Oylarınızı ve yorumlarınızı bekliyorum. İyi okumalar🌸
•••
Artık sabah olmuştu. Acildeki işlerimi de bitirmiş doktor odasında dinleniyordum. Kapı açıldı ve içeri Deniz ve Alp girdi. Deniz erkek bu arada. Aramız da en genci o. 24 yaşında intörn doktor.
Deniz "Günaydın Doğa, nasılsın?"
"Günaydın. İyiyim, sen?"
"Sağ ol ben de iyiyim. Neyse, ben gidiyorum Fırat hoca beklemez. Görüşüz." Diyip çıktı.
"Neyin var senin?"
"Yorgunum biraz. "
"Doruk hoca söyledi, şu Emre üsteğmenin yakınları gelmiş. Doğa bir görsün dedi."
"Doruk hocaya üsteğmene doktorluk yapmak istemediğimi söylesem ne der?"
"Aklından bile geçirme. Cinnet geçirir."
"Haklısın. Sadece bir düşünce işte."
"Neyse ben gideyim. Görüşürüz." Diyip hafif Alpin koluna vurarak gittim. Yolda Fatmayla karşılaştım.
"Fatma benle gelir misin?" Odaya girdiğimizde içerde 5-6 üniformalı asker vardı.
"Selam." Diyip hastanın ayak tarafındaki dosyaya göz gezdirdim.
"Selam. Komutanımın durumu nasıl doktor hanım?"
"İyileşme yolunda ilerliyor. 1-2 güne taburcu ederiz. Yanlız taburcu ettikten sonra evde istirahat etmesi gerekecek. Yani öyle hemen operasyondur, işdir onlar olmaz." Dedim.
" Ben öyle bütün gün evde yatarak duramam. Yok mu bunun bir ilacı falan da ben çabuk iyileşsem."
"Yok. Tıp sizin isteklerinize göre ilaçlar üretmiyor ne yazık ki." Diyip göz devirdim. İçeri Selim girdi.
"Günaydın, Doğa."
"Günaydın. Fatma hemşire, hastanın pansumanını yapalım ve serumunu kontrol edelim lütfen."
" Peki hocam. Kan tahlil sonuçları da burda. Buyrun." Dedi ve dosyayı bana uzattı.
Dosyayı alıp baktım. "Bir sorun gözükmüyor. Sandığımdan daha hızlı iyileşiyorsunuz."
Selim " E Doğa, bu arada seni tim arkadaşlarımla tanıştırayım. Teğmen Murat Bozdağ, Serhat İmamoğlu, asteğmen Arif Ünal ve Yiğit Yıldırım." Diyerek herkesi gösterdi.
"Memnun oldum." Dediğimde hepsi başlarını aşağı yukarı hareket ettirdiler.
Emre beyle bakışlarımız buluştuğunda kaşlarının çatıldığını gördüm. Sert şekilde bakışlarına karşılık verdim.
"Neyse benim gitmem gerek. Bir sorun olursa çağırmanız yeterli. Fatma, burası sende. Geçmiş olsun." Dedim ve odadan çıkıp acile gittim.
Alp "Noldu hallettin mi?"
"Fatmaya bıraktım. Sargıdır, serumdur falan o ilgileniyor."
"İlla muhattap olmayacaksın yani."
"Aynen öyle. Ben öyle kaba, kendinibeğenmiş, ukala biriyle dalaşacağıma boş boş dururum daha iyi."
"Alemsin valla Doğa." Diyip güldü. Tam o sırada acile sedyede bir hasta getirildi.
"Cahit Karasu. 23 yaşında. 2ci katta balkondan düşmüş. Kafası kanıyor çok kan kaybetmiş. Tansiyon 120/80, nabız 90."
"İç kanama olabilir. Acil ameliyata alıyoruz. Kafa darbesi için tomografi çekilsin. Alp geliyor musun?"
"Geliyorum." Ameliyat için hazırlandık.
•••
Sonunda ameliyat başarılı geçmişti. Hastanın iç kanaması vardı ama durdurmayı başardık. Ameliyathaneden çıktık.
"Cahit beyin tomografi sonuçları geldi mi?"
Hemşire "Hayır hocam."
"Tamam o zaman gelince doktor odasına getirirsin."
"Anlaşıldı Doğa hocam." Diyip gitti. Alp'e döndüğümde başını tutup gözlerini kapatmıştı.
"Alp? İyi misin sen?" Bunu dememle ayakta duramadı ve düşmemek için benden destek aldı.
Kolundan tutarak " Yavaş! Gel otur şöyle." Diyip sandalyeye oturttum.
"İyi misin sen neyin var?" Gözlerini hala açmıyordu.
