Kitabımız düşündüğümden daha az ilgi görüyor. Okuyanlar oy verip yorum atarsa çok mutlu olurum.
İyi okumalar💓
Hemşireler sedyeyi getirdiler ve Alpi sedyeye yatırıp acile götürüyorduk. Yatağa yatırıp damar yolu açacakken gözlerini yarım yamalak açtı.
"Doğa.."
"Alp. İyi misin? Merak etme iyi olacaksın."
"Doğa, napıyorsun?." Diyip kalkmaya çalıştı ama başı ağrıdığı için yüzünü buruşturdu.
"Dur nereye kalkıyorsun? Serum takacağım. Deniz, Alp hoca için kafa tomografisi çekilsin."
"Hayır. Sakın. Tomografi olmaz. Hayır!" Diyip yatakta oturdu ama ayağa kalkamadı.
"Allah Allah, Alp sen delirdin mi?" Diyip onu geri yatırmaya çalıştım. Derken Doruk hoca ve Ömer geldi.
"Noluyor burda?"
"Hocam az önce bayıldı ,şimdi de tomografi çekilmesine, serum takılmasına izin vermiyor."
"Alp hadi delirtme beni de uzan şuraya." Dedi Doruk hoca. Birden Alp hızla ayağa kalkıp yandaki neşteri alıp bize doğrulttu.
"Alp napıyorsun sen, kafayı mı yedin?" Dedim endişeyle.
"Kimse yaklaşmasın, canınızı yakarım!"
Ömer "Alp bak şuan sağlıklı düşünemiyorsun, bırak o elindekini."
"Kes sesini! Kimse bana karışmasın! Rahat bırakın beni!"
Doruk hoca "Bak eğer onu bana vermezsen sana gerekli gereksiz bütün testleri yaptırırım, ona göre. Hadi." Diyip elini uzattı.
"Uzak durun benden! Yaklaşmayın!"
"Alp bana bak. Sakin ol ve o neşteri hemen bana ver. Gerçekten bize zarar mı vereceksin? Bak bu sen değilsin ve şuan mantığınla düşünemiyorsun." Bunu diyerek ona adım adım yaklaşıyordum.
"Yaklaşma!"
"Tamam. Bak, burda sabit duruyorum. Buraya geldiğim ilk günü hatırlıyor musun? Bana yardımcı olmuştun. Doktorlarla, tanıştırmıştın, hastaneyi gezdirmiştin. Sonra biz kanka olmuştuk, hatırladın mı? Şimdi biz sana yaklaşırsak bize zarar mı vereceksin? Ama benim tanıdığım Alp değil ekip arkadaşlarını, karıncayı bile incitmez..." Neşteri elinden yere bıraktı ve ağlamaya başladı.
Doruk hoca "Hemen sakinleştirici hapı getirin." Dedi. Alp iğneden korktuğu için hap istemişti Doruk hoca. Ne kadar garip dimi? Her kesin büyük küçük korkuları oluyor işte.
Alp ayakta duramayıp yere çöktü ve ağlamaya devam etti. Yanına gidip ben de yanına oturdum ve ona sıkıca sarıldım. Sarılmama karşılık verip
"Doğa... Çok özür dilerim." Dedi.
"Şşt. Tamam, düşünme şimdi bunları. Sen iyimisin onu söyle asıl?"
"Bilmiyorum."
Doruk hoca " Al Alp. İç şunu." Diyip ilacı verdi. Alp ilacı içip derin bir nefes aldı.
"Gel hadi şöyle otur." Diyip sandalyeye oturttu. Alp elini dizleri üstüne koyup yüzünü kapattı.
"Şimdi daha iyi misin?"
"İyiyim. Hepinizden çok özür dilerim. Bunları nasıl yaptım hala aklım almıyor. Delirmiş gibiydim."
Ömer " Geçmiş olsun. Ama bana sorarsan muayene olsan iyi olur, dimi hocam?"
"Ömer haklı. Daha kötüsü olabilirdi. Çok geç olmadan bi bakalım sana neyin var diye."
"Hocam gerçekten iyiyim ben. Gerek yok. Gerçekten."
"İyi falan değilsin işte, Alp. Bak yine gözlerin kızardı. İnat yapmanın sırası mı şimdi?" Dedim.
