Bol yorum atmaya özen gösterelim.
İyi okumalar✨
Odadan çıkıp kantine indim. Yemeğimi alıp bizimkilerin yanına oturdum. Aylin hemşire de onların yanındaydı.
"Geç kalmadım umarım."
Alp " Yok, biz de zaten şimdi aldık yemekleri seni bekliyorduk."
Ömer "Evet, Doğa da geldiğine göre afiyet olsun." Dedi ve yemeğe başladık.
Alp "Kızdırmadı umarım bu sefer."
"Hı? Ha yok. Yanında başka bir asker daha vardı. Sanırım onun yanında hadsizlik yapmak istemedi."
"Sevindim." Diyip gülümsedi.
Leyla "Kim?"
"Bir şey değil ya, şu Emre Alparslan Atasoy vardı ya o."
Aylin "Haa o yakışıklı asker. Valla ondan bayağı etkilendim. Hadi yine iyisin."
"O niye?"
"Doruk hoca onunla ilgilenmen için seni görevlendirdi ya. Valla yerinde olmak için dünyaları verirdim. "
"Onu görebiliyoruz zaten. Ama benim onunla işim olmaz. Ben sadece görevimi yapıyorum. Onun gibi hastalardan çok gördüm. Diğerleri gibi Emre bey de beni etkilemedi. Sizin aksinize."
Leyla " Doğa'ya katılıyorum. Ben olsam ben de sadece görevimi yapardım. Yani hastanın dış görünüşüyle kafa yormam." Dedi. Ona karşılık gülümsedim.
Alp " Aman canım. Şurda oturmuş ne güzel yemek yiyoruz, niye bunları konuşuyoruz? Sanki başka konumuz mu yok?" Diyip göz devirdi.
Ömer işaret parmağıyla Alp'i göstererek "Haklı." Dedi.
•••
Yemeğimizi bitirdikten sonra acile gittik. Bu gün nöbetim vardı. Acilde bir hastanın koluna dikiş atıyordum ki Emre beyin yanındaki asker geldi.
"Doktor hanım."
"Buyrun. Bir sorun yok dimi?"
"Yok. Sadece komutanım ne zaman çıkabilir?"
"Allah Allah. Sizin şu komutanınız da ne sabırsızmış. Söyleyin ona iyileşmeden çıkamaz."
"Ama göreve gitmemiz gerek ve ona ihtiyacımız var."
"Şu an çıksa bile göreve gidemez. Yarasının tamamen iyileşmesi gerek. Onsuz da idare edebilirsiniz diye umuyorum. Başka sorun yoksa? "
"Tamamdır. Teşekkürler. Bu arada ben asteğmen Selim Öztürk. Memnun oldum." Diyip el uzattı.
Uzattığı elini sıkıp "Doğa Korkmaz. Memnun oldum." Dedim.
Alp diğer taraftan seslendi. "Doğa, buraya bakabilir misin?"
"Geliyorum. Bir sorun olursa ben burdayım. Geçmiş olsun." Dedim ve yanından ayrıldım.
Sessizce "Görüşürüz." Dediğini duydum.
"Evet, sorun nedir?"
"Çocuk bisikletten düşmüş ve dizi yaralanmış. Ama el sürmeme izin vermiyor."
"Bi de ben bakayım." Çocuğun dizine baktığımda parçalanmış olduğunu gördüm.
"Adın ne senin?"
"Umut."
"Memnun oldum Umut'cum. Ben de Doğa. Şimdi ben senin dizindeki yarayı temizleyeceğim ki mikrop kapmasın. Söz veriyorum hiç acımayacak. Tamam mı?"
"Tamam."
Acı hissetmemesi için uyuşturucu yaptım ve tendürdiyotla yarayı temizledim. Bir kaç dikiş atılması gerekiyordu.
"Alp dikiş setini verir misin?" Dikmeye başladım
"Kes."
"Kestim."
"Kes."