"Alp, duyuyor musun beni? Aç gözlerini." Dedim yanaklarına vurarak. Yavaşça gözlerini aralayıp etrafına bakındı.
"Doğa? Noldu bana?"
"Birden öyle düşecek gibi oldun. İyi misin sen? Gel bir bakalım neyin var. "
"İyiyim, sadece bir az başım döndü. Gerek yok."
"Emin misin?"
"Eminim valla bak. Yemek yemeğe vakit bulamadım, uzun süre aç kaldığım için olmuştur. Merak etme. Gel hadi yemekhaneye gidelim." Dedi. Ama gözlerinden iyi olmadığı anlaşılıyordu.
"Öyle diyorsun ama yem yeşil gözlerin kırmızıya dönüyor."
"Doğa?"
"Tamam demedim bir şey. Yürüyebilecek misin? Yardım edeyim mi?"
"Yürürüm ama istersen kolumdan tutabilirsin." Diyip güldü.
Koluna hafif vurarak "Pislik." Diyip güldüm. "Gel hadi, bir az daha aç kalırsan bu sefer başın dönmeyecek, direk bayılacaksın." Diyip kolundan tutup yemekhaneye götürdüm.
Yemeklerimizi alıp yiyorduk.
Alp "Doğa."
"Efendim."
"Sana bir şey söylicem ama kızma."
"Sen söyle de kızıp kızmamak bana kalsın."
"Fatma hemşire bana bir şey söyledi."
"Ne söyledi?"
"Sen çıktıktan sonra Emre üsteğmen şu Selime bir bakmış, bir bakmış, sanki öldürecek. "
"Ee? Bana ne bundan?"
"Yani sen Selimle yakınsın ya, Emre acaba o yüzden mi sinirlenmiş diyorum? Ben demiyorum Fatma diyor hiç öyle öldürecek gibi bakma." Diyip ellerini kaldırdı.
"Alp'cim, canım arkadaşım, ben Selimle yakın falan değilim. Adından başka bir şey bilmiyorum ve beni gram ilgilendirmiyor. O kendisi benle kontakt kurdu. Emreye gelince de Emre benim hastam. Evet , aramızda bir gerilim yaşandı ama sebebi tamamen o. İyileşecek çekecek gidecek. Ne abartıyorsunuz şu Emreyi anlamıyorum?"
"Valla ben bir şey demiyorum, Fatma ve diğerleri diyor."
"Tamam da bana demesinler. Ha bak Aylin hemşireye desinler. Onların bir ara ilişkisi mi olmuş ne? Napim be ben o ego abidesini? Hem ben kalbimi tüm erkeklere ve aşka hiç açılmayacak üzere kapattım, neye tartışıyoruz?" Dedim.
"Anlaşıldı, Doğa Korkmaz farkı diyorsun yani. Yakışır."
"Sen de bayılıyorsun sanki beni sinir etmeye. Çekmesene o gıcığın adını." Diyip güldüm.
Flashback (Emre Alparslan Atasoy'un odası)
Fatma hemşire Emre'nin sargısını değişip serumunu kontrol edene kadar Emre gözünü Selimden ayırmıyor, ona ateş saçan gözlerle bakıyordu.
Fatma hemşire çıktıktan sonra
Selim " Komutanım? İyi misiniz? Neden öyle bakıyorsunuz?"
"Sen daha iyi bilirsin? Bi de soruyor musun? "
"Ne yaptım ki ben?"
"Bi de soruyor musun? Senin aklın başında mı? Ne diye tanımadığın birine timi tanıştırıyorsun? Sen kendinde misin?"
"Komutanım ama Doğa yabancı değil ki? Ayrıca ondan ne zarar gelir?"
"Siz ne ara bu kadar samimi oldunuz? Ne malum onun hayin çıkmayacağı? Az mı gördük böyle durumlardan?"
"Üzgünüm komutanım ama bu konuda size hak veremeyeceğim. Doğa çok iyi biri. Asla böyle bir şey yapmaz."
"Sanki yıllardır tanıyorsun. Neyse artık olan oldu. Burdan bir çıkayım, göstericem sana ben, bekle sen."
Flashback son.
•••
Akşam hastaneden çıkıp arabama bindim ve eve gittim. Bu gün hastane bayağı yoğundu. Koltuğa oturdum ve annemi aradım.
"Doğa'cım? Nasılsın?"
"İyiyim annecim, siz nasılsınız? Babam nasıl?"
" İyiyiz biz hepimiz. Sen iyi misin asıl? Alışabildin mi?"
"Alışdım evet.
"Dönmeye niyetin yok anlaşılan?"
"Anne bunu konuştuk sanıyordum. Ben burda daha mutluyum, lütfen beni de anla."
"Tamam kızım, sen nasıl istersen."
