Aktifliğime nazar demesin ya.
Bence iyi gidiyorum.
Neyse buyurun bölüme geçelim.
---
Elimdeki gelinciklerle ve notla bakışıyordum. Tüylerim diken dikendi. Bu da neydi şimdi? 14 yıl önce ölen annemi ve annemle birlikte gömdüğüm ismimimi kim biliyordu. Annemin ardından defalarca taşınmıştık. Hangi psikopat beni bu kadar uzun süre takip ederdi ki? Her şeyi geçtim. Neden Kırca ya da Ecrin değil? Neden Lalin değil de Lâl?
Duşa girip rahatlamalıydım. Kıyafetlerimi hazırlayarak duşa girdim. Köpüklerin tamamından düşüncelerimin ise birazından arındıktan sonra duştan çıktım. Kıyafetlerimi giydim ve saçıma bir havlu sardım.
Para kasama doğru yürüdüm ve şifresini girdim. 2010. Annemin öldüğü tarih. Aslında bu şifreyi Ecrin de Kırca da biliyordu. Ama paraya ihtiyacımız olunca birbirimize vermekten çekinmiyorduk zaten. Ama bilmedikleri bir şey vardı bu kasada para değil saklamak istediğim abur cuburlarım vardı. Tamam biraz para da vardı ama daha çok abur cubur vardı.
Kasadan bir cips ve çilekli süt aldıktan sonra çalışma masama fırlattım. Mutfaktan cipsi koymak için bir kap ve çilekli sütü doldurmak için bir bardak aldım. Antrasit ve beyaz renklerle dekore edilmiş odama girdim. En sevdiğim renk kırmızı ama odama pek yakışmayacağını düşündüğüm için koyu gri ve beyaz rengi seçtim.
Antrasit dolabım beyaz halım antrasit komidinlerim. Odamı seviyordum ama anılarım yoktu bu odada. Masama geçtim ve yarınki planımı yaptım. Yarın 2 tane duruşma izleyecek ve 1 duruşmaya gidecektim hem de dava savcısı olarak.
Normalde yarın davaya çıkmam imkansız gibiydi. Çünkü bu eski bir dava ve bir sürü ifade delil olay var. Hepsini okumam ve hakime sunmam uzun zaman alırdı. Fakat başsavcı başarım ve azmim birazcık da ısrarım sayesinde kabul etti ama birkaç şartı vardı. Ama o sırada Ecrin'e fırça atıyordum. O yüzden pek de umurumda değildi söyledikleri.
Bu hayatta yapmayı sevdiğim şeyler ata binmek ok atmak ve Ecrin'e fırça atmaktı. Sanırım biraz kötü bir ablaydım. Elimdeki cipsi ağzıma atarken kapı çaldı hızlı adımlarla ve korkuyla kapıyı açtığımda ani bir refleksle direkt yere baktım.
Fakat Ecrin'in topuklu ayakkabılarını görünce hemen kafamı kaldırdım. Ecrin sırıtarak elinde bir koli çilekli sütle bana bakıyordu. Mutlulukla koliyi aldım. Odama girdim ve kapıyı kilitledim. Elimdeki koliden bir paket çilekli süt aldıktan sonra koliyi kasaya koydum. Sütümün pipetini yerleştirdikten sonra mutlulukla kardeşimin yanına gittim. Oturma odasına gitmiş koltuğa oturmuştu. Pembe rujuma rağmen Ecrin'i adeta hüptürdüm.
Yanına oturdum. Ecrin yüzüme tiksinerek baktı. Temastan nefret ederdi. Ben ve abim ise tam bir temas bağımlısıydık. Bu yüzden temastan kaçması biraz zordu. "Teşekkür ederim dünyanın en tatlı kardeşi," dediğimde gülümseyerek yüzüme baktı. "Ama yine de odanı toplayacaksın," dediğimde ise yüzü düştü.
Ayağa kalktı ve odasına geçti. Tam onu gıcık etmek için peşinden gidecekken kapı çaldı. İrkildim. Bu gelincik olayını derhal araştırmalıydım. Her kapı çaldığında irkilemezdim. Ya da kapıyı her açtığımda yere bakamazdım.
Yerimden kalktım biten çilekli süt paketini sehpaya bıraktım ve sakin adımlarla kapıya yöneldim. Kapıyı açtığımda yere bakmamak için kendimi biraz zorladıktan sonra abimi gördüm. "Sana çok güzel bir şey aldım," dedi gülümseyerek.
Gözlerimi devirdim. "Sana da 'merhaba' abiciğim," dedim imayla. Ardından tavır yapmayı bile beceremeyerek "Ne aldın?" diye sordum merak ve heyecanla. Bu sırada o üstündeki siyah ceketi çıkararak içeriye girmeye çalışıyordu. Ama izin veremezdim.
Önce ne aldığını söylemeliydi. İnadımı bildiği için telefonundan bir şeyler açtı. Ekranı bana çevirdiginde mutluluktan ağlayacaktım. Benim gibi sarışın bir at. Çifliğimin ikinci atı olacaktı. Bütün hayvanları severdim. Ama abim ve atların yeri kalbimde hep ayrıydı. Hemen abime doğru atıldım. Çok ani bir şekilde sarıldığım için devrildik. Abim altımda olduğu için bana bir şey olmadı ama abim için aynısını söyleyemeyeceğim.
Sırtını incitmiş olabilirdi ama ben onu sarmayı bırakmıyordum. En son beni itti ve ben de onun yanına sırt üstü düştüm. O sırada Ecrin bize yan gözle bakıp mutfağa geçti. Abimin yüzüne birden fazla sulu öpücük kondururken o ellerini başının altından birleştirmiş sevgi seansımın birmesini keyifle bekliyordu.
Yaklasık 10 dakika sonra yorulmuş elbisemi düzelterek ayağa kalkmıştım ki abimin uyuyakaldığını gördüm. Çok yorulmuştu Kırca'm. İnu dürterek uyandırdım ve yatağına gönderdim. Ve Ecrin'in yanına gittim. Atıştırmalık bir şeyler hazırlıyordu. Ona 'afiyet olsun' dedikten ve yemeğini biraz tırtıkladıktan sonra odama doğru yürümeye başladım. O sırada Ecrin'in odasına gözüm takıldı. Odasını toplamıştı.
Gülümseyerek odama girdim ve Ecrin'in en sevdiği cipsi onun odasına bıraktım. Odadan çıkarken gözüme bir çiçek buketi çarptı. Kardelen buketiydi. Ecrin'in en sevdigi çiçek. Üstündeki notu görene kadar sevgilisinden diye düşündüm ama o not.
Notu elime aldım üzerinde 'ailene sahip çık kardelenim' yazıyordu. Bu da annemin Ecrin'e söyledigi lakaptı. Neler oluyordu.
---
Uzun mu sürdü ne?
Bu arada uzun bölüm yazamadığımı fark ettim.
Her neyse.
Nasıldı bu bölüm?
Oy vermeyi unutmayın lütfen destek
lerinizi benden esirgemeyin.
Kendinize cici bakın.