Yorumları ve oyları artırmaya özen gösterelim. İyi okumalar💓
"Doktor hanım, acaba..." Telefon zilim sözünü kesdi.
"Çok pardon, buna bakmam gerek." Diyip açtım. "Efendim."
"Doğa hocam, Nalan hanım fenalaştı acil gelmeniz gerek. Hemen."
"Tamam. Siz müdahale edin geldim ben." Dedim. Hızla ayağa kalkıp " Alparslan bey, çok özür dilerim ama hastam fenalaşmış, gitmem gerek. Siz önemli bir şey mi diyecektiniz? "
"Yok hayır. Ben de zaten gidiyordum. Görüşürüz doktor hanım." Dedi. O gitmeden hemen hastaneye fırladım.
Nalan hanımın odasına girdim. Deniz ordaydı.
"Evet, Deniz. Sorun ne?"
"Hocam nabız çok zayıf. Birden bilinci kapandı."
"Tamam. Hemen 500ML cc izotoni, acil." Deniz hazırlayıp hastanın serumuna vurdu ama işe yaramadı.
"Hocam nabız yok derecesinde, hastayı kaybediyoruz!"
"Daha değil. Elektroşoku hazırlayın." Elektroşok getirildi. Nalan hanım evet zorlu ameliyat geçirmişti. Ama ameliyattan sağ salim çıkmıştı. Hiç bir sorunu yoktu. Birden bire neden böyle oldu anlamamıştım.
"100 jül yükle. 3, 2 , 1."
Değişmedi.
"200 jül yükle. 3, 2, 1."
Hiç hayat yok.
"300 jül yükle. 3, 2, 1."
"Hocam..." Elektroşoku bırakıp kalp masajına başladım.
"Hocam. Bırakın."
"Kes!"
"Hocam hastayı kaybettik. Artık ne yapsanız boşuna." Dedi Deniz. Dünya başıma yıkılmış gibi hissettim. Ben bunca zaman hiç bir hastamı kaybetmemiştim ve bu olay çok dokunmuştu. Gözlerim doldu. Şoktan çıkamıyordum.
"Ölüm saati.... 15:01" Dedikten sonra apar topar odadan dışarı çıktım. Boğazımda düğüm oluşmuştu sanki, koridorda bağımsız yürüyordum. Odama girdim ve koltukta oturdum. Ellerim titriyor, gözlerim doluyordu. Hem Alp olayı, hem de bu olay üst üste gelmişti. Sinirlerim iyice altüst olmuştu. Hastanede daha fazla duramayıp eve gittim.
İlk ölümün beni bu kadar sarsacağını düşünemezdim. Ama ağlamamıştım. Ben genelde ağlamazdım. Güçlü dururdum. İçinde yaşamak ağlamaktan daha kötü bir şeymiş. Koltukta oturdum ve düşüncelerden sıyrılmak için telefonu elime alıp sosyal medyada gezindim.
İlahi bakış açısı:
Doğa Alparslanın yanından ayrıldıktan sonra Alparslan bir süre Doğanın arkasından baka kalmıştı. Daha lafını bitiremeden telefonu çalmıştı ve gitmesi gerekmişti. Hastası fenalaştığı için apar topar gitmişti Doğa. İşine çok bağlıydı ve bu Alparslanın hoşuna gidiyordu.
Kapı çaldı.
İçerden boğuk sesle "Gel!" sözü duyuldu.
"Efendim. Yeni gelişmeler var. "
" Gel İgor. Anlat bakalım neymiş gelişmeler." Diye sordu masa arkasındaki sakallı, kısaboylu adam.
" Size üsteğmen Emre Alparslan Atasoyla ilgili işeyarar bilgiler getirdim."
"Hmm? Öyle mi? Dökül bakalım. Alparslanla ilgili tüm bilgiler benim ilgi alanıma girer. Söyle bakalım. Bu gün ne yaptı? "
"Efendim, son zamanlarda bir doktorla görüşüyor. Hatta bayağı yakınlar. Fotoğrafları da var."
"Şu Gümüşoktaki doktor mu? Onu halletiniz sanıyordum?"
