İçeriğe geç

Kalp Atışı

Bölüm 7 · 7 dk okuma

Kalp Atışı

Bölüm 7

7-ci bölüm: İftira

Satır arası yorumlarınızı eksik

etmeyiniz. İyi okumalarr💓

Yaşadığım olayın şokuyla öylece Alparslana bakıyordum. İyiki gelmişti. O gelmeseydi belkide ben ölecektim. Ama o gelip beni kurtarmıştı. Evimi nasıl bulmuştu bilmiyorum ama yine de beni kurtarmıştı. Hatta kurtarmakla kalmayıp sarılmıştı. Ona sarılınca kalp atışlarının hızlandığını duyabiliyordum. Kokusu burnuma dolmuştu. Birden ona karşı içimde bir sıcaklık oluşmuştu.

Adama döndüğümüzdeyse kaçmış olduğunu gördük. Alparslan çok sinirlenmişti. Bakışları çok sertti. Kaşları çatılmıştı. Elinde olsa o adamı hemen öldürürdü.

"Allah kahretsin. Kaçmış. Ama yerin dibine de girse bulacağım o şerefsizi." Diyip çenesini sıktı.

Durma hadi öp te sakinleşsin.

La bi dur iç ses. Tövbe yarabbim.

"Siz tanıyor musunuz bunu?"

"Hayır. Yüzünü görmedim ki."

"Peki bu gün sıradışı bir olay yaşadınız mı?"

"Evet. Benzinlikteyken bir adam gelip tanışmak istedi. Sinirlerimi bozunca yeri yalattım ve geri döndüm. Psikopattır diye de çok uğraşmadım."

"Ben araştırıcam bunu, siz hiç merak etmeyin. Korkuyorsanız yanınızda kalabilirim." Dedi.

"Yok canım. Ne münasebet? Ben hiç bir şeyden korkmam. Sadece hazırlıksız yakalandım. Teşekkür ederim ama gerek yok."

"Eve kadar eşlik edeyim size. Her ihtimale karşı. Buyrun." Diyip eliyle asansörü işaret etti. Eve girince içerde biri vardır diye evin her yerini gezip kontrol etti. Kimse olmayınca

"Temiz. Bir sıkıntı olursa beni arayın." Dedi. "Ya da yok. Benim numaram sizde yoktur. Ben sizi arayayım kaydedersiniz." Diyip telefonunu eline aldı. Gerçekten de telefonum çaldı. Numaramın onda nasıl olmasına mı şaşırayım? Evimi bulmasına mı şaşırayım?Yoksa bu olanlara mı? Bilemiyordum.

"Numaramı nerden buldunuz?"

"Alp beyden aldım."

"Anladım. Evimi de ona mı sordunuz?"

"Hayır."

"Nasıl buldunuz peki?"

"Gizli bilgi. Söyleyemem."

"İyi söylemeyin. Sanki bilmiyorum. Teşekkür ederim her şey için. "

"Rica ederim. Görevim. Ben artık gideyim. İyi geceler, doktor hanım."

"İyi geceler, üsteğmenim." O çıktıktan sonra kapıyı kilitledim. Yatağa uzandım ve düşünmeye başladım. O adamlar benden ne istiyorlardı? Dertleri neydi?

Alparslan nasıl hemen yetişti? Neden gelmişti?

Hiç birine cevap bulamayınca kendimi uykunun kollarına bıraktım.

•••

Sabah kalkıp hazırlandım ve hastaneye gittim. Siyah doktor üniformamı ve beyaz önlüğümü giydim. Sabah kahvemi içmediğimden kafeteryadan bir kahve aldım ve doktor odasına gittim. İçerde sadece Aylin vardı. Nezaketen selam verdim.

"Dün olanları duydum. Geçmiş olsun."

"Nasıl yani? Nasıl duydun?"

"Alparslan söyledi. Sevgilim ya hani. Her şeyden haberdar ediyor beni." Dedi hava atar gibi ses tonuyla.

Sinirden gülerek " Aylin sen daha sıkılmadın mı?" Dedim.

"Neyden?"

"Alparslan beyle ilişkinizin olmadığını biliyorum. Senin ona takıntılı olduğunu, onun sana sürekli haddini bildirmesine rağmen senin onun peşinde koşman. Bular çok ezikçe değil mi? Sen seni istemeyen bir adamın peşinden koşuyorsun. Onunla ilgili yalan yanlış ağzına geleni sallıyorsun. Bu ne kadar doğru?"

"Sen de çok meraklı çıktın Doğa. Fazla merak iyi değildir. Dikkat et istersen. Alparslan seninle 2 kelam etti diye kendini öyle zirvede görme."

"Dikkat edeyim? Dikkat edeyim öyle mi? Tamam. Hodri meydan o zaman. " Benden kısa olduğu için ona doğru eğilerek " Elinden geleni ardına koyma. Ben ne senden korkarım ne de yapacaklarından." Dedim.

"Sen daha hiç bir şey görmedin. Benimle uğraşma yoksa olacaklardan sorumlu olmam."

