Oylarınız ve yorumlarınıza ihtiyacım var. Modum bu ara 0. İyi okumalar💓
İlahi bakış açısı:
Polisler Doğayı kelepçeleyip götürdüklerinde Alparslan sinirden buz kesmişti. Doğaya inanıyordu. Ona onu kurtaracağına dair söz vermişti ve sözünü tutacaktı. Telefonunu eline alıp Yiğiti aradı.
"Efendim kardeşim."
"Yiğit, Doğa tutuklandı."
"Nasıl? Ne demek tutuklandı? Neden?"
"Terörle bağlantısı olduğunu söylüyorlar. İftira olduğuna adım kadar eminim. Doğa yapmaz öyle şey."
"Ya gerçekse? Ya Doğa sandığımız gibi biri değilse? Nasıl ona bu kadar güvenebiliyorsun?"
"Gerçek değil! Doğanın yapmadığını biliyorum. Ona güveniyorum çünkü gözündeki ışıltıyı gördüm. Herkesin yaptığına inanırım, ama Doğa yapmaz."
"Tamam, sen öyle diyorsan öyle olsun. Napalım şimdi?"
"Adamı daha bulamadınız mı?"
"İstihbarata haber verdik. Ama henüz bir gelişme yok."
"Tamam. Geliyorum ben de. Doğanın sorgusunu gözlerimle görmek istiyorum." Diyip telefonu kapattı.
"Benim gitmem gerek. Doğa hanım birazdan sorguya alınacak. Bunu ona kim yaptıysa elimden çekeceği var." Diyip Ayline baktı. Dışarı çıkacakken
Alp durdurup "Alparslan komutanım, lütfen onun suçsuz olduğunu kanıtlayın." Dedi.
"O suçsuz. Onu ordan çıkarmak için elimden ne gelirse yapacağım." Diyip gitti. Aylinin yanından geçerken ona sert bakışlarla baktı ve eğilip kulağına "Eğer bu işin altından sen çıkarsan işte o zaman kork benden!" Diye fısıldadı ve yoluna devam etti.
Ayaz " Hala inanamıyorum. Doğa bunu nasıl yapar?"
Alp ona sertçe bakıp " Yapmadı zaten! Bilmediğiniz şeylerle ilgili konuşmayın!" Dedi.
Aylin " Yapmış işte. Gördünüz mü o yerlere göğlere sığdıramadığınız Doğanızın nasıl bir hayin olduğunu? Gelir gelmez hepinizi etkisi altına aldı. Kendisini melek gibi gösterdi. Siz de salak gibi kandınız. Ama bak, hak yerini buluyor. Sen devam et onu korumaya. Gördük işte. Allah bilir elebaşı da odur. Hiç şaşırmam." Diyip alay eder gibi konuştu.
Alp Aylinin üstüne yürüyüp "Bana bak Doğa hakkında doğru konuş zaten sana kılım kalbimi çok pis kırarım Aylin." Dedi.
Ayaz " Aylin haklı. Ya yaptıysa Alp?"
"Yapmadı diyorum sen daha neyin sorgusunu yapıyorsun?" Alp Ayazın yakasına yapıştı. Ömer ve diğer doktorlar Alpi sakinleştirmeye çalışıyorlardı ama Alp sakinleşecek gibi değildi.
Ömer "Alp delirdin mi hastanedeyiz, sakin ol."
Ayaz "Bırakın ya. Bırakın gelsin. Atsın sinirini."
"Bana bak seni öldürürüm."
"Alp tamam. Ayaz sen de sussana!" O sırada Doruk hoca geldi. Onları öyle görünce çok sinirlendi.
"Alp! Ayrılın hemen!" Onlar ayrılınca Doruk hoca konuşmaya başladı. "Siz ne yapıyorsunuz?! Hastane ya burası?! Gidin sorunlarınızı başka yerde çözün! Her kes işinin başına! Hemen!" Dedi. Alp Ayaza öldürücü bakış atıp kafeteryadan dışarı çıktı.
Alparslan tabura vardığında Doğa da varmıştı.
"Yiğit, bir gelişme var mı?"
