Oylar ve yorumlar azalmış. Okuyanlardan yorum yazmaları için rica ediyorum. İyi okumalar❤️🩹
Aylinle kavga ederken Alparslanı sevdiğimi söylemiştim ve bunu Alparslan duymuştu. İstemeden büyük bir patavatsızlık etmiştim. Böyle aşk itirafı mı olur ya? Keşke şu an ölseydim de Alparslan bunu duymamış olsaydı.
Ya sen şaka mısın? Çocukla sarmaş dolaş oluyorsun sonra da aşk itirafından mı utanıyorsun?
Gözlerimi kapatıp dudağımın içini ısırdım. Şimdi sorguya gelecekti.
Gerçekten de öyle oldu. Alparslan tam karşımda duruyordu. Aylin o gelir gelmez ikimize de bakış atıp hızlı adımlarla uzaklaştı.
"Doğa?"
"Efendim."
"Doğru mu bu? Sen gerçekten.."
"Hayır. Ayline gıcıklık olsun diye sinirle söyledim. Öyle ağzımdan çıktı. Sen duymamış say tamam mı?"
Mal! Aptal! Desene gerçekleri! Evet ben sana aşığım desene!
"Duymamış sayayım? Sen şuan dalga mı geçiyorsun? Ciddi misin yani?"
"Ciddiyim Alparslan. Aylin damarıma basmıştı, ben de o üzülsün, sinirlensin diye bir yalan uydurdum."
Burun kemerini sıkarak sinirden güldü ve "Ciddisin? Ya sen neden duygularını söylemekten bu kadar çok korkuyorsun? Neden gerçek düşüncelerini söylemiyorsun? Ne zamana kadar kaçacaksın ya anlamıyorum." Dedi.
"Kaçtığım falan yok. Sen de meraklısın kafanda kurmaya."
"Aynen ya, aynen. Sen var ya aslında çok korkak birisin. Operasyona falan gelince aslan kesiliyorsun ama daha duygularını bile söyleyemiyorsun. Ben seni memnun edemiyorum ya. Ne yapsam yaranamıyorum."
"Bana bak doğru konuş, sensin korkak!"
"Ben sana kendi fikrimi söyleyeyim. Sana çok aşığım Doğa! Hem de deliler gibi! Gece başımı yastığa koyuyorum gözümün önüne sen geliyorsun! Rüyalarımda bile sen varsın. Ama benim sevgim tek taraflıymış."
"Ben... Asıl korkak sensin be! Çok cesaretliydin önce sen söyleseydin. Nerden bile bilirdim senin böyle düşündüğünü? "
"Tabi ya. Sana kızmıyorum zaten. Kendime kızıyorum ben. En başından beri senden uzak durmalıydım ama kalbime söz geçiremedim. Yapamadım. Biz bir birimize zarar veriyoruz Doğa. En iyisi bir süre konuşup görüşmeyelim. Ben zaten sınırdışı göreve gidecektim. Bir kaç ay görmemiş olursun beni, isabet olur." Diyip gitti.
"Alparslan dur lütfen!" Ama çoktan gitmişti. Hiç değilse dinlemesi gerekiyordu. Ben nerden bilebilirim ki onun hislerini? Sinirle "Gidersen git be! Sen de dinlemeyi bilmiyorsun!" Diye bağırdım arkasından. Şimdi nolacaktı? Alparslandan nasıl uzak duracaktım? Hem de onu bu kadar çok severken. İç ses haklı. Ben tam bir aptalım. Gitti gül gibi çocuk.
Hah şunu bileydin.
Alparslanı bir kaç ay göremeyecektim. Ya ona bir şey olursa? Sarılamadım, veda bile edemedim. Kendimden nefret ediyorum. Keşke gerçekleri söyleseydim.
Her kes bana bakıyordu.
"Ne var? İşinize baksanıza!" Diyip doktor odasına gittim.
