Okuyan herkesden rica ediyorum.
Lütfen yorum yapar mısınız?
İyi okumalar❤️🩹
Sonunda Alparslana hislerimi söylemiştim. Onu çok sevdiğimi biliyordu ve artık biz bir yola çıkmıştık. Alparslanla sevgili olmuştuk. Bu çok güzel bir duyguydu. Ondan asla ayrılmak istemiyordum. Sıkı sıkı sarıp hiç bırakmamaya yeminliydim sanki.
Ay çocuk artık senin be Doğa. Aylin pert.
Aynen öyle ya. Benim tabi. Hele bi ona el uzatan olsun.
İşte bu. Aferin. Yan gözle bakanın gözlerini oyarız.
Alparslan 2 aydır görevdeydi ve normal uyku uyumadığı için çok yorgundu. Saçlarını okşayarak onu uyutmaya çalışıyordum. Zaten o kadar yorgundu ki hemen uyudu. O uyuduktan sonra saçlarının arasına öpücük kondurup yatağın üstündeki pikeyi üstümüze örttüm ve Alparslanın kokusuyla gözlerimi kapattım. Ona o kadar çok alışmıştım ki. Hiç bırakmak istemiyordum. Bu yanlıştı çünkü ona bu kadar çok alışırsam her gün onunla uyanmayı isteyecektim.
İste iste ben arkandayım.
•••
Sabah uyandığımda Alparslan hala uyuyordu. Onu uyandırmamaya özen göstererek yataktan kalktım ve banyoya gidip işlerimi hallettim. Mutfağa geçip güzel bir kahvaltı hazırladım. Alparslan hala uyanmamıştı. Biraz daha uyursa işe geç kalacaktı. O yüzden yanına gittim ve yanağından öptüm.
Vaooooo. Sende gelişim mükk.
"Alparslan."
"Hm?"
"Hadi uyan artık geç kalacaksın."
"Ya lütfen 5 dakika daha." Dedi. Gözlerini hala açmamıştı ve çok tatlı gözüküyordu.
"Albaydan azar mı işitmek istiyorsun?"
"Tatlım lütfen ama 5 dakika ya sadece."
"Çocuk gibisin yemin ederim. Ne güzel kahvaltı da hazırladım. Şimdi uyanmazsan ikimiz de işe geç kalıcaz. Neyin var? Hasta falan mısın?"
"Evet. Sana hastayım." Diyip güldü.
"Allahım ya." Diyip ben de güldüm. "Hadi ama üsteğmenim. Kalksana artık."
"Bir kere öp te kalkayım."
"İyi. Tamam." Diyip yanağına doğru eğildim. Tam onu öpecekken seri bir hareketle beni kendine çekti ve üstünde uzanmamı sağladı.
Gel de uyma şeytana...
"Alparslan delirdin mi? Napıyorsun?"
"Sevgilime sarılıyorum."
"Senin sarılma stilin bu mu gerçekten?"
"Bu. Ama sadece size gösterdiğim stilim bu Doğa Korkmaz."
"Allah Allah. Öyle mi?"
"Öyle valla. Hadi sadece 5 dakika uyuyalım. Söz kalkıcam." Diyip başımı omzuna yasladı ve saçlarımı okşamaya başladı.
"Sen çok fırsatçı bir çocuksun biliyorsun dimi?"
"Ama ne alakası var güzelim ya? Sen de istemem yan cebime koy diyorsun ama aşıksın bana."
Ben o şelale saçlara, o ay o hilal kaşlara...
"Tabi aşığım oğlum, sen değil misin?"
"Aşığım tabiki. Hem de çok. Hadi şimdi kapat gözlerini de uyuyalım." Diyince burnumu boynuna getirdim ve derin bir nefes aldım. Kokusu bana öyle huzur veriyordu ki, mest oluyordum.
"Seninle böyle uyursam uyanamayacağım. Hadi kalkalım artık. Sen albaydan ben de Doruk hocadan azar yiyeceğim yoksa."