"Yine derken? Daha önce de mi oldu?"
"Yok hocam olmadı. Doğa." Dedi uyarırcasına.
"Doğruyu söylesene. Oldu hocam. Ama böyle ciddi olmadı. Sadece başı döndü."
Ömer "Alp hadi inat etme de gel bakalım sana. Yoksa daha kötü olacaksın."
"Ya ben iyiyim diyorum niye kimse inanmıyor? Dinlenirsem geçer. Bu aralar
Normal uyku da uyumuyorum. Ondandır."
"Bak hala ya." Diyip sabır çektim.
Doruk hoca " Tamam. 3 gün izinlisin. Git eve bir güzel dinlen. Ama yarın kontrole gelmezsen ameliyat ekibinden atılırsın. Bu da sana son sözüm." Dedi.
"Hocam yapmayın ama. Ben iyiyim niye anlamıyorsunuz?"
"Alp dedim. Ya yarın kontole gelirsin ya da ameliyat ekibinden atılır bir daha ameliyatlara giremezsin. Seçimi yap."
"Of. Tamam."
"Güzel. Doğa, yarın sen ilgilenirsin." Başımla onayladım. " Sen de şimdi eve gidiyorsun, yarın gelmezsen olacakları biliyorsun."
"Anlaşıldı hocam. Ben o zaman gideyim. Görüşürüz." Diyip gitti.
"Adama bak ya, bu yaşta bile çocuk gibi inatlaşıyor. Doğa, o yarın gelmezse ve seninle pazarlık yapmaya çalışırsa hemen bana haber veriyorsun yoksa sen de yanarsın."
"Tamamdır."
•••
Kahvemi alıp bahçede düşünceli şekilde içiyordum ki yanımda birinin dikildiğini hissettim. Başımı çevirdiğimde kaşlarım çatıldı.
Alparslan üsteğmen tam karşımda duruyordu.
"Oturabilir miyim?"
"Buyrun." Diyip elimle işaret ettim.
"Neyiniz var?"
"Yok bir şey."
"İyi. Çok ta meraklıydım."
"Sorma o zaman."
"Sormam. Ama bunu sormam gerek."
"Dinliyorum."
"Selimle ne zamandan beri tanışıyorsunuz? Ne ara bu kadar samimi oldunuz? Yanlış anlama, sadece askerimin kimlerle iletişim kurduğunu bilmem gerek."
"Bakın, biz samimi falan değiliz. O resmiyet olmasın diye sizli bizli konuşmayı bitirelim dedi ben de kabul ettim."
"Sevindim."
"Sevinmene üzüldüm. Ayrıca bu niye sizde bu kadar merak doğuruyor?"
"Ne merak doğuracak? Yok öyle bir şey. Bana ne ki."
"Aynen öyle ya. Aynen öyle , sana ne?"
"Sıkılmadınız mı daha?"
"Anlamadım?"
"Hep böyle savaş içinde mi olacağız?"
"Bozan sizsiniz. Benim sizinle bir problemim yok. En başından beri siz başlattınız bu savaşı."
"Tamam. Bir laf vardır bilir misiniz? 'Birinin barışı sağlaması gerek. Tıpkı savaşı başlattığı gibi.' " Dedi.
"Bilirim."
"O zaman barışı benim başlatmam gerektiğini düşünüyorum. Size söylediklerim için özür dilerim. Kabalık ettim. Üzgünüm doktor hanım."
"Kabalık ve hatsizlik ettiniz bu bir gerçek. Ama ben barışı severim. Özrünüzü kabul ediyorum üsteğmenim. Umarım bir daha tekrarlanmaz."
"Siz müsteri olun doktor hanım. O zaman tekrar tanışalım mı? Ben üsteğmen Emre Alparslan Atasoy." Diyip el uzattı.
Uzattığı elini sıkıp "Ben de genel cerrah Doğa Korkmaz." Dedim.
"Şimdi size Emre bey mi demeliyim yoksa Alparslan mı?"
"Genelde Alparslanı kullanıyorum. Uzun zamandır tanıdıklarım Alparslan der."
"O zaman ben Emre beyden devam." Diyip gülümsedim. Telefonumun çalması sessizliği bozdu.
"Efendim Ömer."