"O değil efendim. Başkası. Buyrun." Diyip fotoğrafları adamın önüne serdi.
"Güzel kızmış. Ne işi varmış Alparslanla?"
"Bence de. Onu daha çözemedik. Arkadaşlar sanırım."
"Arkadaş da olsa, Alparslanın hayatına girip çıkanlardan anında haberim olacak. Adı ne bunun."
"Doğa Korkmaz. 25 yaşında. Tek yaşıyor. Doruk Yılmazın ekibinde cerrah. Ailesi Ankarada ama kendisi bir kaç ay önce buraya gelmiş."
"Güzel. Demek tek yaşıyor. Bana o doktoru getirin. Ona bir hoşgeldin hediyesi verelim." Diyip sinsice güldü...
•••
Doğa Korkmaz'dan:
Dün gece erken uyumuşum. Sabah ta kalkıp hazırlandım ve arabama binip hastaneye gittim. Mavi üniformamı ve beyaz önlüğümü giydim. Doktor odasına gittiğimde Alp ve Leyla içerde kitap okuyorlardı. Geldiğimi görünce ayaklandılar.
"Günaydın. Ooo işbaşı yapmışız demek."
Alp "Günaydın." Diyip sarıldı.
Leyla "Bu tmör iyice senin ayarlarınla oynamış. Bayağı duygusal olmuşsun."
"Leyla? Bi dur ya. Zaten moralim bozuk."
" Tamam be. Bir şey dedik sanki. Neyse ben acildeyim. Sizin konuşacaklarınız vardır. Malum, 3 gün ayrılık." Diyip gülerek çıktı. Aklınca çöpçatanlık yapıyor. Ulan Alp benim kardeşim be.
"Ee sen nasıl oldun?" Diye sordum Alpe.
"Psikolojik olarak pek parlak değilim."
"Geçecek hepsi. Sen sadece iyileşmene inan, güçlü ol tamam mı?"
"Anlaşıldı Doğa hocam." Diyip asker selamı verdi. Bu yaptığına güldüm ve acile gittik.
Bizim gitmemizle birlikte acile bir hasta getirildi. Avuç içi çok derin ve uzun kesilmişti. Yarasını temizledikten sonra dikiş işlemine geçtim. Adamın bakışlarını üstümde hissettim ama önemsemedim.
Dikiş bittikten sonra adam gitti. Çok şüpheli davranıyordu. Ben de işimin başına döndüm.
Bir kaç saat sonra böbreğinden şikayetlenen bir kadın geldi. Bir kaç test yaptık ve sorun olmadığını, sadece üşüttüğünü söyledik.
Kadın bana " Evli misin kızım?" Diye sordu.
" Hayır teyzecim. "
" Sevdiğin var mı?"
"Yok."
"İstersen seni oğluma alırım. Benim oğlum çok yakışıklı bir asker. Sen iste yeterki." Dedi.
"Teşekkür ederim teyzecim ama ilgilenmiyorum." Diyip güçlükle gülümsedim.
"Nasıl istersen. Bu arada benim adım Nebahat. Senin adın ne?"
"Memnun oldum Nebahat hanım. Doğa ben de."
"Kendin gibi ismin de çok güzel. Hele gözlerin. Yeşil yeşil. Seni çok çabuk kaparlar."
"Güzel sözleriniz için teşekkür ederim ama benim kimseye eyvallahım yok."
"Deme öyle. Belli olmaz bu işler. Belki bir gün senin de karşına şöyle yakışıklı, işinde, eli yüzü düzgün biri çıkar."
"Olabilir. Başka bir isteğiniz var mı?"
"Telefon numaranı yazar mısın kızım? Ben seni çok sevdim. Belki tekrar görüşürüz. Hem ihtiyaç duyduğumda aramak için. Elin bayağı şifalı."
"Olur. Yazayım." Telefon numaramı yazdım ve "Geçmiş olsun." Diyip işlerimin başına döndüm.
•••
Kafede Leylayla birlikte yemek yiyorduk.
"Pişt, bana bak, sen aklınca çöpçatanlığa mı başladın?"
"Eyvah. Yakalandım."