Emre Alparslan Atasoy'dan:
Sinirle hastaneden çıkıp tabura gittim. Doğaya çok kızmış ve kırılmıştım. Her şeye rağmen yine de doğruyu söylemedi. Belki de beni gerçekten sevmiyordur. Sadece arkadaşı, abisi olarak görüyordu.
1 yaş farkınız var abartma. Hem arkadaş olarak görseydi öyle bakar mıydı sana?
Tabura vardım ve timin yanına gittim.
Hepsi ayağa kalktı. Onlarla birlikte albayın odasına gittik. Muhammet albay görevle ilgili bilgileri verdikten sonra hazırlanmaya başladık.
Arif "Uzun zamandır sınırdışı operasyonlara çıkmamıştık. İlaç gibi gelecek bu."
Serhat "Abartma oğlum daha geçen ay gittik ya."
Arif "Olsun. Yine de uzun geliyor bana."
Yiğit "Alparslan senin neyin var abi?" Dedi.
"Yok bir şey."
"Komutanım ama biz sizi böyle görmeye alışık değiliz. Derdiniz neyse söyleyin çözüm buluruz belki."
"Doğayla tartıştık. Hem de bayağı ağır konuştum. Yine de pişman değilim. Görüşüp konuşmayalım dedik."
"Ne? Ama neden?"
"Uzun hikaye. Boş verin. Hadi beyler oyalanmayın! 5 dakika içinde her kes hazır olsun!" Diyip dışarı çıktım. Bu gün olanlar sürekli zihnimde yankılanıyordu. Operasyona odaklanmam lazımdı ama yapamıyorum. Doğadan uzak durmak ikimiz için de iyi bir kararmış gibi gözüküyordu. Az sonra tim bahçede toplandı ve sonunda yola çıktık. Artık sadece operasyona odaklanıyordum.
Doğa Korkmaz'dan:
Doktor odasına gidip koltukta oturdum ve dirseklerimi dizimin üstüne koyup başımı ellerim arasına aldım. Keşke Alparslana onu sevdiğimi söyleseydim. Görev için onu doğru dürüst bile uğurlayamamıştım. Ya sağ salim dönmezse? O zaman kendimi asla affetmem.
Kapı açıldı ve içeri Leyla girdi.
"Doğa sen naptın Allah aşkına ya?"
"Leyla, pişman olmam normal mi?"
"Normal tabi. Çocuk sana resmen herkesin içinde ilani aşk etti, sen niye hayır diyorsun?"
"Ama ben onun beni sevdiğini bilmiyordum ki. Hem reddeder diye korkuyordum. Allah beni kahretsin. Napıcam şimdi ben?"
"Napıcaksın, Alparslan gelince ondan özür dileyeceksin. Başka türlü olmaz çünkü."
"Ama çok ağır konuştu. Bir daha görüşmeyelim, bir birimize zarar veriyoruz dedi."
"Sinirle söylemiştir. Alparslan bu, senden vazgeçer mi? Sen beni dinle."
"Sağ salim dönsün de hele bi. Özür de dilerim, hislerimi de söylerim."
"Olması gereken de bu zaten." Doktor odasından çıkıp Doruk hocanın odasına gittik. Gelecek hafta Alp ameliyat olacaktı ve onun için hazırlık yapacaktık.
Kapıyı çalıp içeri girdik. Neslihan da bizimleydi.
"Gelin arkadaşlar. Evet, gelecek hafta Alpi ameliyat edeceğiz. Ameliyat sırasında Neslihan sen beni asiste edeceksin. Sonrasında sizlerle birlikte tmörü aradan kaldırıp hızlıca dikiş işlemlerini yapacağız. Unutmayın, Alpin sağlığı bizim elimizde. Elimizden gelenin en iyisini yapıp onu kurtaracağız. Bildiğiniz gibi ameliyat olmaktan korkuyor. O yüzden boş zamanlarda yanına gidip morelini yükseltebilirsiniz. Neslihan sen onun yanında durabilir misin? Sonuçta ameliyat için konuğumuz olacaksın. Geri kalan zamanlarda Alple vakit geçirip morelini yükseltebilir misin?"