"Ne kadar korktum anlatamam. Sen benimle istesen de uğraşamazsın. Senin ona çapın yetmez. Ha hiyleyle, yalanlarla yapabilirsin. Sana layık olanı. Öyle Alparslanla ilgili yalan haberlerle de gelme bana. Giderek daha da küçülüyorsun gözümde." Diyip güldüm.

"Neyse ben gideyim. İyileştirmem gereken hastalarım var." Diyip dışarı çıktım.

Yolda Doruk hocayla karşılaştım.

"Günaydın hocam."

"Günaydın Doğa. Alp geldi mi?"

"Daha görmedim. Bir sorun mu var?"

"Onun tedaviye başlaması gerekiyor. Ameliyatı kabul etti ama ses yok. Aklınca kaçmaya çalışıyor."

"Haklısınız hocam. Görürsem söylerim yanınıza gelir."

"Tamamdır. Kolay gelsin."

"Size de." Diyip işlerimin başına döndüm.

Emre Alparslan Atasoy'dan (1 gün önce):

Hastanede Doğayla atışmıştık yine. Selime sinirlenip ona patlamıştım. Öküzüm işte, başka açıklaması yok. Kızı da kırdım. Senin kafana tüküreyim Alparslan. Bi öğrenemedin kızla doğru dürüst konuşmayı. Hastaneden çıkıp karargaha döndüm. Bahçede oturmuş düşünüyordum.

Yiğit yanıma oturdu.

"Alparslan. İyi misin?"

"İyiyim."

"Değilsin. Ben seni tanırım. Bu gün bi değişiksin. Noldu anlat bana. Belki bir çözüm bulurum."

"Yiğit bak şimdi. Benim bir arkadaşım bir kıza istemeden kötü davranmış. Durduk yere ona yüklenmiş. Şimdi benden yardım istiyor. Kendini affettirmek için. Ben de bir şey bulamadım. Sence ne yapsın?"

"Hm? Bir arkadaş? Alparslan ben yemem. Arkadaş dediğin sensin, kırılan da Doğa."

"Ne alaka?"

"Ya bi git işine ya. Sanki ben körüm. Oğlum sen şaka mısın? Doğayı nasıl kırmayı başardın?"

"Öküzüm işte. Yaptım bir hata. Ee napayım?"

"Git özür dile, bide soruyor ya hayret bir şey."

"Harbi mi diyorsun?"

"Harbi ya. Git bir güzel özür dile. Hem o affeder. Hadisene ne duruyorsun?"

"Tamam. O zaman ben gittim." Diyip fırladım. Arabama binip hastaneye gittim ama hastanede yoktu. Son çare evine gitmekti ama nerde oturduğunu bilmiyordum.

Yiğiti aradım.

"Yiğit sana Doğa hanımın numarasını atıyorum telefon sinyalinden nerde olduğunu bul."

"Tamamdır. Yolla sen." Numarayı Yiğite yolladım.

Bir kaç dakika sonra aradı.

"Evet?"

" Alparslan, ...... da oturuyor."

"Teşekkürler."

"Bir şey değil. Yeşil gözlü doktor hanım he? İyimiş." Diyip güldü.

"Yiğit?"

"Tamam be, doğruyu söyleyeni 9 köyden kovarlarmış. Hadi oylanma da git." Diyip kapattı. Yiğitin yolladığı adrese gittim.

Apartmana girince bir adamın Doğayı boğduğunu gördüm. Cinnet geçirdim sanki. Sinirim tepeme çıktı.

Bir hışımla adamı Doğanın üstünden alıp sırtını duvara vurdum ve suratını yumrukladım. Vurdukça şerefsiz piçe saydırıyordum. Bayılacak duruma gelince adamı yere fırlattım ve Doğanın yanına koştum.

Nefes nefese kalmıştı ve çok korkmuştu.

Ayağa kaldırdım ve başka bir şey yapmışmı diye her yerini inceledim. Sorun olmayınca ona sıkıca sarıldım.

Neden bilmiyorum ama ona sarılınca kalbim yerinden çıkacak gibi oldu. Güzel kokusu burnuma doldu. Doğaya bir şey olacak diye çok korkmuştum.

Ayrıldıktan sonra bir süre yeşil gözlerine baktım. İyi olduğunu söyledi.

Adama döndüğümüzde kaçmıştı. Onun yalnız gelme ihtimali yoktu. O yüzden yakalamaya çalışmadım. Hem Doğayı da yalnız bırakamazdım. Birisi daha sataşmıştı ona ama gerekeni yapmıştı.

E tabi kimin karısı

Tövbe estafurullah. Salak salak konuşma iç ses. Doğanın evinden çıktıktan sonra Yiğite anlattım durumu. Adamların bir biriyle bağlantısı olduğunu düşünüyorduk. Ama elimizde hiç bir şüpheli yoktu.

Doğa Korkmaz'dan:

Acildeki işlerim bitti derken yaralı bir hasta getirildi.

"Kenan Hazaroğlu. 42 yaşında bıçaklanma. Bilinci açık. Nabız 87, tansiyon 100/80."

"Tamam ameliyata alın." Ömerle birlikte ameliyata hazırlandık.

"Vital burgular?"