"Kestim." Dedi ve sonunda dikiş te bitmişti. Yaranın üstünü bandajla kapattım.
"Bak gördün mü hiç acımadı."
"Gerçekten de acımadı. Teşekkür ederim, doktor abla." Diyip gülümsedi.
"Allah sizden razı olsun doktor hanım."
"Ne demek ben sadece görevimi yaptım. Daha dikkatli ol, Umut'cum tamam mı?" Diyip gülümsedim.
"Tamam."
"Geçmiş olsun. Pansuman için tekrar gelmeniz gerekecek. "
"Tamam doktor hanım. Tekrar teşekkür ederiz " diyip gittiler.
Alp " Sen şaka mısın? O çocuğu ikna edene kadar canım çıktı benim ya. Nasıl yaptın 2 dakikada?"
"Tatlı dille konuşursan kolay Alp'cim."
"Diyorsun."
"Diyorum. Ha bu arada çaktırma şurdaki hasta yakını sabahtan beri seni kesiyor." Diyip güldüm.
Dikkatlice o tarafa baktı.
"İşim olmaz."
"Niye öyle diyorsun? Baksana gözlerine bakıyor direk. İyi çift olur sizden." Diyip yine güldüm.
"Doğa!"
"Yalan mı? Sen de kur yapıyorsun sanki anlamadık Alp Kılıç?"
"Ay Doğa gülmesene. O benim yem yeşil gözlerime kitlenmiş ben ne yapayım. Öyle bakınca istemsiz geriliyor insan."
"Tabi canım." Diyip başımı salladım.
"Doğa. Sen de böyle yapıyorsun ama ne malum o askerden hoşlanmadığın?"
"Hangi asker? Hiç de değil? Men asla aşık olmam. Kimseden de etkilenmem."
"Hangi asker olacak Emre Atasoy tabiki. Büyük konuşma derim."
"Alp bak zaten onun ismini duyunca geriliyorum, sana patlamayayım şimdi."
"Tamam canım. Demedim bir şey."
Gülerek "Ama kabul et , yeşil gözlüsün diye kızlar peşinde koşuyor." Dedim.
" Bana diyene bak. Sen sanki siyah gözlüsün. Seninkiler de yeşil. Az önce senin şu askerin arkadaşı sana yürüdü bak demedi deme."
"Senin asker diyip durma ya şuna. Hem yürümedi ki sadece ismini söyledi. Senden de bir şey kaçmıyor ha."
"Kaçmaz tabi ne sandın? Hadi gel, Doruk hoca görürse canımıza okur." Gülerek işlerimizin başına döndük.
•••
Saat sabahın 5i idi. Çok yorulmuştum. Bu gün bayağı yoğun bir gün olmuştu.
Doktor odasında kanepeye uzanmış gözlerimi dinlendiriyordum ki kapı açıldı ve içeri Leyla girdi.
"Doğa? İyi misin?"
"Hm? İyiyim iyiyim. Bu gün sanki ekstra bi yoğun olmuş hastane."
"Aynen ya. Yorgunluktan ölmek üzereyim ." Dedi ve başını oturduğu sandalyeden arkaya attı.
"Allah kahretsin, askeri unuttum."
"Ne askeri?"
"Emre bey vardı ya ona kontrole gidecektim." Diyip ayaklandım.
"Dur, dur. Aylin hemşire halletti onu."
"Nasıl yani?"
"Yarım saat önce falan dayanamadı gitti. Serumunu, yarasını kontrol için."
"İyi bari."
"Sana bir şey diyim mi? Bence Aylin hemşire bu askerden bayağı bi hoşlanıyor. Zaten bu onu ilk görüşü de değil."
"Harbi mi?"
"Harbi ya. Bir ara biz aralarında bir şey olduğunu düşünmüştük ama yanılmışız. Emre beyin bakışları çok sert. Ondan anladık. Ama Aylin ona öyle bakıyor ki ağzının içine düşecek neredeyse."