"Henüz bir şey yok. Bu arada Doğanın sorgusuna yüzbaşı Gökhan Aslan girecek."
"İzleyebilir miyim peki?"
"Tabi. Şimdi sorgu odasına götürüyorlar. Görmek istersen…" Diyince içeri koştu Alparslan. Doğa tam içeri girecekken önüne çıktı.
"Alparslan." Dedi. Ağlamaktan gözleri kızarmıştı.
"Aslanım, lütfen sadece 1 dakika bir şey söylemem gerek." Dedi askere.
"Komutanım üzgünüm ama izin veremem."
"Alparslan bana inanıyorsun dimi? Ben vatanıma ihanet etmedim, gerçekten."
"Biliyorum Doğa. İnanıyorum sana. Merak etme tamam mı? Kurtaracağım seni."
"Söz mü?"
"Söz. Ben seni şurdan izliyor olucam. Git ve her şeyi anlat. Senin suçsuz olduğun ortaya çıkacak. Biliyorum ben." Dedi. Doğa ona zor da olsa gülümsedi. Asker Doğayı içeri aldı ve kendisi de dışarı çıktı.
Az sonra yüzbaşı Gökhan sorgu için içeri girdi. Alparslanla Yiğit kameralardan sorguyu izliyorlardı.
"Doğa Korkmaz. Terörle bağlantı suçundan burdasınız. Bunu nasıl açıklayacaksınız?"
"Size yemin ederim ki, öyle bir şey yapmadım. Ben vatanıma asla ihanet etmem."
"Peki bu fotoğrafları nasıl açıklayacaksınız?" Diyip benzinlikte çekilen fotoğrafları ve hastanede çekilen bir kaç fotoğrafı gösterdi. Doğa şaşkınlıkla fotoğraflara bakıyordu.
"Ama benim bunlarla bir alakam yok. Bu adam bana sataşmıştı. Tanımıyorum bile."
"Doğa hanım, deliller öyle demiyor ama. Bütün oklar sizi gösteriyor. Madem bir suç işlediniz anlatın da siz de kurtulun, biz de!" Diyip bağırdı.
Alparslan " Komutanım, sesinizi yükseltmezseniz sevinirim." Dedi. Bunu sadece kulağında kulaklık olduğu için Gökhan yüzbaşı duyabilirdi.
•••
Yaklaşık 1 saattir sorgu devam ediyordu. Sonunda bittmişti. Gökhan dışarı çıktı ve hemen Muhammet albayın yanına gitti.
"Nolacak şimdi Yiğit? Burda boş boş durup Doğanın çöküşünü mü izliycem?"
"Hayır tabiki. Ama elimizden hiç bir şey gelmiyor. Sen de sakin ol Alparslan."
"Sakin falan olamıyorum. O gözümün önünde haksız yere suçlanırken sakin olamıyorum! Ama ben bunu onların yanına bırakmayacağım. Yerin dibine de girse o adamı bulup konuşturmasını bilirim ben." Diyip bir sinirle dışarı çıktı. Doğadan bir şey çıkmadığı için bir süre daha göz altında tutulacaktı.
Anonim mekan:
Adam kapıyı çaldı. İçerden "Gir" sesi yankılanınca içeri girdi.
"Hoş geldin Ahmet." Dedi masa arkasında oturan 28-30 yaşlarındaki kadın.
"Hoş buldum efendim. Size yeni haberlerle geldim."
"Kimle ilgili?"
"Andrey bey. Alparslanın yanındaki doktora kafasını takmış durumda. Onu almak için elinden geleni yapıyor. Şimdi de doktora iftira atmış terörle iş birliği üzerine."
"Kahrolası Andrey! İşime burnunu sokmadan duramıyor mu bu adam?! Ama bir dakka. Alparslanı elde etmek için bu doktoru kullanabiliriz. Alparslana karşılık doktorun serbest kalması."
"İyi fikir efendim."
