 5 dakika içinde odamda ol." Diyip gitti.
Leyla "Bi dakka bi dakka. Sen ameliyattan mı korkuyorsun?"
"Ne alakası var? Doruk hoca abartıyor işte."
"Hiç te abartmıyor. Haklı. Daha ne kadar kaçabilirsin ki, Alp? Tedaviye başla bitsin gitsin işte oyun mu oynuyoruz burda?" Dedim.
"Ya hayır ama bilmiyorum işte. O ameliyattan çıkamama şansım da var. Ya ölürsem?"
"Allah Allah başladık gene. Bak, Alp'im, yeşil gözüm, sadece 1 ihtimal düşün. O da ameliyattan sağ salim çıkmak. 2ci bir seçenek olamaz bile. Sen bize güvenmiyor musun?"
"Güveniyorum ama yine de içimde bir his var."
Leyla "Olmasın o his. Senin daha taliplerin çıkacak, kızlar senin üstünde kavga edecekler. Ne ölmesi daha. Bak bakalım biz salak mıyız?"
"İyi güzel konuşuyorsunuz ama bir az daha geç kalırsam Doruk hoca etimi kemiğimden ayıracak. Ben kaçar." Diyip gitti şapşal.
Leyla "Şapşik ya. Seviyorum bu çocuğu.
Bakma öyle arkadaşca seviyorum. Hem benim kalbim Ömer diye atıyor." Diyip güldü.
"Biliyorum zaten. Ömerin kalbi de Leyla diye atıyordur kesin."
Sırıtarak "Seninki de Alparslan diye atıyordur." Dedi.
Her halde ne sandın?
Hay ben senin iç ses...
"Leyla? Alakasız şeyler konuşuyorsun bilmiş ol. "
"Eeee tamam, ben gideyim en iyisi çünkü sen çok sert bakıyorsun. Görüşürüz." Diyip gitti.
Az sonra Aylin geldi.
"Ooo serbest bırakılmışsın. Hayret. Beklemezdim."
"Aylin bak zaten sinirim tepemde sana çok pis patlarım."
"Alparslan kurtardı dimi? E tabi dayanamadı senin hapislerde çürümene. Nasıl yaptıysa çıkardı seni ordan."
Gülerek "Biliyor musun Aylin, senin söylediklerin artık gram umrumda değil. Ruh sağlığına veriyorum. O kadar boş, gereksiz, kendince atarlı konuştun ki bağışıklık yarandı bende. Sen yokmuş gibi devam." Dedim.
"Arsız güçlü olunca, haklı suçlu olurmuş." Dedi.
Gülerek "Hmm. Ne güzel söyledin. İnsanın kendini bilmesi ne kadar iyi bir şey dimi Aylin hemşire?" Dedim.
Arkamı dönüp gidecekken tekrar geri döndüm ve "Ha bu arada, içimde kalmasın. Alparslan, Alparslan diyorsun ya, iyiki de sana yüz vermemiş biliyor musun? Çünkü hiç yakışmıyorsunuz. Seninle heba olurdu." Diyip bahçeye çıktım.
Bahçede banka oturmuş kahve içiyordum ki birisi yanıma oturdu. Alparslan gelmişti.
"Alparslan bey?"
"Selam. Nasılsınız?"
"İyiyim. Teşekkür ederim. Çabuk toparladım."
"Sevindim."
"Bu arada size çok teşekkür ederim. Suçsuz olduğumu kanıtladınız. Siz olmasaydınız belki de ben hayin muamelesi görecektim."
"Rica ederim. Ben sadece görevimi yaptım. Bu arada sizi bizi bırakalım mı? Bana Alparslan diyin. Tabi siz de isterseniz."
"Nasıl istersen. Alparslan." Diyip gülümsedim.
"Böyle kuru kuru olmadı ama." Diyip gözucu bana baktı.
Doğru söylüyor. İnsan bi sarılır, öper, koklar. Çık çık çık, sen daha hiç bir şey bilmiyorsun be Doğa.
Tövbe estafurullah. Sapık mısın iç ses?