"Leyla? Ya sen şaka mısın ya? Niye böyle bir şey yaptın? Alpe de ayıp oldu."
"Ya ne yapayım? Hem Alp anlamadı merak etme. O sana sarılmakla meşguldü. Ya Doğa gerçekten çok yakışıyorsunuz. Valla bak. Hem ikinizde yeşil gözlüsünüz."
"Ne alaka? Hem ben esmerciyim. Yahu Alp benim kardeşim gibi. Lütfen böyle şeyler yapma. Hayret bir şey ya."
"Esmer mi? Vay be Doğa hanım, sizde de bu lafı duyduk ya, ölsem gam yemem." Diyip güldü.
"Hadi ya, ben onu içimden söylemedim mi?" Dedim sessizce.
Emre Alparslan Atasoy'dan:
Taburda bizimkilerle birlikte oturmuş sohbet ediyorduk.
"Arada bi hastaneye gidelim. Canım sıkılıyor burda." Dedi Selim.
"Hangi hastane?"
"Hangisi olacak komutanım? Gümüşoka gidelim. Doğanın çalıştığı yere."
Murat "Lan sen Doğadan mı hoşlanıyorsun?"
"Yaaaani. Böyle kalbim pır pır ediyor."
"Selim! Bir daha Doğa dersen ben seni pır pır ederim haberin olsun."
"Ama komutanım ne dedim ki? Gönlüm açılıyor Doğa diyince."
"Ben açıcam senin gönlünü. Bekle sen."
Yiğit " Alparslan sen iyi misin? Gergin gibisin." Dedi. Yiğit benim en yakın arkadaşımdı.
"İyiyim. Nasıl olmam gerek? Sadece başkasının arkasından konuşmanızdan hoşlanmadım.... Neyse, çok bunaldım bu sohbetten. Ben çıkıyorum." Diyip ayaklandım.
"Nereye? "
"İşim var." Diyip odama gittim. Üniformamı çıkarıp yerine siyah t-shirt ve soyah pantolon giydim. Üstüme de deri ceket alıp taburdan çıktım. Nereye gideceğimi bilemeden hastaneye gittim.
Bahçede öylece oturdum. Acaba Doğa nasıldı? Dün kötüydü. Numarası da yoktu. O yüzden soramıyordum. Yakınlıkta Alp denen doktoru gördüm.
"Alp bey."
"Komutanım? Buyrun. Bir sorun yok dimi?"
"Bir az konuşabilir miyiz?"
"Tabi. Diyip yanıma oturdu."
"Sen Doğa hanımın arkadaşısın dimi."
"Evet. Hatta en yakın arkadaşıyım. Yani nelerden hoşlanır, nelerden nefret eder, hepsini ezbere biliyorum."
"O kadar yani. Peki numarası var mı? Bir şeyle ilgili sormam gereken vardı."
"Var. İsterseniz vereyim size."
"Yazın lütfen." Diyip telefonumu uzattım. Numarayı yazıp telefonu geri verdi.
"Teşekkürler." Doğa geldi yanımıza.
"Alparslan bey?"
Alp "Ee ben gideyim. Acilde işim vardı. Görüşürüz komutanım." Diyip gitti ve gülümsedi.
"Bir sorun yok dimi?"
"Yok. Sadece dün kötüydünüz. Şimdi iyi misiniz? Onu soracaktım."
"İyiyim teşekkür ederim. Bu kadar yolu bunun için mi geldiniz?"
"Evet. Yani hayır. Baş hekimle görüşmem gereken konu var. Çok mu ilgilendiriyor sizi?"
"Yok canım. Ne ilgilendirecek? Sizi de anlamak çok zor."
"Olacak o kadar. Kos koca üsteğmenim. Size de bir laf söylemeye gelmiyor. Pini çekilmiş bombasınız. "
"Bomba mı? Bu nasıl bi mizah Allah aşkına?"
"Noldu beğenemedin mi? Selime ne yaptıysanız sizi sayıklayıp duruyor."
"Selim ne alaka ya? Te Allahım, ben bu konuyu anlatmaktan bıktım, siz söylemekten bıkmadınız. Selime selam vermekten başka bir şey yapmadım."