"Tamam. Ama bunu sırf sen azar işitme diye kabul ediyorum." Diyince üstünden kalktım ama hemen kolumdan tutup beni kendine çekti ve yanağımdan öptü.
Gülerek "Delisin sen yemin ederim." Dedim.
"Sana deliyim işte güzelim. Sence bir şey
unutmuyor musun?" Diyip yanağını gösterdi. Gülerek yanağından öptüm ve boynuna sarıldım.
"Hadi kalk artık. Çok oyalandık." Diyince yataktan kalktık. Alparslan banyoya girip çıktıktan sonra sofraya oturduk ve kahvaltı ettik. Sofrayı topladıktan sonra Alparslan hazırlanmaya gitti. Az sonra odadan çıktı. Siyah 3 düğmeli tişört ve koyu ten rengi pantolon giymişti. Sanki bilerek tişörtün düğmelerini sonuna kadar iliklemişti. Çok yakışıklı gözüküyordu.
Kurbane kurbaneeeeee.
"Yine her zamanki gibi çok yakışıklı olmuşsun sevgilim."
"Yanınıza yakışmaya çalışıyoruz hanımefendi. Ama sanki bir az boğazımı sıkıyor. El atar mısın?" Diyip güldü. Ona doğru yaklaştım ve tişörtünün düğmeleri açıp yakasını düzelttim. Son olarak dudaklarımı boynuna getirip öptükten sonra ondan ayrıldım.
"Oldu mu?"
"O-oldu. Hatta çok güzel oldu. Sen beni böyle şımartırsın bak. Sonra daha fazlasını isterim haberin olsun." Diyip güldü ve iki eliyle belimi kavrayıp beni kendine çekti. Ellerimi ensesine getirdim ve gözlerine baktım.
Bize senin gibi cesaretliler lazım Doğacım.
Eyvallah. Babamızdan genetik geçiyor.
Yavuz amca ,gözlerinden öperim.
"Sana çok naz yapmışlığım var komutanım. O yüzden istediğin kadar şımarabilirsin."
"Diyorsun."
"Diyorum." Diyince daha çok yaklaştı. Yüzümüz arasındaki mesafe çok azdı. Nefesi yüzüme vuruyordu. Gözlerimi kapattım.
"Doğa..."
"Hm..."
"İzin verir misin?" Diye sordu. Ne ima ettiğini anladım ve ondan önce davranıp dudaklarını dudaklarımla birleştirdim. Ellerim ensesinden saçlarına gitti ve gezinmeye başladı. Sanki ayaklarım yerden kesiliyordu. Hayatımda ilk kez bir erkeğe bu kadar bağlanmıştım ve o da Alparslandı. Keşke hep benimle kalsa, hiç gitmese. Sonunda dudaklarımız ayrıldı ve alnını alnıma dayayıp gülümsedi.
•••
Alparslanın evinden çıkıp direk hastaneye gittim. Üstümü değişip günlük doktor giysilerimi giydikten sonra doktor odasına gittim.
"Günaydın güngörmüşler."
Leyla "Günaydın. Yüzünde güller açmış bakıyorum. Neden acaba?"
"Bilmem. Neden?" Diyip koltuğa oturdum ve gülerek başımı arkaya attım.
"Bi dakka bi dakka. Ben bu bakışı biliyorum, Alparslan bakışı bu. Doğa? Yoksa???????"
"Aynen öyle."
"İnanmıyorum, çok sevindim. Sonunda açıldın he?" Diyip sarıldı.
"Evet. Biliyor musun? Bence ben bayağı bi cesaretliyim."
"Ona ne şüphe. Ee Alparslandan mı geliyorsun?"
"Evet. Gel acile giderken detayları anlatayım." Diyip odadan çıktık ve acile gittik. Yol boyu Leyla söylediklerime "Şaka?" , "Senin cesaretin şaka mı?" , "Eniştemin romantikliği şaka mı?" Diye tepkiler vermişti. Acilde Alpi elinde telefon duvara yaslanmış gülerek biriyle mesajlaşırken gördük. Ameliyattan sonra iyice kendine gelmişti. Artık tmör yoktu ve sağlamdı.