"Biliyorum. Haklısın. O zaman bir yemeğe hayır demezsin diye umuyorum. Tabi sen de istersen."
"Yok Doğa ben şaka olsun diye dedim. Hiç gerek yok."
" Mızıkçılık yapma be Atasoy. Sen söylemesen zaten ben söyleyecektim. Ee ne zaman boşsun?"
Ağzına da çok yakıştı soyad.
Sussana mal!
"Senden kaçış yok anlaşılan."
" Yok tabi ne sandın? " Dedim. Güldü. Gülerken gamzeleri ortaya çıktı. Gamzeleri olduğunu ilk defa görüyordum. Çünkü onu hiç böyle içten gülerken görmemiştim.
Telefonu çaldı.
"Efendim Arif. Tamam hemen geliyorum." Diyip ayaklandı.
"Doğa çok üzgünüm ama benim acil gitmem gerek. Görüşürüz. Kendine iyi bak."
"Sen de." Bir süre gözlerime baktı ve sonra gitti. Ben de içeri geçtim.
Deniz "Hocam , hocam." Diye koşarak geldi.
"Noldu Deniz?"
"Doruk hoca sizi ve Leyla hocayı odasına bekliyor."
"Tamam. Sağ ol." Doruk hocanın odasının önüne geldim ve kapıyı tıklattım. "Gel." Diyince içeri geçtim.
"Hocam."
"Gel Doğa." Leyla içerdeydi.
"Arkadaşlar sizi buraya Alp için çağırdım. Bildiğiniz gibi Alpin beyninin çok riskli bir bölgesinde tmör var. Ameliyat olması gerek. Ama o bunu istemiyor. Evet bize onaylamış gibi gözüküyor ama korkuyor. O yüzden sürekli bu durumdan kaçıyor."
"Hocam ben çoğu kez ikna etmeye çalıştım ama olmuyor. Ameliyattan çıkamayacağını kafasına yerleştirmiş durumda."
Leyla " Evet. Bu aralar zor gülüyor. Neşesini kaybetmiş sanki. Çok umutsuz."
"Farkındayım. Tedavi ne kadar güçlü olursa olsun moral herşeyden önemli. Ameliyattan önce moralini yüksektmemiz gerek. Ömer de gelince ameliyatı konuşuruz. Zorlu bir ameliyat olacak ama Allah'ın izniyle atlatıcaz. Evet başka sorusu olan?"
"Yok hocam."
"Tamam, o zaman kolay gelsin." Dedi. Odadan çıktık.
Leyla "Ne düşünüyorsun? Moral falan diyor."
"Bilmiyorum. Alpi mutlu etmeye çalışıcaz. Umudunu geri kazandıracağız."
•••
Bir diğer ameliyattan da çıktıktan sonra telefonum çaldı.
"Efendim."
"Doğa kızım. Nasılsın? Tanıdın dimi?"
"Nebahat hanım? Teşekkür ederim siz nasılsınız?"
"İyiyim canım sağ ol. Bak sana ne diycem bu gün seni bizim eve davet ediyorum. Seni kızıma o kadar çok anlattım ki tanışmak istedi. Beni kırmayıp gelirsen çok sevinirim."
"Teşekkür ederim Nebahat hanım ama nasıl olur bilmiyorum ki?"
"Bal gibi olur. Hadi kırma beni."
"Tamam o zaman. Siz bana konum atarsınız ben iş çıkışı gelirim."
"Tamam kızım. Hayırlı günler." Diyip kapattı.
İşlerim bittikten sonra Nebahat hanımın yolladığı konuma gittim. Eve varınca kapıyı çaldım. Nebahat hanım güler yüzüyle kapıyı açtı.
"Hoşgeldin Doğa."
"Hoşbuldum." İçeri geçtik. Yaklaşık 35 yaşlarındaki kadın "Hoşgeldiniz." Dedi.
Nebahat hanım "Tanıştırayım. Kızım Mihri. Mihricim, işte sana anlata anlata bitiremediğim doktor Doğa." Dedi.