"Nabız 95, satüasyon 85, kan basıncı 120."

"Güzel."

•••

Ameliyat bittikten sonra koridorda Ömerle birlikte ameliyatı konuşuyorduk.

Az sonra Alparslan geldi.

O tarafa baktığımı görünce Alp Ömere "Pişt Ömer, gelsene bir şey diycem." Diyip yanına çağırdı. Ömer gider gitmez Alparslan yanıma geldi.

"Selam."

"Selam. Nasıl oldunuz dünden sonra?"

"İyiyim. Yani onlar kimdi bilmiyorum ama iyi olmaya çalışıyorum. Sorduğunuz için teşekkürler."

"Burası pek konuşmak için müsait değil. Nereye gidebiliriz?"

"İsterseniz kafeteryaya gidelim."

"Olur. Çok iyi olur hatta." Dedi. Kafeteryaya gidip 2 kahve aldık ve masaya geçip oturduk. Yan masada Ayazla Aylin hemşire oturmuşlardı. Aylinin bakışlarını üstümde hissedebiliyordum.

"Doğa hanım. Size bir şey söylemek istiyoruma ama nasıl söyleyeceğimi bilmiyorum."

"Dinliyorum."

"Ben dün için özür dilerim. Size karşı kabalık ettim. Sinirimi sizden çıkardım. Bunun için çok üzgünüm. Ben aslında dün özür dilemek için gelmiştim ama tatsızlıklar oldu dileyemedim." Dedi.

"Bir şey söyleyeyim mi? Siz de bayağı bir gelişme var." Diyip güldüm.

"Teşekkür ederim ya ağzınızdan güzel bir cümle çıktı. Affetiniz mi yani?"

"Ben uzatmayı sevmem. Hatanızı anladıysanız neden olmasın." Kahvemizi içiyorduk ki içeri bir kaç özel harekatçı polisler girdi.

"Doğa Korkmaz kim?"

Ayağa kalkıp " Buyrun benim." Dedim. Alparslan da benimle birlikte ayağa kalktı.

"Bir sorun mu var?" Diye sordu.

"Teröristle iş birliği, vatana ihanet suçundan göz altına alınıyorsunuz." Dedi polis. Dediği cümleler beynimde yankılanıyordu. Beni vatanıma ihanetle suçluyorlardı.

"A-ama nasıl? Ben öyle bir şey yapmadım. Yemin ederim."

"Bizimle gelmeniz gerek. İfadenizi orda verirsiniz."

"Ama ben yapmadım ki yemin ederim. Alparslan, gerçekten yapmadım. Ben vatanıma ihanet etmem." Dedim gözlerim dolu şekilde ona bakarak.

"Biliyorum Doğa, inanıyorum sana. Memur bey bir yanlış anlaşılma olmasın."

"Yanlış anlaşılma falan yok. Bizimle gelmeniz gerek Doğa hanım."

Aylinin sesini duydum " Ee Doğa, ne demişler? Dışardan gördüm yeşil türbe, içine girdim estafurullah tövbe. Vatana da ihanet etmezsin be." Diyip yüzünü buruşturdu.

Üstüne yürüyerek "Bana bak öldürüm seni çek git. Git!" Dedim.

"Sakin ol Doğa. Ama seninle uğraşmak, seni yenmek çok kolaymış."

"Sen.... Sen komplo kurdun bana, komplo kurdun sen!" Bağırarak üstüne yürüdüm.

Alparslan beni tutup " Doğa tamam, sakin ol. Halledicez tamam mı?" Dedi.

"Bırak! Sen yaptın biliyorum. Bana komplo kurdun sen!"

"Allah Allah. Delirmişsin sen. İspatla o zaman. Ben hiç bir şey yapmadım. "

Alparslan "Doğa sakin ol. Aylin sen de git burdan. Kapa çeneni!"

"Doğa hanım! Hadi zorluk çıkarmayın da bizimle geliyorsunuz."

"Alparslan inanıyorsun dimi bana? Ben öyle bir şey yapmadım." Dedim ağlayarak.

" İnanıyorum. Ama şimdi sakin ol tamam mı? Kurtarıcam ben seni merak etme." Dedi.

Polisler kelepçeyi koluma geçirdiklerinde son bir kez Alparslanla bakışlarımız buluştu. Ama bu sefer bakışlarında hüzün vardı. Ama ona güveniyordum. Ne yapıp ne eder suçsuz olduğumu kanıtlardı. Beni kurtarırdı...

Bölüm sonu...

Seeeelamm. Keyifler nasıl? Nasıl yüce gönüllü bir yazarım dimi? Derslerime rağmen bölüm atıyorum. Yorumlarınızı ve oylarınızı merakla bekliyorum💓

•En sevdiğiniz sahne(ler)👉👉

•Alparslan ve Doğayla ilgili düşünceleriniz?👉👉

•Sizce olaylar nasıl ilerleyecek?👉👉

•Hangi sahneleri istersiniz?👉👉

•Aşık olduğunuz karakterler? Shhdhs👉👉

Sana sana ölürüm, yanar yanar yanarım. (Alparslan )

Bölüm sonu

6 yorum