Leylayla birlikte yanına gidip onu korkuttuk.
"LAN!" Gerçekten de irkildi.
"Ama napıyorsunuz ya. Şurda iki kelam etmeye de mi rahat yok?"
"Kimle mesajlaşıyorsun sen?"
"Hiç kimseyle."
"Biz de yedik. Neslihan dimi?"
"Yoo, ne alaka?"
"Hadi ordan atma. Neslihanla flört mü ediyorsun sen? He?"
"Doğa? Aman be, tamam evet."
"İşte bu. Sonunda seni de aşık ettik ya."
"Sen kendine bak hele bi. Neyse hadi boş verin aşkı da Doruk hoca gelir birazdan. Çeneniz değil eliniz çalışsın." Diyip gitti. Leylaya döndüğümde üzgün üzgün Ömerle bakışıyordu. Ama Ömer gidince hemen yere baktı.
"Neyin var? Ömerle mi tartıştınız?"
"Evet. Hem de çok gereksiz bir sebepten."
"Anlatmak ister misin?"
"Boş vakit bulduğumda anlatırım."
"Üzülme düzeltirsiniz siz. Ben inanıyorum."
"Sağ ol Doğa. İyiki varsın." Diyip sarıldı. Derken bir trafik kazası vakası geldi.
"Durum nedir?"
"Zincirleme kaza. 12 yaralı var. 2sinin durumu ağır."
Leyla "Tamam hemen getirin. Doruk hoca, Alp, Ömer, Oğuz, Aylin ve Ayazı çağırın." Diyince hemşireler koşturmaya başladılar. Az sonra doktorlar gelince her kes bir hastanın başına geçti.
•••
Bir kaç saat sonra işlerim bitince arabama binip eve gittim. Üstümü değişip koltukta oturdum ve telefonu elime aldım. Tam o sırada Alparslan aradı.
"Efendim benim yakışıklı üsteğmenim."
"Kim?"
"Yakışıklı üsteğmenim."
"Hangi yakışıklı üsteğmen? Kim ya o? Şaka mı yapıyorsun?"
"Allah Allah. Alparslan bence sen şaka yapıyorsun. Benim 1 tane yakışıklı üsteğmenim var o da sensin."
"Ben değilim."
"Nasıl yani?"
"Çünkü sayın Doğa Korkmaz, siz şuan Yüzbaşı Emre Alparslan Atasoyla konuşuyorsunuz. Hangi üsteğmenden bahs ettiğinizi anlamadım. Hem de böyle ballandıra ballandıra da anlattınız."
"Ciddi misin?"
"Ciddiyim. Terfi aldım. 2 gün sonra tören var." Diyip güldü.
"Çok sevindim sevgilim. Başarıların daim olsun. Seni çok seviyorum."
"Ben de seni çok seviyorum. E artık törene gelirsin."
"Kaçırır mıyım? Başka kimler terfi alıyor?"
"Yiğit ve Arif teğmenliye yükseliyor. Bi de Özge diye biri var o da asteğmen oluyor."
"Ne güzel."
"Şey. Sen şu sır meselesini açıklasan mı acaba?"
"Alparslan. Bunu konuşmuştuk."
"Tamam sevgilim. Israr yok." Dedi. Bir anda kapı çaldı.
"Yüzbaşım kapı çalıyor, kargodur. Ben seni sonra arasam olur mu?"
"Ağzına da çok yakıştı. İyi geceler o zaman tatlım."
"İyi geceler kara gözlüm." Diyip kapattım ve kapıya baktım.
•••
Emre Alparslan Atasoy'dan:
Doğayla konuştuktan sonra yatağa uzandım ve düşünmeye başladım. Onunla tanıştığımdan beri hayatım çok değişmişti. Daha çok renklenmişti, hareketlenmişti. Ben sadece Vatan, meslek aşkıyla yaşayan biriydim ama artık kalbimde bir kız vardı. Doğa...