"Memnun oldum. Annem senden çok bahs etti. Valla öve öve bitiremedi."
"Memnun oldum Mihri hanım."
"Mihri abla dersen çok sevinirim."
" Sema da Mihrinin görümcesi."
"Memnun oldum Sema hanım."
"Sadece Sema de. Ben de memnun oldum."
"Ben Doğaya demiştim seni oğluma alayım diye ama istemedi."
Mihri abla "Anne sen de alemsin. Utandırdın kızı öyle söylenir mi?"
Nebahat hanım "Neyse hadi sofraya geçelim. Bizimkiler de gelir birazdan." Dedi.
"Niye zahmet ettiniz hiç gerek yoktu."
"Ne zahmeti kızım. Duymamış olayım." Dedi. Sofraya geçip oturduk. Az sonra kapı çaldı. Mihri abla kapıyı açtı.
"Hoş geldin Selim."
"Hoş buldum Mihri abla. Valla kurt gibi açım."
"Geç geç."
İçeri gelen kişiyi görünce bayağı şaşırdım. Alparslanın timinden olan Selimdi. Nebahat hanımın oğlu Selim miymiş?
Hayır ya Neboşun yakışıklı oğlu Selim olamaz ama.
Sen bi sussana! Neboş ne Allah aşkına?
"Aa? Doğa? Ne işin var burda?"
"Selim? Nebahat hanım çağırdı."
Sema "Siz tanışıyor musunuz?"
Nebahat hanım içeri geçip Selime "Hoşgeldin oğlum." Dedi.
"Hoş buldum."
"Siz niye öyle dikiliyorsunuz?"
"Selimle Doğa tanışıyorlarmış."
"Bana da süpriz oldu. Selimin sizin oğlunuz olduğunu bilmiyordum."
"Yok aslında öyle değil." O sırada Alparslan da içeri girdi.
Şimdi düşüp bayılıcam. Sen nerden çıktın yiğidim?
Lan bi sus anlamaya çalışıyorum.
"Cümleten hayırlı akş- .... Doğa?"
"Alparslan?"
"Hoşgeldin oğlum."
"Hoş buldum anne."
Yes be. Yakışıklı oğul bizim Alparslan çıktı.
Senin de çenen düştü bu akşam.
"Anne mi?"
"Yok daha neler. Siz de mi tanışıyorsunuz?"
Birlikte "Evet." Dedik.
"Ben Selimi Alparslanın timden tanıyorum da şimdi anlamadım kim kimin oğlu?" Dedim.
Nebahat hanım gülüp "Selim de benim oğlum sayılır ama öz oğlum Alparslan. Sen az önce yanlış anladın. Ben sana anlatacakken Alparslan geldi lafım yarım kaldı." Dedi.
Selim "Bayağı değişik oldu bu."
"Hadi çocuklar, geçin masaya." Her kes masaya geçti. Ben de kalan boş yer olarak Alparslanın yanına oturdum.
Tabi canım.
Yemeğe başlamıştık. Arada Alparslanla göz göze geliyorduk. Yahu annen ablan burda ne bakıyorsun?
Sana ne? Bak aşkım ben arkandayım.
Delireceğim. Yemin ederim artık buramdayım iç ses.
Yemekten sonra koltuğa oturmuş çay içiyorduk.
Sema "Siz ne zamandan beri tanışıyorsunuz?"
"Yani bizim tanışmamız pek parlak olmadı. Ben buraya ilk geldiğim gün Alparslan arabama çarpmıştı. Bayağı atışmıştık. Sonra o yaralanınca bizim hastaneye geldi. Bir süre sonra düzeldi aramız."
Ne derler bilirsin Doğacım. En büyük aşklar nefretle başlar.
"Lan sen bu kızı kırdın mı gerçekten?"
"Annecim sırası mı şimdi?"
"Sus. Gül gibi kızla kavga edilir mi hiç? Çık çık çık çok öküzsün Alparslan." Onların bu haline güldüm.
Ama kayınvalideciim öyle deme yakında kocası olacak bizimkinin. Soğutuyorsun bak.
Hasbin Allah.