"İyi. Çok ta umrumdaydı."
"Değilse sormasaydınız. Sanki ben mecbur ettim Allah Allah." Diyip başını salladı.
"Ne dedim ya. Siz harbi pini çekilmiş bombasınız. İyi ad vermişim size. Başka açıklaması yok çünkü."
"Ya sabır ya selamet ya. Neyse benim önemli işlerim var, gidiyorum. Siz de sık sık gelmezseniz sevinirim."
"Giderseniz gidin. Gelmem bir daha zaten." Diyip ayaklandım.
Doğa Korkmaz'dan:
Hızla yanından ayrılıp hastaneye girdim.
Gerizekalı ya, birşeye sinirlenmiş sinirini benden çıkarıyor. Neysem ben onun için? Öküz işte nolacak.
Hastanenin içinde takım elbiseli birini gördüm. Hasta yakınıdır diye önemsemedim. İşlerimin başına döndüm.
Çıkışta markete girmiştim. Marketten çıkıp arabana binecekken bir adam durdurdu.
"Selam. Tanışalım mı?"
" Git işine."
" Gel şurda bir kahve içelim. Ben ısmarlıyorum."
"Ne diyorsun sen ya? Manyak mısın? Çek git! " Tam gidecekken kolumdan tutuldum. Kolunu ters çevirip arkasında sabit tuttum.
"Bir daha bana değil dokunmak, karşıma çıkmaya cüret edersen seni ellerimle gebertirim. " Diyip bir tekmeyle yere serdim. Arabama bindim ve eve döndüm.
"Bütün deliler beni bulur zaten. Allahın manyağı." Apartmana girecekken birisi ağzımı tuttu ve yere yatırıp boğmaya başladı. Kurtulmaya çalışıyordum ama olmuyordu. Adamın yüzü bağlıydı ve çok güçlüydü. Nefesim de kesildiği için gücüm yetmiyordu.
"Güzellikle söyledik anlamadın doktor. Bizimle geleceksin dedikse geleceksin." Dedi. Artık yolun sonuna geldiğimi düşünürken birisi adamı üstümden aldı ve yumruklamaya başladı. Ciğerlerime dolan havayla derin derin nefes alıp öksürdüm.
Adamı döveni görünce kendimi güvende hissettim. Alparslan gelmişti.
"Napıyorsun lan sen?! Kime dokunuyorsun he?!" Diye bağırarak yumrukluyordu. Adam bayılacak hale gelince Alparslan onu yere attı ve koşum yanıma çöktü.
"İyi misiniz?" Diyip ayağa kaldırdı ve sarıldı. Sarılmasının şokuyla ben de ona karşılık verdim. Kokusu burnuma doldu. Kendimi güvende hissediyordum. Çünkü Alparslan vardı ve beni o adamdan korurdu.
Ayrıldıktan sonra "İyiyim. Teşekkür ederim. Siz olmasaydınız belki de..." Dedim. Sözümü kesip
"Şşt, tamam. Korkmayın tamam mı, ben yanınızdayım. İyi misiniz bir doktora gidelim mi?" Dedi.
"Gerek yok iyiyim ben. Teşekkür ederim."
"Öldürücem o herifi." Adama dönerken adamın yerde olmadığını gördük. Kaçmıştı.
"Allah kahretsin, kaçmış. Ama bulucam onu merak etme tamam mı?" Dedi.
Bölüm sonu...
Hello. Nasılsınız? Yeni bir bölümle geldim. Aksiyon dolu. Var ya müqqq.
Oylarınızı ve yorumlarınızı heyecanla bekliyorumm. Öpüyoree💓💓
•Bölümü nasıl buldunuz?👉👉
•Yoğun istekler üzerine Alparslan olarak değiştim ismi. Sizce nasıl?👉👉
•Alparslan ve Doğayla ilgili düşünceleriniz?👉👉
•Diğer karakterlerle ilgili düşünceleriniz?👉👉
•En sevdiğiniz sahne(ler)?👉👉
•Ne tür sahneler istersiniz?👉👉
Alparslana aşık olmuşkee, bölüm atmışkeee ahshdhhsh