Onun için her kesi karşıma alır, canımı bile verirdim.
2 aydan çok süren bir görev başarılı sonlanmıştı. Sabah ilk iş tabura gittim. Üniformalarımı giydikten sonra bizimkilerin yanına gittim. İçeri girdiğim an OOOOOOOOOO lamaya başladılar.
Hepsi bir ağızdan "OOOOOOOOOO! EN BÜYÜK YÜZBAŞI, BİZİM YÜZBAŞI! EN BÜYÜK YÜZBAŞI, BİZİM YÜZBAŞI! ......" Diye bağırdılar.
Gülerek "Lan oğlum noluyor size." Dedim.
Serhat "Bizim komutanımız artık bir yüzbaşı. Kutlamayalım mı?" Az sonra kapı çaldı.
"Gel!" İçeri bir asker girdi.
"Söyle aslanım."
"Muhammet albay sizi ve timinizi çağırıyor komutanım."
"Tamamdır, sağ ol." Muhammet albayın odasına gittik. Selamlaştıktan sonra
"Evet, sizi ne için çağırdığımı tahmin etmişsinizdir."
Murat "Bu seferki nedir komutanım?"
"Bu sefer birini paketlemeniz gerek. Niyazi Tahir. İstanbul, Ankara ve ülkenin çeşitli yerlerinde terör eylemi yapmak istiyor." Diyip bir adamım resmini gösterdi.
Selim "Bu şerefsiz şu an burda yani Karabayırda mı?"
"Aynen öyle."
"İstihbarat yerini tespit etmiş. Size de adamı getirmek düşer. Yalnız çok dikkatli olun. O şerefsiz tuzak kurmada çok zekidir. Sizi her şekilde yakalayabilir. Ona göre."
"Siz hiç merak etmeyin komutanım. O teröristi sağ salim adalete teslim edeceğiz."
"Hiç kuşkum yok. Allah yardımcınız olsun!"
"SAĞ OL!" Diyip odadan çıktık ve hazırlanmaya gittik.
Silahlarımızla ilgilenirken Selim "Komutanım şimdi diyelim ki biz bunlara esir düştük. O zaman nolacak?" Diye sordu.
"Öyle bir şey olmayacak. Çıkarın artık kafanızdan bu düşünceleri."
"Emredersiniz."
Arif "Yalnız o değil de harbi tören öncesi esir düşmek bir az garip olur."
Murat "Oğlum sen de.... Te Allahım."
"Yeter! Her kes işine odaklansın! Tek kelime daha edenin dönüşte cezası ağır olur! Bu operasyonda kimse yakalanmayacak o kadar!"
"Emredersiniz komutanım!"
Az sonra araçlara binip yola çıktık. Koordinasyon Yiğitteydi. "Beni duyabiliyor musunuz?" Dedi.
"Duyuyoruz."
"Güzel."
Eski ve çok ta büyük olmayan bir fabrikaya vardık. Sessiz olmaya özen göstererek etrafı gezindik. Ortam çok sessizdi ve bu iyiye işaret değildi.
Murat "Neden bu kadar sessiz?"
"Her yere dikkat edin. Gözünüzü 4 açın. Her an her şey olabilir."
Hiç beklemediğimiz anda bir çocuk sesi geldi. "Yardım edin!"
"Komutanım, çocuk sesi bu."
"Sessiz olun. Tuzak olabilir."
Selim "Etrafta zaten kimse yok zaten. Girelim kurtaralım işte çocuğu."
"Sessiz olun dedim!"
Selim "Siz burda kalabilirsiniz ama bir çocuğu ölüme terk edecek değilim!" Diyip içeri girdi.
"Selim dur! Bu bir emirdir!" Ama Selim çoktan içeri girmişti. Çocuğun sesi de hala geliyordu. Selimin çocuklara karşı bir zaafı vardı o yüzden dayanamamıştı. Ama emirlerime de karşı gelemezdi. Mecbur onun arkasıyca içeri girdik.
Arif "Ee? Burda çocuk falan yok."