"Elbette. Ya Alparslan benim olur, ya da doktorun hapislerde çürümesini izler. "
Emre Alparslan Atasoy'dan:
Doğanın sorgusundan bir şey çıkmamıştı. Tam tahmin ettiğim gibi suçsuzdu. Ama yine de bir süre daha nezaret altında tutacaklardı. Bedensel olarak dayanırdı. Çünkü o çok güçlüydü. Ama ruhsal olarak hiç iyi değildi. Vatanına ihanetle suçlanıyordu ve bu her vatansever için kaldırılamaz bir yüktü.
Odamda oturmuş düşünüyordum. Bu iftirayı ona kim atmış olabilirdi? Sonunda dayanamayıp hastaneye gittim. Aylin bahçedeydi. Yanına gittim.
"Aa. Alparslan? Ne o beni mi özledin? Daha sabah burdaydın."
"Sus ta beni dinle! Doğaya sen mi iftira attın? Bana bak eğer yalan söylersen başına bela olurum. Nefes bile alamazsın!" Dedim sertçe
" Ben yapmadım diyorum nesini anlamıyorsun? Benim senin o çok kıymetli Doğanla ne işim olur be?"
"Bana bak sana son kez söylüyorum. Sen yaptıysan itiraf et."
"Ben yapmadım diyorum! İster inan ister inanma."
"Eğer burdan da sen çıkarsan sana gün yüzü göstermem, Aylin. Bu da sana son sözüm." Diyip gittim. Burden telefonum çaldı. Özel numara yazıyordu.
"Evet?"
"Alparslan."
Sesin sahibini hiç beklemiyordum. "Ferda?"
"Beklemiyordun dimi? Sana bir teklifim var. Doktora olanları biliyorum. İftira atıldığını da biliyorum."
"Sen? Sen yaptın dimi?"
"Yanlış cevap ama yavrum. Yapanı biliyorum. Eğer öğrenmeyi çok istiyorsan 1 saat sonra sana atacağım konuma gel. Korkma, bir düzenek falan yok. Seni bekliyor olacağım. Yalnız gelmeni söylememe gerek yoktur diye umuyorum. " Diyip kapattı. Ferda her şey yapardı ama yalan söylemezdi. Terörist değildi ama mafyaydı.
1 saat sonra Ferdanın attığı konuma gittim. Önlemimi her ihtimale karşı almıştım. Şehirden biraz kenarda bir kulübe gibi bir yerdi.
İçeri girmemle beraber birisi omzumu sardı.
"Ben de tam seni bekliyordum, Alparslan." Dedi. Hemen kenara çekildim.
"Bi daha bana dokunursan acımam ona göre!"
"Benden uzaklaşmaya çalışma Alparslan. Sana olan teklifimi duyunca anlayacaksın ne demek istediğimi. Geç otur şöyle." Diyip eliyle koltuğu işaret etti. Kimin yaptığını öğrenmek için dediğini yapmak zorundaydım. Koltuğa oturdum.
"Hadi söyle. Doğaya kim iftira attı?"
"Bunu öğrenmek istiyorsan önce şartımı duymalısın. Bebeğim ama çok sabırsızsın." Diyip dudaklarını yanağıma getirmek istedi. Geri çekilip sert bakışlarla baktım.
"Seni uyarmıştım Ferda. Ne söyleyeceksen söyle çabuk. Bana dokunmayı ve gereksiz hitapları da bir kenara bırak yoksa elimden çekeceğin var!"
"Hiç değişmemişsin. Sinirlendikçe daha da yakışıklı oluyorsun. Neyse gelelim zurnanın zır dediği yere. Doktora iftira atan kişi Andrej. Ama onu bulamazsın. Andrejin adamları yaptı. Onların yerini sana söylerim. Ama bir şartla. Eğer benimle bu evde 1 gün kalmayı kabul eder ve istediklerimi yaparsan sana adamların yerini söylerim. Aksi takdirde doktorun hapislerde kahroluşunu izler durursun. Seçimini yap. " diyip sinsice güldü.
Sinirle ayağa kalktım. "Ne diyorsun sen ya? Seninle değil 1 gün 1 dakika bile aynı yerde durmam. Adamların yerini söyle yoksa seni şuracıkta öldürürüm Ferda!" Diyip silahı kafasına dayadım.