"Doğa dün ameliyat ettiğin hasta seni çağırıyor gelmen gerek."
"Tamam geliyorum." Diyip kapattım. Ayağa kalkıp "Benim gitmem gerek. Görüşürüz Emre Alparslan bey." Dedim.
Dudağının kenarı kıvrıldı. " Görüşürüz doktor hanım." Dedi. Yanından ayrılıp hastaneye girdim.
"Evet, Ömer. Sorun nedir?"
"Bilmiyorum ki. Bana da söylemiyor. İlla Doğa hanım gelsin diye tutturdu."
"İyi gel bakalım o zaman." Hastanın odasına gittik.
"Geçmiş olsun. Beni çağırmışsınız, sorun nedir?"
"Siz bana ameliyatta ne yaptınız?"
"Ameliyat ettik. Bununla ilgili size bilgi veremem."
"Kolumu etmediniz herhalde."
"Nasıl yani?"
" Kolum acıyor. Bi bakın anlarsınız." Hastanın koluna baktığımda gülmeden edemedim. Ömer de bakınca onun da dudağının kenarı kıvrıldı.
"Komik bir şey mi var? Yoksa kolum kangren mi oluyor? Kesecek misiniz? Ölecek miyim yoksa?"
"Beyefendi ne ölmesi saçmalamayın. Biz başka şeye gülüyoruz."
"Neye gülüyorsunuz?"
"Kolunuzda bir şey yok. Uyurken altınızda kalmış uyuşmuş sadece. Bakın izlere. Ayrıca bizim yaptığımız ameliyatın kolunuzla uzaktan yakından alakası yok." Diyip gülmeye devam ettim.
Ömer "Yani anlayacağınız ne kangren var ne bir sorun. Birazdan geçer." Diyip o da güldü.
"Başka bir sorun yoksa?"
"Yok."
"Geçmiş olsun o zaman." Diyip odadan çıktık. Çıkar çıkmaz Ömerle bir birimize bakıp güldük.
"Ay Ömer gülme zaten zor duruyorum, beni de güldürüyorsun."
"Boşluğuma geldi ya."
"Neyse hadi acile."
" Aynen ya. Doruk hoca birazdan hesabını sorar bu gülmemizin. O değilde Alp nasıl oldu acaba?"
"Az önce aradım açmadı, uyuyordur muhtemelen. Umarım iyidir."
•••
Acilden çıkıp yemekhaneye giderken Emre beyi gördüm. Yanında da timden Yiğit ve Murat vardı.
"Doktor hanım."
"Buyrun."
"Merhaba Doğa hanım. Nasılsınız?" Diye sordu Yiğit
"Teşekkür ederim, siz nasılsınız?"
"Biz de nolsun? Öyle göreve gideceğiz birazdan. Burda bazı tanıdıklarımızla görüşmeye geldik."
" Kendinize dikkat edin. Umarım sağ salim dönersiniz." Askerlerimizle her geçen gün daha çok gurur duyuyordum. Onlar canlarını hiçe sayarak kendilerini tehlikeye atıyorlardı.
"Emre." Aylin hemşire gülerek görüş açıma girdi.
"Seni burda görmeyi beklemiyordum? Beni görmeye mi geldin yoksa?" Diyip bana baktı.
"Hayır."
"Nasıl yani? Benden başka kim için gelmiş olabilirsin?" Yüzü düşmüştü. Nedensiz içimde bir zafer sevinci gibi bir şey oluştu. Aylin Emre beye yılışıyordu ama sanırım araları bozuktu. Emre bey ona yüz vermiyordu. İyi yapıyor , bu kızla heba olacak yoksa. İnsan cinnet geçirir Aylinin yanında.
Murat " Komutanım biz buralardayız." Diyip gittiler.
"Benim de işim vardı zaten. Görüşürüz. Sağ salim dönün."
Aylin "İsabet olur." Diyince ona sert bakışlarla baktım.
"Hayır doktor hanım. Durun."
"İşi varmış işte. Niye durduruyorsun?"
Emre "Aylin hanım bizi bir az yanlız bırakır mısınız? Lütfen."
Aylin tamamen yanımızdan ayrıldığında Emre konuşmaya başladı.