"Şey. Komutanım...."
"Ne var?" Selime döndüğümüzde bir adam kafasına silah dayamıştı.
"Atın silahları!"
"Komutanım sakın yapmayın." Etrafımızı sarmıştılar.
"Atın dedim yoksa arkadaşınızla birlikte siz de geberirsiniz!" Dedi. Mecbur silahları atmak zorunda kaldık.
•••
Adamlar bizi kollarımızdan asmışlardı. İçerde bizden başka kimse yoktu.
Selim "Komutanım, çok özür dilerim."
"Sen delirdin mi ya? Emirlerime nasıl karşı gelirsin? Bunun cezasız kalacağını mı düşündün?!"
"Üzgünüm. Ne deseniz haklısınız."
"Neyse artık olan oldu. Ama şunu bil ki burdan çıktıktan sonra elimden çekeceğin var Selim efendi."
"Siz hele bi burdan kurtulun da!" İçeri bağırarak bir adam girdi. Ardından başkaları da girip etrafımızı sardılar.
"Vay be. Alparslan ve timi benim elimde. Hayret. Var ya çok safsınız. Bu küçük oyuna bile kandığınıza göre."
"Kes sesini!"
"Celallenme hemen ya. Getirdiniz mi kamerayı?"
"Getirdik efendim." Diyip birisi kamerayı kurup çekmeye başladı.
Arif "Çekin çekin. E tabi film artisti gibi adamlarız çekmeyip te napıcaksınız?" Diyip güldü.
Murat "Bunların olayı bu. Kendileri çirkin oldukları için türk yakışıklılarına takmış durumdalar."
Serhat "Aynen ya. Şu tipe bak. Siz ne kadar çirkin heriflerisiz be. He lolipop!"
"Gülün siz gülün. Dikkat edin de son gülen ben olmayayım.
Arif "Gülünce de ayrı çirkin olmadı mı bu?"
"Bakalım şimdi de gülebilecek misiniz? Alın şunu!" Diyip beni gösterdi. Adamlar gelip ellerimi çözdüler.
"Sen tim komutanısın. Bakalım arkadaşlarını ne kadar çok seviyorsun?" Diyip bıçak aldı ve avuç içime derin bir kesik attı. Hiç bir mimik bile oynatmadım. Onlara o hazzı tattıramazdım. Zaten ben bu acıların 10 katını görmüştüm. Bıçağı elime verdi.
"Bu bıçağı şurdaki kovaya atmanı istiyorum. Eğer birimize bir şey yaparsan bedelini çok ağır ödersin." Dedi. Kova tam da Selimin başının üstündeydi. Tek yanlışımla bıçak ona saplanırdı. Mesafe de çok büyüktü. Bir adım geriye gittim ve nişan alıp bıçağı fırlattım. Bıçak tam kovaya saplandı.
"Güzel çektiniz mi? Nasıl çıkmışım?"
Serhat "Komutanım siz her zaman, her yerde yakışıklısınız. Hiç şüpheniz olmasın."
"Hayret. Bu elle ve bu mesafeden atabildiğine göre sen bayağı güçlüsün. Şimdi işin daha zor Alparslan. Bakalım kaç dakika nefessiz kalabilirsin?" Diyince içi suyla dolu bir varil getirdiler.
Adam elini enseme getirip başımı suya sokacakken bir anda pencere kırıldı ve nasıl olduğunu anlayamadan içerdeki adamlardan bir kaçı vuruldu.
"Noluyor lan?! Siper alın! Keskin nişancıları var!" Dedi. Derken içeri sadece gözleri gözüken ve full siyah maskelenmiş birisi girdi ve ateş etmeye başlayıp teröristleri öldürdü. Yanımdaki şerefsizi ittim ve elindeki silahı alıp timin eline bağlanmış kelepçelere ateş ettim. Kelepçelerden kurtulup onlar da saldırmaya başladılar.