"Tabi hocam. Seve seve."
"Çok güzel. Acilde trafik kazası vakası gelmiş. Siz oraya, Neslihan Alp sende, ben de Hakan hocanın yanında olacağım."
"Anlaşıldı hocam." Diyip dışarı çıktık.
İlahi bakış açısı (Neslihan ve Alp):
Neslihan Doruk hocanın odasından sonra Alpin yanına gitti. İçeri girdiğinde Alp kitap okuyordu.
"Selam. Gelebilir miyim?"
Alp "Selam. Gel tabi." Diyince Neslihan yatağın yanındaki sandalyeye oturdu.
"Nasıl hissediyorsun?"
"İyiyim. Sen?"
"Sağ ol ben de iyi. Geçen gün beni tanımadığını söylemiştin. Tanışalım o zaman. İçinde şüphe kalmamış olur."
"Tamam. Tanışalım. Alp Kılıç ben. 26 yaşındayım. Gördüğün gibi kumral ve yeşil gözlüyüm. Uzun boyluyum, yakışıklıyım da tabi bu bir gerçek. Sen?"
"Allah Allah. Kendimizi beğeniyor muyuz acaba?"
"Her halde. İnsan önce kendini sevmeli ki başkalarını da sevebilsin."
"İyi madem. Neslihan Güngör ben de. 25 yaşındayım. Gördüğün gibi kıvırcık ve kumralım. Kısa değilim ama uzun da değilim. Sen ne kadar yakışıklıysan ben de o kadar güzelim."
"Vay. İltifat ediyorsun."
Neslihan "Nasıl anlarsan. Kendimi de övmüş olabilirim." Diyince ikisi de güldü.
"Arkadaş çevren çok güzelmiş. Yani hepsi çok iyi insanlar."
"Öyledirler. Doğa yeni geldi ama en yakın arkadaşım o. Kardeşim gibi. Hatta ekiptekiler bizi benzetiyorlar. O da benim gibi uzun boylu, yeşil gözlü, kumral, sadece 3 ay farkımız var."
"Ne güzel. Ama sanki ondan hoşlanıyorsun gibime geldi. Çünkü ben insanların bakışlarından her şeyi anlarım."
"İyi anlamışsın ama tam tutturamamışsın. Eskiden hoşlanıyordum. İlk geldiği zamanlarda. Ama o beni arkadaşı olarak görüyordu. Sonra ben de arkadaş gibi , hatta kardeşim gibi gördüm. Yani anlayacağın kimseden hoşlanmıyorum."
"O işler belli olmaz Alp bey. Bi bakmışsın tutulmuşsun birine."
"Olabilir."
•••
Doğa Korkmaz'dan (1hafta sonra):
Artık ameliyat günü gelmişti. Alparslan gideli 1 hafta olmuştu ve hala ses yoktu. Normalde arardı, iyiyim derdi. Onu çok özlüyordum. Daha 1 hafta geçmişti ama yine de sesini duymayı isterdim.
Alpi ameliyat için hazırlamıştık. Biz de hazırlanıp ameliyathaneye gittik. Bizi görür görmez başını çevirdi.
"Nerde kaldınız ya? Hadi yapın şunu da bitsin artık bu çile."
Doruk hoca "Sabırlı ol aslanım. Anestezi uygulayalım mı yoksa uyanık mı olmak istersin?"
"Hocam afedersiniz ama bu da soru mu? Tabiki de anestezi. Benim beynimin içini açacaksınız ve benim bundan haberim mi olacak? Asla."
"Tamam lan senin de çenen düştü." Diyip koluna iyne yaptı.
"Merak etme tamam mı? Burdan sağ salim çıkacaksın." Anestezi uyguladıktan bir kaç saniye sonra Alpin bilinci kapandı.
"Bistüri"
•••
"Vital burgular?"
"Kan basıncı 90, nabız 120."
"Güzel. Tmörü görüyor musunuz? Ömer şimdi onu dikkatlice al." Ömer tmörü aldıktan sonra sesler gelmeye başladı.
