Başladığınız tarihi buraya bırakır mısınız?👉👉
Sabah çalan alarmın sesine uyandım ve günlük işlerimi hallettim. Bu gün bu şehirde ilk iş günümdü ve çok heyecanlıydım. Annem ve babam Ankara'da yaşıyorlar. Ben ise Mardine geldim.
Size kendimden bahs edeyim. Ben Doğa Korkmaz. 25 yaşındayım. Hobilerim arasında martial art (karate) ilk sırada yerini alıyor. Annem Ebru Korkmaz ve babam ise Yavuz Korkmaz. Babam ülkenin sayılı iş adamlarından. Annem de eğitim programı yapıyor.
İkisi de işinde çok başarılı. Ben de cerrahım. Yani genel cerrah. Bu gün Mardin Özel Gümüşok Hastanesinde ilk iş günüm. Ankarada bir kaç ay doktorluk yapmıştım ama sonra buraya tayin oldum. Ve evet hayatımda hiç aşık olmadım. Aşk bana çok saçma geliyor. Her neyse.
Evden çıkmadan önce üstüme beyaz gömlek, siyah pantolon ve deri ceket giydim. Arabama binip hastanenin yolunu tuttum. Derken telefonum çaldı.
Annem arıyordu. Telefonu açtım ve cevap verdim.
"Efendim anne"
"Doğa, nasılsın kızım?"
"İyiyim. Siz nasılsınız?"
"Biz de iyiyiz. Nerdesin?"
"Yoldayım."
"Doğa bak orda çok dikkatli ol tamam mı? Bilmediğin yerdesin."
"Ay anne, sen de beni iyice çocuk yaptın. Tamam dikkatli olurum."
"Tamam o zaman. İyi işler."
"Görüşürüz." Diyip telefonu kapattım.
Biraz gidiyordum ki arkadan bir araba çarptı.
"Allah kahretsin ya. Bi bu eksikti." Diye söylenerek aşağıya indim. Arabamın arkası iyice ezilmişti. Diğer arabanın sahibi de indi.
"Beyefendi naptığınızı sanıyorsunuz? Mahv ettiniz arabamı."
"Pardon da burda suçlu ben miyim? Siz benim önüme çıktınız. Asıl siz benimkini mahv ettiniz."
"Ne? Ben mi çıkmışım önünüze? Siz daha doğru dürüst araba kullanamıyorsunuz. Size ehliyet verirken sanırım frene basmağı bilmediğinizi atlamışlar."
"Aman ne komik. Espiri anlayışınız da çok kötüymüş. Sizin yüzünüzden geç kalıyorum."
"Ya siz şaka mı yapıyorsunuz? Çarpan sizsiniz bide utanmadan beni suçlu çıkartıyorsunuz."
"Bi dakka ya seni daha önce buralarda hiç görmedim. Yenisin galiba. Araba kullanmandan belli. Yoksa kullanamaman mı demeliydim?" Gıcık şey. Egosundan yanına yaklaşılmıyor.
"Pardon da bu ne rahatlık? Daha yeni tanıştığınız birine sen diye mi hitap ediyorsunuz? Ayrıca size ne benim yeni ve ya eski olmamdan?" Dedim sertçe.
"Siz de ne afra tafra yaptınız? Benim kim olduğumu biliyor musunuz?"
"Gıcık. Hayır bilmiyorum ve bilmek te istemiyorum. Şimdi gitmem gerek. Umarım bir daha görüşmeyiz." Diyip göz devirerek arabama bindim.
Arkadan "Çok meraklıydım zaten sana." Diye bağırdı. Yola koyuldum onu takmayarak.
"Sinir şey ya. Kendini ne sanıyorsa. Ukala. Bide neymiş ben araba kullanamıyormuşum. Gerizekalı." Diye söylenerek sonunda hastaneye vardım.
Hastane çok büyük ve çok güzeldi.
Baş hekimin yanına gidip tanıştım. Sonrasında soyunma odasına gidip üstüme her doktorun giydiyi mavi kısakollu giysileri ve üzerine de beyaz önlüğümü giydim. Saçlarımı da at kuyruğu yaptım. Yaka kartımı da astıktan sonra hazırdım.
Gerçekten çok yakışmıştı. Acile gittim. Acil sessizdi. Az hasta vardı. Bir doktor yanıma gelip el uzattı.
"Selam. Sen yenisin galiba. Hoş geldin. Ben genel cerrah Alp Kılıç. Memnun oldum."
Uzattığı elini sıkıp "Selam. Evet yeniyim. Doğa Korkmaz ben de. Genel cerrah. Memnun oldum." Diyip gülümsedim. Uzun boylu ve yeşil gözlü biriydi.
"Ne güzel. Demek aynı ekipte olacağız. Umarım çok iyi arkadaş oluruz." Diyip o da gülümsedi.
"Umarım."
•••
Acildeki işlerimiz bitmişti. Bir kaç ameliyata girmiştik. Alp sandığımdan da samimi ve komik biriydi. Dinlenmek için doktor odasına gittik. Oradaysa diğer cerrahlardan Ömer, Leyla, Ayaz ve Deniz vardı. Hemşirelerden ise Aylin, Fatma ve Oğuz'la tanışmıştık.