Niyaziyi sağ salim teslim etmemiz lazımdı. Bize yardım eden adam sanki bunu biliyormuşcasına ona ateş etmiyordu. Teröristlerin silahlarını almıştık. Artık saldıramıyorlardı. Gizemli keskin nişancı ve gizemli adamın sayesinde hem kurtulmuş hem de teröristleri yakalamıştık.
"Çök! Çök!" Dedi ve Niyazinin ellerini bağladı.
Adam kulaklıktakine "Gelebilirsin burası temiz. Ahmet ,gelin alın şunları." Dedi. Keskin nişancının adı Ahmetmiş demek. Az sonra 2 iri cüsseli, yüzleri bağlı olan asker geldi ve teröristleri kelepçelerip götürdüler.
"Teşekkür ederiz. Siz kimsiniz? Bizi nasıl buldunuz ve neden yardım ediyorsunuz?" Diye sordum merakla.
"Yavuz Korkmaz."
Her kes bir ağızdan "NE?" Diye bağırdı.
Arif "Yok canım isim benzerliğidir. Korkmaz çünkü..."
Derken içeri yine full siyah giyinmiş, elinde snayper olan, yüzü bağlı olan ve sadece gözleri gözüken biri girdi. O gözleri nerde olsa tanırım. Doğa.
"Görev başarıyla tamamlanmıştır komutanım!" Diyip asker selamı verdi.
"Aferin asker!" Diye cevap verdi Yavuz bey. Asker mi???
"Artık her şeyi öğrenmenin zamanı geldi." Diyip yüzünü açtı. Sert bakışlı, iri cüsseli, yakışıklı biri duruyordu karşımda. Doğa babasına çok benziyordu. Sadece göz renkleri farklıydı. Babasının gözleri kahveydi. O da yüzünü açınca gözlerimiz buluştu ve gülümsedi.
Selim "Yok daha neler! Doğa?"
"Selam."
Serhat "Ama bu nasıl olur? Doğa sen doktor değil misin?"
"Her şeyi anlatacağım."
"Bence de anlatsan iyi olur. Çünkü bu kadarını ben bile bilmiyordum." Dedim. Babasının sert bakışlarını üstümde hissettim. Kıskanç baba he? İşimiz var anlaşılan.
"Siz anlatmak ister misiniz komutanım?" Diyip babasına baktı."
"Söz senin buyur."
"Emredersiniz. Öncelikle sizi babamla tanıştırayım. Albay Yavuz Korkmaz. İstihbaratçıdır kendisi. Namıdeğer Kabus. Düşmanların kabusu olduğu için öyle deniyor. Ben aslında evet doktorum. Yani askeri doktor. Buraya gelmemin sebebi Andreyi ve ülkemize zarar veren bütün teröristleri yakalayıp adalete teslim etmek. Rütbem teğmen ve keskin nişancıyım. Kod adım ise Kara. Sana anlatamadığım sırrım buydu Alparslan. Umarım anlayışla karşılarsın. Yukardan cevap gelmeden kendi başıma kimliğimi açıklamaya iznim yoktu."
"Ben şu an ne diyeceğimi bilmiyorum. Bunlardan haberim yoktu."
Yavuz bey "Neyse hadi çıkalım artık burdan. Taburda konuşuruz detayları." Dedi. Doğanın yanında yürürken "Aslanım sen biraz uzak mı dursan?" Dedi ve sert bakışlarla baktı.
"Emredersiniz komutanım." Diyip uzaklaştım. Doğa hafif güldü ama belli etmedi. Babası gerçekten çok sertti. İşimiz var desene. Aldın mı başına belayı Alparslan? Adam kızıyla birlikte olduğumu öğrenirse beni canlı canlı gömer....
Bölüm sonu....
Selamlar. Yeni bölümle sizlerleyim. Umarım beğenmişsinizdir. Gelecek bölümlerde arayı biraz daha kızıştırmayı düşünüyorum. Doğanın babasıyla ilgili ne düşünüyorsunuz? Yorumlarınızı ve oylarınızı merakla bekliyorum. Yeni bölümde görüşmek üzere♥️🫀💓
En sevdiğiniz sahneler👉👉