"Kan basıncı hızla düşüyor!"
"Hemen 500ML CC izotoni Doğa!"
"İşe yaramıyor. Hastayı kaybediyoruz!"
"Hayır! Yok öyle bir şey! Hemen damar yolu açılsın! Klamp…"
•••
Ameliyat zor da olsa başarılı geçmişti. Sonunda Alpi kurtarmıştık. Ona bir şey olacak diye çok korkmuştum ama Neslihan son anda müdale edip onu kurtardı. Şuanda yoğum bakımında. Bir kaç saate uyanacaktır.
Yoğun bakımının penceresinden Alpi izliyorduk. Yaklaşık 3 saat geçmişti ameliyattan ama hala uyanmıyordu.
Birden önce parmakları sonra da göz kapakları hareket etmeye başladı. Sonunda gözlerini tamamen açtı.
"Uyandı! Doruk hocam!" Doruk hoca hemen gelip Alpin yanına gitti ve kontrollerini yaptı.
Çıktıktan sonra "Değerleri gayet normal. Birazdan normal odaya alırız. Hepimize geçmiş olsun." Diyip gülümsedi.
Az sonra normal odaya alındı. Görmek için teker teker girmemiz lazımdı. İlk ben girdim ve yatağın yanındaki sandalyeye oturup elini tuttum.
"Nasıl hissediyorsun yeşil göz?"
"Bir az ağrım var ama çok iyiyim, zümrüt göz." Diyip güldü.
"Bak gördün mü? Sana seni kurtaracağız dedik mi dedik mi?"
"Dediniz. Yaptınız da. Hepinizi çok seviyorum ya. Benim ailem sizlersiniz. Doruk hoca abim, Ömer ve Leyla kardeşim, sen de ikizimsin." Diyip güldü.
"Bak sen. İkiz he? Yakışır, sevdim bunu. Aferin."
"İkiz ya. 3 ay farkımız ve soyadlarımız farklı olmasa gören ikiz sanar. Benziyoruz mu benziyoruz."
"Haklısın. Neyse sana doyum olmaz. Ben gideyim, sen de bir güzel dinlen tamam mı?"
"Emredersiniz hocam!" Diyince ona karşılık gülüp odadan çıktım.
•••
Hastanedeki işlerim bittikten sonra arabama binip eve gittim. Üstümü değişip yemek yedikten sonra telefonu elime aldım ve Alparslana yazdım.
Üsteğmenim.
Siz: Selam. Nasılsın? İyisindir umarım.
Siz: Mesajlarımı okuduğunda cevap verir misin?
Siz: Hiç değilse sadece iyiyim yaz. O bana yeter.
Siz: Seni kırdığımın farkındayım. Özür dilerim. Ama sen de çok ağır konuştun.
Siz: Çok özledim seni be üsteğmenim. Sağ salim dön olur mu? Sana söyleyeceklerim var.
Siz: İyi geceler. Seni çok seviyorum.
(Bu mesaj silindi.)
Mesajlar gönderilemedi...
İlahi bakış açısı (2 ay sonra):
Alparslan ve timi görevden sağ salim dönmüşlerdi. Görev başarılı geçmişti. Taburdan çıkarken Yiğit "Doğaya haber verdin mi?" Diye sordu.
"Hayır. Söylemeyeceğim. Ondan uzak durmam ikimiz için de en doğrusu."
"En azından bir arasaydın. İyiyim deseydin. Tamam sen de haklısın ama yine de bir arasan iyi olur."
"Bu konu onunla benim aramda! Beni sevmeyen, gönül eğlendiren biriyle niye muhattap olayım? Karışmayın siz!" Diyip arabasına bindi ve ordan uzaklaştı.
Yiğit o gittikten sonra "Adama bak ya. Nuh diyo peygamber demiyor. Bunlar ikisi de ters zaten iyi bulmuşlar bir birlerini. Sen aramazsan ben ararım." Diye söylendi ve telefonunu çıkarıp Doğayı aradı.
Az sonra Doğa telefonu açtı.