Bizim ekipin baş cerrahıysa Doruk hocaydı. Ekipte Ömer, Leyla, Alp ve ben vardık.
Hepsi çok sıcakkanlıydı. Ama Aylin hemşireye pek ısınamamıştım. Alp, Ömer ve Leylayla birlikte hastane kafesinde oturmuş kahve içiyorduk. İyice soru yağmuruna tutulmuştum.
"Kaç yıldır çalışıyorsun?"
"Bu 1 yıl 5 aydır. Eskiden Ankara da çalışıyordum. Almanyada okuyup orda staj yapmıştım."
"Neden geri döndün peki?"
"Kendi ülkeme hayrım dokunsun istedim."
Leyla "İyi yapmışsın. Hem dönmeseydin tanışamazdık dimi?"
"Aynen." Diyip gülümsedim.
•••
Sonunda zorlu bir günün ardından evime döndüm. Arabadan inerken gözüm arkasına sataşdı. Ezilmişti ve bu hiç hoşuma gitmemişti.
"Gerizekalı. Bi de beni suçlu çıkarıyor yüzsüz." Diye söylendikten sonra eve girdim. Üstümü değiştim ve kendimi yatağa attım. İlk günüm çok güzel geçmiştim. Ha tabi sabah olanları saymazsak. Yeni arkadaşlar edinmiştim ve mutluydum. Umarım hep böyle devam ederdi. Düşüne düşüne uykunun derinliklerine daldım.
2 hafta sonra:
Artık 2 haftadan çoktu ki Mardindeydim. Buraya çok alışmıştım. En önemlisi hastaneye ve ekipe. Ekipteki en yakın arkadaşım Alp'tı. Onunda birlikte çok güzel sohbetler ediyor ve çok iyi vakit geçiriyorduk.
Acilde normal bir gündü ama birden sedyede bir hasta getirdiler.
"Emre Alparslan Atasoy. 27 yaşında bir asker. Silahla yaralanma. Kurşun sağ tarafta karın boşluğuna isabet etmiş. Çok kan kaybediyor." Diye bilgi verdi hemşire. Hastanın yüzüne baktığımda gözlerime inanamadım. Bu adam 2 hafta önce benimle kavga eden adamdı.
"Acil ameliyata alın. Doruk hocaya haber verin." Dedim.
"Doruk hoca ameliyatta."
Alp'in sesini duydum. " Tamam sorun değil. Siz ameliyathaneyi hazırlayın. Ben, Doğa ve Aylin hemşire gireceğiz ameliyata." Dedi.
Hemşire " Peki hocam." Diyip hastayı da alıp gitti.
Alp "Hadi Doğa. Hadi arkadaşlar. Bir an önce hazırlanalım hasta çok kan kaybediyor!" Dedi ve hazırlanmak için gittik.
•••
Ameliyat zor da olsa başarılı geçmişti. Hastanın durumu stabildi. Ameliyattan sonra Alp'le birlikte kahve içiyorduk.
"Zor oldu ama iyi geçti ne dersin?"
"Evet." Diyip bardağıma baktım.
"Senin neyin var? Durgun gibisin."
"Yok. Yok bir şeyim." Diye geçiştirdim. Ne diyecektim? Ben bu hastayla kavga ettim asker olduğunu duyunca da söylediklerime pişman oldum mu diyecektim? Ama bi dakka ya, ben niye pişman oluyorum ki? Askerse asker. Her asker iyi olacak diye bir kural yok. Hiç te pişman değilim.
"Öyle diyorsan."
"Ya ben dalmışım da öyle genel. Kusura bakma."
"Yok canım ne kusuru saçmalama." Az sonra bir hemşire geldi ve Doruk hocanın bizi çağırdığını söyledi. Doruk hocanın odasına gittiğimizde Aylin hemşirenin orda olduğunu gördük.
"Hocam."
"Gelin arkadaşlar. Ameliyat başarılı geçmiş. Tebrik ederim. Hasta normal odaya alındı. Doğa."
"Buyrun hocam."
"Emre Alparslan Atasoy bundan sonra sende. Onunla sen ilgileneceksin. Bu da dosyası." Diyip dosyayı da elime verdi. Kaşlarımı kaldırdım ve hayretle baktım.
Her ne kadar onun doktoru olmak istemesem de Doruk hocanın dediğini yapmak zorundaydım.
"Evet. Alp sen acile gidiyorsun. Aylin sen de. Doğa Emre bey de sende. Arada kontrol için geleceğim. Çıkabilirsiniz." Dedi. Odadan çıktık.
"Evet Doğa aldın başına belayı şimdi uğraş uğraşabilirsen." Diye söylenerek gıcık askerin odasına gittim. İçeri girdiğimde uyanmıştı.
Geldiğimi görüp kaşlarını havaya kaldırıp şaşkınlıkla bana baktı.
"Sen?"