Sohbet çok güzel gidiyordu. Saate bakıp
"Ben artık gitsem iyi olacak. Geç oldu. Her şey için teşekkür ederim."
Mihri abla "Biraz daha kalsaydın."
"Yarın nöbetim var o yüzden gitsem iyi olacak. Teşekkür ederim."
Alparslan "Ben bırakayım seni."
"Yok hiç gerek yok. Arabayla geldim zaten."
Bıraksın işte boş ver arabayı.
Yalan mı söyleyeyim?
Evet?
"Tamam o zaman arabaya kadar eşlik edeyim."
Bak gör. Adam yürümüyor ,koşuyor.
Mihri abla " Yine gel Doğa. Biz seni çok sevdik."
"Ben de sizi çok sevdim. Gelirim."
Selim "Ben de gidecektim zaten. Görüşürüz."
"Görüşürüz aslanım."
"Bana müsade o zaman. Görüşürüz. Her şey için teşekkür ederim."
Nebahat hanım "Görüşürüz yavrum. Ne demek. Sen yine gel."
Alparslanla birlikte dışarı çıktık. Arabaya kadar eşlik etti bana.
"Teşekkür ederim. Zahmet oldu sana da."
"Olur mu canım ne zahmeti."
Canım? Yakışır.
"Ben gideyim artık. Sen de yorgunsundur. Git de dinlen."
Sen de bayağı bi gelişme var.
Benim lafımla beni mi vuruyorsun?
Hadi ordan.
"Tamam. Dinlenirim."
Git yanına sarıl ona. Okşa saçlarını uyusun.
Ay tövbe estafurullah. Sen harbi sapıksın.
"Görüşürüz."
"Görüşürüz doktor hanım." Dedi. Arabama bindim ve eve gittim.
İlahi bakış açısı:
Doğa tamamen gözden kaybolduktan sonra Alparslan ailesinin yanına döndü.
İçeri girince ablasıyla annesinin güldüğünü gördü.
"Noldu yine neye gülüyorsunuz?"
Sema "Ay Alparslan annen Doğaya ne söylemiş tahmin et"
"Ne söylem- Hayır anne sakın düşündüğümü yapmış olma."
"Yaptım valla."
"Ciddi misin ya?"
Sema "Ciddi valla. Doğaya benim yakışıklı bir oğlum var seni ona alayım mı dedi."
"Abartmayın canım siz de. İlk gördüğümde söylemiştim."
"Yok. Yok siz beni delirteceksiniz. Anne kıza niye öyle dedin? "
"Ne var yalan mı? Senin gibi yakışıklıyı kim sevmez? 27 yaşına geldin hala evlenmedin. Doğa olmasa da başkasını bulurum ben sana."
"Hayır dedim anne. Evlenmek istemiyorum. Neyse ben gidiyorum. İyi geceler size."
"Nereye?"
"Evime tabiki nereye olacak. Çok yorgunum valla direk uyuyacağım."
Doğa olsa da saçlarını okşayarak, sarılarak uyutsa seni.
Nebahat hanım "Tamam. İyi geceler oğlum." Dedi. Alparslan arabasına binip evine doğru yol aldı. Eve varınca direk duşa girdi ve çıktıktan sonra kendini yatağa atıp uykuya daldı. O kadar yorgundu ki başı ağrıyordu ve dinlenmeye çok ihtiyacı vardı.
Ah be Doğa nerelerdesin? Gel de uyut şu çocuğu. Öp, kokla, saçlarını okşa.
Bölüm sonu...
Hellolardan bir demet. Nasıl buldunuz bu bölümü? Umarım beğenmişsinizdir. İç sesleri şaka mı? Ahhshs. Başlık yakıyor dimi? Shshhdhfh
İç seslerle ilgili düşünceleriniz👉👉
Alparslan ve Doğayla ilgili düşünceleriniz👉👉
Bölümle ilgili düşünceleriniz👉👉
En sevdiğiniz sahne(ler)👉👉
Kaynanamız ve görümcemizle ilgili düşünceleriniz hahshag👉👉