"Yiğit?"
"Selam Doğa nasılsın?"
"İyiyim, siz nasılsınız? Döndünüz mü? İyi misiniz?"
"Döndük evet. İyiyiz hepimiz çok sağ ol."
"Alparslan haber vermedi. Vermeyecek te. Haklı tabi."
"Ben de seni bu yüzden aramıştım. Alparslan senden uzak durmaya kararlı. Şimdi eve gidiyor. Gitmek istersin diye dedim."
"Kızmakta haklı. Ama benim de kızmaya hakkım var. Ağır konuştu. Çok sağ ol Yiğit."
"Ne demek. Ne zaman istersen." Diyip kapattı. Doğa hemen hastaneden çıktı ve arabasına binip Alparslanın evine gitti.
Evinin önüne vardığında kapıyı çalmakla çalmamak arasında kaldı. Sonunda tüm cesaretini toplayıp kapıyı çaldı.
Doğa Korkmaz'dan:
Hastanedeyken Yiğit arayıp döndüklerini haber vermişti. Alparslan bana kırgın olduğu için mesajlarıma bile cevap vermiyordu. Ondan özür dilemem lazımdı. En önemlisi de duygularımı söyleyecektim.
Evinin önüne geldim ve sonunda tüm cesaretimi toplayıp kapıyı çaldım.
Bir kaç dakika sonra açtı ve hayretle baktı.
"Doğa? Ne işin var burda?"
"Haber vermeye niyetin yok anlaşılan. Sen bana gelmeyince ben sana geldim. Bir az konuşabilir miyiz? Lütfen."
"Buyur geç." Dedi. İçeri geçip tam karşısında durdum ve gözlerinin içine baktım.
"Nasılsın? Yaran yoktur umarım."
"İyiyim."
"Bana kızgın olduğunu biliyorum. Ama benim de haklı olduğum yanlar var. Çok ağır konuştun. Korkak falan."
"Haksız mıyım? Sürekli gerçeklerden kaçıyorsun. Biz yaklaşık 1 yıldır tanışıyoruz Doğa."
"Biliyorum. Ama beni de anla. Yeniden eskisi gibi olalım."
"Doğa niye işleri zorlaştırıyorsun? Biz bir birimize zarar veriyoruz. Ayrı kalmamız en doğrusu. "
Göz yaşlarıma engel olamadım. "Değil! Değil çünkü ben seni çok seviyorum! Hem de her şeyden çok! Sana bunu söyleyemedim çünkü korktum! Anlıyor musun korktum! Beni reddedersin diye. Ben sana güvendim Alparslan. Hem de o kadar çok güvendim ki hayatımın en büyük sırrını açıkladım sana. Gerçi onu da tam anlatmadım. Neyse. Sen gidince benim bu bir kaç ayda neler hissettiğimi biliyor musun?! Günlerce sana bir şey olur, bir daha seni göremem korkusuyla yaşadım! Her gün sana doğru düzgün veda edemedim, sarılamadım, kırdım diye kendime kızıyordum! Sen bir kere bile bana iyiyim demedin. Bir kere ya. Sen bana öyle sırt çevirince ben yaşamadım ki. Çünkü benim kalbim sen diye atıyor Alparslan! Sen de o kalbin içindeki aşka olan inancımı yok ettin!"
"Ben farklı mıyım sanıyorsun? Görevdeyken aklımdan 1 saniye bile çıkmadın. Rüyalarımda, kalbimde sadece sen varsın Doğa! Sana bakarken, sarılırken, konuşurken, yanındayken ben kendimi tanıyamıyorum. Senden uzak duracağım dedim ama yapamıyorum. Senden 1 saniye bile ayrılmak istemiyorum. Ben hayatımda hiç kimseden etkilenmezken bir tek sana aşık oldum! Sana o kadar aşığım ki söylediklerin çok dokundu. Hani derler ya insanı en çok en sevdiği incitermiş diye, doğruymuş. Benim sadece sana attığım bakışlarımdan bile mi anlamadın?"