Annemle bir az daha konuştuktan sonra telefonu kapattım ve yatağa uzanıp uykuya daldım.
2 gün sonra
Sabah uyanıp hazırlandım ve hastaneye gittim. Soyunma odasına gidip mavi cerrah giysilerini ve beyaz önlüğümü giydim. Koridorda acile giderken Fatma hemşire yanıma geldi.
"Günaydın hocam."
"Günaydın."
"Hocam bu günün raporları. Sevgi hanımın MR sonuçları. Bu arada bu gün Emre bey taburcu oluyor."
"Tamamdır. Ben ilgilenirim. Doruk hoca nerde? "
" Doruk hoca Ömer hocayla ameliyatta. Alp ve Leyla hoca acilde, Aylin hemşire de Emre beyin yanında."
"Teşekkürler Fatma. Kolay gelsin."
"Size de hocam." Diyip işinin başına döndü. Ben de üsteğmenin odasına gittim. Kapısı açıktı ve içerden sesler geliyordu.
"Tamam Aylin hanım, teşekkür ederim. Şimdi izin verirseniz gitmem gerek." Diyordu asker.
"İyi. Git. Ama bana Aylin desen nolur sanki?" Diyince asker içerden çıktı ve tam ben içeri girecekken çarpıştık.
"Pardon, doktor hanım."
" Ben pardon. Gidiyor musunuz? İyi de daha kontrolleriniz yapılmadı. "
" Yapıldı. İyiyim ben. Görüşürüz." Diyip çekip gitti. İnsan bir özür diler, öküz.
O kadar ileri geri konuştun. Yok bu erkekler asla düzelmeyecek.
Aylin hemşire içerden çıkıp bana ters ters baktı.
"Bir sorun mu var Aylin hanım?"
"Yo. Yok hocam. Sorun yok. Siz niye gelmiştiniz?"
"Hastamın muayinesi için, diycemde siz onu çoktan yapmışsınız."
"Ah evet. Alparslana başkasının dokunmasına gönlüm el vermedi. Kıskanç biriyim de biraz."
"Hı, ne güzel. Ama siz bu aralar benim hastalarıma çok müdahale eder oldunuz. Buna bir son mu verseniz ? Hani sonra Doruk hoca hesabını bana soruyor ya?" Diyip sırıttım.
"Doğa hocam, ama siz zaten Fatma'ya devretmiştiniz sanki Emreyi. Noldu şimdi? "
"Ben Fatma'yı sadece sargı ve serum için görevlendirdim. Ama sizin burda olmanızdan, üstüne bide doktor olmadığınız halde benim hastamı benden habersiz müayine edip teşhis koymanızdan haberim yoktu."
" Sanki sabrımı zorluyorsunuz. Ben sadece sevgilimle ilgilendim. Sizi kızdırdıysam kusura bakmayın hocam."
"Bence siz de benim sabrımı zorlamayın. Sonra odalara kapanıp ağlarsınız." Diyip sırıttım.
"Demek öyle. Güzel. Sevgilimi kıskanmam sizi fena kızdırmış anlaşılan. O zaman kusura bakmayın Doğa hocam." Diyip gidecekken kolundan tuttum ve kulağına
"Bir daha benim hastalarıma benden habersiz müdahale ederseniz, işte o zaman benim asıl ters yüzümü görürsünüz." Diye fısıldadım ve önlüğünü düzeltip sinirbozucu şekilde güldüm.
Koridorda Alp'le karşılaştım.
"Helal olsun ortak. Güzel cevap afferim." Diyip güldü.
"Ortak mı?"
"Ortak tabi. İkimizin de Aylinden hoşlanmadığımız belli. Kaç kişiye söyledin ki bunu? Tabikide bir tek bana."
"Hmm şimdi anlaşıldı. Sinirimi tepeme çıkardı ya. Hayır sen kimsin benim işime burnunu sokuyorsun? Sonra Doruk hoca bana laf söylüyor."
"Haklısın. Saçma biri ya. Boş ver. Hadi gel sana bir kahve ısmarlayayım." Bunu derken yerinde durdu ve yine gözlerini kapatıp başını elleri arasına aldı.
"Alp? İyi misin?" Ses vermiyordu. Sonunda ayakta duramadı ve yere yığıldı.
"Alp! Alp aç gözlerini! Beni duyuyor musun, Alp?!" Yere çöküp başını ve gövdesini yerden kaldırdım.
"Alp lütfen aç gözlerini. Lütfen. Sedyeyi getirin!" Diye hemşirelere bağırdım. Alp ise öylece hareketsiz yatıyordu...
Bölüm sonu...
Selam. Nasıl buldunuz bu bölümü?
Oy verip yorum atarsanız çoook mutlu olurum. İyi okumalar🌸
En sevdiğiniz sahne👉👉