"Yapma ya. Ayline bak sen. Demek kafayı askere taktı he? Aman bana ne ki? Ne yaparsa yapsın. İsterlerse evlensinler. Umrumda değil. Neyse hadi acile inelim. Doruk hoca gelir birazdan."
Acile giderken askerin odasının kapısının açık olduğunu gördüm. Merak edip içeri girdim ama içerde kimse yoktu. Yaralı haliyle nereye gitmiş ki bu? İş açacak şimdi başıma. Kaçmış olmasın bu?
Kapıya doğru ilerlerken birden önüme çıktı. Tam düşecekken dengemi korudum.
"Dalga mı geçiyorsun ya sen?"
"Noldu ki doktor? Yoksa beni göremeyince korktun mu? Sen de haklısın tabi, senin de aklını başından aldım dimi?"
"Ne diyorsun ya sen? Kendine gel. İşim olmaz seninle. Kapıyı açık görünce bir sorun oldu sandım. Kaçtığını falan. Anlarsın ya." Dedim sertçe.
"Elimi yıkıyordum. Korkma. Kaçmam."
"Korktuğum falan yok. O dikişler patlarsa Doruk hoca hesabını bana sorar. Ona göre. Yani sen öyle kendini hiç göklerde sanma. Ayrıca arkadaşın nerde senin?"
"İşi çıktı. Gitti o. Bakıyorum da senli benli konuşmaya başlamışız. Hızlısın doktor. Tuttum seni."
İşaret parmağımı ona doğru tutarak "Bana bak, benim sabrımı zorlama yaralı falan demem gebertirim seni. Zaten seni görünce sinirim tepeme çıkıyor, o yüzden şansını fazla zorlama." Dedim kaşlarımı çatarak. Onun da bakışlarının sertleştiğini ve kaşlarının çatıldığını gördüm ama umrumda değildi. Benim de sabrımın bir sınırı vardı.
Yanından ayrılıyordum ki "Noldu ya sana böyle? Neye sinirlendin de böyle celalleniyorsun? Hayır niye benden çıkarıyorsun sinirini?" Dedi.
Ona dönmeden gözlerimi kapattım ve sinirden güldüm. Bakışlarımı ona çevirip " Sebebini öğrenmek istersen aynaya bak. Saçma sapan sataşıyorsun sonra niye celalleniyorsun oluyor?" Dedim. Parmağımla göğsüne vurarak " Bi daha benimle uğraşırsan, sonuçlarına katlanırsın üsteğmen Emre Alparslan Atasoy. Ben senin arkadaşın değilim." Dedim.
"Çok meraklıydım zaten sana. Pini çekilmiş bomba." Dedi.
"Aynen öyle." Diyip hızla odadan dışarı çıktım. Bu kendini beğenmişle işim vardı. Böyle egoluları görünce deliye dönüyordum. Koskoca üsteğmen olmuş hala çocukluk yapıyor.
Yolda Selim beyle karşılaştım ve hafif çarpacak gibi oldum.
"Afedersiniz, dalmışım."
"Sorun değil. Neyiniz var?"
"Yok bir şey. Sadece komutanınıza söyleyin iyice dinlensin ve çabuk iyileşip gitsin artık."
" Söylerim. Doğa hanım? Şey. Şu sizli bizli konuşmayı bıraksak mı artık? Resmiyete gerek yok. Zaten aramızda çok yaş farkı da yok. Yani tabi siz nasıl isterseniz."
" Olur. Farketmez bana. Benim gitmem gerek. Acilde işim var. Görüşürüz." Diyip yoluma gittim...
Bölüm sonu...
Tekrardan merhabalar. Nasıl buldunuz yeni bölümü? Valla ben bu kurguya çok çabuk ısındım. Okunması ve oylaması az ama zamanla artar inşAllah.🥲 Oylarınızı ve yorumlarınızı bekliyorum. Satır altı yorumlar da yazarsanız çok mutlu olurum.❤️💓🌸
En sevdiğiniz sahne👉👉