"Doğa hanım, biliyorum sizinle pek parlak bir tanışmamız olmadı ama bundan sonra iyi olacağımıza inanıyorum. Zorlu bir göreve gidiyoruz. Aylar sürebilir. Hakkınızı helal edin. Size söylediklerim için tekrar ve tekrar özür dilerim."
"Özür dilemeyin. Ben de hatalıyım. Size çok yüklendim. Ters davrandım. Aklınız kalmasın. Sağ salim dönün." Dudağının kenarı kıvrıldı ve başını aşağı yukarı hareket ettirdi.
"Neyse. Siz sevgilinizin yanına gidin. Yanlış anlaşılmasın. Sinirlenmiş baksanıza."
"O benim sevgilim değil." Nasıl yani? Manyak mı bu?
"Neyse, beni ilgilendirmez. Görüşürüz Emre bey. Kendinize dikkat edin."
"Siz de. Görüşürüz." Dedi. Az sonra Murat beyle Yiğit geldi ve gittiler. Acile gidecekken Aylin hemşire kolumdan tutup durdurdu.
Kolumu elinden kurtarıp "Evet? Artık böyle sıkıştırmaya da mı başlamışsın?" Dedim.
"Bana bak Doğa, Alparslandan uzak dur. Seninle tadlı dille konuştum ama sen anlamadın. Ayağını denk al. "
"Aylin sen çok göklerdesin ama. Tehlikeli sularda yüzüyorsun bilmiş ol. Sonra başına bir şey geldiğinde gidip sevgiline ağlama. Benim Alparslan beyle ufaktan bir işim bile olmaz. Al sevgilini hayrını gör."
"Görücem zaten. Ama seni son kez uyarıyorum bir daha seni onun yakınında görmeyeceğim yoksa.."
"Yoksa ne? Naparmışsın? Ha? Beni korkuttuğunu mu sanıyorsun? "
"Ben söyleyeceğimi söyledim. Emre zaten beni seviyor. Aramız bir az bu aralar gergin ama tekrar koşa koşa benim kollarıma gelecek. Yani öyle çok heveslenme. Sana bakmaz o."
"Ne diyorsun sen ya? Ne işim olur be benim onunla? Sen de iyice sapıttın haddini bil yoksa ben bildirmesini bilirim."
" Bildirsene ya nolur." Diyip dudaklarını büzdü. İyice damarıma basmıştı ve zor duruyordum. Erkek olsaydı ayağımın altına almıştım ama hemcinsim işte.
Gülerek "Senin canın sıkılmış anlaşılan bana sarıyorsun İyi değilsin sen. Kafayı bozmuşsun. "
"Kafayı Alparslanla bozdum ben. Kimse onu benden çalamaz. Ona göz ucuyla bile bakanı yakarım."
"Onu çok iyi görüyoruz zaten. Size mutluluklar tabi bu senin gibi bir şizofrenle mümkün olursa." Diyip gidecekken arkamı döndüm ve
"Ha bu arada, bana bir şey söylerken korkup ta böyle sıkıştırma, gel herkesin içinde söyle."
"Görürsün sen."
"İyi. Görelim bakalım." Diyip yanından ayrıldım.
Yolda " Ruh hastası ya. Kafayı bana takmış manyak. Ben sanki çok meraklıyım senin Alparslanına. Gerizekalı. Allah'ım bana geliyorlar sinirimi çıkarmaya yer arıyorum şuan." söylenerek ilerliyordum bağımsız. Böyle deliler beni bulur zaten.
Bölüm sonu...
Seeelaam. Yine benn ve yine müthiş bir bölüm. Nasıl? Beğendiniz mii? Bool bol yorum yazmayı unutmayınn. Ayol ben Ayline sinir oldum Doğa da ki sabır shsjfjjd. Her cümlesine tepki vermek istiyorum buahhahahs.
Hadi görüşürüz ben kaçar.
Bu arada Emre Alparslan dan sizce hangisi (isimlerden) daha çekici? Hangisini kullanalım? Oylarınızı ve yorumlarınızı merrrakla bekliyore💓
Emre Alparslana aşığım enerrciiii zuahhshsh
•Alple ilgili düşünceleriniz👉👉
•En sevdiğiniz sahne(ler)👉👉
•Emre mi Alparslan mı? Hangisini kullanalım? 👉👉