"Öldür. Anlamıyor musun? Ben seni istiyorum Alparslan. Ya benim olursun ya da doktoru unutursun. Ama şunu unutma ki ben sana sahip olmak için ölümü bile göze alırım."
"Delirmişsin sen. Manyak. Söylemezsen ben kendim bulurum. Senin kirli işlerine alet olacağıma beni öldür daha iyi." Diyip dışarı çıktım ve kapıyı çarptım. Arabama binip son sürat tabura gittim.
Yiğit aradı.
"Efendim Yiğit."
"Alparslan bir gelişme var. İşin içinde Andrej olabilir."
"Biliyorum. Geliyorum yoldayım. Öyle konuşuruz." Diyip kapattım.
Az sonra tabura vardım ve timin yanına gittim.
"Hoş geldiniz komutanım."
"Hoş buldum aslanım. Muhammet albay odasında mı?"
"Evet efendim." Muhammet albayın odasına girdim ve Ferdanın söylediklerini söyledim. İstihbarata Andrejin adamlarının yerini bulmaları için haber gönderdi.
Bir kaç saat sonra yerini tespit etmişlerdi. Timle birlikte hazırlanıp yola çıkmıştık. Depo gibi bir yerdi. İçeri baskın yaptık. Resimdeki adamı bulmuştuk. Zaten depoda tekti o yüzden onu almamız hiç zor olmadı. Şerefsizi alıp karargaha götürdük.
Sorgusu biraz uzun sürmüştü. Konuşmuyordu. Andrejin yerini de bilmiyormuş. Onun yerini sadece sağ kolu biliyormuş. Bu mal sadece onun verdiği emirleri yerine getiriyormuş.
Sonunda Doğaya komplo kurduklarını itiraf etmişlerdi. Neredeyse sabah olacaktı. Sabah Doğa çıkacaktı. Suçsuz olduğu kanıtlanmıştı. Zor da olsa onu kurtarmayı başarmıştık.
Sonunda helikopter yere indi. Önce askerler sonra Doğa indi. Gözlerinin altı yorgunluktan çökmüştü. Serbest bırakıldığı için gözleri gülüyordu.
Ona doğru gittim hızlı adımlarla. O da bana doğru geldi. Gözlerim onun yeşil hareleriyle buluştuğunda gözlerim yüzünün her yerinde dolaştı.
Sonunda ona kollarımı sardım. Ona bir şey olacak diye çok korkmuştum.
Doğa Korkmaz'dan:
Çıkış haberim gelince derin bir nefes vermiştim. Helikopterden inince temiz havayı içime çektim. İşte o zaman nefes aldığımın farkına vardım. İnince Alparslanı ve timini gördüm. Bana doğru gidince ben de ona doğru gittim.
Bir süre gözlerine baktıktan sonra kollarımı ona doladım. Sözünü tutmuştu. Beni ordan kurtarmıştı. Suçsuz olduğumu kanıtlamıştı. Ona güveniyordum. Beni kurtaracağını biliyordum. Alparslanın kalp atışlarını duyuyordum. Hızlı atan kalp atışlarını...
Ona sarılınca kendimi çok güvende ve huzurlu hissetmiştim.
Sessizce " Sözünü tuttun üsteğmenim." Dedim.
"Tuttum tabi. Seni orda bırakacağımı mı sandın?" Dedi...
Bölüm sonu...
Selam olsun tüm 'Kalp Atışı' okurlarına💓. Keyifler nasıl. Kimyadan 40 almam şaka mıığ?😵 Modum yoktu bölüm atayım dedim. Doğa ve Alparslanı çok üzmek istemediğimden bir bölüm sürdü hasret. ❤️🩹
• Beğendiniz mi okurlaaar?👉👉
•Alparslan ve Doğayla ilgili düşünceleriniz?👉👉
•Alpin bu bölüm performansı şaka mıığ? 👉👉
•En sevdiğiniz sahne(ler)?👉👉
•En sevdiğiniz ve en nefret ettiğiniz karakterler? 👉👉
•Ferdayla ilgili düşünceleriniz?👉👉