Serumunu kontrol ederken yüzüne bakmadan "Evet. Ben de sizi görürken şaşırmıştım. Size göz kulak olmamı Doruk hocam istedi. Yani anlayacağın istediğimden burda durmuyorum." Dedim.
"Vay be. Bu kadar sabırsız biri nasıl doktor olmuş anlamış değilim. "
"Ben de bu kadar egolu, ukala, gıcık biri nasıl asker olmuş anlamış değilim."
"Sen nerden biliyorsun?"
"Dosyanızda bilgileriniz yazıyor sayın Emre Alparslan Atasoy."
"Senin adın ne? Madem sen benim adımı biliyorsun, ben de seninkini bilmeliyim dimi?"
" Birincisi benimle senli konuşmalar yapmayın. İkincisi adım Doğa Korkmaz ve bunu ihtiyacınız olduğunda kullanmak için sorduğunuzu umuyorum."
"Tabiki. Ne işim olur senle" dedi.
"Değerleriniz gayet normal gözüküyor.
Bir kaç test daha yapmamız gerekecek. Bir sorun olursa şu düğmeye basarak çağıra bilirsiniz."
"İyi. Sağ ol."
"Ya sabır. İyice dinlenin de çabucak iyileşip gidin artık. Yoksa sizin şu saçmalıklarınız yüzünden kalp krizi geçireceğim." Dedim.
"Allah Allah. Ne kadar komik. Sen sevinmiyor musun benim gibi yakışıklı, güçlü, kaslı bir askere doktorluk yapmaktan?"
" Allah Allah deli midir nedir? Hayret bir şey ya. Egonu düşür yoksa ben düşürmesini bilirim. De dua et yaralısın. Sinir şey." Diyip dışarı çıktım.
"Gerizekalı ya. Napim be seni ben? Bana ne ya senin yakışıklı olmandan? Salak. Tek asker kendisi sanki." Diye söylenirken yolda Alp'le karşılaştım.
"Doğa. Neye söyleniyorsun böyle?" Diyip güldü.
"Ya şu asker vardı ya o işte. Biz onla 2 hafta önce kavga etmiştik yolda. Şimdi de taktı ya, yok yakışıklıymış, yok askermiş, yok oymuş, buymuş. Sinir ya."
"Takma kafana. Ameliyattan yeni çıktı ya saçmalıyor işte. Neyse acil dolu dolu, hadi gel." Dedi ve acile gittik.
•••
Acildeki işlerimizi bitirdik sonunda. Trafik kazası vakası gelmişti ve bayağı yaralı vardı. 1 hastayı ameliyat ettik, diğerlerini de hallettikten sonra işimiz bitmişti.
Ömer " E bir yemeği hak ettik bence. Hadi kantine inelim."
"Haklısın ya. Hadi." Derken Doruk hoca geldi.
"Arkadaşlar."
"Hocam."
"Nereye?"
Alp "Acildeki işler bitti de biz de kantine gidiyorduk yemek için."
"Afiyet olsun. Doğa, hemşireler meşgul, sen Emre beyin sargısını değiştirir misin?"
"Tabi hocam."
"Çok güzel. Afiyet olsun arkadaşlar, sorun olursa ben Hakan hocanın yanında olacağım." Dedi ve gitti. Hakan hoca baş hekim bu arada. Ben de daha fazla vakit kaybetmeden Bay Ego'nun yanına gittim.
Kapıyı açtığımda pencereden dışarıyı seyrediyordu. Yanında da başka bir asker vardı. Geldiğimi görünce başını bana doğru çevirdi.
"Demek geldin he doktor?"
"Sargınızı değişmek için geldim. Merak etme 5 dakika sonra gideceğim. Sizi dışarı alabilir miyiz? " Arkadaşına söyledim. Yatağın kenarına oturdum ve hastane önlüğünün düğmelerini açıp yukarı sıyırdım. Esmer tenliydi ve vücudundaki kaslar spor yaptığının kanıtıydı.
Eldivenlerimi giydim ve yarayı açtım. Hayret ki yarayı temizlerken bir kere bile olsun ses çıkarmamıştı. Asker ya ondandır. Bu acıların 10 katını görmüştür o. Sargı bittikten sonra eldiveni ve çöpleri çöp kutusuna attım.
Ayağa kalktığımda irkilir gibi oldu.
"Bitti mi?"
"Bitti. Ben birazdan kontrol için gelirim. İyileşme yolunda ilerliyorsunuz. Sadece daha çok dinlenmeniz gerek."
"Ne zaman çıkabilirim? Göreve gitmem gerek."
"Tam iyileşmeden çıkamazsınız. Çıksanız bile 1 hafta kadar göreve gidemezsiniz. Geçmiş olsun. Bir sorun olursa ben buralarda olacağım." Diyip çıktım.
Sabah bayağı atışmıştık ama şimdi nedensizce çok sakindi. Sanırım göreve gidemediği için üzülmüştü. Aman bana ne? Üzülürse üzülsün. Çok ta umrumdaydı...
Bölüm sonu...
Selam. İlk bölümü nasıl buldunuz? Umarım beğenmişsinizdir. Oylarınızı ve yorumlarınızı bekliyorum💓