"Anladım. Ama emin olmak istedim. Biliyorum seni çok kırdım. Özür dilerim. Sadece şunu bilmeni istiyorum. Ben seni her şeye rağmen çok ama çok seviyorum Alparslan." Diyince beni kendine çekti ve sarıldı. Kollarımı bedenine dolayıp başımı göğsüne yasladım.
Saçlarımı okşayıp "Ben de seni çok seviyorum. Hem de hiç tahmin bile edemeyeceğin kadar çok. Seni üzdüğüm için çok özür dilerim." Dedi.
Ayrıldıktan sonra göz yaşlarımı silip ellerimi tuttu ve "Ben seni çok seviyorum Doğa. Ve sensiz geçen günüm olsun istemiyorum. Bana bir şans verir misin? Sevgilim olur musun?" Dedi.
Gözlerinin içine baktım ve yutkundum.
"Uzatmanın bir manası yok. Hayat trip atmak için çok kısa. Sevgilim..." Diyince tekrar sarıldı ve saçlarımdan öptü.
"Sana söz veriyorum, seni asla bırakmayacağım sevgilim." Dedi ve alnını alnıma dayadı.
Elimi ensesine götürüp "Yorgun musun?" Dedim.
"Hem de nasıl."
"Kendimi affettirmek için seni uyutmamı ister misin?"
"Buna asla hayır demem." Diyip elimi tuttu ve yatak odasına götürdü. Yatağa uzanıp kollarımı açtım. Yanıma uzanınca kollarını bana sardı ve boynumdan öptü.
Burnumu saçlarına getirip derin bir nefes aldım ve okşamaya başladım. Uzun zamandır ona bu kadar içten sarılmamıştım. Onu gerçekten çok özlemiştim.
"Doğa."
"Hm?"
"Bu gün yanımda kalsana."
"İyi ama..."
"Lütfen."
"Tamam. Hadi sen uyumaya çalış. Çok yorgunsun."
"Zaten kokunuzla insanın uykusunu getiriyorsunuz. Uyumamak elde değil."
"Hm öyle mi?"
"Öyle tabi güzelim ne sandın? Çok özlemişim sana sarılmayı."
"Ben de. Kalp atışlarının ritmini, saçlarını okşamayı, kokunu. Her şeyini özlemişim Alparslan."
"Bir şey sorucam ama kızma."
"Sor."
"Az önce en büyük sırrını anlattığını söyledin. Ardından da tam anlatmadım dedin ve hemen geçiştirdin."
"Alparslan üzgünüm ama bunu anlatamam. Çünkü iznim yok. Üzgünüm."
"Kimsin sen Doğa Korkmaz? Benden neler gizliyorsun?"
"Alparslan lütfen ama. Bana istediğini sor ama bunu sorma. Sen de bana işinle ilgili bilgi vermiyorsun. Bunu da öyle san lütfen."
"Tamam canım. Nasıl istersen." Dedi ve gözlerini kapattı. Yavaş yavaş mayışıyordu sanki. Benim de gözlerim kapanıyordu. Alparslan bana huzur vermişti. Ona sarılmak çok iyi gelmişti. Yatağın üstündeki pikeyi üstümüze örttüm ve saçlarının arasına öpücük kondurup gözlerimi kapattım...
Bölüm sonu...
Selamlar. Sonunda beklenen bölüm geldi. Alparslan ve Doğa aşkına start veriyoruz. Nasıl buldunuz bu bölümü?
Yorumlarınızı ve oylarınızı bekliyorum. Gelecek bölüm için 70+ satır arası yorumu hedefliyorum. Geçen bölümün oyları ve yorumları çok az. Umarım bu bölüm daha çok olur. Yeni bölümde görüşmek üzere🫀❤️🩹
En sevdiğiniz sahneler👉👉
Doğa ve Alparslan sizce nasıl ilerleyecek👉👉
Bu arada Alpin ameliyat sahnesinde yanlışlar olabilir çünkü ben doktor değilim. Kusura bakmayın.